Özet (TL;DR) @ 2019-03-25T23:59:00.000Z: Selim Sezer’e göre Trump’ın coğrafi konumu ve su kaynakları açısından önemli olan Golan Tepeleri’ndeki İsrail egemenliğini tanıması şaşırtıcı değil. Kararın 9 Nisan seçiminde Netanyahu’ya yarayacağını…
Selim Sezer'e gore Trump'ın coğrafi konumu ve su kaynakları açısından onemli olan Golan Tepeleri'ndeki İsrail egemenliğini tanıması şaşırtıcı değil. Kararın 9 Nisan seçiminde Netanyahu'ya yarayacağını belirten Sezer, İsrail'in Suriye ve muttefikleriyle sıcak çatışma olasılığının da artacağı goruşunde.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Arap ordularının 1967 savaşında mağlup etmesinden bu yana kontrolunde bulunan Golan Tepeleri uzerindeki egemenliğini 52 yıl sonra tanıma kararı aldı. İsrail'in 1981'de ilhak ettiği Golan'daki varlığını tanımayan BM kararları bulunurken, AB'den Arap Birliği'ne, Suriye ve Irak'tan Rusya'ya uzanan pek çok ulke Trump'a tepki gosterdi. Trump'ın İsrail'de 9 Nisan'dake erken seçimlerin hemen oncesine denk gelen açıklaması, Başbakan Benyamin Netanyahu'ya onemli bir 'hediye' olarak yorumlanıyor. Diğer yandan Suriye'nin aralarında Korfez ulkeleri ve Turkiye'nin de mudahil olduğu sekiz yıllık savaşla yıpratılmasının doğrudan sonuçlarından birisi olan bu karar, İsrail'in Korfez'in Arap monarşileriyle ilişkilerini gorunur duzeyde duzelttiği bir doneme rast geldi.
Trump'ın kararını ve uluslararası yankılarını İstanbul Gedik Üniversitesi'nden Dr. Selim Sezer ile konuştuk.
' NETANYAHU YÖNETİMİ TRUMP'TAN BUNU TALEP EDİYORDU'
Selim Sezer'e gore, Trump'ın Kudus'u resmen İsrail'in başkenti olarak tanıyarak ABD elçiliğini taşıma kararının ardından boylesi bir adımın gelmesi şaşırtıcı olmadı. Trump'ın kararında iç siyasetteki sıkışmışlığı ve tavizler verdiği gerekçesini gosterenlerin de eksik olmadığını belirten Sezer, ABD başkanının kararını son uç ayda İsrail'le yurutulen goruşme trafiğinin ardından verdiğini soyledi:
(C) Sputnik /
"1967'deki meşhur 6 gun savaşı sırasında İsrail, Gazze, Batı Şeria ve Kudus'un doğusunu aynı zamanda Mısır toprağı olan Sina Yarımadası'nı ve Suriye toprağı olan Golan Tepeleri'ni işgal etti. Daha sonra anlaşmalar kapsamında Sina Yarımadası tekrar Mısır'a geri bırakıldı. 1981 yılında Golan da dahil olmak uzere tum bu işgal edilen bolgeler tek taraflı olarak ilhak edildi. Dunyanın kabul etmediği bir karardı. Birleşmiş Milletler'in zaten 1967 savaşının hemen sonrasında İsrail'e yapmış olduğu işgal ettiğin bolgelerden çık çağrısı vardı. Sonra BMGK tarafında doğrudan bağlayıcı kararlar alan ve yaptırım gucu olan merci tarafından da bu ilhak kararları açıkça uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlanmıştı. O gunden bugune de dunya tarafından da kabul gormeyen bir şey. Golan Tepeleri uzerindeki İsrail'in iddiaları. Birkaç aydan beri konuşulan bir konuydu bu. Netanyahu yonetiminin Trump'tan bunu talep edeceği yonunde değerlendirme yapılıyordu. Morton Klein, Amerikan Siyonist Örgutu'nun Başkanı ya da İsrail'in İstihbarat Bakanı Yisrael Katz gibi isimler uzun zamandan beri birtakım lobicilik faaliyetleri doğrultusunda Washington yonetimine ve Trump yonetimine bunu kabul ettirme yonunde girişimlerde bulunuyordu, bu beklenen bir şeydi. Aslında normalde akıl alır gibi bir şey değil. Uluslararası toplumun konsensus içinde olduğu BMGK kararlarının bulunduğu bir şeyin aleyhinde bu tur beyanatların yapılması ancak 6 Aralık 2017'deki Kudus kararından sonra bunun devamı olarak boyle bir adımın da atılması beklenen bir şey gibi de değerlendirilebilir. Trump'ın ne yapmaya çalıştığı yakın çevresi tarafından ongorulebilir değil. Ama akla gelen birkaç şey var. Birincisi, uzun zamandır lobi çevreleriyle olan yakın ilişkileri ve onların yakın desteğini koruma çabasıyla alakalı bir durum gibi gorunuyor. Trump'ın kendi iç siyasetteki sıkışmışlık durumu var. Azil ile sonuçlanan sonuçlanabilecek soruşturma sureçleri akamete uğramış olsa da, yani bu soruşturmalar en azından şimdilik sonuç uretecek gibi gorunmese de yine de bu iç sıkışmışlık halinde bu çevrelerin desteğini almak gibi bir yonelim olabilir. Trump'ın 'ideolojik yonelimleri' ile de alakalı olarak tanımlanabilir gibi gorunuyor. Ancak her durumda son 3-4 aydan beri yapılan yoğun goruşmelerin sonucunda alınmış bir karar olduğunun da altını çizmek gerekiyor."
