Özet (TL;DR) @ 2019-03-29T20:19:55.000Z: Cumhur İttifakı'nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, NTV yayınında yerel seçim yarışını değerlendirdi; herkesi sandığa beklediğini söyledi. Yıldırım'ın seçmene mesajları da…



31 Mart 2019 Yerel Seçimleri'nde Cumhur İttifakı'nın İstanbul Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, Seda Öğretir moderatorluğundeki "Seçime Doğru Adaylar" programında, Oğuz Haksever, Vahap Munyar ve Mehmet Barlas'ın sorularını yanıtladı.

Seda Öğretir: Bu yerel seçimlerde en genel seçim havasında gittiği uzerinde duruldu. Ama siz ısrarla İstanbul'u konuşacağım dediniz, projelerinizi anlattınız. Bu anlamda Ankara'dan farklıydı tutumunuz. Buradaki motivasyonunuz neydi? Geriye donup seçim surecini değerlendirdiğinizde kendinizi ve genel sureci nasıl notlarsınız? 

Binali Y ıldırım: 1 gunumuz var, Pazar gunu sandığa gidiyoruz. Yapılacak seçimin İstanbul'umuza, ulkemize hayırlar getirmesini diliyorum. Ve butun İstanbulluları sandığa davet ediyorum. İstanbul'un geleceğinde ben de soz sahibiyim demenin yolu sandığa gitmekten geçiyor. Dolayısıyla bu çağrımı yapmış olayım. 80 gun civarında meydanlarda, sokaklardayız. Vatandaşlarla, gençlerle, kadınlarla, yaşlılarla buluştuk, işçilerle, işverenlerle İstanbul'un butun paydaşlarıyla bir araya geldik. İstanbul'u konuştuk. Kampanyayı başlatırken hep yerelde kalacağımı ısrarla soyledim ve oyle de yaptım. İyi ki yapmışım. İstanbulluları dinleme fırsatım oldu, İstanbulluların onceliğini anlama fırsatım oldu. Kendim çok şey oğrendim ne yapacağımı da gozden geçirdim. İstanbul için planlarım vardı lk gunde ama 80 gun sonunda o planlarda değişiklik yapmak durumu da hasıl oldu. Bu bakımdan benim için çok oğretici bir sureç oldu. Genel siyaset tabi ki ittifaklar olduğu için genel siyasetle bizim kampanyamızın konusu, teması aynı olması beklenemezdi. Bizde İstanbul ağırlık merkezi olmak uzere kampanyamızı keyifli şekilde surdurduk. Nihayet bugune geldik.

Vahap Munyar: Planlarda ne de ğişti?

Binali Y ıldırım: Belediye başkanından İstanbullular sadece trafiği çozmemizi beklemiyorlar, otopark işini beklemiyorlar, yeşil alanı beklemiyorlar. Onları istiyorlar ama bu şehirde gençler var, kadınlar var, işsizler var bunların konusu da sizin işiniz olması lazım diyorlar. Yani şehrin ekonomisini nasıl buyuteceksiniz, nasıl geliştireceksiniz, ekonomik vizyonunuz ne, 5 yıl sonra nasıl bir İstanbul goreceğiz? Milli gelir içerisindeki payı ne olacak? Ne kadar insana iş fırsatı oluşturacaksınız? Ne kadar ihracata katkıyı arttıracaksınız, turizmdeki İstanbul hedefi ne olacak? İstanbul'un dunya şehirlerindeki sıralaması ne olacak gibi sorular sordu insanlar bana.

Vahap Munyar: Siz onun i çin sanırım 500 bin gibi istihdam sozu verdiniz. Biraz ozel sektore guvenerek verdiniz ama nasıl olacak o?

Binali Y ıldırım: İş deyince, istihdam deyinde insanların aklına hemen devlette memuriyet veya devlet kapısında iş bulma geliyor. Bu mumkun değil takdir edersiniz ki. Asıl olan şehrin yapması gereken eğer çeşitli alanlarda, çeşitli eksenlerde gelişimini sağlarsanız kendiliğinden istihdam oluşacak. Mesela yeni havalimanı. Butun etaplar tamamlanınca 225 bin doğrudan çalışan olacak. Dolaylı çalışanları saydığımızda bu sayı iki katına çıkacak. Tek başına İstanbul Havalimanı'nın milli gelire katkısı yuzde 5. Bu bir altyapı projesi, hizmet sektoru. Hizmet sektoru İstanbul'da birkaç alanda gelişmeye musait. Bir tanesi turizm. Ama normal turizm değil. Sağlık turizmi, eğitim turizmi ve kongre fuar turizmi. Bunlar İstanbul için şartlar musait, altyapı musait. Bugun dunyada sağlık hizmetlerinin en kaliteli, en iyi verildiği 5.şehir İstanbul. İstanbul'un 61 tane universitesi, 1 milyon oğrencisi var. 1 milyon oğrencinin yuzde 5'İstanbul uluslararası oğrenci olsa yuzde 10'a kadar yolu var bu işin 100 bin oğrenci yapar. 4 yıl boyunca bu şehre katacağı ekonomik değer ve onun ustune bu oğrencilerin Turkiye'yi, İstanbul'u bilmesi memleketlerine donup bizim adeta gonullu elçilerimiz olacaklar. Bunların getireceği çok ciddi bir imkan var. Sağlıkta orta vadede 3 milyar dolar İstanbul bir kaynağa erişebilir. Kongre fuar turizmine gelince İstanbul maalesef henuz fuarcılıktan hak ettiği payı alamıyor. 300 binin altında. Avrupa'ya 50 milyon her yıl kongreler fuarlar için gidiyorlar. Bunun yuzde 10'unu alsak 5 milyon eder. Fuarlara kongrelere giden insanlar Bin 500 dolar bırakıyor. Bizim normal gelen turistler 650 dolar. Yani 7 buçuk milyar dolar demektir. Bundan İstanbulluya ne faydası var diye duşunenlere, bir turist 28 iş kolunu harekete geçiriyor. Herkes bundan nemalanıyor. Otelcisi alıyor, boyacısı alıyor, mucevhercisi alıyor, esnafı alıyor. Onların işi artınca daha çok adam istihdam edecekler, daha çok çalışan olacak. Kısacası şehrin belediye başkanı o şehre yatırım yapılması için şehre katma değer sağlamak için adeta bir promosyon ajansı gibi yatırım ajansı gibi çalışması lazım. Ben buna bakanlığımda şahit oldum. Avrupa'nın şehirleri gelip illa bizim buraya doğrudan seferler koyun, biz alan vergisini almayacağı, onu yapmayacağız bir suru cazip tekliflerle geliyorlardı. 'Oraya gelen insanlar bize para bırakacak' diyorlardı. Doğrudan bir yere girip devlet dairesinde çalışan açısından çok kolay belki kavranabilecek bir şey değil ama 15 milyonluk bir şehrin 2.3 milyon genci var 25 yaşın altında. Bu gençleri bizim için çok muhteşem bir kaynak.

