Özet (TL;DR) @ 2019-03-07 08:02:08.109431: Yolcu uçağına yıldırım düşerse ne olur, oksijen ne renktir, savaştan üç kat daha tehlikeli olan şey nedir, kaç tane burun deliğimiz var, Evren ne renktir, Napolyon’un en aşağılayıcı yenilgisi neyle…
16.03.2010 - 14:12 06.03.2019 - 11:16 Son Guncelleme : 06.03.2019 - 11:16
Guneş Sistemi'nde yer alan gezegenler arasında en sıcak olanı 450 santigrat ile Venustur.
Eğer Dunya'da 15 yaşındaysanız Mars'ta 8 yaşında olursunuz. Zira 1 Mars yılı 686,9 Dunya gunune eşit.
Bilim insanları zebraların çizgilerinin ne işe yaradığı sorusuna Charles Darwin zamanından beri, yaklaşık 150 yıldır yanıt arıyor.
İngiltere'nin Bristol Üniversitesi'nde yapılan araştırma zebraların çizgilerinin olumcul hastalıklar taşıyan at sineklerinin uzerlerine konmasını engellediğine işaret ediyor.
Periyodik Tablo'da yer almayan tek harf 'J' harfidir.
Gezegenimizde yaşayan en yavaş hayvan 3 tırnaklı (uç parmaklı) Sloth'tur.
Amerika kıtasında yaşayan hayvan saatte maksimum 0.0048 KM hıza ulaşabiliyor
Gokyuzune baktığınızda uçakların arkalarında bıraktığı beyaz izleri mutlaka gormuşsunuzdur. Bu izlerin oluşmasının sebebi uçak motorlarının sıkıştırdıkları gazları çok yuksek bir sıcaklık ile dışarı puskurtmesidir.
Bu gazlar dışarıya bırakıldığında soğuk hava ile temas ettiğinde yoğunlaşır ve buz kristallerine donuşur.
İnsanoğlu tabiki bulunduğu her ortamda ağlayabilir.
Ancak yer çekiminin bulunmadığı uzayda ağlasanız bile goz yaşlarınız gozunuzden suzulemez.
Yerçekimi farkı nedeniyle Dunya'da 90 kilo olan biri Mars'ta sadece 35 kilodur.
Oksijen gaz halinde kokusuz ve renksizdir.
Ancak sıvı ve katı hallerinde ise soluk mavi renk ile gorunur.
Uçak yolculukları sırasında yemek yeme fırsatı bulduysanız. Her gun yediğiniz yiyeceklerin uçakta yediğiniz zaman tadının farklı olduğunu fark etmişsinzidir. BUnun nedeni oldukça ilginç.
Oxford Üniversitesi'nde gore alan Profesor Charles Spence'e gore, havada nemin az olması, duşuk hava basıncı uçakta yediğimiz yemeğin tadının farklı olmasına neden oluyor.
Bilim insanlarına gore, kara delikler, evrenin genel işleyişine ters bir şekilde, içeri doğru genişliyorlar ve Genişledikçe daha da buyuyorlar. Bu durumun gizemi hala çozulebilmiş değil
Bunun aksine ise varlıklar genişlerken, dışa doğru hareket ediyorlar. Evrenin farklı dengeleri ve uzay-zamanın bukulmesi ihtimali goz onune alındığında ise, aşağı doğru genişlediği sanılıyor.
Bu yuzden kara deliğin evreni yutabilme ihtimalinin olmadığı duşunuluyor.
Beynimizde yer alan anıların depolandığı hipokampuste mini 'zaman damgalarını' tetikler, boylece olayların ne zaman gerçekleştiğini biliriz Ancak uyarılmamışsa bu sinyaller bulanıklaşır. Bu da bizim zamanın yavaş aktığını hissetmemize neden olur
İngiliz ve Hollandalı bilim insanları 13 bin 600 kişi uzerinde yaptıkları araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Buna gore, beyni ortalamadan buyuk olan kişilerin hafızaları daha kuvvetli, mantık yurutmekte de daha iyiler ancak bu kişilerin daha zeki olduğunu gosteren bir veri bulunmuyor.