' GOLAN TEPELERİ HEM STRATEJİK HEM KAYNAK AÇISINDAN ÖNEMLİ'
Golan Tepeleri'nin coğrafi açıdan ve doğal kaynaklar bakımından oldukça onemli olduğunu anımsatan Sezer, İsrail'in sahip olduğu su kaynaklarının uçte birinin Golan'dan tedarik edildiğini anımsattı. İsrail'in Suriye'de 8 yıldır suren savaşı bahane ederek Golan'ı tampon bolge olarak kullanmak istediği goruşunu de dile getiren Sezer'e gore, Suriye'deki savaşta payı bulunan tum guçler, devletler, muttefikler bu gelişmeden sorumlu:
"Bu Trump yonetiminden ziyade Donald Trump'ın kişiliği ile de aslında alakalı olarak tanımlayabileceğimiz bir çelişkiler halinin bir parçası olarak gorulebilir. Örneğin Suriye'nin kuzeyinden ABD guçlerinin çekilmesi ile ilgili yapılan açıklamalara bakacak olursak, mesela son 2-3 ay içerisinde soylenen ya da yapılan şeylerin ne kadar ciddi tutarsızlıklar barındırdığı goruluyor. Buradan bakacak olursak, ortada çelişkili bir durum var. Her ne kadar bu anlaşma çerçeve metin ozellikle Filistinliler tarafından ya da daha geleneksel Ortodoks bakış açısı içerisinde olan hareket ve devletler tarafından olumlu karşılanmasa da ongorduğu şey 'barış', normalleşme, karşılıklı ekonomik ticari işbirliğinin bolgesel duzeyde genişletilmesine yonelik de bir şey olacaktı. Şimdi sınır değişikliği anlamına gelen ya da daha doğrusu bir ilhak kararının resmen tanınması olarak ifade edilebilecek bir durum var. Bu aynı zamanda Arap Birliği'nden de İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan da tepki gordu. Normal koşullarda Trump yonetiminin Ortadoğu bolgesinde partner olarak birlikte çalışma eğiliminde olduğu çevrelerden ve devletlerden de tepki gordu. Dolayısıyla bu ciddi bir açmaz, yani bir guvenilmezlik durumunu ortaya koyacaktır diye duşunuyorum. Golan'ın bir 'karambole' gitme durumunun olduğu aşikar. Hatta aslında icat edilmiş bir karambol durumu var burada. Sekiz yıldan beri devam eden savaş hali olmasaydı boyle bir adımın, girişimin gerçekleşmesi tabii k mumkun olmayacaktı. Neden İsrail bu konuda bu kadar ısrarlı meselesinden bahsetmek gerekiyor. Birden fazla onemi var Golan Tepeleri'nin İsrail için. Genel bir yayılmacılık meselesinin otesinde bir stratejik konum itibariyle, yani Şam'a 30-35 mil uzaklıkta olan Lubnan'ın ve Suriye'nin guney kısımlarını tepeden goren bir yer. Aynı zamanda çok ciddi kaynakları var. 2014'ten beri petrol ve doğalgaz kaynakları keşfediliyor, aynı zamanda muazzam bir su kaynağı. Birtakım kaynakların sunduğu verilere gore şu anda İsrail'in sahip olduğu su kaynakların 3'te 1 kadar kısmı Golan'dan geliyor. İki tane ciddi ayağında sus sistemi var. Biri Ürdun Nehri ve onun batıdaki kolları, bir de Tabariye Golu ve Yermuk Nehri'nin su toplama havzaları diye geçiyor. Hem stratejik hem kaynak açısından onem atfedilen bir yer. Savaş koşulları İsrail'in bunu yapabilmesine