Özet (TL;DR) @ 2019-02-28T06:20:00.000Z: Prof. Dr. Mehmet Toner, bilim adamının kendi fonunun bulunması gerektiğini belirterek "Hayalinizi anlatıp, insanları ikna edip, bu kaynakları bulmak zorundasınız. Devletten fon alıyoruz, Gates…
Kanser uzerindeki çalışmalarıyla Vehbi Koç Ödulu'nu alan Prof. Dr. Mehmet Toner, Sozcu'den Özlem Gurses'e konuştu.
Halen Harvard'a bağlı Massachusetts General Hastanesi Biyomikro Elektro Mekanik Sistemleri Merkezi'ni yoneten Toner, "Bilim adamı da her iş gibi, kendi fonunu bulması lazım. Hayalinizi anlatıp, insanları ikna edip, bu kaynakları bulmak zorundasınız. Devletten fon alıyoruz, Gates Vakfı'ndan fon alıyoruz, Savunma Bakanlığı'ndan fon alıyoruz. Hatta, bu kanser işinde Hollywood'dan bile fon aldık, duşunun. Hollywood'da 7 çok onemli kadının yarattığı o vakfın ilk fonlama alan 'Dream Team' dedikleri hayal ekibi bizdik, tam 15 milyon dolarlık bir kaynak bu" ifadesini kullandı.
Turkiye'de Bilim Akademisi, ABD'de Ulusal Muhendislik ve Ulusal Mucitlik Akademileri uyesi olan Profesor Mehmet Toner, sozlerine şoyle devam etti:
-- Hatırlıyorum bir gece Hollywood'da bir toplantıdayım, çok da guzel genç bir hanım, çok da bilgili konuşuyoruz. Hissediyorum, meşhur, ama kim, bilmiyorum. Ben bir ara dayanamadım, dedim 'bir selfie', onu da çok beceremiyorum ama, neyse çektik fotoğrafı. Hemen oğlum Ali'yle Emre'ye yolladım; 'Bu kim?' diye. Ali aradı, 'Ya baba sen inanılmazsın.' Katy Perry'miş. Katy Perry ile yarım saattir konuşuyormuşum, haberim yok.
(C) AA /
Gurses'in soruları ve Toner'in yanıtları şoyle:
- Kutluyorum … Koç Vakfı'nın 50. Yılında Vehbi Koç odulu sizin oldu…
Duşunun, yıl 1926, 25 yaşında bir genç, azimli, donanımlı, buyuk hayalleri olan bir genç… Ankara Ticaret Odasına gidiyor ve Koçzade Ahmet Vehbi Şirketini kuruyor. Bir işten oburune geçiyor, olmayanı bırakıyor, yenisini yapıyor, devamlı iş uretiyor ve çok kısa surede başarıya ulaşıyor. 1946 senesinde ilk defa Amerika'ya gidiyor, Columbia ve Johns Hopkins Üniversitesini geziyor. Orada, yurtların uzerinde zengin olan insanların isimlerini goruyor… O zaman anlıyor ki bir insan ulkesinden varlık kazandığı zaman onu bir şekilde geriye vermeli… Donuyor ulkeye, bir kaç Başbakan'la surekli muzakere ederek ve pes etmeyerek Vakıf Kanununu değiştirtiyor, boylece 1969'da Vehbi Koç Vakfını kuruluyor. Bu açıdan bu odul benim için çok değerli…
- Vehbi bey o gen ç yaşta nasıl yapabilmiş bunca işi değil mi? duşunecek olursak hiçbir şeyi yok…
Atamızın verdiği umut ışığı var. Atamız o zaman ne demiş? "Arkadaşlar" diyor, "Biz daha buyuk zaferler kazanacağız… fakat bu zaferleri sungu ile iktisat ve ilim ile kazanacağız" diyor. Bugun butun dunyanın uğraştığı bilim ekonomisinin haritasını o zaman çiziyor. Bugun de Turkiye kendi geleceğini yaratmak zorunda.
' 37 TRİLYON HÜCRE VAR'
- Hep anlat ıyorsunuz, aslında kotu bir oğrenci olduğunuzu ve universitede duşuk puan aldığınız için o yıl yeni kurulan İTÜ Maçka Makina'ya girdiğinizi…
Doğru! Başıma gelen en guzel başarısızlık budur. Oraya gittiğimde olağanustu iki insan beni sardı sarmaladı; biri Profesor Aksel Özturk, kursu başkanı, mesleğini size sevdiren biri, bu çok onemli, bir gence mesleği sevdirmek… Onun kursusunde yine Profesor Abdurrahman Kılıç hocam, o da araştırmayı seviyor, bu iki isim beni kanatlarının altına aldılar ve beni yeni bir yola çıkardılar.
Onların da yonlendirmesiyle once MIT'de muhendislik sonra Harvard'da tıp… bugun de ikisinin kesişimi olan, 60 kişilik bir araştırma merkezinin başındasınız.
' GELECEĞİ DÜŞÜNÜRÜZ'
- Bilim adam ı kimdir?
