Özet (TL;DR) @ 2019-03-06T14:27:00.000Z: Entegrasyon ve asimilasyon konusunda 20 yıldır araştırma yapan Hollandalı Sosyoloji profesörü Ruud Koopmans, Müslümanların bir topluma uyum sağlama konusunda diğer göçmen gruplara nazaran daha fazla…



Entegrasyon ve asimilasyon konusunda 20 yıldır araştırma yapan Hollandalı Sosyoloji profesoru Ruud Koopmans, Muslumanların bir topluma uyum sağlama konusunda diğer goçmen gruplara nazaran daha fazla zorluk yaşadığı tespitinde bulundu.

Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan Humboldt Üniversitesi'nde gorev yapan Ruud Koopmans, 20 yıldır surdurduğu çalışmalarının neticesinde vardığı sonuçları Hollanda'da yayın yapan Berlingske gazetesiyle paylaştı.

Koopmans, "Olgu ve vakaları ciddiyetle inceleyen herkes için inkar edilemez gerçek şu ki Muslumanlar entegrasyon konusunda diğer goçmen gruplardan daha kotuler, bu konuda şuphe yok. Yine şuna şuphe yok ki, diğer goçmen grupların pek çoğunda bir nesilden diğerine buyuk bir gelişme goruyoruz. Bu gelişme Muslumanlarda tamamen eksik olmasa da, değişim bir hayli yavaş" dedi.

Kişisel bazda istisnalar olabileceğini vurgulayan Koopmans, genel eğilimin ve geniş resmin 'cesaret kırıcı' olduğunu soyledi.

Y ÜZDE 65 'DİN KURALLARI YASADAN ÖNEMLİ' DİYOR

Koopmans'ın verilerine gore 6 Avrupa ulkesinde yaşayan Turk ve Fas Muslumanlarının yaklaşık yuzde 65'i, din kurallarının bulundukları ulkelerdeki sekuler hukuk kurallarından daha onemli olduğunu duşunuyor.

Muslumanlar, gayrımuslim gruplardan kendini ayırıyor ve kendi dini dışında kalan alanlarda kapsamlı etkileşim kurmaktan sakınıyor. Örnek olarak, çalışmaya katılan Muslumanların yuzde 60'ı eşcinsel bireylerle arkadaş olma fikrine karşı çıkarken, yuzde 45'i de Yahudiler için aynı tutumu ifade ediyor.

İ Kİ KİŞİDEN BİRİ TUTUCU

(C) AFP 2018 / Thierry Roge

Profesor Koopmans'a gore Muslumanların çoğunun benimsediği tutucu Kuran yorumu, bu entegrasyonunun onunde engel teşkil ediyor. Koopmans'ın çalışmalarına gore, Avrupa'daki Muslumanların yuzde 50'si tutucu inanca sahip. Ancak buna karşın, Hristiyanlar içindeki tutucuların oranı ise yuzde 4'ten daha az.

Musluman dunyasına dair daha karamsar bir tablo sunan Koopmans, tutuculuğu ve mezhep çatışmalarını hatırlatarak; konu demokrasi, insan hakları, siyasi ve ekonomik gelişmeye gelince Muslumanların çoğunlukta olduğu 47 ulkenin bu konuda en kotu karneye sahip ulkeler olduklarını soyluyor.

' SON 50 YILDA ARTTI'

Koopmans, "İslam dunyasının tum bu alanlarda dunyanın kalanından daha geriye duştuğu sonucuna vardım. Bu ozellikle son 50 yılda arttı" dedi. Koopmans, kadınların rolu konusundaki muhafazakarlığın, eğitime duşuk butçe ayrılmasının ve tutucu propagandanın bu tespitinde etkisi olduğunu soyledi.

Bulgularını 'The Decrepit House of Islam' kitabında paylaşan Koopmans, şu ifadeleri kullandı: "İslamın kendisinde bir sorun yok. Ancak Muslumanların ve kuresel açıdan Musluman ulkelerin İslamı yorumlayışında bir sorun var. Mesela, 21. yuzyıldaki Muslumanların 7. yuzyılda yaşayan peygamberin yaşamını kelimesi kelimesine olçut alması gerektiğini soylemesi… Bu tarz İslam, ilk olarak dunya barışına tehdit. İkinci olarak da uyuma."

' TARTIŞMAK İSTEMİYORLAR'

Yaklaşık 30 yıldır Almanya'da yaşayan profesor Koopmans, goç ve entegrasyon konularındaki eleştirel tutumuyla biliniyor. Koopmans, Başbakan Angela Merkel'in 2015 yılında ulkeye goçmenleri kabul etmesinin ardından bazı sosyal sorunlar yaşandığını savunuyor. Çalışmaları, deneysel veriye dayansa da Koopmans sıklıkla toplumda tartışmalı bir birey olarak goruluyor.

Profesor, buna şoyle yanıt veriyor: "Bazı insanlar benim tespitlerime şiddetle karşı çıkıyor. Bazen argumanlarla ama genellikle kişisel saldırılarla. Bulgularımı reddediyorlar ve tartışmayı istemiyorlar. Bunun yerine sadece 'sağcı populistlerin ekmeğine yağ suruyor, tartışmamalıyız' diyorlar."

Koopmans, aynı zamanda Berlin Sosyal Bilimler Merkezi'nde goç, entegrasyon ve ulusotesileşme konularında araştırma yapan bir ekibe başkanlık ediyor.