Mehmet Barlas: HDP s ozculeri hep diyorlar ki, '3 milyon Kurt seçmen batı kentlerinde Cumhur İttifakı'nın haddini bildirecektir.' O adamların ağzından çıkan bir soze mi bağlı Turkiye'deki Kurtlerin siyasi iradeleri.

Binali Y ıldırım: bu Kurtlere yapılabilecek en buyuk hakarettir. Bir kere HDP ve HDP'yi yonetenleri birbirine karıştırmayalım. HDP bir parti ama teror orgutunun yonetimi altında bir parti. Bunların daha bugune kadar teror orgutu ile aralarına mesafe koyduğunu goren yok. Biz bunlara defalarca siz teror orgutu PKK konusunda kafanızı netleştirmeniz lazım. Bu teror orgutudur, bunu kabul edeceksiniz ve şiddetle reddeceksiniz. Boyle bir şey yok. Tabi hal boyle olunca bizim bunlara hoşgoruyle bakmamız soz konusu olmaz. Milletimiz açıkça bilmesi lazım, Kurtlerin bilmesi lazım PKK'nın Kurtler diye bir sorunu yok. Kurtlerin de, Turklerin de bu ulkenin PKK diye bir sorunu var. Bolgenin geri kalmasının sebebi PKK'dır. Biz Yukseova'ya havalimanı yaptık. 99 kere şantiye basıldı, makinalar yakıldı, çalışanlar dağa kaçırıldı, 3 buçuk sene gecikti. Kim kaybetti? Yapılınca en once onlar uçağa bindi gitti HDP'li adamlar. Ama yapılırken hiçbir destek vermediler. Biz 2003'ten 2017 sonuna kadar bolgeye pozitif ayrımcılık yaptık. Yılların açığını kapatmak için 4 buçuk kat daha fazla yatırım yaptık. Bugun altyapı bakımından bolge ile burası arasında hiçbir fark yok. İnternet aynı, yollar aynı, hastaneler aynı, okullar aynı ustelik 6-7 Ekim'de yakıp yıktılar 1 senede yeniden yaptık. 30 milyar lirada oyle para harcadık. Kurtluk, Turkluk veya Çerkezlik bunlar bizim kararımızda olmuyor ki. Biz anamızı babamızı biz mi seçiyoruz? Kurt olarak da doğabilirdik. Onun için herkes etnik kimliği ile gurur duysun diyorum ben hep. Etnik kimliğinden kimse utanmasın. Bu bizim birlikte yaşamamıza, tek devlet olmamıza, tek millet olmamıza, tek bayrağa sahil olmamıza, tek vatana sahip olmamıza engel bir şey değil. Bizim bu topraklarda asırlardan beri farklılıkları kardeşçe yaşatmış bir kulturumuz var, bir tarihimiz var. Bizim boyle bir problemimiz olmadı. 70'li yıllarda sağcı, solcu, komunist, milliyetçi, ulkucu daha sonra 80 ihtilali bu bahaneler uzerine kuruldu, daha sonrada başka ad altında işte FETO'su oldu PKK bolucu teroru oldu, DEAŞ oldu. Her seferinde Turkiye'nin muasır medeniyetler yolculuğunu yavaşlatmak, geciktirmek için içeride dışarıda bazı oluşumlar var. Ama İstanbul'da HDP'nin adayı yok. Oraya oy veren butun İstanbul'da yaşayan butun Kurt kardeşlerimizin ben adayı olarak goruyorum kendimi. Ve bana dolayısıyla destek vereceklerine inanıyorum. Ben sadece HDP seçmeninden değil İYİ Parti seçmeninden de, Saadet Partisi seçmeninden de, Cumhuriyet Halk Partisi'nden de istiyorum. Ben şehri bir butun goruyorum ve 15 milyonun geleceği için çalışacağımı soyluyorum. Başka adaylarda bunu soyleyebilir ama bir arka planı var bunun. Donup 16 yıllık geçmişe baktığımız zaman nereden nereye Cumhurbaşkanımızla birlikte milletimizin desteğiyle ulkeyi nereye getirdiğimiz belli, hangi eserleri kazandırdığımız belli. Yaparken burası bize az oy verdi, burası vermedi, bu bolge bize şaşı bakar diye bir şey demek ki. Aşkla, şevkle hizmette siyaset olmaz dedik çalıştık. Dolayısıyla biz bu kadar yıllık bakışımızı, duruşumuzu değiştirecek halimiz yok.

O ğuz Haksever: Kuşkusuz guçlu bir liderlik var partinizde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Belediye Başkan adaylığı için sizi duşunduğunde herhalde bir goruşme oldu. Cumhurbaşkanının deyimiyle yol arkadaşısınız. Eğer gonlunuz olmasaydı, içinizden geçmiş olmasaydı 'Efendim beni bağışlayın' belki sadece hayal kuruyorum ama nasıl ilişkileriniz?

