Özet (TL;DR) @ 2019-03-27T15:08:00.000Z: ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Temsilciler Meclisinin Silahlı Kuvvetler Komitesi toplantısında Amerika’nın, Suriye Demokratik Güçleri’ni eğitmeye ve onlara silah ve maddi destek sağlamaya…



Goruş

15:08 27.03.2019(Guncellendi 15:15 27.03.2019) URL'yi kısaltın

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Temsilciler Meclisinin Silahlı Kuvvetler Komitesi toplantısında Amerika'nın, Suriye Demokratik Guçleri'ni eğitmeye ve onlara silah ve maddi destek sağlamaya devam edeceğini, bununla birlikte Suriye-Turkiye sınırındaki Turk guvenlik çıkarlarının sağlanabilmesi için de çalışacaklarını belirtti.

Suriye'de gerçek durum ve ABD'nin Golan tepeleri ile ilgili kararı goz onunde bulundurulursa Turkiye'nin guvenlik çıkarlarının Amerika Birleşik Devletleri tarafından sağlanacağı ile ilgili açıklamalar ne kadar inandırıcı?

Konuyla ilgili Sputnik'e konuşan guvenlik uzmanı ve eski asker Abdullah Ağar, şu değerlendirmelerde bulundu.

Öncelikle Amerika'nın Golan Tepeleri ile ilgili almış olduğu kararın, Trump'la Netanyahu arasında gelişen simbiyotik ilişkinin bir sonucu şeklinde açıklanamayacağını belirtmek gerekir. Bu karar, hiç kuşkusuz Suriye'nin uniter yapısının parçalanmasıyla ilgili buyuk bir risk fotoğrafı uretiyor. Şu ana kadar Rusya, Turkiye, İran ve hatta ABD, Suriye'nin uniter yapısı ve toprak butunluğunden bahsediyordu. Şimdi ise uniter yapısının ve toprak butunluğunun fiili olarak bozulduğu bir durumla karşı karşıyayız. Yani Suriye toprağının yaklaşık %40'ını kontrol eden Amerika Birleşik Devletleri tarafından, Golan tepeleri, İdlib, El-Tanf ve Fırat'ın doğusundaki alanlar olmak uzere Suriye'nin dort bolgesi ile ilgili daha once gundeme gelen haritalar çerçevesinde Suriye'nin parçalanabileceğine dair bir irade ortaya konulmuştur. Amerika'nın Golan Tepeleri kararıyla birlikte Suriye'nin parçalanmasına dair fiili bir ıspat fotoğrafı ortaya çıkmış durumda. Bu anlamda soz konusu karar, bolgede buyuk bir risk ve guvensizliğin oluşmasına sebebiyet verdi.

Diğer taraftan bu karar, aslında DEAŞ'ın da bir aldatmaca olduğuna dair bir ıspat uretti. DEAŞ'ı gerekçe olarak kullanan ABD, kendi hedef ve menfaatleri doğrultusunda bolge topraklarını dizayn ediyor, YPG-PKK ile birlikte Suriye'yi parçalayacak bir etki ureterek projesine devam ediyor. Projenin temelinde de "Arz-ı Mev'ud"a yonelik bir yayılmacı anlayış var. Bu yayılmacı anlayışla ilgili ortaya çıkan temel ıspat fotoğrafları mevcut. Amerika tarafından Irak'ta ve Suriye'de kurulan uslere ve etki altında kalan alanlara jeopolitik ve enerji kaynakları ve guzergahları açısından baktığımız zaman "Arz-ı Mev'ud"a doğru giden yayılmacı bir politikanın koşe taşlarını goruyoruz. Bu inanç eksenli yaklaşımlar çok tehlikeli. Dogmatik inanışlarla insanlığı veya dunyayı dizayn etme çabaları, çok tehlikeli bir yaklaşım. Ümit ederim, aklı selim guçler ve ulkeler devreye girer ve bu tur şeyler bir şekilde dengelenir ve onu alınır, yoksa gelecek çok karanlık olacak.

Ayrıca bu olayda uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletlerin ortaya koymuş olduğu normları ve guveni tamamıyla yerle bir eden bir kanunsuzluk ve yetkisizlik var. Trump'ın malı mı ki, Golan Tepelerini İsrail'e verebilir. Bir guç uygulamasıyla karşı karşıyayız. Bu durum, dunya barışı ve duzeni için buyuk bir risk uretiyor. Bir kuresel guç hukuksuz ve yetkisiz bir imza atarak bundan sonra yaşanacak hukuksuzluklara ve kanunsuzluklara aslında bir altyapı ve bir gerekçe oluşturuyuor.

Turkiye ise kendisinin tehdit altında olduğunu ve buyuk bir riskle karşı karşıya kaldığını zaten biliyor. Suriye'de sahada uretilen gerekçelerle beraber İsrail yayılmacılığı konusunda bir eşgudum içerisinde hareket edildiği gozukuyor. Bu buyuk bir risk. Dolayısıyla ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'un Turkiye'nin guvenlik çıkarlarının sağlanacağına dair açıklamalarını kesinlikle samimi bulmuyorum.