Özet (TL;DR) @ 2019-04-02T07:18:04.000Z: Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk, yerel seçimin sonuçlarına dair değerlendirmelerde bulundu. "Bizim derdimiz, bizim davamız AK Parti’den büyüktü" diyen Öztürk, "Sonra birbiriyle çekişen insanların…
Yeni Şafak yazarı Kemal Özturk, yerel seçimin sonuçlarına dair değerlendirmelerde bulundu. "Bizim derdimiz, bizim davamız AK Parti'den buyuktu" diyen Özturk, "Sonra birbiriyle çekişen insanların bulaştırdığı hastalığa kapıldık. Sonra içimize korku duştu, şimdi de gucumuz elimizden gidiyor" ifadesini kullandı.
Eski Anadolu Ajansı (AA) Genel Muduru Kemal Özturk, Yeni Şafak'ta "Ne demek lazım gelir bilmiyorum" başlığıyla yayımlanan yazısında "Yazacak o kadar çok şey olmasına rağmen, yazmakta zorlandığım ilk yazım olacak sanırım. Neyi, nasıl soyleyelim, ne demek lazım gelir, bir turlu karar veremedim. Kelimeler havada uçuşuyor, cumleler duzensiz nizamda" ifadesini kullandı.
Özturk şoyle devam etti:
(C) Fotoğraf : İHA
"Ne soylemek istediğimi biliyorum. Yapılacak çok analiz var. Sandıktan çıkan çok mesaj var biliyorum. Belki de siz okuyucularım boyle bir analiz bekliyorsunuz.
Ancak kafamdaki duşunceleri kelimelere giydirmek, cumlelerde nizama sokmakta zorlanıyorum. Zira son derece duygusalım.
Zihnimin tum kargaşası içinde, iki şey mıh gibi çakılı duruyor. Sanırım son 20 gunde seçim sahasını dolaştığım her yerde, bu iki konu hep dilimden dokulduğunden olsa gerek.
Erzurum'da karlı Palandoken'in eteklerinde, bir grup dertli adamla otururken en son dillendirmiştim bu iki şeyi.
Bize ne oldu? Partimize ne oldu? Seçmene ne oldu?… Sorular havada uçuşurken, benden siyasi bir analiz bekleyen bu arkadaşlara ilk soylediğim şey, 'Enfal Suresi 46. ayet tecelli oluyor, onu yaşıyoruz' demek oldu. Şaşırdılar. Dinleyince hak verdiler.
İşte şu anda kafamda mıh gibi çakılı duran ve beni etkisine alan şey bu.
Sanırım son yıllarda en çok etkilendiğim ve her fırsatta çevremdekilere anlattığım ayet budur:
'Birbirinizle çekişmeyin, sonra içinize korku duşer, gucunuz elinizden gider.'
Ankara'da, henuz AK Parti içinde buyuk tartışmaların olmadığı zamanlarda, partinin uç onemli ismi, Erdoğan, Gul, Arınç'ın etrafındaki danışmanların ya da kadroların birbiriyle uğraştığı zamanlarda başlamıştım bu ayeti soylemeye.
'Siyasetin ve burokrasinin doğasında bu çekişme vardır' derlerdi bana. Bense hep buna itiraz ederdim.
Onları ikna edeceğimize, onlar hepimize bu hastalığı bulaştırdı. Partinin buyukleri de bu hastalığı iyileştireceklerine, gormezden geldi. Sonunda muhteris insanların başlattığı bir hastalık, once gizliden tum bunyeye yayıldı, sonra da ilk krizde ortaya çıktı.
Gezi olaylarıyla başlayan krizden beri, AK Parti içinde birbiriyle uğraşan, bu
çekişmeden kişisel çıkar elde etmeye çalışan ve bu karmaşayı daha çok tahrik
edenlerin yuzunden, Enfal 46. ayetin tecelli edeceğini duşundum hep.
Son yıllarda Ankara'ya geldiğimde ayetin ilk kısmının gerçekleştiğini gordum.
'İçinize korku duşer…' Konuşmaya, bir soz soylemeye, gorduğu yanlışa yanlış
demeye, eleştirmeye korkan arkadaşlarımı gordum. Kimse kimseye guvenmiyordu,
kimse riskli hiçbir şey yapmıyordu.
İşte o gunde, şimdi kafamda mıh gibi çakılı olan ikinci kelime belirdi zihnimde: Üzgunum.
'Üzgunum ama Enfel Suresi 46. ayetin tecellisini yaşıyoruz…' Bu cumleyi kaç defa kurdum, kaç defa soyledim, kaç defa yazdım hatırlamıyorum. Dun seçim sonuçları uzerine bu ayeti yeniden yazdım Twitter hesabımdan. Birisi, iki yıl once aynı şekilde yazdığım tivitin kopyasını gonderdi. Biraz uğraşsa 5 yıl once yazdığımı da bulabilirdi belki.
Duygusallık benimkisi… Analizlerine onem verdiğim bir profesor dostum aradı yazı esnasında. 'Sosyal medyada paylaşımlarından uzgun olduğunu goruyorum. Oysa bu sonuçlar ulkemiz için daha iyi şeyler yapmamıza fırsat verecek inşallah' dedi.
'Bizim AK Parti ve Erdoğan'la ilişkimiz başka turluydu. Biz bu işe siyaseten bakmadık hiç. Duygusallığımız bundan olsa gerek' dedim.
Öyleyiz. Benim gibi, AK Parti'nin ilk on yılında yuzlerce insan bu partiye ve liderine politik açından hiç bakmadı. Biz yuz yıldır beklediğimiz buyuk hayalleri gerçekleştirecek bir fırsatı verdi Allah bize diye sarıldık bu işe.
Ülke kazanacak, millet kazanacak ve sonunda ummet kazanacak… İnsanlığa anlatacak bir derdimiz ve sozumuz vardı yani. Boyle baktık bu işe. Allah bize bir fırsat verdi de biz bunu nasıl değerlendirdik?…
Şimdi uzgunuz…
Turlu iftiralara, ahlaksızlıklara, karalamalara, adaletsizliklere maruz kaldığımız için değil uzuntumuz inanın. O buyuk hayale inanmış Mısır'dan Filistin'e, Malezya'dan Bosna'ya kadar milyonlarca insana artık soyleyecek bir sozumuz kalmadığı için uzgunuz.
Bizim derdimiz, bizim davamız AK Parti'den buyuktu. Ve biz Erdoğan'ı tum İslam dunyasının acı çeken insanlarına dermen olacak diye sevdik, peşinden gittik. Az kalmıştı, derman olacaktı ve başaracaktık.
İşte sonra birbiriyle çekişen insanların bulaştırdığı hastalığa kapıldık. Sonra içimize korku duştu, şimdi de gucumuz elimizden gidiyor. Kendimize gelmezsek, kifayetsiz muhterisleri durdurmazsak daha da kotuye gidecek. Üzulerek goruyorum ki, hala sandıktan ders çıkarmayanlar var.
Velhasıl bugun duygusalız. Bizimkisi gerçek bir aşk hikayesiydi ve henuz şarkı olarak dillere duşmemişti. Gozumuzun onunde erimesinden dolayı olsa gerek, duygusalız.
Kusura bakmayın. Yarın soğuk kanlı analizlere devam ederiz."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.