Herkesin aynı anda 30 santim yuksekliğe zıplayıp geri indiği duşunulse bile, Dunya'nın yerini 1 hidrojen atomunun buyukluğunun 100'de 1'i kadar değiştirebiliyoruz, o da çok kısa bir sureliğine, Dunya geri eski yerine neredeyse anında geliyor.
Karafatma yanlış cevap. Dr. Wharton'ların 1959'daki çığır açan araştırmasından beri karafatmaların bir nukleer savaşta ilk olecek boceklerden olduğunu biliyoruz. Radyasyona dayanıklılık kralı Deinococcus radiodurans bakterisidir. Bu bakteriler 1.5 milyon rad'a kadar dayanabilirler, dondurulurlarsa bu limit iki katına çıkar.
Bilinenenin tersine saç ve tırnaklar olumden sonra hiç uzamazlar. Bu tamamen bir efsanedir. Ölduğumuzde vucudumuz su kaybeder ve derimiz sıkılaşır, bu da saç ve tırnağın uzadığına dair bir goz yanılgısı yaratır.
Mars için birçok proje yapıldı ve hala yapılıyor. Bilim insanlarının onlarca yıldır yaptığı aratırmalara gore, Kızıl Gezegen bozulmuş yumurtayı andıran bir kokuya sahip.
Resmi olarak bej rengindedir. 2002 yılında, Johns Hopkins Üniversitesi'nden Amerikalı bilimciler, Avustralya Kırmızıya Kayan Galaksileri İnceleme Kurumu'nun topladığı 200,000 galaksi ışığını inceledikten sonra evrenin soluk yeşil renkte olduğu sonucuna vardılar. Ancak birkaç hafta, hesaplamalarında bir hata yaptıklarını ve evrenin aslında daha çok kostebek derisi renginin kasvetli bir tonu olduğunu itiraf etmek durumunda kaldılar.
Zenci Henry... Ferdinand Macellan dunyanın etrafındaki turunu asla tamamlayamadı. 1521'de Filipinler'de henuz turun yarısındayken olduruldu. Macellan 1511'de Portekiz'den çıkıp Hint Okyanusu'nu geçerek once Uzakdoğu'yu ziyaret etti. Zenci Henry'yi 1511'de Malezya'daki bir kole pazarında buldu ve onu geldiği yoldan Lizbon'a goturdu. 1519'da çıkılan dunya turu girişimi de dahil olmak uzere bundan sonraki tum yolculuklarında Zenci Henry, Macellan'ın yanında gitti. Bu yolculuk diğer yonden, yani Atlas Okyanusu'nu ve Buyuk Okyanus'u geçerek gerçekleşti, bu yuzden 1521'de Uzakdoğu'ya vardıklarında Zenci Henry dunyanın etrafını tam olarak dolaşmış olan ilk insan oldu.
Uçuş korkusu olanların her uçağa bindiklerinde akıllarına gelen onlarca felaket senaryosundan biri olan uçağa yıldırım duşmesi sanıldığı kadar korkutucu bir şey değil. Zira uçakların dış govdesi, aluminyum ile kaplanmıştır ve bu uçağın çevresini saran bir yıldırım kalkanı gorevi yapmaktadır.
Bu sayede yolcu uçağına yıldırım isabet etse bile bir noktadan diğerine iletilerek uçağa zarar vermeden uçaktan atılmış oldur.
Çin Seddi'nin "insanoğlunun inşa ettiği ve aydan gorulebilen tek yapı" olduğu duşuncesi çok yaygındır ama bu doğru değildir. İnsan eliyle yapılmış hiçbir şey aydan çıplak gozle gorulemez.
Meyve sineği. Kuçucuk astronotlar bir miktar tahıl tohumuyla birlikte Amerikan V2 roketine bindirildi ve 1946 Temmuz'unda uzaya fırlatıldılar. Yuksek irtifada patlamanın radyasyon uzerine etkisini test etmeye alışkındılar.
