Özet (TL;DR) @ 2019-03-29T06:54:00.000Z: Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, “Kaynakları doğru kullanmak adına da ekonomik nedeni yoksa illa da zombi firmaları canlı tutmaya çalışmak ekonomiye zarar verir” dedi.



Denizbank Genel Muduru Hakan Ateş, "Kaynakları doğru kullanmak adına da ekonomik nedeni yoksa illa da zombi firmaları canlı tutmaya çalışmak ekonomiye zarar verir" dedi.

Denizbank Genel Muduru Hakan Ateş, Cumhuriyet'ten Şehriban Kıraç'a konuştu.

"Son donemlerde doviz kurunun artmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Ateş, "Sadece Turkiye değil gelişmekte olan ulkelerde dolarda bir guçlenme soz konusu. Seçim gibi bir belirsizlik de bunun ustune eklendi. Hane halkı kaynaklı da diyebilirim. Ben biraz daha doviz alayım ne olur ne olmaz tarzı bir endişe var" yanıtını verdi.

Kıraç'ın sohbetin devamında yonelttiği sorular ve Ateş'in bunlara verdiği yanıtlar şoyle:

-   Kriz donemi yaşanıyor, bankalar nasıl etkileniyor?

Faizlerin yukselmesi birinci etapta bankacılığa zarar verir ve bankacılığın karını azaltır. Biz aktiflerimizi mevcut faiz oranında uzun vadede veriyoruz. Ama mevduatımız kısa vadeli. Bundan en buyuk zararı bankacılık sektoru gorur.

Senenin başından beri bir iyi bir kotu haber var. İyi haber faizler umduğumuzdan hızlı duştu. Kotu haber de dış fonlamanın eskisi kadar bol ve uzun vadeli olmaması. Neticede iyi haber fonlamanın ucuzlaması, kotu haber de problemli kredilerdeki artış eğilimi. Buna karşı bazı tedbirler alınıyor. İşte KOBİ'lere KGF'den verilen destekler var. Bizim iç ve dış talebi dengelememiz şart. Biz bol bol inşaat yapalım… E yapalım da birader onun bir getirisi yok ki. Bizim ihracata donuk turizm, deri, gemicilik gibi hem stratejik hem doviz kazandıran istihdam yaratan alanlara teşvik vermemiz lazım.

İçerideki tuketimle ihracat dengelenmedikçe siz bir tek şeyi yapıyorsunuz, hak etmediğiniz refahı tuketiyorsunuz. Bu da çocuklarınıza borç olarak donuyor. Açıkçası ozel sektorun yatırım iştahı çok canlı değil. 2018 ve 2019 aslında yaraları sarma, dengelenme yılı, 2020 de belli olçude enflasyonun duşmesine paralel rahatlama olacak ama yine bu devam edecek.

- Öyleyse 2019 için umutlu değilsiniz?

Enflasyon ve faizler duşer. Ama benim gerçek anlamda kastettiğim ekonomi yatırım yapma ve buyume eğiliminin geri donmesi. Buyumenin yapısı da değişmeli. İç tuketimi artırarak belli bir sure buyuduk. Ama bu size bir kar getirmiyor. Kişi başına gelirimiz 10 bin doların altına duştu. Artık daha az tuketerek daha çok ureterek ve uretiğimiz mal ve hizmetleri dışarıya satarak bu sarmaldan ve sıkıntıdan çıkabiliriz.

' V ŞEKLİNDE ÇIKIŞ BEKLEMEYİN'

- Ge çen ağustos ayında yaşanılan gibi bir kur atağı tekrar yaşanır mı?

Geçen yaz gibi bir durum olacağını duşunmuyorum. Tek başına çok içsel nedenler değildir, çok karışık bir olaydı. Ama en temel şey enflasyonun duşmesi. Enflasyon duşecek. Birincisi ekonomi yavaşlayacağı için duşecek, ikincisi alınan tedbirlerle duşecek. Turkiye'nin stagflasyona gireceği duşuncesinde değilim. Ama Turkiye hemen bir V şeklinde ikinci yarıda her şey hallolacak diyemeyiz. Boyle bir beklenti içinde girersek tedbir almaktan imtina ederiz. Yine başlarız inşaatları yapmaya. Bu işte bir seferlik, onun imar affı, bunun imar affı, bunun vergi affı, bunun askerlik şeyi deyip bundan da kurtaramayabilirsiniz. Bu nedenle şapkayı onumuze koyup bazı açı reçeteler varsa buna katlanmak gerekir. Aksi halde uzun vadeli kalıcı bir çozum bulmanız sıkıntı olur. 2019'un yarısına kadar kotu olacağız diye bir şey yok.

Her şeyde gri bir olay, gri bir alan vardır. Bu sefer biraz daha uzun surecek bu alan. Çunku dunyada da buyume derdi var. Yavaşlayan bir kuresel ekonomide buyuyen bir ekonomi olamazsınız, olursanız hata edersiniz. Onun için dunyanın bu geçiş yılları, 2020'li yılları çabuk atlatmasını beklemiyorum.

