Özet (TL;DR) @ 2019-03-30 08:17:03.287856: Atillâ Dorsay... Adı Türkiye’de sinema yazarlığıyla özdeşleşmiş bir isim. Aynı zamanda mimar, rehber, müzik tutkunu, ülke meselelerini dert edinen bir aydın... Dolu dolu yaşanmış 80 yıl... Yeni çıkan…



Atilla Dorsay: Kimse kusursuz değildir, insanın başına her şey
gelir

80 ya şına geldiniz. Ve anılarınızı çıkardınız. Bu yaşa gelmek nasıl bir duygu?
Tuhaf bir duygu. Gençken bu kadar yaşayacağınızı tahmin bile edemiyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz o yaşlara gelmişsiniz. Elbette birçok sorunla birlikte. Belli sağlık sorunları, ağrılar-sızılar, giderek azalan enerji. Birçok şeye karşı isteksizlik: her akşam çıkma, tiyatro galalarını kaçırmama, tum festivallere abone olma... Tum bunlar azalıyor; yerini evde geçirilen geceler, tiryakisi olunan diziler, duzenli hafta sonu briçleri, torunlara ziyaretler filan alıyor. Allahtan temel gucum yerli yerinde; belleğim biraz paslansa da hala çalışıyor; yeni filmleri gorme merakım suruyor. Ve yazma tutkum tumuyle ayakta. Öncelikle T24'de surdurduğum haftalık yazılar, sonra da kitaplar. Hele anılar... 80 yaşında bu artık bir gorev olmuştu, o yerine getirildi.

Daha once de sizinle yapılmış bir 'nehir soyleşi' vardı, Rıza Kıraç'ın kitabı...
Evet, 'Sinemayı Yazan Adam', çok guzel bir çabaydı. Ayrıca 2014'de TÜYAP'ın Onur Yazarı odulunu alınca Faruk Şuyun'un yaptığı soyleşi de var: 'Renkli Sinemaskop Bir Hayat' kitabı. Ama o sadece belli bir çevreye dağıtıldı, satışa arz edilmedi. Ancak insanın bizzat kendisinin yazması bambaşka bir olay. Ekranın başına geçince her şey sular-seller gibi akıyor; bir satır başka satırları, bir anı başka anıları getiriyor. Yazınız beklenmedik yollara sapıyor, farklı yonlere gidiyor. Ve ortaya hiç ummadığınız şeyler çıkabiliyor.

Atilla Dorsay: Kimse kusursuz değildir, insanın başına her şey
gelir

"Nikahımızdan sonra Leman'ı kucağıma almam Yeni İstanbul gazetesinde geniş yer almıştı."
İ tiraf etmek rahatlattı
Aileniz kitapta onemli bir yer tutuyor. Eski mektuplardan, hatıra defterlerinden, belgelerden ve bolca resimden yararlanıyorsunuz. Ve kimi pişmanlıklar belirtiyorsunuz. Bu 'hatırlama' çabası zor oldu mu?Ailem benim için çok onemli olduğu gibi, temsil edici bir aileydi: Özellikle bir donemin Balkan goçmenlerini temsil eden... O fırtınada yol almışlar, en buyuk felaketlerden sıyrılıp anavatana gelmişlerdi. Duşununuz ki annem hamileyken, Ata'nın olumuyle az kalsın beni duşuruyormuş! Efsane sanırdım ama tarihler tıpatıp tutuyor. Asıl sorun şu: Aileme ve genelde ailelerimize karşı gereken vefayı gosteremedik. Gençliğin o çılgın temposu içinde ne onlara sevgimizi yeterince sunabildik ne de onların geçmişine, yaşadıklarına, manevi miraslarına tam olarak sahip çıkabildik. Özellikle kız kardeşlerim Ayla Sevand ve Ayşe Kapancı sayesinde elime geçen belgelere dayanarak (orneğin babamın kimi mektupları), sanırım iyi bir aile portresi çizebildim. Kitabın bana en çok gurur veren yanlarından biri bu.

