Özet (TL;DR) @ 2019-04-02T07:04:01.000Z: Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, AK Parti kanadı tarafından ileri sürülen 'tutanakta usulsüzlük' iddiasına dair değerlendirmelerde bulundu. AK Parti müşahitleri ve gönüllülerinin sayıca daha fazla olduğunu…
Turkiye
07:04 02.04.2019URL'yi kısaltın
Sozcu yazarı Deniz Zeyrek, AK Parti kanadı tarafından ileri surulen 'tutanakta usulsuzluk' iddiasına dair değerlendirmelerde bulundu. AK Parti muşahitleri ve gonullulerinin sayıca daha fazla olduğunu belirten Zeyrek, "Bir oyun AK Parti muşahitlerine rağmen muhalefet muşahitlerinin isteği ile geçersiz sayılması imkansızdı" dedi.
Deniz Zeyrek, Sozcu'de "Üçun beşin hesabı İstanbul'u geri getirir mi?" başlığıyla yayımlanan yazısında seçim sonuçlarını ve AK Parti kanadından yukselen 'tutanakta usulsuzluk' seslerini değerlendirdi.
"Gunlerden 1 Nisan'dı ama ekranda izlediğimiz şaka değildi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, oy sayım işleminin nasıl yapıldığına dair detayları paylaşarak, AK Parti'nin AK Parti 17 bin 100 oyunun başka partilere yazıldığını anlatmaya çalışıyordu. Son 17 yılda, yapılan seçimlerin tamamına yakınında başarısız olan CHP'lilerin bu tur açıklamalarına alışıktık ama bir AK Parti'linin bir AK Parti yenilgiyi bu şekilde açıklamaya çalışmasına ilk kez tanık oluyorduk" ifadesini kullanan Zeyrek, şoyle devam etti:
(C) Fotoğraf : İHA
"AK Parti, geçmiş seçimlerde aldığı buyuk oylarla muhalefet partilerinin AK Parti seçmenlerine buyuk hayal kırıklıkları yaşatır, muhalefetten gelen benzer butun eleştiri ve itirazlara kulak tıkardı. Yavuz'un bu açıklamalarıyla vucut bulan AK Parti'nin AK Parti 'hak arama çabası' dahi, Millet İttifakı'nın İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu'nun her şekilde kazandığını gosteriyordu. Neden mi? İstanbul olçeğinde duşunun bir kere:
-- İstanbul'da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ve Binali Yıldırım'ın fotoğrafı olmayan sokak yoktu neredeyse. Yıldırım ile bakanlar bir taraftan çalışırken, devletin butun olanaklarını seferber eden Erdoğan başka bir taraftan sokaktaydı. Erdoğan, bazen bir gunde 5-6 ilçe dolaşıyordu o ilçelerde duzenlediği mitingler onlarca televizyonda canlı gosteriliyor, onlarca gazetede manşetten veriliyordu. Yıldırım ile İmamoğlu'nun kampanya olanakları arasında uçurum vardı.
-- Seçim gunu her sandık kurulu başkanı ve başkan yardımcısı mevzuat gereği kamu gorevlisiydi. AK Parti'nin her sandıktaki muşahitleri ve AK Parti gonulluleri diğer partilerden hem fazla hem daha organizeydi.
-- Butun geçmiş seçimlerde olduğu gibi bir sandık açıldığında, çıkan oyların geçersiz olup olmadığına sandık başkanı olan kamu gorevlileri ve AK Parti muşahitleriyle diğer partilerin muşahitleri birlikte karar veriyor, AK Parti tutanak altına alıyordu. Bir oyun sandık başkanına ya da AK Parti AK Parti muşahitlerine rağmen muhalefet muşahitlerinin isteği ile geçersiz sayılması imkansızdı.
-- Sandıkların, sandık kurulunda sayılıp tutanak altına alınan ve oy birleştirme merkezlerine taşınan oyların guvenliğini valiler, kaymakamlar ve polis/jandarma sağlıyordu. Muhalefetin yolda o oy torbalarını değiştirme şansı yoktu.
-- Kamu gorevlisi olan sandık başkanlarının guvenlikçiler eşliğinde ilçe seçim kurullarına getirip teslim ettiği oylar, bilgisayara yine kamu gorevlileri tarafından giriliyordu.
- Oyların girildiği bilgisayar sistemi de YSK tarafından devletin ilgili kurumlarının gozetiminde kurulmuştu. Yazılımın algoritmasının muhalefetin lehine sonuçlar doğuracak şekilde oluşturulması ihtimal dahilinde değildi.
-- Oy sayımı ile ilgili tek veri kaynağımız Anadolu Ajansı'ydı ve 31 Mart gecesi 23:12'den, YSK Başkanı Sadi Guven 1 Nisan gunu 11:00'de gerçek verileri açıklayana dek veri girişini durduran AA, aşırı tepkilere rağmen tatmin edici bir açıklama dahi yapmamıştı.
-- Buna karşın Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart gecesi 23:30'dan itibaren ellerindeki ıslak imzalı sandık tutanaklarını birleştirdiklerinde yaklaşık 25 bin oyla seçimi kazandıklarını açıklıyordu ve YSK'nın 1 Nisan'da açıkladığı sandık sonuçları İmamoğlu'nu doğruluyordu.
Butun bu detaylara rağmen, sayım ve birleştirme sırasında AK Parti'nin AK Parti oylarını geçersiz kılmaya ya da başka partilerin hesabına yazmaya hangi kamu gorevlisi cesaret eder doğrusu merak ediyorum.
' BİR OY FARKLA BİLE OLSA'
Bir tarafta 12 yıl Ulaştırma Bakanlığı, Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı yapmış onemli bir siyasetçi, Binali Yıldırım, diğer tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Rastgele kişilerle bu iş yurumez' diye hafife aldığı, AK Parti'li yorumcuların AK Parti 'no name -- isimsiz' dediği, adaylığı ilan edildiğinde İstanbul'daki tanınırlığı yuzde 16 olan bir isim, Ekrem İmamoğlu, yarıştı.
Yarışın sonunda tablo ortada: AK Parti en az AK Parti 4 puan fark beklerken İmamoğlu, Yıldırım'ı 25 bin oyla geçmiş. Bu saatten sonra, Yuksek Seçim Kurulu (YSK) uçun beşin hesabını yaparak 'geçersiz oy', 'kaydırma' gibi gerekçelerle mazbatayı Yıldırım'a verebilir mi?YSK verse bile, yıllardır duruşu ve icraatlarıyla muhalefetin de saygın bir siyasetçi olarak gorduğu Yıldırım, sandıkta elde edemediği sonucu, YSK sayesinde almayı kabul eder mi? Yıldırım kabul etse bile bu durum İstanbul seçmeni başta olmak uzere milletin içine siner mi? Emin değilim.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin dediği gibi '1 oy farkla dahi olsa' tecelli eden millet iradesine saygı gostermek gerekmez mi? İstanbul da Turkiye de bunu hak ediyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.