Binali Y ıldırım: Biz Cumhurbaşkanı ile her duzeyde konuşuruz. Sansursuz.

O ğuz Haksever: İçinizden geçmese beni bağışlayın diyebilirdiniz ama demediniz.

Binali Y ıldırım: bu soru bana hep soruldu 80.gunde soruluyor. Bunun daha çık sorulma şekli, 'Siz gonulsuz mu bu işe girdiniz'. Siz kibarlık yapıyorsunuz da çokça dediler bunu. Siyasi hayatımda veya onceki hayatımda istemediğim, kafama yatmayan hiçbir işi ben yapmam. İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanlığı hele hele başbakanlık kapatıldıktan sonra ben başbakanlık kadar buyuk bir gorev olarak goruyorum. Gorevin buyuğu kuçuğu olmaz ama taşıyacağı sorumluluk ve bu millete vereceği katkı açısından soyluyorum. İstanbul Turkiye'nin ozeti. İstanbul Turkiye'yi sırtında taşıyor. İstanbul hapşırsa Turkiye nezle olur. Milli gelirinin 3'te 1'i. İhracatının yarısı, verginin yarısı, turistin 3'te 1'i, nufusun yuzde 20'si. Tek başına bir ulke olsa 140 ulkeden daha buyuk. Avrupa'nın 13.buyuk ulkesi olur. Bu işin gerçekleri ama benim de İstanbul'la ayrı bir bağım var. Beni İstanbul'a çeken başka bir şey var. Ben 12 yaşında geldim, 1967'de geldim bu şehre. Ortaokul okudum, lise, universite, meslek sahibi oldum, ve bark sahibi oldum, çoluk çocuk sahibi oldum, torunlarım oldu. 2002'de parti seçime girdi İstanbul beni milletvekili yaptı, başbakan yaptı, bakan yaptı, meclis başkanı yaptı. Daha ne yapsın? İzmir'e de gittik geldik. Neticede bana butun bunları yapan şehre karşı vefasızlık yapılır mı? Boyle bir onumuze konu gelmiş bu tepilir mi?

Mehmet Barlas: Şehir size vefasızlık yapar mı?

Binali Y ıldırım: İlk gunden bu ana en ufak bir tereddut içinde olmadım, o kadar huzurlu o kadar rahatım. Sokağa indiğimde, insanlarla karşılaştığımda o kadar olumlu bir enerji oluşuyor ki bu her şeyi gosteriyor zaten. Ben kimin oy vereceğini vermeyeceğini bilemem bu oy gonul işidir. Gonulde varsa mutlaka verir. Her duşunceden insan gonlunu bize açtı. Bunu çok onemsiyorum. Baştan beri bir iddiam var, siyasette başarının olçusu bana gore gayrimemnunların oranını azaltmaktan geçiyor. Bende bunun için çalıştım çalışmaya da devam edeceğim.

Seda Öğretir: Bugunku konuşmanızda da sandığa gidin çağrısı yaptınız. Kırgın seçmenin sandığa gitmemem gibi bir ihtimali mi gozlemlediniz?

Binali Y ıldırım: Bizim arkadaşlarımızdan bizim tabanımızdan biraz gonlu kırık olanlar olabilir. Bilerek bilmeyerek bu kadar senenin birikimi olarak onları uzmuş olabiliriz. Benim mesajım onlara. Butun seçmenin sandığa gitmesini istiyorum ama eğer bir gonlu kırık yol arkadaşımız varsa onun sorumluluğu da bize ait. Bunu tamir etmek bu kırgınlığı gidermekte bizim gorevimiz. Ama bunun yolu sandığa gitmemek olmamalı. Ben bunun için o çağrıyı yaptım. Çunku bu dava bugunlere onların omuzunda geldi, onların desteğinde geldi. O destek bizim arkamızda olmasaydı Turkiye bugun 3 kat buyuyebilir miydi? Turkiye bir darbeyi defedebilir miydi? 40 yıldır başımızı ağrıtan bolucu alçak teror orgutunu bitme noktasına getirebilir miydi? Aile içinde kırgınlıklar olabilir ama bu uzun surmemeli ve o yuzden de ben butun yol arkadaşlarımızı, AK Parti ailesini, mensuplarımız ozellikle bu seçimde sandığa bilhassa gitmelerini arzu ediyorum. Karşımızda bir benzemezler ittifakı var. Hiçbir şekilde sokakta bir araya gelip beraber yurumeyecekler bir araya geldi birlikte hareket ediyorlar. Bunun anlamı be bu İstanbul seçimi mi? Acaba 9 ay olmuş seçimi yapmışız yuzde 53'e yakın oyla Cumhurbaşkanı seçilmiş hala bir umit. Buradan bir gedik açarız bir zafiyet oluştururuz da bunun uzerinde kanatmaya devam ederiz, şu kadar oy aldınız seçime gidelim. Yenilen pehlivan seçime doymaz. Yerel seçim hiçbir zaman ulkede erkene alınmış değil. Dolayısıyla yerel seçim uzerinden genel seçim havası oluşturma gayreti iyi niyetli bir gayret değil ve sonuç çıkacağı kanaatinde de değilim. İnsanlar nihayet yeni seçimden çıktık. Siyasi bir tartışmanın şehre faydası yok, ulkeye faydası yok millete hiç faydası yok. Dolayısıyla bunun karşı taraftaki bloğun kendi aklı olduğu kanaatinde değilim ben. 7 Haziran 2015 oncesi bir çıkış onun gibi bir sonuç oluşturabilir miyiz havası var. Ama orada yapıldı 5 buçuk ay surdu, millet dedi ki biz boyle duşunmemiştik dedi.

