Özet (TL;DR) @ 2019-03-17 08:15:43.353300: Seçil Erel, ‘Bir Başka Gerçeklik’te denge, değişim, ölüm ve yeniden doğmak konularını ele alıyor. Sanatçı, “Bu sergi İstanbul’dan Londra’ya taşınmamın ardından, her şeye yeniden başladığım bir süreçte…



Bu serginin fikri akl ınıza nasıl duştu?

- Bu sergi, benim için ozel bir galeri mekanı olan Milli Reasurans yoneticilerinin benimle çalışmak istediklerini paylaşmaları sonucu, 2015'te kararlaştırıldı. Doğup buyuduğum İstanbul'dan Londra'ya taşınmamın ardından, her şeye yeniden başladığım, içsel yolculuklara odaklandığım bir sureçte doğdu. Yani fiziksel yolculuklar spirituel yolculuklara donuştu ve denge, değişim, olum, yeniden doğmak konularına odaklandım.

'Bir Başka Gerçeklik' için "İzleyiciyi yeni bir bakma ve gorme biçimine davet ediyor" diyorsunuz...

- Hepimizin bildiği gibi bakmakla gormek farklı şeyler. 12 sene once 'Her şey bir sisteme dayanır mı' sorusuyla başladığım çalışmalarımda, sonuca analitik gorme biçimlerinden yola çıkarak ulaşıyordum. Bu sergimdeki işlerdeyse daha ziyade sezgisel gorme biçimlerine yoneldim. Sevdiğim ve beni mutlu eden basit şeylere odaklandım.

Neden?

İnsan zamanda ilerleyip biriktirdikçe, dunyevi gerçeklerin varlığını kabullenip zihnen ve ruhen ozgurleşmeye başlıyor. Deneyimlerim, bakış açısı zenginliğim ve yaşamdan ilham alan biri olarak hayata dair sorularım çok değişmedi. Sadece sorma biçimim değişti. Boyle olunca da cevaplar başka yerlerden gelmeye başladı.

Bir tur hikaye
anlatıcısıyım

Seçil Erel'in 'Bir Başka Gerçeklik' adlı sergisi 6 Nisan'a kadar Teşvikiye'deki Milli Reasurans Sanat Galerisi'nde gorulebilir.

Bu bir denge i şi

Bunda bir s uredir yurtdışında yaşamanızın da etkisi var mıdır?

- İki yıldır Londra'dayım. Öncesinde, yurtiçi ve yurtdışında sanatçı misafir programları, sempozyumlar ve atolye çalışmalarıyla hareket ediyordum. Londra'ya on hazırlık gibiydi. Ama temelli taşınmak tabii ki çok farklı. Mekanlar ve mekanlar uzerine kurgulu aidiyet konusuna bakış açım bambaşka bir yere taşındı. Doğup buyuduğum yerden ayrılmak, orayla olan bağlarımı guçlendirmesiyle birlikte yeni kapılara da kucak açmamı sağladı. Çokkulturlu yaşamaya açığım; beni zenginleştiriyor, çok şey oğretiyor, kendimle ve dunyayla olan ilişkimi derinleştiriyor. Benim kattıklarımı ve benden alıp goturduklerini de es geçmek istemem. Her şeyde olduğu gibi bu da bir denge işi.

"Resimle aranızdaki bağı sağlam kurmalı. Ne resim sizi alıp goturmeli ne de siz resmi varmak istediğiniz yere çekmelisiniz" diyorsunuz. Bu bağı nasıl kurmalıyız?

- Aslolan senin ne soylediğin değil, karşındakinin ne anladığı ve algıladığıdır. Resmi yaparken de ona bakarken de geçerli bu. Ben bir tur hikaye anlatıcısıyım. Sanatçı, ressam, kadın, anne, Turk... Sahip olduğum tum unvanlar ve sahip olmadıklarımla bilme ve bulma yolunda kendi hikayeme odaklandım. Ondan sonrası, izleyicinin kendisiyle alakalı. O noktadan sonra, duygulara ve daha derinlerdeki katmanlara akıp giden resimlerime bakarken başkasının hikayesi, gerçekliği başlıyor.