Özet (TL;DR) @ 2019-03-28T11:51:00.000Z: Ekonomi Uzmanı Uğur Gürses, ekonomide yasakçı ve 'arka kapı' politikalarının Türk Lirası'nın değerine, likiditesine ve konvertibilitesine hasar verdiğini, bunun da kısa vadede onarılamayacağını ifade…



Ekonomi Uzmanı Uğur Gurses, ekonomide yasakçı ve 'arka kapı' politikalarının Turk Lirası'nın değerine, likiditesine ve konvertibilitesine hasar verdiğini, bunun da kısa vadede onarılamayacağını ifade etti.

Deutsche Welle Turkçe'nin ekonomi yorumcusu Uğur Gurses 'TL'nin konvertibilitesi hasar gordu' başlıklı yazısında ekonomi gundemini ve Turk Lirası'nda son uç ayda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Uğur Gurses'in analizi şoyle:

"Ankara'nın 'arka kapı' yollarına başvurması krizi derinleştirdikçe derinleştiriyor. Ocak başından beri regulasyon dışı yollarla, talimatlarla ve piyasa dışı operasyonlarla hem mevduat hem kredi hem de devlet tahvili faizlerinin duşurulduğu biliniyordu.

Sonra doviz kurlarının da kamu bankaları eliyle perakende satışla duşurulduğu, lojistiğinin de 'arka kapıdan' Merkez Bankası eliyle toptan yapıldığı anlaşılınca ortaya çıkan 'sahte dunya' yabancı yatırımcıları rahatsız edip kurları patlatmıştı.

Kur patlayınca, 'doviz alanlar bakın sonra ne olacak size' tarzı açıklamalarla 'yukumluluk altına' giren siyasetçiler de seçim oncesi yine kuru 'ezmek için' harekete geçti.

' YABANCILAR NEDEN SWAP İŞLEMİNE VE TL'YE İHTİYAÇ DUYUYOR?'

Yayımladığı raporda yakın gelecekte dolar kurunun 5.90'a gidebileceğini not duşen Amerikan yatırım bankası JP Morgan'a soruşturma açılıyordu; BDDK 'yayımlanan raporun yanıltıcı ve manipulatif içeriği sebebiyle finansal piyasalarda oynaklığa ve ozellikle ulkemiz bankalarının itibar ve değer kaybına yol açtığı' iddiası ile inceleme başlatmıştı.

Her zamanki yontem çalıştırılıp bankalara Ankara'dan 'Londra bankalarına tek kuruş TL vermeyin' telkini yapılınca, para piyasası kanalında karşılıklı para ya da faiz takası aracı olan swap pazarında oluşan TL faizleri patlıyordu. Önce yuzde 80-90, ertesi gun yuzde 250-300, sonra da yuzde 1000-1300 gibi astronomik oranlara fırlıyordu.

Turkiye dışında TL bulmak zorlaşıyor, bulunduğunda da fiyatı (faizi) astronomik oluyordu.

Peki yabancılar neden swap işlemine ve de TL'ye ihtiyaç duyuyorlardı?

Spekulatif olanı da vardır ama, bugun onları suçlayan siyasetçilerin geçmişte çizdikleri 'Turkiye hikayesine' para yatırmak için gelip Turk Lirası cinsi varlıklara; hisse senedi ya da tahvillere yatırım yapan yatırımcıların risklerini azaltma isteğinin de TL talebi yarattığı çok açıktı. Neden? TL varlığı yani hisse senedi ya da tahvilin uzerindeki fiyat ya da faiz riski yanında bir de kendileri açısından kur riski de taşıdıklarından, bu riskleri azaltmak için TL borçlanıp doviz almak istemeleri gayet normal. Hem hisse senedini ya da tahvili satıp aynı zamanda doviz satın almaları zaman senkronizasyonu açısından olanaklı değil.

' YABANCI YATIRIMCI GELİRKEN İYİ DE ÇIKARKEN Mİ KÖTÜ?'

Ayrıca kotu bir ekonomi yonetimi nedeniyle o ulke parasının değer kaybedeceğini duşunup bunu açığa satıp karşılığında doviz satın almak biçiminde pozisyon alınmasında da tuhaf bir durum yok. Çunku dunyanın her tarafında piyasa dediğiniz mekanizma boyle çalışır. İyi hikaye de kotu hikaye de spekulatif beklentilerle para yapmaya ya da zarardan kaçınmaya temel oluşturur.