O ğuz Haksever: Seçim çalışmalarında medyanın değerlendirmelerinde çok fazla gundeme gelmiyor galiba. İnsanlar kararsızsa artıları eksileri bir tarafa yaz denir. Sizin için ve rakibiniz için bunu duşunduğumuzde Binali Yıldırım'ın artılarında neler var? Bir uzun hizmet geçmişiniz var ama belediye başkanı ve Binali Yıldırım ikisini bir yan yana koyunca o artılar neler?

Binali Y ıldırım: En zor soruyu sordunuz ben kendimi anlatmasınız sevmem. Anlatırım da çok sıkılırım anlatmaktan. Millet bizi biliyor yeni piyasaya çıkmadık ki. 1994'te biliyor. Tayyip bey belediye başkanı olmuş ben İDO'nun genel muduru olmuşum. 4 buçuk yılda Marmara'nın her koşesini hızlı feribotlarla donatmışız ve İDO'yu kendi sınıfında dunyanın 1 numarası yapmışız. Sonra Cumhurbaşkanı ayrıldı bizde bıraktık. Sonra partiyi kurduk, 11 yıl ulaştırma bakanlığı, 22 bin kilometre bolunmuş yol. Bolunmuş yol deyinde altyapı, ulaşım, iletişim. Hep ulaşım konuşuldu ama biz iletişimde butun devrim yaptık. 2G'den 4.5G'ye kadar getirdik ve Turkiye'nin her tarafında yaptık. Boyle bir tecrube var. Dunyada altyapı gelişmişliği sıralamasında Turkiye 39'daydı 2002'de. Ben gorevi bıraktığımda 9.sıraya yukseldi. Buna inanmıyor başka ulkeler. Biz 2 bin kilometre yol yapıyoruz deyince o zaman bana diyordu ki, 'sayın bana bir sıfır hatası yapıyorsunuz galiba' diyorlardı. Hızlı tren mi dersin, dunyanın en buyuk havaalanı mı dersin, dunyanın 2 numaralı bayrak taşıyıcı THY mi dersiniz o kadar buyuk hizmet var ki. O kadar ulkeyi bir noktadan bir noktaya taşımışız. Bunu herkes biliyor.

Vahap Munyar: Sa ğlık turizmiyle ilgili ataktan soz ettiniz. Sağlık turizmiyle ilgili olarak hastaneler , ozel hastaneler kendini yurtdışında çeşitli fuarlarla tanıtıyorlar. Üniversiteler de benzeri şeyler yapıyorlar. Siz buyukşehir belediye başkanı olursanız onlara artı olarak ne yapacaksınız ki İstanbul'un sağlık turizmi geliri 3 milyar dolara çıksın?

Binali Y ıldırım: Bir kere İstanbul'un altyapısı hazır 40 bin yatağı var. Kaliteli nitelikli yatak. İstanbul'a sağlık turizmi için gelmek isteyen o kadar çok ki biz kolaylaştırmadık zorlaştırıyoruz. 6 ay vize almaya uğraşıyor insanlar. Şehrin emini demek şehrin her şeyiyle ilgilenecek demek. Unutmayın ben başbakanlık yaptım. Bazı adaylar ben Ankara'yla işim olmaz diyor ama Ankara ile işi olmayan bu ulkede belediye başkanlığı yapamaz. Paranız her ay Ankara'dan geliyor. 1 ay gelmezse çalışanlarınıza para veremezsiniz. Ankara'nın İstanbul'a İstanbul'un da Ankara'ya ihtiyacı var. Kendi kapasitemizdeki işleri kendimiz yapacağız, bizim kapasitemiz dışındaki işleri de hangi kurumları, hangi makamlarsa yapacağız. İstanbul hizmet sektoruyle ayakta duran bir şehir. Birde yuzde 29 sanayi var uretim var. O da 78 milyar dolar ihracat demek. Bunu yapmak isteyenlerin onunde rehber olacağız, onların işini çozen konumda olacağız. Onların kamuya gidip dertlerini anlatmaları başka bir şey benim gidip onlar adına şunu şoyle yapacağız bunu boyle yapacağız demem oradan iş çıkarmam başka bir şey. Turkiye'nin burokrasi gerçeğini kabul edelim.

Mehmet Barlas: Gerek ozel sektor gerek kamu sektoru mevcut yatırımlardan oturu çok aşırı borçlandı. 500 milyar doların uzerinde dış borç var. Yıl sonuna kadar galiba 260 milyar dolar odemesi geliyor. Demek ki onumuzdeki 1-2 yıl yatırım yapmak açısından çok olumsu bir ortam. Oysa İstanbul'un bir de buyuk projeleri var. Mesela Kanal İstanbul. Hem o yatırım projesi olacak hem Turkiye'nin yatırım yapacak gucu olmayacak bu nasıl olacak?

Binali Y ıldırım: Bir kere yatırımcı sadece ulkeye bakmıyor. Yatırımı kimin sevk ve idare edeceğine da bakıyor. Geçmiş tecrubelerine da bakıyor. Ben bir yatırım için İDO'da çağırdığımda finansoru, yatırımcıyı bana dedi ki, 'Biz bu projeye kredi veririz ama senin genel mudur olarak kalman şart' dediler. 'Boyle bir şey olur mu' dedim. Vakıbank'tan o zaman harici teminat mektubu alıyorduk onun da ozelleşmemesi lazım. 'Butun bunlara muktedir olsam size ne ihtiyacım var' dedim. Sonra geldiler, 'Sizin hukumetinize verdiğimiz hazine garantili kredinin yarı şartlarında size veriyoruz' dediler. Sizi daha guvenilir buluyoruz dediler yani. İyi projeniz varsa, iyi insan sermayeniz varsa para her zaman var. Kanal İstanbul'la ilgili hiçbir sorun yok.

Mehmet Barlas: Y uzde yuzunu biz mi yapacağız yoksa İngiliz bir bolumunu...

