Özet (TL;DR) @ 2019-04-01 08:22:10.933241: Saadet Işıl Aksoy uzun zamandır Türkiye-Amerika hattında mekik dokuyor. Yakın zamanda üç yeni filmiyle beyazperdeye dönecek: ‘Saf’, ‘Görülmüştür’ ve ‘Iguana Tokyo’... Aksoy’la buluştuk, evliliğini,…
S urekli Los Angeles-İstanbul arasında gidip gelmek ne hissettiriyor?
- Boyle bir hayatın hem zorlukları hem de çok guzel yanları var. Kulturel olarak birbirinden tamamen farklı, iki ayrı gezegende yaşıyor gibiyim.
* Orada nas ıl bir hayatınız var?
- Los Angeles'ta çok tecrubeli oyuncular bile duzenli olarak oyuncu koçlarıyla çalışıyor. Benim de duzenli çalıştığım, sınırlarımı zorlayan, bir oyuncu koçum var; Sharon Chatten. Bununla birlikte deneme çekimlerine katılıyor, projeler için goruşmeler yapıyorum. Londra, Berlin ve Roma'da da ayrı ayrı menajerlerim ve ajanslarım var. Çunku Avrupa'dan gelen projeler de çok onemli. Los Angeles'ta eşimle kendimize yakın hissettiğimiz arkadaşlar edinmemiz zaman aldı ama şu an artık inanılmaz iyi anlaştığımız dostlarımız var. Ben de evimle ilgilenmeyi, yemekler yapıp misafir ağırlamayı seven biriyim.
* Tam kariyerinizin zirvesindeyken neden Turkiye'yle aranıza mesafe koydunuz? Burada size yetmeyen neydi?
- 'Yetmeyen' demek yanlış olur, benim kafamda da kalbimde de hiçbir zaman senin soylediğin şekilde bir sınır olmadı. 'Turkiye'de doğdum, burada Turkçe oynarım, hayatıma sadece burada devam ederim' gibi bir bakış açısına sahip olmayı çok istediğim zamanlar gerçekten oldu. Çunku o zaman hayat belki benim için daha az zor olurdu ama hayata boyle bakamadım. Her yerde olabileceğime, her dilde konuşabileceğime, gittiğim her yerde geçmişimle, kulturumle sadece ben olarak kabul ve sevgi gorebileceğime inanarak buyudum. Mesleğimi yaparken de bu 'sınırsızlık' duygum çok ağır bastı ve ben de benim için bu heyecan verici yolculuğa çıktım.
Hayal d unyasında savrulduğum oldu
* Amerika'ya neler hayal ederek gittiniz, neler buldunuz?
- Los Angeles'ta iş hayatında da sosyal hayatta da pozitif olmak adına insanların size acı gerçeği soylemek yerine sizi surekli pohpohlayan bir tavrı oluyor, bu çok rahatsız olduğum bir nokta. Bizim gibi daha gerçekçi ve sert bir kulturden gelen insanlar için ilk gittiğinizde orası bir hayal dunyası gibi geliyor. Etkileniyorsunuz ve her şey tahminlerinizden daha kolay gelişecekmiş gibi bir yanılsamaya duşuyorsunuz. Aslında çok daha zor gelişiyor. Haliyle kendinizi çok zaman kaybetmeden uyandırmanız gerekiyor, yoksa o hayal dunyası size asıl hedefinizi unutturabilir ve ne istediğinizi unutmuş bir şekilde oradan oraya savrulabilirsiniz.
* Siz bunu yaşadınız mı?
- Ben de ilk gittiğimde birlikte çalıştığım insanların boyle bir yaklaşımı vardı ve açıkçası benim de bir sure o hayal dunyasında savrulduğum bir donem oldu. Kısa sure içinde kendimi uyandırmam gerekti. Birlikte çalıştığım butun ekibi tamamıyla değiştirip zaman içinde etrafıma bana iş konusunda her zaman gerçekleri soyleyeceğini gorduğum insanları topladım.
İ nsanlık her *zaman bir çozum *bulmu ştur, yine bulacakt ır
* Amerika'dan bakınca buraları nasıl goruyorsunuz?
- Politik olarak sadece Turkiye'de değil, dunyanın birçok yerinde benzer durumlar yaşanıyor, sanki hep birlikte bir çıkmaza girmiş durumdayız. Teknolojinin bu denli hızlı gelişimi, toplumların aynı hızla geçirdiği evrim sanki şu an dunya duzeninde henuz keşfedilmemiş bir politik sisteme doğru bir ihtiyaç yaratıyor. Butun bu hızlı gelişmelere ayak uydurabilen, kendini buna adapte edebilen bir politik sistem henuz bulunamadığı için ya da var olan sistemler bu gelişmeleri yakalayamadığı için koşeye sıkıştık. Ama insanlık her zaman bir çozum bulmuştur, yine bulacaktır.