Dunya yuzeyinin yuzde 70'i suyla kaplı olabilir ama su, gezegenin kutlesinin 5 binde birinden daha azına tekabul ediyor,yaklaşık olarak yuzde 0.1...
Beş bin? İki milyon? On milyar? Hayır, dort tane gorebiliriz. Aslında oturduğumuz yerden yalnızca iki tane gorebiliriz, bunlardan bir tanesi de içinde bulunduğumuz Samanyolu'dur.
Bu da geride kalanların oldukça sıkıntılı bir donemde hayatlarını kaybedecekleri şeklinde yorumlanabilir.
Boyle bir durumdan insanoğlunun kurtulup kurtulamayacağını soylemek oldukça zor. Ancak şunu rahatça soyleyebiliriz bu denli bir felakette pek çok turun nesli tukenir, milyarlarca insan hayatını kaybeder.
Bu sorunun cevabı açık ara sivrisinek...Şu ana kadar olmuş olan insanların yarısını (muhtemelen 45 milyar kadar) dişi sivrisinekler tarafından oldurdu. Gunumuzde bile her 12 saniyede bir kişi sivrisineklerden kaynaklanan sebeplerle hayatını kaybediyor.
Kobaylar ya da hintdomuzları artık neredeyse hiç deney hayvanı olarak kullanılmıyor ama Perulular bunlardan her yıl yaklaşık 65 milyon adet tuketiyor. .Ayrıca Kolombiya, Bolivya ve Ekvador'da da yeniyor.
Hala son Buzul Çağı'nın içindeyiz. Coğrafyacılar bir buzul çağını, Dunya'nın tarihinde kutuplarda buz takkeleri bulunan bir donem olarak tanımlıyor. Mevcut iklimimiz bir 'buzularası' doneme tekabul eder. Bu, 'buzul çağları arasında'olduğumuz anlamına gelmez. Bu ifade, bir buzul çağı içinde, daha yuksek sıcaklıklar yuzunden buzların çekildiği donemi tanımlamak için kullanılır.
Bu konuda henuz kesin bir sonuca ulaşılmış değil. Ancak yaygın kanının aksine, bir Japon balığının hafızası birkaç saniyelik değil. Yapılan araştırmalar, Japon balığının en az uç aylık bir hafızaya sahip olduğunu ve değişik şekilleri, renkleri ve sesleri ayırt edebildiğini gosterdi.
Fil, mavi balina ya da dev sekoya ağacı? Hayır, dunyadaki yaşayan en buyuk şey bir mantar. Kesilmiş bir ağaç kutuğunun uzerinde buyuyen bal mantarından (Armillaria ostoyae) şu ana kadar gorulen ve Oregon'daki Malheur Ulusal Ormanı'nda bulunan en buyuk numune 890 hektarlık bir alan kaplıyor ve yaşı 2000 ila 8000 arasında tahmin ediliyor.
2011'de Japonya'da gerçekleşen deprem bile gunleri yaklaşık 0.0000018 saniye kısalttı.
Peki Dunyada yaşayan herkes aynı anda zıplarsa ne olur? Bu soruya cevap bilim insanı Randall Munroe'dan geldi.
Kesinlikle yanan şehri seyrederken lir çalıp şarkı soylemiyordu. Yangın çıktığı sırada Neron yangının 56 km uzağında, deniz kenarındaki yazlık evindeydi. Neron haberi alınca hızla Roma'ya gitti ve yangın sondurme çabalarının sorumluluğunu ustlendi.
İki tane gorunen iki tane de gorunmeyen olmak uzere toplam dort. Oksijeni sudan alan balıklarda ondeki suyun girişini arkadaki ise suyun çıkışına sağlayan iki çift burun derini bulunuyor. Evrim surecinde insanlardaki arka taraftaki delikler kafanın içine girerek iç burun delikleri haline geldiler.
Çalışmak; içki, uyuşturucu ya da savaştan çok daha fazla insan oldurmektedir. Her yıl yaklaşık iki milyon insan, işle ilgili kazalar ve hastalıklar yuzunden hayatını kaybediyor; buna karşın savaşlarda her yıl 650 bin kişi oluyor. Tek başına değerlendirildiğinde, en tehlikeli işin, Bering Denizi'nde çalışan Alaskalı yengeç avcılarına ait olduğu soylenir.
