Özet (TL;DR) @ 2019-03-26T13:31:00.000Z: Siyasal iletişim uzmanı Dr. Gülfem Saydam Sanver, Seyr-i Sabah programında partilerin söylemlerini ve seçim çalışmalarını yorumladı. Sanver, iktidarın sert söylemlerinin onların ilk kez yenilgi…



Seyr-i Sabah

13:31 26.03.2019(Guncellendi 13:51 26.03.2019) URL'yi kısaltın

Siyasal iletişim uzmanı Dr. Gulfem Saydam Sanver, Seyr-i Sabah programında partilerin soylemlerini ve seçim çalışmalarını yorumladı. Sanver, iktidarın sert soylemlerinin onların ilk kez yenilgi beklentisi içine girdiğini gosterdiğini dile getirdi.

Seçime sayılı gunler kala partiler, lider ve belediye başkan adayları son konuşmalarını yapıyor. Siyasal iletişim uzmanı Dr. Gulfem Saydam Sanver, Seyr-i Sabah programında, partilerin şimdiye kadar yaptıkları çalışmaları ve seçim soylemlerini analiz etti. Sanver iktidar soyleminin her daim çok sert olduğunu, rakipleri terorist ilan ettiğini, tum seçimi bir beka sorunu olarak gostermeye çalıştığını soylerken, muhalefetin yerel konuları ekonomiyle harmanladığını vurguladı. Sanver, bu sert soylemlerin sebebinin iktidarın yenilgi beklentisi olabileceğini dile getirdi:

' MUHALEFET İKTİDARIN SERT SÖYLEMLERİ YÜZÜNDEN KONSOLİDE OLDU'

"Biz 'kaybedersek' soylemini iktidardan ilk kez duyuyoruz. İlk kez iktidar anketlerden bahsetmiyor. Muhalefetin ciddi bir yukselişi var ve seçmenler tepkili. Seçim birçok ilde başa baş geçecek. Eğer kaybedilirse ittifakların dağılmasıyla ilgili konuşmalar yapılıyordu, şimdi o soylemler de bitti. Ben kendilerinin de ilk kez bir yenilgi beklediklerini duşunuyorum. Dunyada demokrasi olduğunu iddia eden hiçbir ulkede, eğer bu aday seçilirse gorevden alınır gibi tehditler kullanılmıyor. Seçmenin bu durum karşısında ne yapacağını test edebileceğimiz bir ulke yok. Sadece tahmin yurutebiliyoruz. Bu seçimde her iki tarafın seçmenlerinde de bir kırgınlık vardı. AK Parti seçmeninde ekonominin kotu gidişatından dolayı bir kırgınlık vardı, parti teşkilatlarında ve saha çalışmalarında aksaklık var. Erdoğan'ın tek başına idare ettiği ulke ve partinin parti içinde de yarattığı sıkıntılar vardı. Bunun partiye negatif etki ettiği de goruluyordu. Genel seçimlerde de bu goruldu. Bir iki seçim idare edildi ancak seçmendeki kopuş durdurulamaz boyuta geldi. CHP seçmeninde de 24 Haziran kaynaklı travma vardı. Başta seçim arifesinde adayların kuskun ve kızgın olduğunu goruyordu. Muhalefete yapılan soylemler ve Mansur Yavaş'a yapılanlar yuzunden seçmendeki kızgınlık partiden iktidara kaydı ve seçmen konsolide oldu. Ben muhalefette seçime gitmeme sorunu olacağını duşunmuyorum. Ona yapılan haksızlık İstanbul seçmenini bile konsolide etti. AKP'de yaşanan ekonomik kriz sahaya çıkmaya bile zorluk çıkarıyor. Seçmen huzursuz. Ekonomik sıkıntılar herkesi bunalttı. Seçmen bunalınca saha çalışmalarında teşkilat ne anlatacağını bilmiyor. Seçmene anlatacak hikaye yok.