Binali Y ıldırım: Çeşitli gruplar var. Çinliler ilgileniyor, İngilizler ilgileniyor, yap-işlet-devretle yapmak isteyenler var. Finansmanında bir problem yok. Kanal İstanbul'u bir rant projesi, şehirleşmeyi arttıracak diye iddialar var. Bu doğru değil: Kanal İstanbul esasında bir ulusal guvenlik projesi, bir de su yolu projesi. Bugun boğazdan 50 bin gemi geçiyor. Bunun 13 bin tanesi tanker, toplam geçen doğalgaz ve ham petrol miktarı 140 milyon ton. Hatırlar mısınız 78'deki bir hafta evlerine giremedi İstanbullular. Camlar patladı. Bu tehlike her an var boğazda. Çok titiz çalışılıyor. Karadeniz'in akıntısı, Marmara'nın akıntısı onun deniz tabanına etkisi hepsi çalışılıyor. Çevre değerlendirme raporları, oradaki taşınmazların, arazinin mulkiyet durumu, meralar var, ozel mulkiyet var hepsi toparlandı. Her an başlanabilir, bu sene başlanabilecek durumda. Yasal duzenlemesi yoktu mesela. Karayolu var, demiryolu var su yolu yapımıyla ilgili mevzuatımızda yok. Bu yapıldı.

O ğuz Haksever: Projelerin çokluğu bir başka dikkat çekici nokta. Mesela 24 Mart'taki İstanbul mitinginde bioteknoloji vadisi projesi gundeme geldi. Çok buyudu yani belediyelerin ilgilendiği alanlar. İstanbul'un finans durumu nasıl, kaynakları nasıl, bu tur projeleri karşılayabilecek durumda mı?

Binali Y ıldırım: Projeleri biz yapmayacağız ki biz arazi tahsis edeceğiz. Asgari altyapıyı yapacağız, ondan sonra buyurum diyeceğiz. Bioteknoloji merkezi dediğimiz yerde 160 tane toplam 500 yatırımcı ongoruyoruz. Bunlar sabit yatırıma para harcamıyor. Kuresel yatırımcı gelip bina yapmıyor, arsaya para vermek istemiyor. Bunları biz vereceğiz hazırlayacağız, buyurum diyeceğiz. Biz Turkiye'de 7 milyar dolar ilaç pazarı var. Bunun yuzde 95'ini dışarıya veriyoruz. Yani 1 yolda dışarı verdiğimiz ilaç İstanbul'un butçesinden fazla. İşte bunu yaptığımız zaman aşıydı, lensti, kemik tozuydu, yeni nesil kanser ilaçlarıydı bunları yaptığımız zaman iki turlu kazancımız var. Birinci kazancı bir kere cari açığa ciddi katkı sağlayacak. İkincisi burada doğrudan dolaylı 40 bin kişi çalışacak. Buraya yapacağımız yatırım 1 milyar 200 milyon lira.

O ğuz Haksever: Yani demek istediğim ekonomik açıdan İstanbul gibi bir şehir Ankara'ya mı bağlı kendi ekonomik kaynağı açısından...

Binali Y ıldırım: Ankara'ya bağlı değil Ankara buraya bağlı. İstanbul vergileri gondermese ne yapacak devlet. Verginin yuzde 49'u İstanbul'dan. Butun memurların maaşlarını, emeklilerin maaşlarını İstanbul veriyor.

Vahap Munyar: Bahsetti ğiniz projede buyukşehir belediyesi olarak 1.2 milyar lira o altyapıyı hazırlayacaksınız ondan sonra yatırımcı gelecek orada çalışacak.

Binali Y ıldırım: Bunu bekleyen var, bunu yapacak olanlar hazır.

Vahap Munyar: Benzer bir projeyi Toplu Konut İdaresi de gundeme getirmişti. Sanayi sitelerinde fabrika binaları yapacağız ve onları yatırımcılara buyur kardeşim uretimini burada yap.

Binali Y ıldırım: Daha ziyade sanayinin desantralizasyonu. İstanbul içinde yerleşim yerleri içinde, sokak aralarında işte oto tamircileri var, oto galerileri var veya başka kuçuk kuçuk sanayi tesisleri var bunlar için yerler. Yani bu kentsel donuşumun, depremsel donuşumun bir parçası olarak onların kastettiği.

Mehmet Barlas: Birde tamamlanmay ı bekleyen yatırımlar var. Mesela Yavuz Sultan Selim Koprusu'nun ortasıdna demiryolu var.

Binali Y ıldırım: O proje biraz buyuk bir proje. Çinlilerle yapılması planlanıyor. 10 milyar dolarlık bir proje. Bir yandan Edirne hattın bağlanacak diğer yandan Akyazı'ya kadar gidecek.

Mehmet Barlas: Ge çenlerde bir tren geçti Marmaray'ın altında Baku'ye gidiyormuş.

Binali Y ıldırım: Biliyorsunuz Marmaray birinci etabı yapıldı 13 buçuk kilometre aşıldı. 2013 29 Ekim'de açtık. Ancak Gebze ile Ayrılıkçeşme Anadolu Yakası'nda, Kazlıçeşme ile Halkalı arasındaki yani eski banliyo hattı dediğimiz hat yapılamadı. Bir ii sefer firmalar başladı, bıraktı mahkemelik olduk. Mahkemeyi kazandık yeniden ihale edildi, o da bocaladı. Sonra el koyduk kendimiz yaptık ve açıldı bu. 12 Mart'ta açtık. Eskdien hızlı tren yoktu iki hat vardı. Hızlı tren hattı da ilave ettik koridor 3 hat oldu. Onun için mesela yuk trenleri Marmaray'dan geçip gidemiyordu. Şimdi yuk trenleri gidiyor, hızlı tren gidiyor. Koridoru genişlettik asıl zor olan o. Duşunun Soğutluçeşme'den Pendik'e kadar binalar ne kadar yakındı oraları açtık. Biz kopru yapılırken bir sefer yapılıyor kopruyu yapalım tren hattını da koyalım, tren hattını yaptığımızda kopru buna imkan veriyordu vermiyordu demeyelim diye yaptık. İleriye yonelik bir şey. Şimdi o iş tamamlandı. Birinci eksiği Azerbaycan-Gurcistan-Turkiye bağlantısıydı onu yaptık. Ondan sonra boğazın altından geçeni de yaptık. Öbur taraftan banliyo hattı bitmediği için hızlı tren hattı devam edemiyordu onu da yaptık. Şimdi Çin'den Pekin'e kadar bir tren kesintisiz gidebilir.

