Özet (TL;DR) @ 2019-03-15T19:26:31.000Z: AP Türkiye raportörü Kati Piri DW Türkçe'ye verdiği mülakatta "Bu Türkiye ve bu AB ile Türkiye'nin üyeliği mümkün değil" dedi. Piri "(Ankara) benden sonraki raportörlerle daha çok sorun yaşayacak"…



AP Turkiye raportoru Kati Piri DW Turkçe'ye verdiği mulakatta "Bu Turkiye ve bu AB ile Turkiye'nin uyeliği mumkun değil" dedi. Piri "(Ankara) benden sonraki raportorlerle daha çok sorun yaşayacak" diye konuştu.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) son beş yıldır Turkiye raportorluğunu yapan Kati Piri, Deutsche Welle Turkçe'den Kayhan Karaca'ya verdiği mulakatta taslağını kendisinin hazırladığı, AP'nin Turkiye ile Avrupa Birliği arasındaki katılım muzakerelerinin askıya alınmasını oneren kararına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Turkiye hukumetinin AP kararını "değersiz, hukumsuz ve itibarsız" olarak nitelemesine ilişkin Piri, Ankara'nın AP'yi kuçumsemesinin "akıllıca bir tavır olmadığını" soyledi. Hollandalı raportor, AP'nin "gumruk birliği, vize serbestisi ve AB fonları konusunda mutlak yetkiye sahip olduğuna" dikkat çekti. Ankara'dan kendisine gelen eleştirilere ilişkin de açıklamalar yapan Piri "Turk hukumeti beni sevmiyor olabilir ama benden sonra gelecek raportorle çok daha zor anlar yaşayacaklar" diye konuştu. "Bu Turkiye ve bu AB ile Turkiye'nin uyeliği mumkun değil" diyen Piri uyeliğin ancak "değişik bir Turkiye" ve "daha etkin ve değişik bir AB" ile mumkun olabileceğini kaydetti. Piri ile yapılan mulakat şu şekilde:

' RAPORUN İKİ MESAJI VAR'

DW T urkçe: Raporunuz Avrupa Parlamentosu'nda buyuk bir çoğunlukla kabul edildi. Raporunuzun ana mesajları neler?

John Thys

Kati Piri: Raporun ilk mesaj ı Turk hukumetine. Turkiye'de sadece insan hakları alanında surekli kotuleşme ve ihlaller yaşanmıyor. Bunun otesinde yeni anayasa var, ki bu anayasa bizim gozumuzde liberal bir demokrasiye uygun değil. Bu nedenle katılım muzakerelerinin resmen askıya alınmasını istiyoruz. Raporun diğer mesajı ise Turkiye tarihinin bu zor zamanlarında AB'yi yanlarında gormek isteyen Turkiye'deki milyonlarca insana yonelik. Kendilerine yanlarında olduğumuzu ve Turk sivil toplumunu desteklemeye devam ettiğimizi soyluyoruz. İnsandan insana temasın onemli olduğuna inanıyoruz. Temel haklara saygı konusunda baskı yapmak için gumruk birliğinin guncellenmesini kullanalım diyoruz. Dolayısıyla iki tarafa da mesaj içeren bir rapor.

' AŞIRI SAĞIN RAPORU GEÇSEYDİ ADIMI ÇIKARIRDIM'

T urkiye'de AB yanlıları bu kararı anlamakta zorluk çektiklerini soylemekteler. Onları nasıl ikna edeceksiniz?

Onların tutumunu anlıyorum. Bugune kadar bir sivil toplum aktivisti, sendikacı veya bir muhalefet partisi temsilcisinin bana gelip "Lutfen katılım muzakerelerini askıya alın" dediğine tanık olmadım. Bu açıdan, alınan kararın Turkiye'de kimseye yardımcı olmadığını anlıyorum. Ama şahsım ve Avrupa Parlamentosu'ndaki çoğunluğun da kendimize ve vatandaşlarımıza karşı sorumluluklarımız var. AB Turkiye'deki mevcut hukumetle aynı masada oturup sanki bir Avrupa Birliği'ne katılım soz konusuymuş gibi yapmayı nasıl surdurebilir? Turkiye gazeteci meslektaşlarınız için en buyuk hapishane haline gelmişken… Bakın adil yargı sureci olmaksızın kaç kişi hapse atılıyor. Osman Kavala gibi bir kişi kesinlikle yanlış bir şey yapmamış olmasına rağmen belki de omur boyu hapis cezasına mahkum edilecek. Yani bizim için tum kırmızı çizgiler aşılmış durumda. AB değerlerine de sadık kalmak zorundayız. Ankara'daki hukumet bu değerlere saygı duymaktan çok uzakta. Turkiye'de birçok kişinin bu muhakemeyi anladığına eminim. Buna karşılık, muzakereler askıya alındıktan sonra geri donuş olmayacağından korkuyorlar. Kendilerine şunu soylemek istiyorum: Dun oylama sırasında aşırı sağ ve EPP (Hristiyan Demokratlar) Turkiye'nin gelecekteki uyelik perspektifinin de elinden alınması için onergeler sundular. Bunlar geçmedi. Geçseydi adımı rapordan çıkartırdım. Turk hukumetine sert bir mesaj gonderilmesinden yanayım ama Turkiye halkına kapıların gelecekte de bir daha asla açılmayacağı mesajının verilmesine karşıyım.