imkan verdi. Çunku buradaki çatışma haline kendisi için aynı zamanda bir bahane olarak kullanır hale geldi. Son birkaç aydır konuşuluyor derken, soyledikleri şeylerden bir tanesi kendi guvenliği için Golan bolgesini tampon bolge olarak kullanacağı, yani oradaki guçlerin kendisine varoluşsal tehdit teşkil ettiği için bu yuzden kendi ulusal guvenliğini korumak için Golan'ı bir tur tampon bolge haline getireceği bu yuzden de ilhak kararının uluslararası toplum tarafından resmen tanınması için de girişimlerde bulunacağı soyleniyordu. Tabii ki hal boyle olunca sekiz yıldan beri Suriye'nin içinde bulunduğu savaşın musebbibi olan, gerek Suriye içindeki çeşitli çevreler gerekse onların destekçisi konumunda olan devletler hiç kuşkusuz bu tablonun doğrudan sorumluluğunu taşıyor demek yanlış olmaz. Eğer bu savaş koşulları boyle gelişmeseydi, İsrail muhtemelen hiçbir zaman uluslararası toplum tarafından kabul edilen statukoyu bu şekilde bozma, değiştirme yonunde bir girişimde bulunamayacaktı. Dolayısıyla Korfez devletleri bakımından tartıştığımız zaman meselenin bu boyutuna da bakmak gerekiyor."
' İSRAİL İLE SURİYE ORDUSU YA DA MÜTTEFİKLERİ KARŞI KARŞIYA GELEBİLİR'
Sezer'e gore ABD, İsrail'in ilhakını tanırsa, İsrail ile Suriye ordusu veya muttefikleri karşı karşıya gelecek. Golan bolgesine yakın yerde son donemde İran'a yakın oluşumların yani Hizbullah guçleri ve Şii milisler olarak adlandırılan grupların varlıklarına dair haberlere de atıf yapan Sezer, muhtemel bir çatışma ikliminin de bu kararla yaratıldığının altını çizdi:
(C) AA / Evrim Aydın
"Filistin ile ilgili hala en azından resmi duzeyde de olsa İsrail bir duzelme sureci içine girmediklerini, buyukelçi atama olaylarının gerçekleşmediği duşunulurse, şu anda oyle ya da boyle bir egemen devlet olarak kabul etmeleri gereken bir devletin toprak butunluğunu zedeleyen ve bir parça toprağın kendisine alınması anlamına gelecek bir şeyi kabul etmemeleri gerekecektir. En azından ilk açıklamada soylenen şey de bu oldu. Ne kadar bunun ısrarcısı olunur, bilmiyoruz. Golan bolgesinde yakın zamanlarda ozelikle İran'a yakın çeşitli oluşumların, yani Hizbullah guçlerinin ve Şii milis olarak adlandırılan grupların da yeni bir orgutlenme biçimleri meydan getirdiği ve zaten yakın vadede İsrail ile karşı karşıya gelecek diye de bir değerlendirmeleri yapılıyordu. Orada zaten muhtemel bir çatışma durumu bir ihtimal olarak onumuzde duruyordu. Şimdi bir de boyle resmi bir tanıma hali gelirse çatışma durumunun olması, belki Suriye devletinin de doğrudan dahil olacağı, burada her ne kadar 8 yılın getirmiş olduğu bir yıpranmışlık olsa da bu da ihtimaller arasında duruyor. Resmi Suriye ordu guçleri olmasa bile muttefiki konumundaki diğer oluşumların İsrail ile bu karar sonrası doğrudan karşı karşıya geliş içerisine girmeleri kuvvetle muhtemel duruyor."
