Özet (TL;DR) @ 2019-03-11 08:12:11.071641: “Kardeş Çocukları” dizisiyle ekrana gelen Nur Fettahoğlu, Vogue dergisinin yeni sayısına konuk oldu. Canlandırdığı Umay karakteriyle “iyi aile kızı” imajından uzak olduğunu söyleyen Fettahoğlu,…
Nur Fettahoğlu ile randevulaşmak için yaptığımız telefon goruşmesi, bir nevi telekonferans gibi: Üç yaşındaki kızı Elisa Guzin de dahil oluyor muhabbete.
Akıllı mı akıllı cumleler kuruyor. Daha sonra roportaj için goruştuğumuzde, "uç yaş sendromu"nun ne durumda olduğunu soruyorum Fettahoğlu'na.
"Doğumdan sonra butun hayatınız çocuk oluyor. Onsuz gerçekten hiçbir şey yapamıyorsunuz. Kızım olmadan hiçbir şey yapmak gelmedi içimden uzun sure ama şimdi işin içine yoğun bir çalışma temposu girince, bazen 'Allah'ım ya' diyorum, 'Bir saat... Sadece bir saat kimse olmasın etrafımda!' Olabiliyor oyle yani..." diyor.
EL İSA'YA OLAN SEVGİMİN TARİFİ YOK
Anneliğin, her gununu yeni bir tecrubeye donuşturmesinden memnun: "Dunyaya yeni bir can getiriyorsunuz, adım adım gelişimini goruyorsunuz. Başka turden bir guç de veriyor insana. Mutlaka eksik hissettiği yerler de oluyor tabii insanın. Sonu yok...
Neticede o da başlı başına bir karakter. Baskı uygulamadan, duşuncelerini engellemeden, gideceği yolda arkasındaki el olabilirsiniz ancak. Onu yapmaya çalışıyorum doğrusu. Ben de onun sayesinde sorunlarla çok daha guçlu bir şekilde baş edebiliyorum. O olmasaydı, savrulurdum. Tarifi yok Elisa'ya olan sevgimin. Sok içine orada kalsın deseler, yaparım. Dursun orada sıcacık oyle..."
Dunyaya gozunu sevgi dolu bir ailede açanlardan Nur Fettahoğlu. 1980 yılında Almanya'da doğmuş, Turkiye'ye kesin donuş yaptıklarında henuz uç yaşındaymış.
Nur Fettahoğlu, beş kardeşin dorduncusu. Turkiye'ye donduklerinde yerleştikleri Beşiktaş, Yıldız'daki evde, çocukluğunun tadını çıkara çıkara buyumuş: "Eve çok yakındı okul. Aile apartmanıydı bizimki; beş kardeş, uç kuzen, hepimiz aynı okuldaydık. El ele tutuşup birlikte giderdik okula. Şu anda çocuğum bunu yaşayamayacağı için çok mutsuzum, artık adım atarken korkar olduk."
2007'de, o zamanki menajeriyle tanışması ve "Benden Baba Olmaz" dizisinde oyunculuğa geçiş yapması daireyi tamamlıyor. Neticede, en başta arzuladığı mesleği yaparken buluyor kendini.
" AŞK-I MEMNU" ÇILGINLIK HALİYDİ
"Sudan çıkmış balık" teşbihiyle anıyor ilk setini. Kontrolsuz bir şekilde titrediğini çok net hatırlıyor: "Sahneyi çekişimiz dun gibi gozumun onunde. Rol gereği, sevdiğim adamın eve başka bir kadını getirdiğini duşunuyorum; bir eve giriyorum ve dolapları açıp bakıyorum falan; oyle bir sahneydi. Tir tir titriyordum ama heyecandan..."
"Aşk-ı Memnu", "Muhteşem Yuzyıl" gibi hayran kitlesi kıtalara yayılan projelerden bahsediyoruz... "Aşk-ı Memnu"da canlandırdığı Peyker roluyle nasıl bir şohrete ulaştığını, Londra'da, sokakta tanımadığı biri bağırarak ismiyle çağırdığında idrak etmiş.
Tanımadığı insanların onu tanımasına alışması biraz zaman almış. Muhteşem Yuzyıl doneminde ise durum katlanarak artmış. Bugunlerde rol aldığı Kardeş Çocukları dizisindeki Umay rolu uzerine laflamadan once, şimdiye kadarki rollerinden dem vurup imajına dair birkaç kelam etmeye yelteniyorum; "Cici ev kızı mı diyeceksiniz?" diye soruyor gulerek...
"Ben soylemedim, siz soylediniz" diyorum. Bambaşka karakterleri canlandırmasına rağmen niyeyse uzerine ihale gibi kalmış bir "iyi aile kızı" imajı da var.
Bu yeni rolunden çok memnun: "İçimde bir canavar varmış, senelerdir saklıyormuşum, diyorum. 'Kardeş Çocukları'ndaki Umay bambaşka bir kadın. Ayakta durabilmek için surekli plan halinde. Onun o futursuzluğunu oynaması o kadar eğlenceli ki..."
5 SENE BANKACILIK YAPTIM
Meslek hayatının enteresan bir izleği var. Ona kalsa, ilkokuldan beri oyuncu olmak istiyor ama ebeveyninin bu konudaki yaklaşımı 'klasik'. Mimar, doktor, oğretmen olunacak, bileğe mesleki anlamda altın bilezik takılacak. Sonuç ne peki?
Haliç Üniversitesi Moda ve Tekstil Tasarımı'nda okuyup, iş hayatına bankacı olarak adım atıyor. "Ne alaka değil mi?" diyor gulerek: "Oyunculuk hep vardı aklımda. Ama ailem izin vermedi işte. Ablam çok erken yaşta işe başladı bankada. Bir gun ziyaretine gittim. Mudurleri oradaydı, tamamen tesaduf... 'Sen de bankacı olacak mısın' diye dalga geçtiler benimle.
Ben de sınavına girdim ve kazandım. Kazanınca beş sene orada çalıştım. Piyon gibiydim, kendini ovmek gibi olmasın ama becerikliydim. Hızlıyım diye hangi bolumde bir ihtiyaç olsa, destek için oraya yonlendirirlerdi. Bir de sabit durabilen biri değilim, çok çabuk sıkılırım. İçeride surekli hareket halindeydim."
HER YA ŞIN AYRI GÜZELLiĞi VAR
Hayatının bu deminden, hem mesleki hem ozel yaşamından yana son derece memnun. "Sınırlarımızdan, kalıplarımızdan kurtuluyoruz yavaş yavaş" diyor: "Çok fazla kalıp var hayatımızda: Sen bunu oynarsın, sen bunu yaparsın, senden artık bir şey olmaz, sen çok yaşlandın, kırışığın var... Hayır, ne munasebet... Her yaşın ayrı guzelliği var. Yeter ki bunun kıymetini bilelim, kendimizle barışık olalım. Ben buradayım, buyurun etimden, sutumden, yunumden faydalanın, diyebilmeli oyuncu her yaşında. Artık alan tanınıyor, bu da nihayet artık bakış açımızın genişlediğini gosteriyor. Çok mutlu ediyor beni bu durum." Hayatın getirilerine itirazı yok; bir tek durmasını istemeyin yeter.
�
SA ĞLIKLI BESLENMEDE EKMEĞİN YERİ

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.