' BU SEÇİMDE İKTİDAR ORGANİZE DEĞİL'

İktidarın çelişen mesajları kampanyanın ne kadar dezorganize olduğunu gosteriyor. Soylemleri yok. Ne soyleyeceklerini bilmiyorlar o yuzden de negatif. Gelecek kendileri olmazsa karanlık olarak gosteriliyor. Bu seçimde muhalefet adayları umut veriyor. İlk kez iktidarın soylemine ve gundemine kapılmıyor. Genelde muhalefet geride olurdu ve iktidarın gundemine kapılırdı. Bu seçimde bu olmadı. Bu seçimlerde muhalefet halkın soyleminin azalan refah olduğunu gordu. Adaylar surekli seçmene yaşam kalitelerinin nasıl artacağını soyluyor. İnsanların en buyuk dertleri bu.

Belediyelerden belediye gorevi olmamasına rağmen refah yaratma beklentisi içinde. İstihdam yaratma konularında bile aktif soylemler kullanıldı. Beka sorunu seçmene geçmedi, herkesi bunun kendi iktidarlarının bekası olduğunu goruyorlar. Seçmenler şu anda bunun farkında. CHP seçmeninde 24 Haziran kaynaklı travma vardı hatta partinin adaylarını geç açıklaması seçmen kızgınlığını yukseltmişti. Ama CHP aday belirlerken ozellikle buyukşehir adaylarını ilçe belediyelerde başarılı olmuş adaylardan seçti. Bunun hikayesiyle buyukşehir mesajları hazırlandı. AKP burokrat temelli adaylar çıkardı. Partinin negatifliğini utunde taşımayacak adaylar çıkarmaya çalıştılar ama başarılı olamadılar. Ekonomik girdaptan dolayı partiye duyulan kızgınlığın ustesinden gelemediler. Muhalefet adayları iktidar ne yaparsa yapsın gundemlerinden şaşmadılar. İktidar partisi her şeyi ulusal boyuta taşımaya çalıştı ama bunu başaramadı. İnsanların ertesi gunleriyle ilgili endişeleri var. Eski cumhurbaşkanlarından Demirel fokurdamayan tencerenin goturemeyeceği iktidar yok derdi.

' SEÇİM KAYBEDİLİRSE CUMHUR İTTİFAKININ VARLIK SEBEBİ KALMAZ'

Cumhur İttifakı tamamen iktidar arayışı ustune kurulmuş bir ittifak. Seçim sonuç odaklı bir ittifak. Burada buyukşehirleri kaybediyor olmanın onlar için şoyle bir problemi var: Bu ittifak ne yaparsa yapsın başarılı olamıyor diyecekler ve bunun surdurulebilir olmasını tartışacaklar. Çunku bu ittifak çok buyuk goruş birliği sağlamıyor ve liderler birbirlerine çok ağır sozler etmiş iki lider. Ama bu iki lider ittifak arayışında guç birliği yaptılar. Eğer buyukşehirler giderse ittifakın anlamı kalmayacak. Bu ulkede bir beka sorunu yaratır mı? Elbette yaratmaz Kadir Topbaş bir gecede gitti sorun çıktı mı? Hayır. İzmir'i senelerdir CHP yonetiyor bir sorun var mı? Yok. AKP ve MHP İki parti açısından bir sorun yaratır mı? Evet çunku birleşseler de bir şey olmadığını gorecekler. Seçmen, kavgaya bakar ama prim vermez. Biz sokakta kavga eden iki kişi gorunce etrafına gideriz ama mudahale etmeyiz. Seçimlerde de boyle. Muhalefet senelerce hırçın dili kullanıp sonuç alamadı. Şimdi iktidar sadece hırçın değil, tehlikeli de bir dil kullanıyor. Seçimler gelir geçer ama muhalefet adaylarını surekli vatan hainliğiyle suçlamak çok tehlikeli soylemler. Seçmenin bu soyleme prim vermemesi gerekiyor. Eğer prim verirlerse, bu soylemin daha fazla kullanıldığını da goreceğiz. Bunu engellemenin tek yolu prim vermemek. İktidarın dili sertleştikçe anlıyoruz ki seçim kaybediyorlar. Vaatler buyudu havalarda uçuşuyor. Yerel seçimin vatanseverlikle alakası yok. Birçok seçimler yaşadık iktidarlar geldi geçti. Yıkılamaz dediğimiz partiler bir gecede yıkıldı gitti. İktidarın bu hırçın dili seçmene ne kadar kendilerine guvenmediklerini gosteriyor."