Özet (TL;DR) @ 2019-03-07T08:42:00.000Z: Habertürk yazarı Fatih Altaylı, İç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay'ın kendisine iki e-posta gönderdiğini belirtti. Altaylı, Karatay'ın atıfta bulunduğu yazılarla ilgili…
Haberturk yazarı Fatih Altaylı, İç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay'ın kendisine iki e-posta gonderdiğini belirtti. Altaylı, Karatay'ın atıfta bulunduğu yazılarla ilgili olarak "Hocam, bana gerçekten bilimsel birkaç şey yollayın lutfen" dedi.
Haberturk yazarı Fatih Altaylı, "Canan Hocam, bunlar bilimsel yayın mı!" başlığıyla yayımlanan yazısında "Hafif de olsa bir kalp rahatsızlığı geçirmemden sonra 'Canan Karatay'ın diyet onerilerini uygulamayın' tavsiyemin kopardığı gurultu hala suruyor. Bir yanda bana hakaret ve hatta beddua eden Canan Karatay fanları, diğer yanda ise bana destek veren ve 'Biz soylesek duyan olmuyor, elinize ağzınıza sağlık' diyen bir tıp camiası" ifadesini kullandı.
"Her fırsatta bana saldırmayı kendine gorev edinmiş, alanı dışında her şeyin uzmanı bazı kuçuk profesorumsuler de var ama onlar kayda değer değil. Adlarını anarak onları sevindirme niyetinde değilim. Benim onerime duzeyli yanıt veren tek kişi ise Sevgili Canan Karatay" diyen Altaylı, Karatay'dan konuya dair iki e-posta aldığını belirtti.
Altaylı, yazısına şoyle devam etti:
"Ancak Canan Karatay Hoca'nın yanıtlarında da açık soylemek gerekirse bir bilimsellik bulamadım.
İlk yolladığı şey 2014 yılında Londra'da yapıldığını soylediği bir sunum.
Ancak sunum bir bilimsel toplantıda mı, yoksa bir 5 çayında mı yapılmış bir bilgi yok.
Genel olarak kolesterolun zaten bilinen yararlı yonlerini anlatıyor, vucuttaki işlevlerini gosteriyor.
Şeker ve doymuş yağlardan uzak durulması gerektiğini soyleyerek bitiriyor.
Karatay'ın yolladığı diğer yayınlar ise Dr. Zoe Harcombie adındaki bir doktorun yazdıkları.
Ancak bunların yazıldığı saygın bir tıp dergisi falan değil. Bir blog. Aynı zamanda Dr. Harcombie'nin de diyet kitabının reklamının yapıldığı bir blog.
Altta da okurlarla soru cevaplar var.
Oysa Canan Karatay, bilimsel bir derginin, bilimsel bir yayının ne olduğunu benden daha iyi bilir.
Sevgili Hocam, bana gerçekten bilimsel birkaç şey yollayın luften.
Hatta bu kadar insanın sağlığı ile ilgili konuştuğunuza gore, bu konudaki yayınlanmış ve atıf almış makalelerinizi yollayın Allah aşkına.
Tuncer Bahçıvan, sizin kitaplarınızdan alıp, size guvenerek uyguladığı diyetten oturu şu an hala hastanede olduğunu ve ciddi bir enfarktusu zor atlattığını soyluyor.
Bilmem haberiniz var mı hocam!
' ŞARLATANLIK VE BİLİMSELLİK'
Gelelim akademiyanın ya da tıp camiasının Prof. Dr. Canan Karatay ile ilgili goruş ve eleştirilerine.
Çok sayıda postadan sadece birini, Nukleer Tıp uzmanı Prof. Dr. Cumali Aktolun'un yazdıklarını aktarıyorum:
'Sayın Fatih Altaylı,
Son hafta içinde gundeme gelen sağlık sorununuz için geçmiş olsun dileklerimi kabul ediniz. Bu vesileyle çok onemli bir konuya cesaretle parmak bastığınız için sizi tebrik ederim: Canan Karatay meselesi.
(C) AA /
Prof. Dr. Canan Karatay, uzun yılar once akademiden ayrıldıktan sonra son 5-6 yıl içinde birdenbire Turk medyasının gozde 'bilim kadını' oldu.
Her şeyden once biz bilim insanlarının dikkate aldığı ve alması gereken en onemli nirengi; yayınlanmış bilimsel araştırmalar ve bilimsel-akademik kitaplardır. Prof. Karatay'ın 'kaynak, yayın, araştırma' vb şekilde lanse ettiği yabancı kitaplar tamamen spekulatif, bilimsellikten uzak, tıbbi açıdan kaale alınmayan, akademik olmayan, ticari amaçlı yazılmış bireysel kitaplardır.
