Özet (TL;DR) @ 2019-03-25T11:55:04.000Z: AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump'ın "52 yılın ardından ABD için İsrail'in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tam olarak tanımanın zamanı geldi" açıklamasına…



AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Milliyet yazarı Abdullah Karakuş'un sorularını yanıtladı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın  "52 yılın ardından ABD için İsrail'in Golan Tepeleri uzerindeki egemenliğini tam olarak tanımanın zamanı geldi" açıklamasına tepki gosteren Kurtulmuş, "Sayın Trump aklına estikçe tweet atıyor ve bu tweetlerle dunyayı yoneteceğini zannediyor. Dunya Trump'ın kafasına estikçe attığı tweetlerle yonetilecek bir yer değildir, bir kere bunu oğrenmesi lazım" dedi.

Kurtulmuş şunları kaydetti:

"Arkasından tabii Trump bakımından çok acıklı olan bir durum, kendisini ABD Başkanı sıfatından daha çok İsrail Sozculuğu sıfatına layık goruyor, İsrail'in sozcusu gibi davranıyor, bu da gerçekten anlaşılabilir bir durum değildir. Son tweeti akıl almaz. Gerçekten ateş topuna donmuş olan Ortadoğu'yu daha da karışık, karmaşık hale getirecek, dunya barışını temelinden tehdit edecek, akıl dışı ama gorduğum kadarıyla planlı, hesaplı olarak soylenmiş olan bir sozdur. Kabul edilemez, uygulanamaz bir kararı ortaya koyuyor. Zaten hemen kararın sonrasında İslam İşbirliği Teşkilatı'nın toplantısının gundeme gelmesi, AB'den ve BM'den bu konuda çok net açıklamaların gundeme gelmesi Trump'ın bu kararını ilan etmekle birlikte yalnızlaştığını da gosteriyor. ABD yonetimi bakımından en hazin olan hususlardan birisi de bu. Kendisini bir dunya devleti olarak tanımlayan ABD giderek İsrail sevdası dolayısıyla yalnızlaşıyor. Bu kararına birkaç ulkenin dışında destekçi bulmaları mumkun değildir."

Karakuş'un sohbetin devamında yonelttiği sorular ve Kurtulmuş'un bunlara verdiği yanıtlar şoyle:

' DÜNYANIN KARŞI ÇIKMASI LAZIM'

- Son hamlenin arkas ında ne var?

Tabi bu kararın arkasında aynen İsrail'in başkent olarak Kudus'u kabul etmesi ve buyukelçiliğini Amerika'nın taşınma kararında olduğu gibi uluslararası Siyonizm'in niyetlerinin de çok açık bir etkisi vardır. Siyonizm sadece İsrail'in sınırlarından ibaret olmadığını biliyoruz, yayılmacı bir ideolojidir. ABD'nin yonetimi de, Trump yonetimi de bu yayılmacı ideolojiye olabildiğince destek vermektedir. Siyonizm'in gorduğu şey şu: Ortadoğu belki tarihi boyunca hiç olmadığı kadar paramparça, boluk porçuk bir vaziyette. Butun Ortadoğu'daki guçler etnik anlamda da, mezhebi anlamda da ciddi bir surtuşmenin içerisindeyken, bu kadar siyasi ve hatta fiili bolunmuşlukler soz konusuyken İsrail altın vuruşunu yapmak istiyor. O da Arz-ı Mev'ud istikametinde onundeki engelleri birer birer kaldırarak kendi nihai amacına ulaşmak ve bu amaca ulaşmak konusunda da Trump'ı kullanıyor açık bir şekilde kullanıyor, esas fotoğrafın boyutları budur. Burada buna çok ciddi bir şekilde dunyanın karşı çıkması lazım, zaten oyle oluyor.

' MÜSLÜMAN HALKLAR DA KENDİ DAVASINA SAHİP ÇIKIYOR'

- Alt ın vuruşu yapabilirler mi?