Adi bir kıymık. Hollywood filmlerinde gosterilenlerden farklıolarak 18. Yuzyılda kullanılan gulleler aslında patlamıyordu. Bunlar geminin govdesini parçalayarak kocaman tahta kıymıkların yuksek bir hızla guvertede uçuşmasına neden oluyordu; bu kıymıkların isabet ettiği denizciler de ağır yaralar alıyordu.
Kırkayak kelimesi, Latince "yuz ayak" anlamına gelen centipeda kelimesinden gelmektedir. Kırkayaklar yuz yılı aşkın bir suredir kapsamlı bir biçimde incelenmelerine karşın tam olarak yuz ayağa sahip bir orneğine rastlanmamıştır. Turkçe'deki adlarına bakarak bu hayvanların kırk ayaklı oldukları da soylenemez.
Acı biberin en acı kısmının çekirdekleri olduğuna dair inancın tersine asıl acı olan kısım, o çekirdeklerin tutunduğu merkezdeki zardır. Bu zar, en fazla kapsaisin içeren kısımdır. Kapsaisin bibere ayırt edici acılığını veren renksiz, kokusuz bileşiktir.
Öyle bir şey yoktu. Bunu gazeteler uydurmuştur. 1922'de Howard Carter tarafından keşfedildiğinde, Tutankamon'un mezarına giren herkesin korkuya kapılmasına neden olan "firavunun laneti" hikayesi, Daily Express'in Kahire muhabirinin işiydi. Bu hikaye daha sonra Daily Mail ve New York Times tarafından tekrarlandı.
Şampanyayı karbondioksit değil, pislik kopurtur Tamamen puruzsuz ve temiz bir kadehte karbondioksit molekulleri gorunmez bir şekilde buharlaşır, bu yuzden uzun zamandır kabarcıkların oluşmasına neden olan şeyin bardaktaki kuçuk kusurlar olduğu varsayılırdı. Fakat, yeni fotoğraf teknikleri bardaktaki iz ve puruzlerin bu kabarcıkların surekli asılı kalmalarına yetecek boyutta olmadığını gosterdi: Bardakta kabarcıkların oluşmasına neden olan şey, bardağın içindeki mikroskobik toz ve tuy parçacıklarıdır.
"1789 yılıydı ve Fransız Devrimi tum hızıyla cereyan etmekteydi. Paris'teki yoksullar ayaklandılar çunku yiyecek ekmekleri yoktu. Bu sırada Kraliçe Marie Antoinette "ekmek bulamayanlar pasta yesin" şeklindeki ahmakça oneriyi ortaya attı." Çoğu kişinin doğru bildiği yanlışlardan birisi daha... İlk sorun şu ki, bahsedilen şey pasta değil brioche adlı verilen ve ekmeğe çok benzeyen bir çorekti. Bu durumda bu sozler iyi niyetli bir girişim olabilir: "Eğer ekmek istiyorlarsa onlara iyi cinsinden verin." Kaldı ki bu sozleri soyleyen Marie Antoinette değildi. Bu ifade en aşağı 1760'tan beri aristokratik çurumenin tasviri olarak yazılı bir biçimde kullanılıyordu. Jean-Jacques Rousseau bu ifadeyi daha 1740'ta duyduğunu ileri suruyordu.
Develer horguçlerinde su değil, yağ depolar; bu yağ da enerji stoku olarak kullanılır. Suyun depolandığı yer vucutlarıdır, ozellikle de kan dolaşım sistemleri; bu da onları su kaybından etkin bir biçimde korur.
Anlaşıldığı kadarıyla Ay barut gibi kokar. Ay'da yalnızca on iki kişi yurudu ve bunlardan hiç biri ozel uzay giysileri nedeniyle Ay'ı koklayamadı. Ancak Ay yuzeyinden kabine donduklerinde yanlarında bu tozlardan bol miktarda surukluyorlardı. Astronotlar Ay'daki toprağın kara benzediğini, barut gibi koktuğunu ve tadının çok kotu olmadığını soylediler. Bu toprak buyuk olçude, Ay'ın yuzeyine çarpan goktaşlarının yol açtığı silikon dioksitten meydana gelmektedir; bunun yanısıra demir, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller de içerir.