' TRUMP'IN KARARI SEÇİMLERDE NETANYAHU'YA YARAYACAK'
Sezer diğer yandan Trump'ın Golan'la ilgili kararının son donemde İsrail iç siyasetinde yolsuzluk iddiaları ile guç bir duruma duşen Başbakan Netanyahu'ya yarayacağı goruşunde:
"Son donemlerde bu çabaların arttırılması ozel olarak aynı zamanda bununla da ilgili gorunuyor. Çunku Netanyahu'nun bu seçimden ciddi bir oy kaybıyla çıkacağı ongoruluyordu. Geçtiğimiz aylardaki yaklaşık 3 gune yakın bir sure boyunca devam eden Gazze çatışması boyunca İsrail'in amaçladığı şeylerden hiçbirini başaramamış olması, Liberman'ın da istifasıyla sonuçlanan sureci hatırlayacak olursak, seçimin ne şekilde gittiğini de hatırlarsak, Netanyahu için ciddi bir guç kaybı anlamına gelen sureçlerdi. Bir biçimde Netanyahu'nun seçim oncesinde kendi ulkesine ya da seçmenlerine yonelik bir guç gosterisi anlamına gelecek bir şey yapması gerekiyordu. Bu yeni bir operasyon olabilir gibi gorunmuyordu. Her ne kadar dun geceden itibaren başka yeni gelişmeler de var, Tel Aviv'e duşen roket gibi. Esasen bir askeri harekat goze alınabilecek gibi değildi. Ama boyle bir 'diplomatik başarı' Netanyahu için çok ciddi bir kazanım oldu ve yapılacak olan seçimden de beklenenin uzerinde bir destek alma ihtimali çok kuvvetli gibi gorunuyor. Zaten Trump'ın yaptığı bu açıklama sonrası Netanyahu'nun basın toplantısındaki yuz ifadesine dikkat edilirse, bu sadece İsrail'in çok uzun zamandan beri hedeflediği şeyin gerçekleşmesinin yarattığı sevinç değil aynı zamanda Netanyahu'nun kişisel sevinci olduğu da goruluyor."
' GAZZE'DE HAMAS YÖNETİMİNE YÖNELİK TEPKİLER GİDEREK ARTTI'
Sezer, Trump'ın Golan'la ilgili kararının Filistin iç siyasetinde El Fetih ile Hamas arasında gerilimin arttığı ve Gazze'de Hamas politikalarına karşı buyuk protestoların patlak verdiği bir doneme denk gelmesine de dikkat çekti:
"Filistin'de şu anda siyaset bakımından en ciddi mesele bu iç bolunme olarak adlandırılan meselenin yeninden tırmanışa geçmiş olması. Hatta yeni bir safhaya geçmiş olması. Son 1 yıldır bir ortak hukumetin nefretiyle Hamas tarafından kullanılması sonrasında yeniden ulusal birlik surecinin gerçekleşeceği beklentileri oluşmuştu. Ama bu da birçok noktada tıkandı ve en sonunda Rami el-Hamdallah hukumetinin istifası etmesi sebebiyle akamete uğramıştı. Sonrasında artık yeni gelişmeler var. Gazze'de hem son vergi artışları hem de yaşam koşullarından kaynaklı olarak gerçekleşen protestolar ki bunlar çok sert şekillerde karşılandı, ev baskınları, gozaltılar, tutuklamalar, havaya ateş açma gibi daha once Gazze içerisinde Filistinliler arası diyelim, tanık olmadığımız turden Hamas'a bağlı yerel guvenlik guçleri tarafından gerçekleştirilen şeyler bunlar. El Fetih-Hamas çatışmasının otesinde orneğin yine Hizbullah'a yakınlığı ile bilinen el-Sabir hareketinin onunde gelen kişileri yine Hamas'a bağlı guvenlik guçleri tarafından yakın zamanda tutuklanması gibi bir durum var. Bu birçok gozlemciyi şaşırtan bir şey. Çunku yıllar sonra Hamas ve Hizbullah arasındaki ilişkilerin iyileşmeye başladığı gorulduğu bir esnada olmuştu. Dolayısıyla Gazze içerisinde ciddi bir huzursuzluk ve karşı karşıya geliş hali kendisini gosteriyor. Bu Filistin siyasetinin geneline de yansıyor. Batı Şeria'da da bazı bakımlardan benzer durumlar var aslında. Bu ulusal birlik meselesi her fırsatta konuşulan ama hiçbir zaman gerçekleşmeyen meselelerden biri ve şu andaki tablo içerisinde de çok gerçekleşebilir gibi gorunmuyor. Bunun tek istisnası sıcak çatışma donemlerinde farklı siyasi oluşumların kendi aralarındaki farklılıkları, ayrışmaları bir tarafa bırakması. Geçen sene sonlarındaki kısa çatışmanın kırılgan bir ateşkes ile sonuçlandığını ve her zaman yeniden başlama ihtimalini dikkate aldığımızda bu turden bir yakınlaşma yine olabilir. Ama hayatın olağan akışı içerisinde ciddi bir iç ayrışma, bolunmenin artması ve Gazze'de Hamas yonetimine yonelik tepkilerin giderek artması ve bu tepkilere yonelik de bastırmada kullanılan yontemlerin giderek sertleşmesi gibi bir tablo ile karşı karşıyayız."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.