'Akademik kitap' ile 'bireysel kitap' arasında çok fark vardır. Akademik kitaplar; dunyada tıbbi akademik ve bilimsel alanlarda yayın yapan saygın yayınevlerinin (Springer, Wolters Kluwer, Elsevier vb) yayınladığı ve yayınlamadan once akademisyenlerden oluşan kendi yayın kurulunda ve ayrıca bağımsız bilim insanları-akademisyenlere (peer review) incelettiği, ondan sonra yayınladığı kitaplardır. Örneğin benim bu şekilde 3 adet kitabım ABD'de bu sureçlerden geçerek yayınlanmıştır (Nuclear Oncology, Springer-Verlag 1999; Nuclear Medicine Therapy, Springer 2013; Nuclear Oncology, Wolters Kluwer 2015). Halbuki bireysel kitaplar, her alanda kişilerin goruş bildirdiği ortalama akademik olmayan okuyucuya hitap eden hiçbir hakem veya kurul değerlendirmesi gormemiş ticari yayınlardır.
Prof. Dr. Karatay'ın bugune kadar soyledikleri, yazdıkları ve iddia ettikleri birçok tıp akademisyeni tarafından hayretle izlense de maalesef Turk medyası elinde bulunan bu değerli (!) kaynağı sonuna kadar değerlendirme kararından vazgeçmedi, Prof. Karatay'a itiraz edenleri ve bu iddialarının aksini belirtenleri de pek gundeme taşımadı. Gerek Sağlık Bakanlığı gerekse Turk Tabipler Birliği bu konuda bazı soruşturmalara tabi tutsa da, Prof.Karatay medyadan aldığı guçle yoluna devam etti. Maalesef Prof Karatay'a itibar edip tansiyon ilacını, kolesterol ilacını, şeker ilacını kesen birçok hasta mevcuttur. Bunların yaşadığı sağlık sorunlarının ve olumlerinin hesabını sorabileceği kimse de yoktur. Hekimler klinikte hizmet verirken en kuçuk bir hatasından mahkemelerde surundurulurken, Prof Karatay gibi isimler ekranlarda gazetelerde boy gosterip bol keseden atıp tutmaktadır.
Siz bu konuda en net ve açık tavrı koydunuz.
' DAHA BETERİ KANSERDE'
Benim size yazmamın nedeni; daha vahim bir duruma işaret etmek içindir. Prof. Dr. Rasim Kuçukusta ve Dr Yavuz Dizdar; Prof Karatay'ın yolundan gitmekte, aynı yol ve yontemleri izlemektedir, ancak daha tehlikeli bir hastalık grubunu hedef almaktadırlar: Kanser.
(C) AA / Arşiv
Prof. Dr. Rasim Kuçukusta, goğus hastalıkları uzmanı olmasına rağmen uzmanlığı olmayan konularda (mesela tiroid kanseri) eksik yanlış bilgilerle hastaları yanıltmaktadır. Aynı şekilde Dr Yavuz Dizdar da kendisini 'prevantif onkoloji uzmanı' diye ima yoluyla lanse etse de Radyoterapi uzmanıdır. Dr Dizdar ve Prof. Kuçukusta; kanserli hastaları erken tanıdan uzaklaştıran, birçok kanser tanı ve tedavi yonteminin gereksiz olduğunu savunan roportaj ve demeçlerle ekranlarda boy gostermektedir. Halbuki bugune kadar tek bir defa bile Dr. Dizdar, uzmanı olduğu radyoterapinin gereksizliği, radyoterapinin zararları; Prof.Kuçukusta da astım ve akciğer kanseri erken tanı ve tedavisinin gereksizliğini vurgulayan bir iddia ortaya atmamışlardır. Tam tersine; hep başka branşların kanserlerine el atıp o konudaki uzmanları itibarsızlaştırıp hastalarla karşı karşıya getirmektedir. Üstelik uzmanı olmadıkları konularda iddiada bulunmak akademik terminolojide şarlatanlıktır.
Kanserli hastalarda erken tanı hayat kurtarır. Sağlık Bakanlığı da bu konuda gayret sarfedip insanları erken tanıya yonlendirirken bu kişilerin medya ikbali peşinde hastaların hayatını tehlikeye atmalarına seyirci kalmak rahatsız edicidir.
Nezaket ve saygı ile.
Prof. Dr. Cumali Aktolun
İzmir Ekonomi Üniversitesi
Tıp Fakultesi
Nukleer Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi'
' CANAN HOCAM GELİN TARTIŞIN'
(C) Fotoğraf : DHA
Tum bunlardan sonra Canan Karatay hocamıza çok açık bir teklifim var.
İsterse benim programımda, istemezse başka bir yerde, hatta belki bir universite salonunda ve herkese açık bir şekilde bu konudaki uzman hekimlerle karşı karşıya gelep tartışsınlar.
Bu işler sağlık işleri.
Ciddi işler. İnsan hayatı soz konusu.
Eğitimi meçhul, tıp bilgisinin yetersizliği aşikar bir televizyon sonucusu karşısında atıp tutmakla insanların sağlığı ile oynananmaz.
Oturun tartışın.
Millet de faydalansın.
Ölmesinler…
En azından once dinlesinler."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.