Peyton Randolph... Randolph, George Washington'dan onceki on dort Kıtasal Kongre (ya da "Kongre'de Biraraya Gelmiş Birleşik Devletler") Başkanının ilkiydi. Kıtasal Kongre, şikayetlerini İngiliz Tahtı'na iletmek için 13 koloni tarafından oluşturulmuş muzakere organıydı.
Devekuşu yanlış cevap.. Asla bir devekuşunun kafasını kuma gomduğu gorulmemiştir. Bunu yapsaydı boğulurdu. Bir tehlikeyle karşılaştığında her aklı başında hayvan gibi devekuşu da var gucuyle kaçar.
Dunya'da değil, Mars'ta... Dev volkan Olympus Dağı (Latincede Olympus Mons) guneş sistemindeki ve bilinen evrendeki en yuksek dağdır. 22 km yuksekliğindeki Olympus Dağı Everest'ten uç kat daha yuksek. 624 km genişliğindeki bu dağ Britanya adalarının bulunduğu alanın tamamını kaplayabilir.
Resmi olarak Honolulu... . Hawaii eyaletinde 1907'de çıkarılmış bir yasaya gore Honolulu Şehri ve Honolulu İdari Bolgesi (County) aynı yeri ifade ediyor bu Honolulu şehrinin Buyuk Okyanus'ta 2,400 km boyunca uzanan Kuzeybatı Hawaii adalarının kalanını da kapsadığı ve 5,509 km2'yle en buyuk yuzolçumune sahip şehir olduğu anlamına geliyor. Dunyanın en kalabalık şehri ise 12,8 milyonluk nufusu ve 440 km2lik yuzolçumuyle Mumbai'dir: Km2 başına 29,042 kişi! Eğer butun anakent alanı dahil edilirse en kalabalık şehir, 13,500 km2 uzerinde yaşayan 35,2 milyon kişiyle Tokyo olur.
Finlandiya'da. Helsinki Teknoloji Üniversitesi'nden bir ekip 2000 yılında bir rodyum parçasını, mutlak sıfırdan (-273oC) derecenin on milyarda biri kadar daha yuksek bir sıcaklığa kadar soğuttu.Laboratuarlarda oluşturulan bu son derece duşuk sıcaklıklar dikkate değerdir. Derin uzayda bile sıcaklık -245oC'nin altına nadiren duşer. Bunun bilinen tek istisnası, Avustralyalı gokbilimciler tarafından 1979'da saptanan Bumerang Nebulası'dır. Bu nebula bir bumeranga (ya da bir papyona) benzer. Merkezinde, Guneş'ten uç kat daha ağır, olmekte olan bir yıldız vardır.
Hiçbir şey çunku Kuzey Amerika'da bufalo yoktur. 'Bufalo' kelimesi genellikle, yanlış bir biçimde bizon yerine kullanılır. Ancak soz konusu bizonlrsa Buffalo Bill, on sekiz aydan daha kısa bir surede bu hayvanlarda 4 bin 280 tane oldurdu.
ABD bayrağındaki yıldızların her biri bir eyaleti temsil ediyor ve bayrakta 50 yıldız bulunuyor. Ancak teknik olarak ABD'de sadece 46 eyalet bulunuyor. Virginia, Kentucky, Pennsylvania ve Massachusetts resmi olarak birer Commonwealth'tir. Buradaki Commonwealth, 'İngiliz Uluslar Topluluğu' anlamındaki Commonwealth değil, ABD'deki bu dort bolgenin "eyalet" kelimesi yerine, "ortak rızayla oluşturulmuş siyasi topluluk" anlamında kullandıkları terimdir.