Açıkça konuşmak gerekirse, Turkiye artık Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmiyor diyorsunuz…

Evet, açıkça oyle.

' AP'Yİ KÜÇÜMSEMEK AKILLICA DEĞİL'

O halde, 26 Mayıs'taki Avrupa Parlamentosu seçimlerini de hesaba katacak olursak, aldığınız karar bundan boyle Turkiye-AB ilişkileri açısından ne ifade edecek?

Raporda tabii birçok şey soyleniyor. Sonuç olarak AB liderlerinden muzakereleri resmen askıya almaları isteniyor. Elbette bu kararı alacak olan Parlamento değil. Biz bunu AB Konseyi'nden istiyoruz. Konsey'den son on yılda muzakerelere başlıkları açmasını istedik, yapmadılar. İki yıl once muzakereleri dondurmalarını istedik, yaptılar. Şimdi bakalım ne diyecekler. Ben ulusal parlamentoların da bu kararı dikkate alacakları duşuncesindeyim. Hep yaptıkları gibi bu karara tepki vereceklerdir. Temmuz ayında Konsey Turkiye'yi tartıştığında ne karar alacak goreceğiz. Rapordaki gumruk birliği, vize serbestisi ve AB fonları gibi alanlarda, ki burada sadece sığınmacılar için fonlardan değil katılım oncesi fonlardan da soz ediyoruz, Avrupa Parlamentosu'nun somut yetkileri bulunuyor. Bugun Parlamento'nun "Cumhurbaşkanı Erdoğan'la muzakereleri sonlandıralım" kararı, yeni Parlamento'da gumruk birliği veya vize serbestisiyle ilgili bir oylamaya yansıyabilir. Durustçe konuşmak gerekirse, şahsen Turkiye'yle tum goruşmelerin sonlandırılmasını savunmuyorum. AB liderlerine çağrım daha fazla angaje olmaları. Fakat Turkiye'deki durumu olduğu gibi kabullenmiş gorunuyorlar. Bunun Avrupa'nın yararına olduğunu sanmıyorum. Bu kıtada ekonomik açıdan istikrarsız, otoriter bir komşu istemiyoruz. Refah içinde ve demokratik bir Turkiye aynı zamanda bizim de çıkarımıza. AB'nin bu konuda gerçek bir stratejiye ihtiyacı var ve AB liderleri şimdiye kadar bunu ortaya koymakta eksik kaldı.

' TÜRKİYE 5 YILDIR RAPORLARA 'HÜKÜMSÜZDÜR' DİYOR'

Raporunuza ili şkin Ankara'dan gelen, "anlamsız, objektif olmaktan uzak veya aşırı sağ tezlere yakınlık" gibi değerlendirmeler hakkında ne duşunuyorsunuz?

Bu tepkileri ne yazık ki bekliyordum. Son beş yılda, Turk hukumeti her zaman raporda sevmediği bir şeyler buldu ve raporu hukumsuzdur, bunu okumayız bile cumlesini kurarak geri gonderdi. İlk raportorluk yılımda muzakere başlıklarının açılmasını istediğimiz rapor da dahil buna. Bu yılki tepkilerine "geri gonderme" bolumunu eklemeyi unutmuşlar sanırım. Belki de bu yıl ilk kez rapor Turk hukumeti tarafından kabul edilecek, goreceğiz. Tum bunlar bir yana, Turk hukumetinin son beş yılda Avrupa Parlamentosu'na yonelik tavrını pek akıllıca bulmuyorum. AP AB'nin uç ana organından biridir. Vize serbestisi gibi Turk halkı için onemli olan konularda yetkilerimiz var. Turk hukumetinin AP'ye en azından son dort yılda takındığı tavır akıllıca değildi. Raporlar objektif mi diye soruluyor. Bunu çok komik buluyorum. Biz bir BM teknik organizasyonu veya hukukçu değiliz. AP siyasi bir kurumdur. 500 milyon Avrupa vatandaşını temsil ediyoruz. Aldığımız kararlar AP'de çoğunluğun sesini yansıtıyor. Aşırı sağ, son beş yılda hep olduğu gibi dun de, "çok yumuşak" bulduğu gerekçesiyle raporuma karşı oy kullandı. Ben bundan gurur duyuyorum. Raporda aşırı sağ eğilimler olduğunu soyleyenler oylama sonuçlarına bakabilir.

' ANKARA BENDEN SONRA GELECEK RAPORTÖRLERLE DAHA ZOR ANLAR YAŞAYACAK'

Son be ş yıldır AP Turkiye raportorusunuz. Bu beş yılı birkaç cumlede ozetlemek gerekirse, neler soyleyebilirsiniz?

