Özet (TL;DR) @ 2019-03-20T08:21:00.000Z: Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bülent Arınç, 24 Haziran seçimleri sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve "Sorumlulukları paylaşın. Çok iyi bir diplomasi…
Eski Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bulent Arınç, 24 Haziran seçimleri sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile goruştuğunu ve "Sorumlulukları paylaşın. Çok iyi bir diplomasi kadromuz var. Abdullah Bey olur, Davutoğlu olur, Ali Babacan olur, ben olurum veya bir başkası olur" dediğini aktardı.
Eski Turkiye Buyuk Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bulent Arınç, Haberturk'ten Kubra Par'ın sorularını yanıtladı.
Yerel seçim sonrası yeni bir parti kurulacağı iddiasıyla ilgili "Hakkımı helal etmem" dediği hatırlatılan Arınç, "2001'de AK Parti'yi kurarken, başka bir partinin içinden gelerek yeni bir parti kurmadık. Fazilet Partisi kapatılmıştı. Kendimiz bir sorgulama yaptık, bir kısım arkadaşlarımız yine Erbakan Hocamızın gosterdiği istikamette Saadet Partisi'ni kurdu. Biz boyle bir partiye gitmeyeceğimize karar verdik, gidip hocamıza da durumu anlattık. Ondan sonra kendi partimizi kurduk" dedi.
Arınç, şunları kaydetti:
"Yani, Fazilet Partisi devam ediyorken partiden ayrılmayı tercih etmedik, çunku o partide onemli gorevler yuklenmiş insanlardık ve kendi partimizin içerisinden bir huruç hareketi başlatmadık. Bunu ahlaki bulmadık. Fazilet Partisi'nin kapatılması gibi bir beklentimiz de yoktu ama kader çizgisi Fazilet'in kapatılmasını onumuze getirince, biz artık uç ayda bir partisi kapatılan, Turkiye'ye hizmet edemeyen bir siyasi çizgide olmak istemediğimizi soyledik. O noktada 7 gunluk çocuk kadar saf ve temiziz. Kimse bize, 'Oradan ayrıldınız, Hoca'ya ihanet ettiniz' diyemez.O zaman Saadet Partisi'nde kalıp bize karşı ileri geri soz soyleyenlerin çok buyuk bir kısmı da daha sonra HAS Parti'ye gitti, ardından da AK Parti'ye geldi. Biz daha kestirmeden gitmiştik, onlar dolanarak geldi. Yaptığımız doğruydu, zeminimiz ahlakiydi ve o zamanki tabanın yuzde 90'ı bize AK Parti'de oy verdi. Şimdi AK Parti'den başka bir partinin çıkmasına kesinlikle karşıyım. Biz AK Parti'nin kurucusuyuz, iyi gununde de kotu gununde de bu partide olduk.
Şu anda aktif siyasette değiliz ve bunun meraklısı da değiliz. Tek amacımız partimizin guçlu olması ve Turkiye'de hayırlı hizmetlerine devam etmesi. 'Ama oyle değil' diyorlar. Bunu partinin içinden de soyleyebilirler, mekanizmaları vardır. Ama partinin dışından soyleyenler varsa, muhalefet etmek hakkınız, ne soyleyecekseniz soyleyin. İsterseniz yeni parti kurun, ama bunu biz yapamayız. Boyle bir hakkı kendimizde gormeyiz, çunku biz AK Parti'nin 2000 Kongresi'nden bugunune kadar başarısıyla hep birlikte olduk. Bu partiden Erkan Mumcular bakan oldu ayrıldılar, arkalarından beş on kişi de goturduler. Ayrılanların arkasından hiç kotu bir şey soylemedim, çunku bizimle birlikte olmuş ve az da olsa sorumluluk paylaşmış insanların tercihlerine saygı duymam ama kotulemem de. 'Dun iyiydi de bugun mu kotu oldu' derler.
Ama uzulurum, AK Parti'den bir yaprağın bile duşmesine razı değilim. Önemli olan, onlar içeride faydalıysa, tutabilecek mekanizmaları kurmaktır. Diyelim ki tutulmadılar: Bir Kutahya milletvekili vardı, ayrılıp parti kurdu, guldum geçtim. İdris Naim Şahin ayrılıp parti kurdu, guldum geçtim. Bir ara başka duşunceleri olanlar vardı. Onlar baktı ki AK Parti gucunu devam ettiriyor, bir şey diyemediler. Ertuğrul Gunay gibi başka bir partiyle AK Parti'nin karşısına geçmemiş insanlara daha anlayışlı olmak lazım. Biz de hata yapmış olabiliriz, gelin konuşalım. Ülke için, parti için daha neler yapılabileceğini tartışalım.