Afrika ve Arap çollerinin simgeleri olsa da deve Amerika kokenlidir. Atlar ve kopekler gibi, develer de 20 milyon yıl once Amerika'nın otlaklarında evrildi. Bu hayvanlar o zamanlar, bildiğimiz haliyle horguçlu yuk hayvanları olmaktan ziyade, daha çok zurafaya ya da ceylana benziyordu. Bering kara koprusunden Asya'ya 4 milyon yıl once geçtiler.
Alışıldık cevap suyun rengi olmadığıdır; su "şeffaf" ya da "saydam"dır ve denizin mavi gorunmesinin tek sebebi gokyuzunun denizin uzerine yansımasıdır. Ancak bu doğru değil. Su aslında son derece soluk bir tonda olsa da mavidir. Bunu doğada, kardaki derin bir deliğe ya da donmuş bir şelalenin kalın buzlarının içine baktığınızda gorebilirsiniz. Çok buyuk ve çok derin beyaz bir havuzu suyla doldurup içine baktığınızda, su mavi gorunecektir.
Ne gladyatorun oldurulmesini isteyen Romalı seyirciler başparmaklarını aşağı indirirdi ne de bu olume izin veren Roma İmparatorları. Aslında Romalılar "başparmakları aşağıda duracak şekilde" bir işareti hiç kullanmadılar. Bir gladyatorun oldurulmesi istendiğinde başparmak yukarı kaldırılırdı - tıpkı kınından çekilmiş kılıç gibi. Kaybeden bir gladyatorun canının bağışlanması için başparmak, sıkılmış yumruğun içine sokulurdu - kınına sokulmuş bir silah gibi. Aşağıyı gosteren başparmakların olumu işaret ettiği yanılgısının sorumlusu, yuzyıl ressamı Jean-Leon Gerome'un Pollice Verso adlı tablosudur. Tabloda, imparator olum cezasını vermek için başparmağını aşağıya doğru uzatırken Romalı bir gladyator bekliyor.
Waterloo hiç kuşkusuz Napolyon'un en ezici yenilgisi olmakla beraber, onun en utanç verici yenilgisi değildi.1807'de, Fransa, Rusya ve Prusya arasında bir donum noktası niteliğindeki Tilsit Barışı'nı imzalayan Napolyon'un keyfi yerindeydi. Bunu kutlamak için İmparatorluk Sarayı'nın oğleden sonra bir tavşan avı duzenlemesini onerdi. Bu av, Napolyon'un çok guvendiği kurmay başkanı Alexandre Berthier tarafından organize edildi. Napolyon'u etkilemeye can atan Berthier, İmparatorluk Sarayı'nın konukları meşgul edecek kadar av hayvanına sahip olduğunu gostermek için binlerce tavşan satın aldı. Parti vakti geldi, av başladı ve av hayvanlarının bekçileri avları saldı. Ama av felaketle sonuçlandı. Berthier yabani değil, evcil tavşan almıştı; bu tavşanlar da oldurulmekten ziyade besleneceklerini duşunduler. Tavşanlar canlarını kurtarmak uzere kaçmak yerine, buyuk şapkalı ufak tefek bir adama yoneldiler ve onu kendilerine yemek veren bakıcılarıyla karıştırdılar. Aç tavşanlar saatte 56 km'lik azami hızlarıyla Napolyon'a hucum ettiler. Av partisindekiler (artık tam bir kargaşaya donmuştu) onları durdurmak için hiçbir şey yapamıyordu. Napolyon'un, açlıktan kırılan hayvanları çıplak elleriyle savuşturmaya çalışarak kaçmaktan başka bir seçeneği yoktu. Ama tavşanların şiddeti dinmedi ve İmparatoru at arabasına kadar puskurttuler; bu sırada Napolyon'un adamları tavşanları nafile kırbaçlıyorlardı. Bu fiyaskonun gunumuzdeki anlatımlarına gore, Fransa İmparatoru tamamen hırpalanmış bir vaziyette ve utanç içinde arabasına koşturdu.
Amazon Kızılderilileri çok uzun suredir pratik lastik botlar yaparlardı. Bunu kauçuk sıvısı içine diz hizasına kadar girip kurumasını bekleyerek yapıyorlardı.