Nitekim JP Morgan gibi kurumların geçmişinde, doviz kurunun duşeceğine dair tahminler içeren yatırımcı raporları yazdıkları çokça vakidir. Yabancı yatırımcı gelirken iyi de çıkarken mi kotu olmuştu?

Daha ilginç tarafı; Cumhurbaşkanı'nın bir TV programında '2019'un ilk 3 ayında dunya sermaye piyasalarından ulkemize 11 milyar dolar finansman geldi. Bu her ulkede olabilecek bir şey değil. Bu konjonktur de bu onemli bir gelişme. Tabii bunu çekemeyen o manipulatif guçlerin seçim arifesinde kalkıp da devreye girerek hem vatandaşlarımızın hem de uluslararası finans çevrelerinin algısını bozmaya çalıştıkları ortaya çıkıyor' derken, otoritelerce bu yonde soruşturma kıskacına alınan JP Morgan, 2019'un ilk iki buçuk ayında Turkiye Hazinesi tarafından 4.4 milyar dolarlık tahvil ihracında bizzat Ekonomi ve Maliye Bakanı'nın yonetimindeki Hazine'nin seçtiği uç lider bankadan biri idi. Hem doviz getirip hem de çekememişler miydi?

Ankara'daki ekonomi yonetimi doviz kurunu hızla 5.35-5.45 bandına çekmişti ama ne pahasına? Mali piyasalardaki fiyat oluşumlarını tahrip ederek, Turkiye'nin risk primini ve faizleri hızla yukselterek. TL'ye erişmek isteyen yabancı artık hisse ve tahvil satıyordu.

Tekrar soruya donelim; ne pahasına kur burada tutuldu?

Swap işlemlerinde yabancılara olan TL akışının şu veya bu yolla bloke edilmesi, Turk Lirası'nın konvertibilitesine buyuk hasar verdi.

İ MKANSIZ ÜÇLÜ HİTOPEZİ

İktisattaki 'İmkansız Üçlu' hipotezinde; bir tarafta kurların, diğer tarafta faizlerin belirlenebildiği zemin sermaye kontrolunun yapıldığı zemindir. Açık bir ekonomide kur ve faizin ikisi aynı anda kontrol edilemez. Henuz yılı dolmayan ekonomi yonetimi işte bu 'deneye' girişti.

TL'nin yabancı bankalara borç verilmesine ortulu biçimde kısıt ya da yasak konması 'ortulu sermaye kontrolu' anlamına gelir.

Konvertibilitenin temel koşulu da ulusal paranızın serbestçe başka paralara çevrilebilir olmasıdır. Kamusal sınırlamalar olmadan başka bir ulkenin parasına karşı kolayca alınıp satılabilen para konvertibl paradır. Likit olması da konvertibilitenin temelidir.

İşte Turk Lirası'nın son uç ayda başına gelenler:

  1. Hem serbest dalgalanma ozelliği hem de konvertibilite ozelliği ağır hasar almıştır.
  2. Swap pazarındaki bu kısıtlama ve ortulu yasaklarla, içeride TL kredilerin onemli kaynaklarından olan bu pazarın artık eskisi gibi Turkiye'ye kaynak yaratma ve akışında belirgin işlevi olamayacaktır.
  3. Astronomik swap faizleri spot pazarda yani bugunku pazarda doviz kurunu duşurse de vadeli pazardaki ileri donuk tarihler için dovizin TL değeri astronomik pahalı hale gelmiştir.
  4. Yurtdışı ile yurtiçi fiyatlamada farklılıklar ortaya çıkmıştır; swap faizlerinin gevşemesi halinde doların spot pazar fiyatı yukselecektir.
  5. 'Milli parayla ticaret' artık orta vade için bile tamamen hayal otesidir. Milli parası uzerine yabancılara borç verme kısıtları koyan ulkenin parası ile kimse ticaret yapmaz.
  6. Likidite ve konvertibilitesi hasar goren paranın, yatırım endekslerinde ağırlık kaybı veya tamamen çıkarılması ile benchmark kriterli yatırım portfoylerinde Turk Lirası varlıklara daha da satış getirebilecektir.

Sonuç şu: Açık bir ekonomide, sermaye hareketleri serbest iken, kur rejimi de dalgalı kur rejimi iken tum bunları tersine çevirecek adımların bir de 'arka kapı' yontemleri ile yapılması Turkiye'yi 30 yıl geriye surukleyen bir akıma bıraktı. Hasar buyuk. Seçime 'duşurulmuş kurla' giriliyor olacak belki ama faturası seçim sonrasında odenecek. Durgunluğu ve krizi derinleştirecek."