Turkiye de uzerine duşeni yaparsa… Biz çok dinamik bir ulkeyiz, sektorlerimiz çok yaygın, her alanda imalatımız var. Butun olay bunu iyi yonetip, iç taleple dış talebi dengeleme gayreti içinde olmamız. Bizim iç tasarruflarımız sermayemiz kendi buyume emellerimizi besleyebilecek kadar buyuk değil, onun için dış kaynağa ihtiyacımız var. Sektorler uzerindeki açık pozisyon risklerini iyi yonetmeliyiz.

- En k otu geride kaldı mı?

En kotu geride kaldı goreceli bir kavram. Seçim belirsizliğinin giderilmesi onemli. Nisandan belki eylule kadar yine enflasyon duşecek. 2018 Eylul ile 2019 Eylul arasında buyuk bir baz farkı olacak. Buna gore Merkez Bankasıda faizleri duşurecek, biz duşureceğiz, bu biraz rahatlık ortamı yaratacak. Bu arada ekonomiye sağlam bir doping yapmak için bilançolarda 100 milyar dolar var bunun 20-30 milyar dolarlık bir bolumunu menkulleştirip yurtiçine ya da yurtdışına satmak lazım. Devletin boyle bir gucu var.

ENFLASYON BELASI

- Merkez Bankas ı politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Merkez Bankasının donem donem geciken kararları oldu, faizi 600 baz artırdı. Çıkınca da indirmek kolay olmuyor. Başkası daha iyi yapardı diye bir şey yok. Herhangi bir memnuniyetsizliğimiz yok. Asıl memnuniyetsizliğimiz enflasyon belası, yuksek faiz belası. Bunları dengelemek zorunda.

' ZOMBİ FİRMALAR ZARAR VERİR'

- Bankalar krize ger çekten hazır mı?

Bu krizden hiçbirimizin açık pozisyonu yok, likiditemiz var, sermaye yapımız guçlu. Zaten bu kriz de aktif kalitesinin nasıl çozuleceğiyle ilgili. Bu hem firmaların hayatını kurtarmalı hem de bankalara buyuk zarar vermemeli. Yani iki arada hassas denge. Bir tarafta brut, bir kar marjı olmayan bir firma var, biz bunu ha babam taşıyoruz, bu zombi bir firmadır, ekonomiye zarar verir. Bir tarafta da EBITDA'sı olan firma var onu oldurmenin bir anlamı yok. İki ucu keskin kılıç hem elinden tutup firmaları aydınlığa çıkaracaksınız ama kaynakları doğru kullanmak adına da ekonomik nedeni yoksa o firmayı illa yaşasın diye canlı tutmaya çalışmak ekonomiye zarar verir.

- Takipteki krediler alarm seviyesine geldi mi?

Takipteki kredilerde artış var bununla ilgili bir suru stres testi yapıyoruz. Bir taraftan tahsilatlar bir taraftan da yeni problemler. KOBİ'lerde kurumsal firmalarda var. Takipteki kredilerin oranı yuzde 5.1'e geldi. 2009 yılındaki ağır donemde 5.5'i idi. Ama bankacılık sektoru bu sıkıntıyı atlatabilecek guçte.

' PANİKLE KARAR ALMAMAK GEREKİR'

- Şu anda her şey seçime odaklı gidiyor, seçim sonrası ciddi bir fatura odenebilir deniyor, IMF ile bir anlaşma olur diye konuşuluyor, siz ne diyorsunuz?

(C) Sputnik /

Ekonominin yeniden toparlanması için aynı bir ağaç gibi baharda yeniden sulanması ki sulamadan da kastım bankacılık faaliyetlerinin devam etmesi ve aktif olması ile ekonominin yeni dallar, yeni surguler vermesiyle mumkun olur. Bu IMF ile yapılır başka şeyle mi olur… Goz ardı edilmemesi gereken başka araçlar da var Varlık Fonu. Turkiye'nin hala kamu borcunun GSMH'ye oranı yuzde 30'lar seviyesinde, butçe açığı yuzde 2'ler seviyesinde. Devletin borcu yok ki IMF'ye borçlansın. Ama onemli olan yurtdışındaki kredi musluklarını açmak. Doğrudan yabancı yatırımı yeniden cezbedebilmek. Soru işaretleri az olan ve hukuk devleti olduğunuz zaman paralar da gelir.

- IMF ile parasal anla şma olmaz mı?

IMF ile parasal bir program olacağına inanmıyorum. IMF'den parayı alalım da, ne yapacağız? Kamunun boyle bir paraya ihtiyacı yok. Ama IMF ile oturup bir reform programı uzerinden anlaşılır, IMF bir reklam ajansı gibi sizi dunyaya pazarlayabilir. Tohumunu kendin yetiştireceksin buna benzer şeyler olabilir. Enflasyonun ikide bir dert olmaması gibi stratejileri vardır. Ya da program ve belli sektorlerde olur. Şu anda hemen panikleyip dolar alın doviz alın falan da zarar da verebilir. Biraz bunu iyi hesap etmek lazım bakarsın bir anda sut liman olur ortalık elinde pahalıdan aldığın dolarla da kalabilirsin. İyi duşunmek lazım ve geminin bir ucuna doğru koşmak zarar verir.