Vahap Munyar: Ge çen buluştuğumuzda gençlere yonelik buyukşehir 500 milyon lira civarında kaynak ayırabilir start-up'lar için demiştiniz. Onu da orta boy bir kavşak bedeli kadar demiştiniz. Ama bununla çok sayıda genç start-up'ın onunu açabiliriz demiştiniz.

Binali Y ıldırım: Akıllı Şehir İstanbul vizyonu var. Onun bir parçası bu proje. Biz data diye çok moda bir şey var. Geleceğin planlanması artık gunluk verilerin toplanmasına gore yapılıyor dunyada. İnsan davranışları nasıl, beklentiler ne, bizi bekleyen sorunlar, ihtiyaçlar ne bu elimizde var. Her gun milyonlarcası geliyor ama bunları değerlendirecek analiz edecek, sentez edecek, sonuca ulaştıracak imkan yok. Bizim bu Bayrampaşa teknoloji ussu de bu işe yarayacak. Gençleri buraya çağıracağız, biz belediyenin işleri için kendi desteğimizi vereceğiz, bunun dışında da diğer iş sahiplerine burada alın teri doken kabiliyetli gençler var sizde de para var buyurun sizleri buluşturalım. Fikir bunlardan sermaye sizden. Hem gençlerimize iş bulacağız hem geleceğimizi planlayacağız. Bu akıllı şehrin boyutu tahayyul sınırlarımızın dışında. Artık şikayet var Beyaz Masa'yı arayayım elektronik posta gondereyim bitti bunlar. Bu yonetim tarzıyla siz diyelim Şişli'de Halaskargazi Caddesi'ndeki bir lambanın sonduğunu anında goreceksiniz ve değiştireceksiniz. Şikayete gerek kalmayacak. Veya Gezi benzeri bir olay. 3 hafta 4 hafta once siz anlayacaksınız boyle bir oluşum başladığını goreceksiniz ve tedbirini alacaksınız.

Mehmet Barlas: Mesela gelecek se çimde Cumhuriyet Halk Partisi adayının kaybedeceğini 3 hafta onceden mi goreceksiniz?

Binali Y ıldırım: Çalışan kazanır çalışmayan kaybeder o ayrı bir şey.

Mehmet Barlas: Somut projelerden bahsediyoruz. Peki siz politikac ı olarak rakibiniz bir yerde başbakanlı yaptınız. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu dinlerken gulmuyor musunuz? Butun bu somutların arasında çok soyut geliyor.

Binali Y ıldırım: Kılıçdaroğlu fena bir adam değil de icraat ayrı bir şey. Şimdi ben ayıplamıyorum ben onları iş yapmayı oğrenmek için iktidar olmanız lazım. Boyle bir fırsat onların eline geçmediği için onlar konuşmada uzman bizde iş yapmakta uzmanız. Şimdi teorik konuşmalar, kulağa hoş gelen konuşmalar her seçimde oluyor biz onu goruyoruz. 7 Haziran seçimlerinde, 3 kasım seçimlerinde ben milletvekili olarak İzmir'de mitingler yaptım Kılıçdaroğlu da yapıyordu orada milletvekiliydi. Öyle bir vaatler havada uçuşuyordu ki benim onunla yarışacak halim yok. Kafama yatmayan bir şeyi vatandaşla paylaşamam. Ağzımdan çıkan soz beni esir ediyor. Sozu ağzımızda tuttuğumuz zaman o bizim esirimiz.

Vahap Munyar: Say ın İmamoğlu suya yuzde 40 indirim yapacağım gibi bir ifade kullandı eleştirdiniz, ama sizde bugun yuze 11 indirim yapacağım dediniz. Sizin hesaplar tutuyor mu?

Binali Y ıldırım: Benimkinde gelir kaybı yok. Oraya girmek istemiyorum su verememeyle de karşı karşıya kalabilirsiniz.

Mehmet Barlas: Benim merak etti ğim birde İzmir. Siz İzmir'den belediye başkan adayı da oldunuz. İzmir ne yaparsa yapsın Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy çıkıyor. Oysa İzmir'in bir suru dar boğazı var bir değişiklik olsa, olmuyor.

Binali Y ıldırım: İzmir'de biz bu durumu biraz değiştirdik. 17-25 Aralık'ın o toz bulutu olmasaydı biz İzmir'de seçimi rahat alıyorduk. 150 bin fark kalmıştı. En kotu şartlarda İzmir seçimine girdik ve butun İzmirliler karşılaştığım bana şunu soylediler, 'Sana oy vermek istiyoruz keşke Cumhuriyet Halk Partisi'nden aday olsan' dediler. Bir hatıram var bir karı koca beni gorup koşarak geldiler. 'Senin programını seyrediyorduk' dedi. Kocası hanıma 'kapat kapat' demiş 'yoksa 5 dakika sonra bunlara oy vermek zorunda kalacağız' dedim diyor.

Mehmet Barlas: Siz belediye ba şkanı adayıyken ben gelmiştim hatırlarsınız yayın da yapmıştık. Kaldığım otelde gençler hepsi istisnasız, 'Bu İzmir'in yarını yok ben İstanbul'a goç edeceğim' filan.

_Vahap Munyar: Tersi bir şey yaşanıyor ama şu anda, 2017 verisi İstanbul'dan İzmir'e beyaz yaka goçu net 17 bin civarında. _

Binali Y ıldırım: O biz İzmir Yuksek Teknoloji Enstitusu var aslında universitedir lisans ustu verir Urla'da. Oraya butun buyuk operatorleri davet ettik ve oraya Ar-ge birimi açtılar. Oraya ciddi bir rağbet oldu. Butun bilinen kuresel operatorler var onlar oraya gitti.

