Özet (TL;DR) @ 2019-03-07T05:35:40.000Z: Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümünce Sualtı Arkeolojisi konulu panelde konuşan Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Öniz, dünyanın en eski…



Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bolumu tarafından "Sualtı Arkeolojisi" konulu panel duzenlendi. Konferansa katılan Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakultesi Arkeoloji Bolumu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Öniz, "Akdeniz Kıyılarında Sualtı Arkeolojisi" adlı bir sunum yaptı. Bugune kadar Turkiye'de iki tane Tunç Çağı batığı kazısı yapıldığını açıklayan Doç. Dr. Öniz, "İlk kazılan Gelidonya kazısıydı. Gelidonya batığı M.Ö 12. yuzyıla tarihleniyordu. Ana yuku de okuz gonu formunda bakırlardı. Sonra 1984 yılında başka bir salganyozcunun gostermesiyle merkezi Teksas'ta olan Gemi Arkeoloji Enstitusu ikinci kazıya başladı. Bu Uluburun batığıydı. Uluburun batığı ise M.Ö. 13-14 yuzyıl diyelim. Daha çok 14. yuzyıla tarihleniyor. Onunda ana kurgosu okuz gonu bakırlardı. Ingot kronolojisinde yani bakır kulçe kronolojisinde okuz gonu formlar M.Ö. 14 yuzyıl sonlarına doğru başlar, 12. yuzyıla kadar devam eder. 11. yuzyıldan sonra kaybolur artık bunlar Birde onceki formlar var. Bunlar M.Ö. 16 ve 17. yuzyılda yastık formlu Ingotlar olarak geçer. Şu ana kadar bilinen Uluburun batığı yani M.Ö. 14.-13. yuzyıl batığı en eski batık olarak nitelendirilir. Birçok Tunç Çağı derslerinde de bu konu geçer. Ama ondan onceki Ingotlar yastık turu ingotlardır. Bunlardan bir tanesi 1910 yılında bir Rum sungerci tarafından Newyork Metropolitan Muzesi'ne verilmiştir. Şu an orada sergilenmekte. Tek bir tane var. 4 tane de Atina Milli Arkeoloji Muzesi'nde var. Buda bir tanesi Girit'te 3 tanesi Atina yakınlarında karaya vurmuş şekilde bulunmuş. Bunlar dunyanın en eski Ingotları. Yastık turu Ingotlar" dedi.

"BASINA AÇIKLAMA YAPMADIK"Dunyanın en eski batığının Kasım ayında bulunduğunu dile getiren Doç. Dr. Öniz, "Bunu açıklamadık. Basına açıklama yapmadık. Çunku genel mudurluk bunun basına açıklanmasına izin vermedi. Bu batık Antalya'da Kasım ayın da bulundu. Newyork'ta 1 tane Atina'da 4 tane Ingot sergileniyor dedim. Yalnızca bizim batıkta insutu gorunen 74 tane Ingot var. Dunyada bilinen 5 tane Ingot varken bir anda 6 ay once 74 tane bulundu. İnsutu altına da henuz inmedik. Bunu bilimsel iki yerde yayınladık. Bir tanesi PAC, bir tanesi Sualtı Arkeoloji Vakfı'nın TINA dergisinde" şeklinde konuştu.

39 GEM İ BATIĞI TESPİT EDİLDİ

Bugune kadar yaptıkları çalışmalarda Adana Mersin ve Antalya'da 39 gemi batığı tespit ettiklerini anlatan Doç. Dr. Öniz, "Akdeniz kıyıları Tunç Çağı'nda çok hareketliydi. Anadolu kıyılarında Osmanlı'dan çok daha ciddi bir deniz trafiği vardı. Elbette Osmanlı'da da var. Bu yaz Alanya muzesi ile birlikte Osmanlı doneminde kalma bir batığın kazısına başladık. 2018 yılında ilk defa Adana kıyılarında sistematik sualtı araştırmaları başlatıldı. Bu araştırmalarda Karataş ve Yumurtalık limanlarında çalışıldı. Yumurtalık limanında şahane bir Bizans batığı tespit ettik. Bizden once defineciler kıyıda insanların duşurduğu altınlar var. Kıyıya da vurmuş bazı parçalar. Bilimsel olarak define avcısının, meraklının bulduğu şey bulunmuş sayılmıyor. Bunun bilimsel çalışma yapılarak burada şu var demek gerekiyor. Biz bunu yaptık" diye konuştu.