Alo kelimesi.Alo kelimesinin ilk yazılı kullanımı, Edison'un "3 ila 6 metre uzaktan duyulabileceği için" telefon goruşmesine "alo"yla başlamak gerektiği onerisini belirttiği 1887 tarihli bir mektubudur.
Hem evet hem hayır. Önce "evet." 1947'de Harvard Üniversitesi'nde role anahtarına sıkışan bir guve, geniş, havalandırmasız bir odaya konmuş olan Amerikan Donanması'nın Mark II bilgisayarının kilitlenmesine sebep oldu. Teknisyenler tahrip olmuş bocek olusunu çıkardılar ve makineyi yeniden başlatmadan once kayıt defterindeki yazının yanına yapıştırdılar. Ama şu "virus" kelimesi buradan mı geliyor? Hayır. Bir makinede oluşan hata ya da yanlış anlamında kullanılan "virus" kelimesi 19. yuzyıla dayanır. 1889'da yayımlanmış bir gazete haberine gore Thomas Edison "iki gecedir fonografındaki virusu aradığı için uyumamıştır." Webster sozluğu 1934 baskısında "virusun" modern anlamına yer vermiştir.
Bizim gibi İranlılar'ın da milli çiçeği olan lalenin kokenini pek çok kişi Hollanda sanıyor. Oysa Amsterdam'dan olsun ya da olmasın laleler, Hollanda'nın yel değirmenleri ve sabolar kadar unlu bir semboludur. Ama aslında lalelerin kokeni Hollanda değildir. Hollanda'ya İstanbul'dan ilk lale, topu topu 1554'te getirildi.
Kırbaç... Kırbaç 7 bin yıl once Çin'de icat edildi, fakat kırbaç 'şaklaması'nın, kırbacın sapına çarpan derinin sesi olmayıp, mini bir ses duvarı patlaması olduğunun anlaşılması ancak 1927'de yuksek-hızda fotoğrafçılığın icadıyla mumkun oldu.
Onlar için fark etmez. Yılan oynatma numaralarında kobralar flutun goruntusune tepki verir, sesine değil. Yılanlar kesinlikle sağır olmamalarına rağmen muziği tam olarak "duymazlar." Yılanların dışarıda bir kulak ya da kulak zarları yoktur fakat çeneleri ve karın kasları sayesinde yerden aldıkları titreşimleri hissedebilirler.
Kopeklerden. Aslında kuşlar adaya değil, ada kanarya kuşlarına ismini vermiştir. Bu takımada adını, en buyuk adasında bulunan hem vahşi hem de evcil çok miktardaki kopekten dolayı, Romalılar tarafından verilen 'Kopek Adası' isminden (Insula Canaria) almaktadır.
Uluslararası Bulut Atlas Ölçeği'ne gore 0'ıncı bulut katmanı en yuksek bulut katmanıdır, bu katman, 12 bin metre yukseklikte bulunabilen incecik bir katmandan oluşan sirrus olarak bilinir.
Yağmur taneleri kure şeklindedir, gozyaşı şeklinde değildir.
Su yosunları... Su yosunları fotosentezin atık maddesi olarak oksijen açığa çıkarırlar. Çıkardıkları net oksijen miktarı diğer tum ağaçların ve kara bitkilerinin birlikte çıkardıklarından daha fazladır.
Isırgan otu... Birinci Dunya Savaşı sırasında hem Almanya hem de Avusturya'da pamuk kıtlığı vardı. Pamuğun yerini tutabilecek uygun bir madde arayan bilimciler zekice bir çozum denediler: Çok az miktarlarda pamuğu ısırgan otuyla karıştırdılar; ozellikle de kaşındıran ısırganların (Urtica dioica) sert liflerini kullandılar.
Yıllardır suregelen tıbbi tavsiyelerin aksine mide ve bağırsak ulserinin stres ya da hayat tarzından değil bir bakteriden kaynaklandığı anlaşılmaya başlandı.



































































Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.