(C) Sputnik /

Bu sonuç olmaz, çunku Ortadoğu'da butun farklılıklarına rağmen, bu kadar bolunup parçalanmışlıklarına rağmen çok buyuk bir Musluman nufusunun olduğu ve bu Musluman nufusunun da yonetimleri, rejimleri ne kadar farklı olursa olsun temel meselelerinden birisinin de Ortadoğu'daki bu varlığı ve dayanışmayı temin etmek olduğunu biliyoruz ve yine Musluman ahalinin temel siyasi onceliklerinden birisinin de Filistin davasına sahip çıkmak olduğunu goruyoruz. Yani Siyonizm nasıl kendi davasına sahip çıkıyorsa, Musluman halklar da kendi davasına sahip çıkıyor ve bu anlamda ben hedefi bu olmakla birlikte İsrail'in altın vuruşu yapamayacağına inananlardanım.

ARAP ÜLKELERİNE ÇAĞRI

- Yak ın geçmişi de katarsak Arap ulkeleri gerçekten İsrail'e yonelik tepkiyi verebildi mi?

Ne yazık ki yani ben de tam da onu kast ediyorum, yani once uzunca bir suredir devam edip, şimdi mesela soğuk savaş doneminde ister Amerikan yanlısı olsun, ister Rus yanlısı olsun Arap dunyası, İslam dunyası bolunmuştu ama herkesin ortak bir dış politikada ortak bir hedefi vardı o da butun imkanlarıyla Filistin davasının yanında durmak. Ama maalesef uzunca bir suredir diyebilirim ki son 25-30 yıldır, yani soğuk savaşın sona erdiğinden bu yana giderek artan bir şekilde Arap dunyası ve İslam dunyası ortak ideallerin etrafında butunleşmek yerine iç çelişkiler ve çatışmalar uzerine odaklandı. Maalesef rejimler haklarının taleplerinden ve desteklerinden olabildiğince koptular, uzaklaştılar. Ve bu anlamda evet doğru zaten İslam ulkeleri yeterince reaksiyon verebilmiş olsalardı şimdiye kadar bu kadar buyuk bir İsrail etkisi bu bolgede olmazdı. İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısında kararlı duruş çıktı. Eğer o metindeki iradeye İslam dunyası, Arap dunyası sahip çıkarsa zaten İsrail'in saldırganlığına karşı da çok onemli bir mesafe kazanmış olacaklar.

' DÜNYA SİYASETİNİ ZEHİRLEYEN YENİ BİR AKIM'

- Yeni Zelanda 'daki saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni Zelanda'daki olay sıradan bir caninin, faşist bir ideolojiye sahip bir ırkçının aklına esip de yapmış olduğu bir eylemden ibaret değildir. Butun dunya siyasetçileri, Muslumanlar, Hristiyanlar, başka dinlere mensup olanlar herkes iki elinin arasına başını alıp duşunmek mecburiyetindedir. Özellikle son 20-25 yıllık sureçte yine devam eden yabancı duşmanlığı, goçmen karşıtlığı, İslam karşıtlığı ve somuta indirgenmiş hali Turkiye duşmanlığı gerçekten dunya siyasetini zehirleyen yeni bir akımdır.

50 insanı bir cani olduruyor. Bu sadece bir kişinin eylemi değil, bunun arkasındaki zihniyeti çok iyi şekilde gorup, buna karşı dunyanın tedbir almak mecburiyeti vardır. Adamın silahların ustundeki yazılar, orada kullandıkları semboller, sembolik isimlerin hepsine baktığınız zaman bir faşist, haçlı zihniyetinin tezahuru olduğu ortada. Musluman-Hristiyan çatışmasının fitilini ateşlemeye donuk bir şey olduğu goruluyor. Bir kere bu bir kişinin kendi kafasından ortaya koyduğu bir şey olamaz. Son derece faşist, saldırgan bir ideolojinin sonucu.

