Özet (TL;DR) @ 2019-02-28T10:27:14.000Z: Anayasa Mahkemesi (AYM), Van'da 9 Kasım 2011'de meydana gelen depremde yıkılan Bayram Oteli'nde hayatını kaybedenlerin ailelerinin yaptığı bireysel başvuruda, kamu görevlileri hakkında soruşturma izni…
Van'da 9 Kasım 2011'de yaşanan 5,6 buyukluğundeki depremde yıkılan Bayram Oteli'nin enkazında, DHA muhabirleri Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir ile Japon yardım gonullusu Atsushi Miyazaki'nin de aralarında bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetmişti.Olayla ilgili soruşturma sonucu Bayram Oteli'nin sahibi Tevfik Bayram hakkında dava açıldı. Depremde yakınlarını kaybeden aileler, ayrıca donemin kamu gorevlilerinin de yargılanması istemiyle başvuru yaptı.Kamu gorevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin itirazları da reddedilen aileler, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.Başvuruda, Van'da meydana gelen ikinci depremde yıkılan otel binasına ilişkin ilk depremden sonra hasar tespit çalışmalarını gereği gibi yerine getirmeyen kamu gorevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasında bulunuldu. Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, kamu gorevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edilmediği sonucuna vardı.
KARARDAN
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun Resmi Gazete'de yayımlanan kararında, olayın ardından Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nca resen soruşturma başlatıldığı, sonucunda kamu gorevlileri hakkında gorevsizlik kararı verilen dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gonderildiği kaydedildi. Başsavcılığın ise yetkililer hakkındaki iddiaların somut belgelere dayanmaması gerekçesiyle şikayetin işleme konulmamasına hukmedildiği belirtilen kararda, buna karşı yapılan itirazın Danıştay tarafından incelenmeksizin reddedilmesi uzerine başvurucuların bir kısmının Anayasa Mahkemesi'ne daha once bireysel başvuruda bulunduğu hatırlatıldı.
ANAYASA MAHKEMES İ DAHA ÖNCE İHLAL VERMİŞTİ
Kararda, Anayasa Mahkemesi'nin de daha once yapılan bu başvuruda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca şikayetin işleme konulmamasına karar verilmiş olması nedeniyle yaşam hakkının usul boyutu olan etkili soruşturma yukumluluğunun ihlal edildiği sonucuna ulaştığı aktarıldı. Bu karar uzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kamu gorevlileri hakkında soruşturma izni istediği fakat İçişleri Bakanlığının izin vermediği belirtildi.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, soruşturma izni verilmemesi kararına karşı itiraz yoluna gidilmeksizin işlemden kaldırma kararı verildiği, kararın tebliği uzerine başvurucuların itirazda bulunduğu, itirazın da uzun sure karara bağlanmaması nedeniyle bazı mağdurların Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptığı bildirildi.
" İHLAL KARARLARININ GEREĞİ YERİNE GETİRİLDİ"
Anayasa Mahkemesi'nin 2013 yılında verdiği ihlal kararlarında, soruşturmanın etkili olmadığı sonucuna varılmasının temel nedeninin, "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca işleme koymama kararı verilmesi" olduğuna işaret edilen kararda, şunlar kaydedildi:"İhlal kararlarının gerekçesi dikkate alındığında bu kararların uygulanmasının ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesini ya da doğrudan soruşturma açılmasını zorunlu hale getirdiği soylenemez. Ayrıca sozu edilen ihlal kararlarından bu araştırmanın mutlaka cumhuriyet savcısı tarafından yapılması gerekeceği sonucu çıkarılamaz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın işleme koymama kararı kaldırılarak kamu gorevlilerinin sorumluluklarının bulunup bulunmadığını ortaya koyacak nitelikte bir inceleme yapılması, anılan ihlal kararlarının yerine getirilmesi bakımından yeterli gorulebilecektir. Başvurucular tarafından soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararlara yapılan itirazların değerlendirilerek reddedildiği, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararlarının gereğinin ilgililerce yerine getirilmiş olduğu tespit edilmiştir."
" YETKİLİLER OLAYDA HAREKETSİZ KALMADI"
Anayasa Mahkemesi'nin kararında, somut olaya ilişkin yapılan on incelemelerde, kamu gorevlileri hakkında ileri surulen ihmal iddialarına ilişkin detaylı bir tetkik yapıldığına değinildi.Kararda, bu inceleme sonucu, "yetkililerin olayda hareketsiz kalmadıkları, yetkileri ve gorevleri çerçevesinde derhal harekete geçerek alınabilecek tedbirleri aldıkları ve hasarlı binalara girilmemesi konusunda kamuoyuna yazılı açıklamada bulundukları ancak ilk depremden sonra meydana gelen hasarları tespit etmek bakımından çok kısa bir sure olan on altı gun sonra henuz hasar tespit çalışmaları tamamlanamadan ikinci depremin meydana geldiği"nin tespit edildiği ve bu doğrultuda soruşturma izni verilmediği anlatıldı.
"Başvuruya konu olayda kamu gorevlilerinin ihmallerinin tespit edilmesinde uygun araçların kullanılmasının onune geçilmesi ya da tespit edilen ihmal içeren davranışların adli makamlar onune taşınmasının engellenmesi gibi bir sonuç doğmamıştır" denilen kararda, açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde guvence altına alınan yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edilmediğine karar verildiği bildirildi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.