Atilla Dorsay: Kimse kusursuz değildir, insanın başına her şey
gelir

Atilla Dorsay (ustte, soldan ikinci): "Ailem bir donemin Balkan goçmenlerini temsil eden bir aileydi. En buyuk felaketlerden sıyrılıp anavatana gelmişlerdi."
Ç ocukken uğradığınız tacizden kuçuk yalanlara, esrar partilerinden hırsızlığa, ozurlerden gecikmiş teşekkurlere, kuskunluklerden serzenişlere pek çok itiraf ve ozeleştiri var kitapta. Bunları yazarken zorlandınız mı?Hayır, zorlanmadım. Tersine, yazdıktan sonra bir mutluluk duydum. Kimse kusursuz değildir, insanın başına her şey gelir, herkes hata yapar. Önemli olan bunlardan gereken dersleri çıkarmak, hayatını duzenlemek ve kişiliğini olgunlaştırmaktır. Ben bunu yapabildim sanıyorum. Daha başka tuhaflıklar da oldu elbette... Fransız soylusu bir 'gay' sayesinde turizme başlamam... İzmir'de bir pavyon kadınına aşık olup onu oradan 'kurtarmaya' çalışmam... Hem de 'Vesikalı Yarim'den yıllar once! Ya da basının 'amiral gemisi'ne kapağı atma fırsatını manasız bir gurur yuzunden kaçırmam... Tum bunları hatırlamak ve açıkyureklilikle itiraf etmek, beni olsa olsa rahatlattı.

Kimi yerlerde, ozellikle basın kariyerinizde gazetelerdeki zor gunlerinizi anlatırken, gazete yoneticilerine yazdığınız mektuplara da yer veriyorsunuz. Bunların sıradan okuru sıkabileceğini duşunmediniz mi?
Evet, duşundum. Bu yuzden hem seçici oldum: Yonetici başına en çok bir mektup! Hem de kimilerini kısalttım. Ama bu mektupların sonuç olarak onemli olduğunu sanıyorum. Çunku Doğan Hızlan, Hasan Cemal, Okay Gonensin, Ufuk Guldemir, Ergun Babahan, Erdal Şafak, Serhat Albayrak gibi kişilere mektuplarımın, surekli uretmiş bir yazar için ilkelerini, mesleğini ve onurunu korumak açısından onemli ve ornek çabalar olduğuna inanıyorum. İlhan Selçuk'a yazdığım 'gonderilmemiş mektup' ise bence başlıbaşına bir belgedir.

Atilla Dorsay: Kimse kusursuz değildir, insanın başına her şey
gelir

"TÜYAP onur gecemde Filiz Akın, Işıl Yucesoy, Turkan Şoray ve Mujde Ar ile (2014)."
Emek Sineması sizin için bir milat olmuş. Bu konuda bir kitabınız da var zaten; 'Emek Yoksa Ben de Yokum' diye... Bu konu sizin için kolay bitmeyecek galiba...Hayır, bitmeyecek. Çunku Emek olayı benim hayata bakışımı değiştirdi. Bu kez en olumsuz biçimde... Duşununuz: Sizin kurduğunuz SİYAD'ın başına oyle bir ekip geliyor ki, size hakaret ediyor, dahası ihanet ediyor. Kendimi gerçekten de bir Shakespeare kahramanı gibi hissettim: İhanete uğramış, bıçaklanan bir Jul Sezar gibi... Yine duşunun ki sizin için "Bizler Gogol gibi onun paltosundan çıktık" demiş bir eleştirmen de bu koroya katılıyor... Daha ne diyeyim? Aslında bu konuyu tumuyle polemiklere yer vereceğim bir diğer kitapta işlemek istiyordum. Ama bu kitapta da, en azından yazılı basından kopmamı açıklamak için soz etmek zorunda kaldım. O donemde bana moral veren Ayşe Arman, Erkan Aktuğ veya Sayım Çınar soyleşilerine, Hasan Pulur, Melih Aşık, Hıncal Uluç, Yılmaz Özdil, Çağdaş Ertuna gibi saygın adların yazılarına minnet borçluyum. Bu polemiğin gerisi artık o kitapta olacak.

Atilla Dorsay: Kimse kusursuz değildir, insanın başına her şey
gelir

Sons oz'de daha anlatacak çok şey var diyorsunuz. Şimdi tezgahta ne var?
Bir ikinci anılar cildi. 2020'ye doğru, son 10 yılın Turk ve yabancı film eleştirilerinin toplanması. 'Sinemanın Hazineleri: 50 Unutulmaz Film'in ikinci cildi. Hikayelerimin yeniden basımı.