Ben AK Parti'liyim ve AK Parti'de kalmaya devam edeceğim, kendimde bu hakkı goruyorum. 'İyi ama sen de bir aralar Tayyip Bey'i eleştirdin' denilebilir. Eleştirmek hem insani hem İslami bir haktır. Muslumanlıktan ilk oğrendiğimiz şey, Halife'nin yakasına yapışıp da 'Hesabını ver' diyen sahabe orneğidir. Bu hakkı kimse elimizden alamaz. Bana birisi yanlış yaptıysa ben de cevabını vermişimdir. Ama bu ikimizi ilgilendirir; partimizi veya devleti ilgilendirmez. 15 Temmuz'u gorunce hepimiz yaptığımız yanlışların farkına varıp, Cumhurbaşkanımıza 'Bundan sonra karakterim yine aynı karakterdir. AK Parti için bize gorev tebliğ edilirse bunlardan kaçmayız, hiçbir unvan da istemeyiz' dedik. Bu sozleri arkadaşlarımızı kırmak için soylemiyorum. Ahmet Davutoğlu'nu da çok seviyorum, onun Başbakanlığı'nda çalıştım. Abdullah Bey hakkındaki kanaatlerim de boyledir. Ali Babacan'ı da çok beğeniyorum. Bunlara karşı çok haksızlık yapıldı, bunun da farkındayım.
Her gittiğim yerde de 'Ne olur, partiye emeği geçmiş bu insanları onore edin. Bu çakalların onune atmayın' diyorum. Tayyip Bey de aynı kanaatte. Ama birileri havayı bozmak için ellerinden geleni yapıyorlarsa, bize duşen, fitneye alet olmamaktır. Bu arkadaşlarımın bir parti kurarak AK Parti'ye karşı cepheden mucadele etmesine çok uzulurum. Onlar buna rağmen parti kuracak olurlarsa da ben kendi bulunduğum yeri tarif ediyorum, beni sadece bu ilgilendirir. Başarılı olacaklarına da inanmam. Yel kayadan bir şey koparmaz."
' AK PARTİ'NİN İÇİNDEN ÇIKACAK YENİ BİR SİYASİ OLUŞUMUN BAŞARI ŞANSI ÇOK ZAYIF'
Kubra Par'ın devamında yonelttiği sorular ve Arınç'ın bunlara verdiği yanıtlar şoyle:
- AK Parti 'nin içinden çıkacak yeni bir siyasi oluşumun başarı şansı olmadığını mı duşunuyorsunuz?
Çok zayıf olduğunu duşunuyorum. Eğer AK Parti'den ayrılanlar hedeflerine Sayın Cumhurbaşkanı'nı veya bir başkasını alırsa, bunun temelinde Tayyip Erdoğan'la veya partinin manevi şahsiyetiyle bir kavga olduğu yatar. Bunun da başarı şansı yoktur. Ama AK Parti'den ayrılanlar başka partilerle veya bugune kadar siyaseti tercih etmemiş insanlarla, yeni bir sistem içerisinde yeni bir parti denemesine girerlerse gene şansları yoktur ama bunu yapacak guçleri de yoktur. Turkiye şu anda 2001 şartlarında değil. Muhalefet partileri zaten var. Halktaki karşılıklarına bakarak bunun uzerine on tane daha parti kursanız ne faydası var? AK Parti'nin kendi içerisinde yine kendisini motive edecek tedbirleri almasıyla bence mumkun olur.
- O ğlunuz Mucahit Arınç'ın şu an AK Parti'de milletvekili olmasının bu sozlerinizde payı var mı?
Hayır, kesinlikle yok. Duşuncelerimi yine zamanında ve yerinde butun açıklığıyla anlatırım. Ama bunları ekran onunde, eleştiri noktasında paylaşmam, çunku bunun partiye faydası olmaz. Oğlumun siyasete meraklı olduğuna şahidim. Şu anda da İstanbul'da canla başla çalışıyor, çunku bu onun vazifesi. Seçim kampanyasında da sabah 11'de evden çıkıp gece 3'te sahur vaktinde eve giriyordu. "Aferin, senden bunu beklerdim. Ben de bunu yapmıştım" diye de kendisini tebrik ettim. Sağ olsun, onlara en guzel yeri verdiler. Parti içerisinde de, İstanbul milletvekilleri içerisinde de oğlum gerekeni yapıyor. Bu tarihten sonra herhangi bir gorev talebim de olmaz.