Bir kere şunu bilsinler ki: İstanbul, Fatih Sultan Mehmet'in fetih hakkıdır, bizim Musluman Turk milletinin memleketidir, kıyamete kadar da Musluman milletimizin elinde olacak olan bir yerdir. Biz dun Asya'da da vardık, Avrupa'da da vardık. Bugun de yarın da Avrupa'da olacağız, kıyamete kadar Avrupa'da olacağız. Anadolu ve Trakya toprakları bizim yurdumuzdur, buraya da hiç kimsenin goz dikmesine, burada bize soz soylemesine musaade etmeyiz. Bu anlamda geçmişte olduğu gibi bu memlekete karşı uzanan elleri bugun de kırarız, yarın da kırarız. Turkiye'ye karşı yapılan bu saldırılara da her turlu şekilde cevabını veririz.

AVRUPA 'YA ELEŞTİRİ

- Avrupa 'da da İslam duşmanlığı ve ırkçılık arttı. Son AP kararı da var. Avrupa, siyaseten sonuçlarını duşunmeden kaşıyor mu?

Maalesef oyle, herkesin bu İslam karşıtlığını, hele bazı siyasetçilerin, batı dunyasında bazı siyasetçilerin 3-5 tane oy fazla almak için kullanacakları bir araç olmadıklarını gorsunler. İslamofobi uzerinden siyaset yapanlar, bunun uzerinden kendilerine zemin hazırlayanlar aslında kendi ulkelerinin emniyetini de, kendi ulkelerinin sulh selametini de ortadan kaldırmış oluyorlar. İşte Yeni Zelanda'daki bu katliam dolayısıyla herkesin aklını başına toparlaması lazım. Muslumanlara soz soyleyerek uç tane oy devşirmek peşinde olanlar da sozlerini daha temkinli, daha akıllı bir şekilde tartsınlar ve oyle konuşsunlar. Dunya terorle ciddi bir mucadele verirken bir de burada siyasi zemini son derece sertleştirmek ve bu anlamda da ozellikle karşıtlık, duşmanlık uzerinden oy devşirmeye kalkmak hakikaten insanlığa karşı yapılacak en buyuk ihanettir.

' AVRUPA, YENİ ZELANDA'DAN DERS ALMALI'

- Yeni Zelanda Ba şbakanı'nın tavrından Avrupa'nın ders alması gerekir mi?

Yeni Zelanda Başbakanı'nın takınmış olduğu tavır son derece takdir edilecek bir tavırdır. Cuma namazı sırasında Yeni Zelanda'da camide namaz kılan Muslumanların arkasında binlerce çok sayıda Yeni Zelandalı, gayrimuslim insanın bir araya gelerek Cuma namazını takip etmeleri, ezanı dinlemeleri. Hem koruma yapıp hem de buyuk saygı gostermeleri insanlık cephesini sevince boğan bir gelişmedir. Ümit verici, takdir edilecek bir durumdur. Demek ki terore karşı, insanlık duşmanı olan terorist orgutlere karşı ve faşist ideolojiye karşı, ırkçı saldırgan ideolojiye karşı ve dunyanın birçok yerinde dinleri, inançları, hayat tarzları ne olursa olsun bir insanlık cephesi oluşturulmasının mumkun olduğunu ve terore karşı top yekun muşterek bir duruş sergilenmesinin de çok onemli olduğunu gosteriyor. Bundan Avrupa'nın ders alması lazım. Şimdi umit ederiz ki, Avrupalılar ders alırlar ve Yeni Zelanda'daki binlerce insanın katıldığı insanlık dersi Avrupa'daki siyasetçilere de bir şekilde ornek olur.

' 4 ORTAK CÜMLE KURAMAZLAR'

- CHP-HDP ittifak ını nasıl değerlendiriyorsunuz?