(C) AA /

Bir ulkeyle ilgili raportorluk yapıyorsanız o ulke için en iyisini istersiniz, katılım surecine katkı sağlamaktır amacınız. Ne yazık ki 2014'ten 2019'a kotuden daha kotuye gidiş oldu. 2014 Turkiye için zor bir yıldı, Gezi protestoları sonrasıydı, AKP'nin reform yıllarına benzemiyordu. Raportor olarak da zordu. Raporlarda yeterince cesaret verici mesajlar yoktu. 2014'te Dışişleri Komisyonu'nda enerji, adalet, yargı gibi birçok alanda muzakere başlıklarının açılmasını istiyorduk. Turkiye'yi reform yapmaya cesaretlendirmeye çalışıyorduk. Hukumet ile PKK arasındaki barış sureci hala devam ediyordu. Hala bunun umudu vardı. Turkiye 2011'den bu yana Suriyeli sığınmacıları konuk etmeye başlamıştı, Avrupa aldırmıyordu bile. Suriye sınırında Kilis'i ilk ziyaretimde Turkiye'nin ne kadar çaba gosterdiğine tanık oldum. Turkiye'de bu sure içinde ne olup bittiğini soylememe gerek yok. Biz birçok muzakere başlığının açılması çağrılarımızdan, dun bir AB kurumu tarihinde ilk olarak, muzakerelerin resmen askıya alınması çağrısına geldik. Bunda gurur duyulacak bir şey yok. Turk hukumetiyle şahsım arasındaki ilişkinin de bugun geldiği noktada olması benim açımdan uzucu. Kendimi ovmek için soylemiyorum ama benden sonra gelecek Turkiye raportorleriyle daha zor anlar yaşayacakları duşuncesindeyim.

' FATMA ATEŞ'İN ADINI UNUTAMIYORUM'

Bu son be ş yılda Turkiye konusunda unutamayacağınız bir anı var mı?

Turkiye'ye ziyaretlerimle ilgili unutulmaz anılarım var. İki ornek verebilirim. AP'de ulke raportoru kalmak istiyorsanız raporunuzla ilgili çoğunluk sağlamalısınız. Örneğin Turk hukumetinin istediği çizgiyi savunsam Turkiye raportoru olarak kalamazdım, çunku o çizgiyi savunan bir çoğunluk bulamazsınız burada. İlk raportorluk yılımda rapor genel kurulda oylanmadan hemen once raporun çoğunluğun oyunu alamayacağını duydum. Kimi çevreler raporu yeterince sert bulmamış. Derhal telefonlar edip çoğunluk sağlanana kadar oylamanın bir sonraki genel kurul toplantılarına ertelenmesini istedim. Heyecan verici bir andı. Erteleme kabul edilmeseydi daha ilk yılda raportorluk gorevimi kaybedebilirdim. Unutamadığım bir diğer anı da 2016'da sokağa çıkma yasaklarının olduğu donemdeki Diyarbakır ziyaretim. Kimi vatandaşlar PKK'nın gençlik orgutuyle guvenlik guçleri arasındaki çatışmanın ortasında mahsur kalmıştı. Adını hiçbir zaman unutamayacağım Fatma Ateş adında yaşlı bir kadının fotoğrafını gordum. Yaralı halde ambulansla hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti ne yazık ki. Barış surecinin çokmesinin ardından, PKK Turkiye içinde yeniden teror eylemlerine başlamış ve Turk hukumeti de bu duruma sert yanıt vermişti. İki taraf arasındaki çatışmanın ortasında kalmış çok sayıda vatandaş vardı. Bu goruntuleri unutabileceğimi sanmıyorum.

' ÜYELİK ANCAK DEĞİŞİK BİR TÜRKİYE VE AB İLE MÜMKÜN'

T urkiye ve AB içindeki gelişmeleri dikkate aldığınızda, Turkiye için gelecekte uyelik odaklı bir AB perspektifine hala inanıyor musunuz?

Bu soruyu Brexit'in Avrupa'da en onemli haber olduğu gun soruyorsunuz. Sizinle çok durust konuşacağım. Kolay olmayacak. Mevcut 28 uyeli, oy birliğiyle karar alan, veto yetkisine sahip AB ile zor. Katılım surecinde daha once de gorduk. Başlangıçta gerçekten muzakere etmiyor olmamız Turkiye'nin hatası değildi. AB'nindi, zira Kıbrıs'ın blokajı soz konusuydu. Bir ulke tum muzakerelerin devamını veto edebildi. Dolayısıyla kolay bir sureç olmayacak. Fakat ben oncelikle Turkiye'nin demokrasiye geri doneceğine inanıyorum. Çunku Turkiye içindeki sivil toplum gucunu gordum. Mevcut durum ilelebet devam etmeyecek. AB'nin de bir yol bulması gerekiyor. Bugunku haliyle işlemeye devam edemez. Vatandaşlarının beklentilerini bu haliyle karşılayamaz. Sonuç olarak bu Turkiye ve bu AB ile mumkun değil. Değişik bir Turkiye ve umarım gelecekte daha etkin ve değişik bir AB ile evet. İşte o zaman bir perspektif olacağına inanıyorum. Bu kaç yılda olur diye sormayın. Ben muhtemelen o tarihte politika dışında olurum ama bu perspektifin var olmasını gerçekten umit ediyorum.