' O ÜLKELERDE HALA BİR KIYMETİMİZ VAR'
- 24 Haziran se çimlerinden sonra Cumhurbaşkanı'nın size bir teklifte bulunduğu da soylenildi. Bu doğru mu? Ne teklif etti?
Başka teklifler oldu ama ben kapıları çok onceden kapatıyorum. Bulunduğum hizmetlerin dışında, "Bize resmi gorev vermenize gerek yok ama bir birikimimiz var. Size ve partimize faydalı olabiliriz. Mesela Kurt meselesi konusunda bana bir gorev verin. Terorle Mucadele Yuksek Kurulu Başkanlığı yaptım, bunu spesifik olarak verin. Batılılar bunu yapıyor. Başınızda bin turlu telaş var. Cumhurbaşkanlığı sistemi oyle hale geldi ki her şey size sorulacak. Her şeyin sorumlusu siz olacaksınız. İyi olursa alkışlanacaksınız, kotu olursa sizden şikayet edilecek. Bu sorumlulukları paylaşın. Çok iyi bir diplomasi kadromuz var. Abdullah Bey olur, Davutoğlu olur, Ali Babacan olur, ben olurum veya bir başkası olur" dedim.
Politika kurulları oluşturuldu, onlar nasıl çalışıyor bilmiyorum ama benim istediğim farklı. Avrupa Birliği surecinde Meclis Başkanlığımda parlamenter diplomasiyi uyguladım. Çok şukur o kadar başarılı oldu ki, Avrupa Birliği sureci 2005'te muzakere surecine girerken parlamenter diplomasi faydalı oldu. İtalya'da Temsilciler Meclisi Başkanı Turkiye yanlısı, Senato Başkanı karşıt. O Senato Başkanı'nı yanımıza almak için neler yaptık. Hiç gidilmeyen Avrupa Birliği ulkelerine gittik. Üç tane Avrupa Parlamentosu Başkanı'na Meclis'te konuşma yaptırdık. O ulkelerde hala bir kıymetimiz var. Daha ismini saymadığım çok kıymetli insanlar var. Bunlara gorev verin, sorumluluk verin, yetki verin.
- Bunu Cumhurba şkanı'na soylediniz mi?
Evet, soyledim. O sağ olsun, teşekkur etti. Bizim başka bir beklentimiz yok. "Şu gorevde seni gormek istiyorum" derse duşunurum. Bunu eleştirme hakkını kendimde bulurum. Kabul edip etmeme noktasında kendisiyle temasımız olabilir. İnşallah hayırlısı olacak.
' MANİSA'DA PROTESTO EDİLDİĞİM HABERLERİ KURMACA'
- Son olarak g uncel bir iddiayı sorayım. Birkaç gun once Manisa'da yaptığınız bir konuşmanın MHP'lilerin tepkisini çektiği ve sizi protesto ederek mekanı terk ettikleri haberleri çıktı. Ne yaşandı?
Hiçbirisi doğru değil. 2 gun Manisa'da seçim çalışması yaptım. Buyukşehir Belediye Başkanımız Cengiz Ergun Bey benim eskiden beri arkadaşımdır. Golmarmara, Kırkağaz ve Akhisar'da konuşmalar yaptım. Cumhur İttifakı'na oy vermemiz gerektiğini ve adaylarımızı desteklediğimi ifade ettim. Cumartesi gunu de Manisa Horozkoy mahallesindeki tesislerin açılış torenlerini yaptım. Butun toplantılar olumlu geçti. En son yaptığım konuşmada Yunus Emre belediye başkanı ile Buyukşehir Belediye Başkanı'nın seçimlerden sonra el ele çalışacaklarını ve Horozokoy'e bundan daha çok hizmet geleceğini ifade ettim. Toplantı esnasında protesto olmadı. Kalabalık bir topluluk beni izledi. Sonradan medyaya biri boyle bir haber uçurmuş. İttifak aleyhine bir haber uretmişler. Bu kurmacadır, provokatif bir soylemdir. Belediye başkanını da aradım. "Biz sizi seviyoruz, ittifakla ilgili onemli bir çalışma yaptınız" dedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.