* Son yıllarda sizi en çok neler dertlendiriyor?
- Duşmanlık ve şiddet. Sadece Turkiye'de değil, dunyanın her yerinde belirli gruplar, belirli gruplardan çeşitli nedenlerle nefret ediyor ve bu, bir dongu haline gelmiş durumda. İnsanlık olarak hala en ilkel içgudulerimize soz geçirememek, hala daha ust bir algıya geçme çabasını reddetmek çok uzucu.
* Biz içinde yaşarken bazen fark edemiyoruz. Siz ulkeye aralıklarla geliyorsunuz. Toplumu ve ruh halini nasıl goruyorsunuz?
- Bir ulkede gençler umutsuzsa bence bu en tehlikelisi. Turkiye'de gitgide daha çok gelecekten umudunu kesmiş genç goruyorum ve bu beni hakikaten uzuyor.
İ nsanlardaki kabulleniş ç ok şaşırtıcı
* İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma'da iki filminiz yarışıyor: 'Saf' ve 'Gorulmuştur'. 19 Nisan'da vizyona girecek olan 'Saf'taki 'Remziye' karakterini anlatır mısınız?
- 'Remziye' yuksek katlı binalardan birinde temizliğe giden, kocasıyla Fikirtepe'de bir gecekonduda yaşayan, kapıların genelde yuzune kapandığı bir dunyada, kapıları zorlamaktan çekinmeyen bir kadın.
* Ülkedeki kentsel donuşume dair ne duşunuyorsunuz?
- Bu kapsamlı bir tartışma konusu. Orhan Pamuk'un 'Kafamda Bir Tuhaflık' kitabı bence şehirlerin ve şehirlerle birlikte insanların donuşumunu muthiş bir dille anlatıyor. Benim de filme hazırlanırken okuduğum kitaplardan...
* Çekimler Fikirtepe'de yapılmış. Oraya dair gozlemleriniz neler?
- İnsanlardaki kabulleniş çok şaşırtıcı olmuştu. İşin çok baskın bir politik tarafı var, herkes ranttan bahsediyor. Evini terk etmek istemeyenler var ya da bir an once nakit para kazanmanın hayalini kuranlar... Butun yıkıntının içinde yolun bile olmadığı yerlerde insanlarda muthiş bir hayata devam etme çabası var. O kirin, tozun içinde hala balkona o çamaşırlar asılıyor, sanki her şey aynıymış gibi hala çocuklar o kazılmış sokaklarda oynuyor, hayat devam ediyor. İnsanların hayata tutunma ve hayatı her şeye rağmen normalleştirme çabası bana çok etkileyici gelmişti.
* Bir diğer filminiz 'Gorulmuştur'...
- Film, İstanbul'daki bir cezaevinde mektup okuma gorevlisi olarak çalışan Zakir'in bir mahkumun mektubundan çıkan Selma'nın fotoğrafından etkilenmesiyle ve onun hikayesinin peşine duşmesiyle değişen hayatını anlatıyor. Ben de burada Zakir'in takıntı haline getirdiği Selma karakterini oynuyorum.
Her yerde olabileceğime, her dilde konuşabileceğime, gittiğim her yerde geçmişimle, kulturumle sadece ben olarak kabul ve sevgi gorebileceğime inanarak buyudum.
Yaralar ımın için için kanadığını gordum
Anne-baban ız emniyet mensubu, *iki a ğabeyiniz var... Sizinki çok **disiplinli ge çen bir çocukluk muydu?- Herkes oyle zannediyor ama değildi. Babamın 'prenses kızı'ydım. O prensesin içindeki panterin de farkındaydı ve beni ayakları ustunde duran bir kadın olarak yetiştirdi. Annem de kariyerinde muthiş başarılı, bana harika bir rol model oldu. Abilerimin de kuçuk mudahaleleri olsa da genel olarak sevgi ve şefkat gordum.
* Bu sene 35 'i doldurdunuz. ' Yolun yar ısı' derler. Bu donemde nelerle y uzleştiniz?
- Korkularımla. Guçlu durmaya çalışırken aslında kendime ne kadar haksızlık yaptığımı ve içimdeki yaraların ustunu kapadıkça onların için için kanadığını fark ettim. Bunu fark ettiğim andan itibaren kendime guçsuz olabilme, depresyona girebilme, yataklara duşup uzulebilme ozgurluğu verdim.
Toronto Film Festivali 'nde gosterilen, Turkiye galasını İstanbul Film Festivali'nde yapacak olan 'Saf' 19 Nisan'da vizyona girecek. Ardından yine İstanbul Film Festivali'nde ilk kez gosterilecek olan 'Gorulmuştur' izleyiciyle buluşacak. Kaan Mujdeci'nin son filmi 'Iguana Tokyo'nun çekimleriyse __yeni sonland ı.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.