Seda Öğretir: Kısa bir sure sonra İstanbul Havalimanı'na THY taşınacak sonra da faaliyete geçecek. Ataturk Havalimanı'yla ilgili de faaliyet alanı dışında kalan bolumun Millet Bahçesi olması kapalı alanların fuar alanı olması gibi ifadeler vardı. Son karar nedir orada?

Binali Y ıldırım: Son durum bir kısmı Millet Bahçesi bir kısmı da binalar vesaire onları da fuar merkezi yapıyoruz. Dunya Ticaret Merkezi, CNR filan onlarla birleştirip buyuk tam teşekkullu bir fuar merkezi yapıyoruz. Hedefimiz yılda 140 fuar yapmak. Fuar merkezleri her ilçede boyle kuçuk kuçuk dukkanlar olmaz. Bir tanede Sabiha Gokçen'in yakınına kuracağız. İstanbul'un iki tane fuar ve kongre merkezi olacak.

Vahap Munyar: Fuar merkezi deyince insanlarda bir şuphe oluştu. Tam Milet Bahçesi sozu verilmişken fuar da yapacaklar acaba bina yuksek mi olacak diye şuphe oluştu.

Binali Y ıldırım: Bina yok mevcutları kullanacağız. Orada yeterince bina var. Pistlerin bir tanesi kalacak genel havacılık için kullanılacak.

O ğuz Haksever: Hem meydanlarda goruyoruz hem de sayılar çıktığında son olarak Turkiye'de kadın seçmen sayısı erkek seçmen sayısından daha fazla. Kadınlar için nasıl bir kent ve sosyal anlamda kadınlar için nasıl oneriler duşunuyorsunuz?

Binali Y ıldırım: Kadınlarla ilgili en buyuk beklenti kreş. Şaşılacak gibi. Kadınların çalışma hayatına katılması yıldan yıla artıyor. Kadınlar çocuklarını emniyetle bırakacakları, gozlerinin arkada kalmayacağı çocuk yuvası istiyorlar. Şu anda bir tespit yaptık İstanbul'un acil 955 tane kreşe ihtiyacı var. Çok buyuk bir butçe değil bu. Biz sadece belediyede çalışanlar için değil, bu şehirde çalışıp bu şehir için ureten kadınlarımızın bu ihtiyaçlarını mutlaka gidermemiz lazım. 300 mahalle var ki burada artık acil talep haline geldi. İkincisi, kadınların evde iş yapanlar var. Bunların değerlendirilmesi lazım. Belediye olarak bunların pazarlanacağı sanal marketler, bu emeklerin değerlendireceği merkezler kuracağız. Bir de belediyenin çok guzel bir hizmeti var, İSMEK. Yılda 350 bin İstanbulluyu iş ve meslek sahibi yapıyor. Bunu bir tık daha yukarı çıkaracağız, meslek akademilerine donuştureceğiz. Daha nitelikli mesleklerin oğrenilmesi için. Yine yaşlılar atolyesi var İSMEK bunyesinde. Ben birini ziyarete gittik çok mutlu gordum. 65 yaş ustu insanlar evlerinden çıkıyorlar akşama kadar kimisi kara kalem resim yapıyor, kimisi boyama yapıyor, kimisi roman yazıyor, kimisi tiyatro çalışması yapıyor ve orada kaynaşıyorlar. Orada da bunların sayısı çok yetersiz arttırın diyorlar. Özetle İstanbul'da her kesimin beklentisi var. Butun toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını gorecek ve onların ihtimamla ilgilenecek bir yerel yonetim beklentisi var. Engelliler için altyapı yetersiz onu yapmamız lazım. Geç kaldık. Otoparkla ilgili sorunlarımız var.

Mehmet Barlas: Şimdiye kadar hep altyapı ama şimdi ustyapı insanların ruhlarıyla, bedenleriyle insanı heyecanlandırır.

Binali Y ıldırım: evet daha once hep tuneldi, yoldu burada da var tabi ama uzmanlarımızla yapacağız tabi. Tiyatro işim var mesela. İstanbul'da 11 tane şehir tiyatrosunun sahnesi var 115 tane ozel tiyatro sahnesi var. 7 tane devlet tiyatrosu var. Çoğu kiralık. Ben bunların 2 buçuk milyon olmuş tiyatro seyircisi. Londra'da 15 milyon. Tiyatroculara sordum sonu nedir diye. Belediye sahnelerini kiralıyoruz istedikleri gecelik kira bizim bilet paralarının tamamını versek kurtarmıyor. Ben duşundum belediye niye para alıyor buradan ne gerek var. Biz almayacağız. Hatta şehir tiyatrolarının Mayıs-Ekim aylarında yaz aylarında tamamen ozel sahnelerin kullanımına vereceğiz. Boyle kotu bir alışkanlık var kamuda, elindeki imkanları ticaret aracı olarak kullanıyor. Boyle bir şey yok. Boyle bir anlayış bu ulkeye bir fayda sağlamaz. Bırak vatandaş kullansın.

Vahap Munyar: Kiralamadan verirseniz bir tart ışma konusu olur mu şuna verdiniz buna vermediniz gibi.

Binali Y ıldırım: Kamu yararına yaptığınız hiçbir işin hesabından çekinmeyin. Ama gırtlağınızdan bir şey geçirdiyseniz onun hesabı ağır olur. Millete vereceğiniz her şey mubahtır vermeniz lazım. Kim ne sual sorarsa sordun cevabı verilir. Yeter ki karnınız guruldamasın.