(C) Fotoğraf : İHA

24 Haziran seçimlerinde CHP'yle, HDP arasındaki ittifak ortulu bir ittifaktı, şimdi artık bu seçimde bu ittifakın ortusu kalkmış, açık bir ittifaktır. HDP'nin Eş Genel Başkanı Temelli açık açık soyledi. CHP'lilerin ikide bir vallahi billahi biz HDP'yle ittifak yapmıyoruz demelerinden o kadar rencide olmuş ki adamcağız sonunda dayanamadı patladı. Dort siyasi parti ve arkasında başka guçler olmak uzere çok derin bir ittifak vardır. CHP-HDP-İP ve SP. Bu partilerin yoneticilerini şoyle bir masa etrafında toparlayın, Turkiye'nin geleceğine ilişkin dort tane ortak cumleyi soyleyin deseniz dort tane ortak cumleleri yoktur dort partinin. Ama bir tane ortak noktaları var, Tayyip Erdoğan gitsin de, AK Parti duşsun de nasıl duşerse duşsun. Turkiye'ye ne vadediyorlar? Hiç bir şey, vadettikleri bir kelime yoktur. Karşıtlıktan, duşmanlıktan, sadece yok ederiz sonrasını bilmeyiz tezi uzerinden Turkiye'ye fayda gelmez. Tayyip Erdoğan duşmanlığının da, karşıtlığının da Turkiye'ye siyaseten sağlayacağı hiçbir şey yoktur.

' 31 MART YEREL SEÇİM OLMANIN ÇOK ÖTESİNE GEÇTİ'

- Son haftaya giriyoruz. Vatanda şa seçimle ilgili son mesajlarınız nedir?

Bu seçim baktığınız zaman bir yerel seçim; yani belediye başkanı, belediye meclis uyesi adaylarını seçeceğiz. Ama mahiyeti itibariyle ta başından itibaren ve giderek artan bir dozda seçim yerel seçim olmanın çok otesine geçti. Bu seçim bu anlamda Turkiye'nin bundan sonra nasıl yuruyeceğini, hangi istikamette yol alacağını gostermesi bakımından da onemli bir seçim olacaktır.

Ben yurttaşlarımızı bizim ortaya koyduğumuz bu ittifakı, niçin karşımızda boyle bir ittifak olduğunu, bu ittifak ne anlama geliyor, bunları bir kez daha duşunmelerini salık veriyorum.

Ayrıca, CHP'ye, İyi Parti'ye, diğer partilere oy veren seçmen kardeşlerimiz bir kez daha duşunsunler. Hakikaten Mustafa Kemal Ataturk'e yurekten bağlı, kendisini vatansever ve cumhuriyetçi hisseden CHP'li bir kardeşimiz nasıl olacak da Turkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak uzerine kendi siyasi programlarını yapmış, dağın kontrolundeki bir siyasi partinin adaylarına ya da onların desteklediği adaylara oy verecektir.

Ya da kendisini milliyetçi olarak kabul eden ve sonra İyi Parti'ye geçerek oraya oy vermiş olan milliyetçi seçmenlerimiz, kardeşlerimiz nasıl olacak da gidip HDP'ye, HDP'nin adaylarına oy verecek ya da hayatı boyunca bugun Kılıçdaroğlu'nun-CHP'nin sergilediği fikrin karşısında olan Erbakan Hoca'nın çizgisinden geldiğini iddia eden siyasi partiye oy veren arkadaşlarımız, dostlarımız nasıl olacak da CHP'li bir belediye başkanına oy verecek ya da adaya oy verecek; bunları bir daha gozden geçirmelerini tavsiye ediyoruz. Sadece AK Parti karşıtlığı, sadece Tayyip Erdoğan duşmanlığı tutarlı bir şey değildir.

Ben 2019 seçimlerinde Turkiye demokrasisinin kokleşmesi bakımından onemli bir merhale olacağını, katkı sunacağını duşunuyorum. Sonuçta soz de, karar da millettir. Milletin sandıktan çıkardığı her goruşe baş-goz ustunde diyerek sonuna kadar uyarız.