" TÜRKİYE DÜNYANIN EN BÜYÜK 5 ÜLKESİ ARASINDA"Turkiye sualtı arkeolojisi alanında dunyada en buyuk 5 ulke arasında olduğunu anlatan Doç. Dr. Öniz, şunları kaydetti:  "Bizde bir kompleks var ya yok yapamayız. Edemeyiz. Başaramayız diye. Sualtı arkeolojisi bunların arasında değil. Sualtı arkeolojisi alanında teknolojiyi bilen, teknolojiyi kullanan arkeolojik alanında sesi çok çıkan bir ulke Turkiye. Sualtı kultur mirasının korunmamasında da soz sahibi olması gerekirdi. Ülke kıyılarımız 8 bin 500 kilometre. Dunyanın birçok ilki Dicle-Fırat ve çevresinde ortaya çıkan ilk tarım, ilk kentler tum bu ilklerin yansıdığı sular. Karadeniz, Marmara ve Akdeniz korunması gereken çok onemli kultur miraslarımız var. Kara da olduğu gibi sualtındaki kultur mirası da korunması gerekli. Fakat dunyada bu konu uzerinde durulmayan bir konu olmuş."

2 YILDIZ İÇİN KOŞUL GELİYOR

Turkiye'deki dalgıçların "Sualtı kultur mirasının korunması eğitim programı" sertifikası almadan 2 yıldızlı dalışçı olamayacağını ifade eden anlatan Doç. Dr. Öniz, konuşmasını şoyle surdurdu:  "Balık adamlar bilir. 1 yıldızlı, 2 yıldızlı gibi basamaklar var. Dalış eğitimi aldığınızda once 1 yıldız dalıcı oluyorsunuz. Dalıcıları daha çok arkeolojiye teşvik eden bir yontem var. Batık dalıcı dedektifleri gibi, arkeolojik dalıcısı 2 gibi arkeoloji ile ilgili hiçbir bilgisi olmayan insanları 'hadi gelin size arkeoloji dalışı yapalım' dedikleri eğitim sistemleri var. Bu eğitim sistemleri tabii ki para karşılığı. Program dahilinde amatorlerden belli bir para alıyorlardı. Bunun yanlış olduğunu goruyorduk. Turkiye'de bir ilki başlattık. sualtı kultur mirasının korunması programı. Buna gore Turkiye'deki tum balık adam eğitmenlerini eğitimden geçirmeye başladık. 2 bin 500'e yakın eğitmen var. 2 yıl içerisinde bunlar eğitilecek. Butun bu programlar ucretsiz programlar. Eğitmenlerde kendi oğrencilerini yetiştirecekler. Ve sertifikalarını Sualtı Federasyonu ucretsiz olarak veriyor. Turkiye'deki tum 2 yıldızlı dalışçılar bu yıldan itibaren bu sertifikaya sahip olmadan 2 yıldızlı olamayacaklar. Çunku Turkiye'de 10 binlerce dalgıç var. Biz toplam 40 kadar sualtı arkeologuz. 8 bin 500 kilometrelik kıyı şeridi dort ekip tarafından 500 senede biter. Sayımız çok sınırlı. 10 binlerce insan dalış yapıyor. Bunlara sualtında nasıl korunur nelere dikkat edilmesi gerekiyor onları oğretiyoruz. Sınavları online yapıyoruz. Sertifikalandırmayı eğitmene bırakmıyoruz. Sınavla insanlar sertifikalarını kazanmış oluyor."