Mehmet Barlas: Bir de b urokrasiyi aşma meselesi var galiba. Bir Merkez Bankası başkanı Davos'ta anlatmıştı yabancılara Turkiye'yi, bir Cumhuriyet Bayramı'nda Amerikan buyukelçisi Cumhurbaşkanı yanında oturuyormuş. Önce tanklar geçmiş sonra toplar silahlar, sonra lacivert elbiseli siyah kravatlı sivil geçmiş. 'Bu ne demiş' Amerikan buyukelçi, 'Bunlar en yuksek tahrip gucu olan silahlarımız, yuksek burokratlarımız' demiş Cumhurbaşkanı.

Seda Öğretir: Belediye başkanı olursanız İstanbul'da meydanlar çoğu zaman şehirlerin kimliklerini temsile diyor dunyada. İstanbul'da meydanlarıyla unlu olabilir. Siz meydanlarla ilgili bir şey duşundunuz mu? Örneğin Taksim Meydanı'nın son halini beğeniyor musunuz?

Binali Y ıldırım: Yani yaz boz tahtası yapmayalım. Taksim yapılmış, trafik yeraltına alındı uzeri yayalaştırıldı. Daha yeşil olurdu fazla beton bunlar tartışılıyor ama yapılan şeyi gelip bozmanın bir anlamı yok. Onu daha nasıl guzelleştiririz ona bakmak lazım. 39 ilçesi var İstanbul'un. Aslıda her biri bir şehir. Bazı buyukşehir. Bir kere mutlaka ve mutlaka her ilçenin bir tane gozle gorulur prestijli bir meydan olacak, olmalı. Her ilçenin mutlaka bir Millet Bahçesi olacak. Her ilçenin her mahallesinde mutlaka çocuklar için kuçuk de olsa bir oyun parkı olacak. Yeşil ile maviyi buluşturamıyoruz. Mahalle parkları, semt parkları, Millet Bahçeleri ve yeşil yollar kuzey guney, Kuzey ormanlarıyla Marmara'yı birbirine birleştiriyor. Bunun etrafında yurume ve bisiklet yolları olacak aralarda da genişleyen bolumler var oralarda da piknik alanları olacak. Butun bunları yaptığımızda bugunku yeşil alanın yarısı kadar ilave yeşil alan sağlıyoruz. Yapmamızın yolu Pazar gununden geçiyor.

Vahap Munyar: İmarla ilgili hep vurgu yaptınız. Benim meclisimde birinci oncelik birilerine imar rantı sağlamak olmayacak diye.

Binali Y ıldırım: Ona plan tadilatı diyorlar. Plan tadilatı dediğiniz şey birisi buraya 30 katlı bina yaparsam parayı gotururum diyor. Plan tadilatı teklif yapıyor, dosyayı çeşitli sureçlerden geçiriyor ve meclise giriyor. Meclisteki gundemin yuzde 85'i tadilat dosyalarıdır veya imar revizyonudur. Şehri çirkinleştirenlerde bunlar. Şehrin silueti bozuluyor, çirkinlik oluşuyor, etrafından binalara haksızlık oluyor, tepeden bakıyor, altyapı ihtiyacı artıyor, otoparkı yok filan. Plan tadilat dosyaları benim meclisimde oncelikli konu olmayacak hatta hiç olmayacak.

O ğuz Haksever: Kentsel donuşumde donuşum ongoruyor musunuz?

Binali Y ıldırım: Mecburuz. 30 bin ila 50 bin arasında depreme karşı acil donuşum ihtiyacı olan yapı stoku var. Başı boşluk olduğu için ben muteahhidim diyor geliyor. Belediye burada hakem olacak. Bir kere bu işi yapacak olan muteahhidinin mesleki yetkinliği var mı, mali, teknik yetkinliği var mı bunlar için şartlar konacak. Tip sozleşme yapılacak. Adam geliyor cezbetmek için sana şunu vereceğim bunu vereceğim diyor adamın 150 metrekarelik dairesi gitmiş 70 metrekarelik daireyle baş başa. Bunları hakemlik yapacak. Bir de finansman modeline ihtiyaç var. Tabi işte TOKİ, Emlak Konut, Kiptaş bunlar var ama asıl DASK diye bir şey var, 70-80 milyar parası var. DASK yıkıldıktan sonra devreye giriyor. Yıkmadan gidelim, yapalım. Bizim bu konularda mesela Fikirtepe'de Esenyurt'ta oyle başlamış binlerce mağdur olan insan var. Biraz insanlarda da ben kabahat goruyorum, aşırı tamahkar. Öbur adam da ben işi alayım diye veriyor.

Mehmet Barlas: 1960 'da gazeteciliğe başladığımda Orhan Kemal'le bareber İstanbul'un yeni semtleri diye iki kalemden roportaj yapmıştık. Ben o zaman 22 yaşındaydım. Mesela Gultepe, Kuştepe nufusları 5 binin altındaydı. Gaziosmanpaşa o zaman Taşlıtarla'ydı. Gittiğimizde muthiş bir heyecan vardı ilk defa dikiş makinası satılmış pedallı. Boyle bir İstanbul'dan geldik 15-16 milyon. Yani ne yapsanız İstanbul'a yetmiyor. Eskiden boğaz fakir semtiydi, şimdi zengin semti. Allah size kolaylık versin.

Seda Öğretir: Bir gun boyle tanınmadan tebdili kıyafet çıksanız Semiha hanımı da yanınız alsanız nereye gidersiniz İstanbul'da?

Binali Y ıldırım: Öyle bir imkan yok Seda hanım sakal filan da taksam insanlar tanıyorlar. 13 yaşında buyuk torunum var Bahar Sena. Bir gun bana dedi ki, 'Hadi beni bir AVM'ye gotur alacaklarım var okul için' atladık arabaya gittik. Kendimde surdum geldim kapıda park ettik. O geliyor sarılıyor, o geliyor konuşuyor kız baka duruyor. Gittikten sonra annesine, 'Ben bir daha dedemle bir yere gitmem, dedemi bir aldılar ne alıveriş yapabildik ne girebildik' demiş.