Hakikaten el ustunde tutuluruz, saygı goruruz… Ama 36 senedir daha bana bir kişi, benim çocuğum bilim adamı olmak istiyor demedi! Bilim adamı nedir diye Sir Ken Robinson'un çok guzel bir tarifi var, diyor ki "bilim adamı kafasının içinde yaşar, butun vucudu o kafayı toplantıdan toplantıya goturmek için kullanır, başka da hiçbir fonksiyonu yoktur vucudunun, meraklı bir insandır…"
Bizim yaptığımız iş şu; bundan 30 sene sonraki geleceği duşunuruz ve geleceği yaratmaya çalışırız. Ben hem muhendislik okudum, hem tıp, hem biyoloji… çok disiplinli konularda çalışmayı, bilmediğim konulara girip merakla oğrenmeyi, hatta yenilikler yaratmayı seviyorum. Bazen bilmediğiniz zaman daha da cesur oluyorsunuz aslında…
' KANSER TEDAVİLERİ İÇİN HÜCRE BİLİMİ ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ'
- 100 milyon dolar de ğerinde bir buluşunuz var, kan içinde kanserli hucreleri bulan bir mikroçip… Biraz anlatır mısınız?
Mikroçip dediğiniz aslında, bilgisayarlarda kullandığımız, enformasyonu hızlı bir şekilde taşıyan çipler… Biz bu çipleri alıyoruz, içinde kan sıvılarını dolaştırıyoruz. İnsan vucudunda 37 trilyon hucre var, bunun 32 trilyonu kan hucresi. Bunlar surekli olarak deli gibi dolanıyor vucudumuzda. Peki biz kan testini nasıl yapıyoruz bu trilyonlarca hucreye? Hiç hassas olmayan bir şekilde, hala Romalılar zamanından kalan testler bunlar. Biz 2000 yılında dedik ki neden biz bunu kanı doğru durust okuyamıyoruz?
- Ve çalışmaya başladınız…
O tarihte MIT'de benim odamda bu işe başladık ve bugun Amerikan Hastanelerindeki en buyuk mikro teknoloji laboratuvarını kurduk. Bu çip şimdi şirketleştirildi ve klinik çalışmaları başladı, umarım yakın zamanda da kullanıma geçecek.
- Ba şka ne çalışıyorsunuz şu anda?
Hucre bilimine devam ediyoruz. Şu aralar bu kanserli hucrelerin dışarıda çoğaltılması uzerinde çalışıyoruz, yani bir hastanın kendi kanserli hucresini bulup ona uygun ilacı o hastaya vermek… amacımız bu. Şu anda yuzde 10 hastanınkini çoğaltabiliyoruz ki klinik olarak yeterli değil. Bu çok buyuk bir araştırma şu anda bizim için, hucre bilimi. Erken teşhis gelecekte kanserin en onemli tedavisi olacak. İkinci bir çalışmamız kanserde erken teşhisi mukemmelleştirecek yontemler…
Kanserli hucreler bazen grup halinde, yani 2-3-4-5-10 tanesi birbirine yapışmış dolaşıyor ve bunların metastaz potansiyeli çok yuksek. Bunların biyolojisi tamamen farklı, bunu anlamaya çalışıyoruz.
' KİMSENİN GİTMEDİĞİ YERE GİTMEK İSTERİM'
- Bilim çok mu sıkıcı?
Öyle gorunuyor değil mi? J Boyle devamlı duşunuyorsun, duşunuyorsun… O kadar da sıkıcı değil. Benim iki derdim var bilimde, birincisi kimsenin gitmediği yere gitmek. Var olan hipotezi kanıtlama beni heyecanlandırmıyor, bilimin buyuk kısmı boyle yapılır. Ama ben hep risk alıp kimsenin gitmediği yere gitmeyi isterim.
İkinci prensibim de, herkes gider Mersin'e ben giderim tersine! Takipçi olmayı sevmiyorum. Ama orada da nereye gideceksin, işte onu iyi bilmek gerek. Bir yerden sonra "sezgi" de giriyor devreye, hissediyorsunuz doğru yeri… Duşunsenize 30-40 yıl sonra olacak şeyi ilk siz bulup uyguluyorsunuz.
- Bir bilim insan ı nasıl yaşar?
Benim bir duş testim vardır, duştayken duşunduğunuz konu sizi en çok meşgul eden konu. Mesela şu anda ben duşta bu hucreleri nasıl kulture edip uygun ilaçları bulabiliriz, bunu duşunuyorum! Devamlı kafam orada…
' CESARETİ OLMAYAN BAŞARILI OLMAZ'
- Çalışmalarınıza nasıl kaynak yaratıyorsunuz?
Bilim adamı da her iş gibi, kendi fonunu bulması lazım. Hayalinizi anlatıp, insanları ikna edip, bu kaynakları bulmak zorundasınız. Devletten fon alıyoruz, Gates Vakfı'ndan fon alıyoruz, Savunma Bakanlığından fon alıyoruz… hatta, bu kanser işinde Hollywood'dan bile fon aldık, duşunun! Hollywood'da 7 çok onemli kadının yarattığı o vakfın ilk fonlama alan "Dream Team" dedikleri hayal ekibi bizdik, tam 15 milyon dolarlık bir kaynak bu…
- M uthişmiş gerçekten.
Hatırlıyorum bir gece Hollywood'da bir toplantıdayım, çok da guzel genç bir hanım, çok da bilgili konuşuyoruz. Hissediyorum, meşhur, ama kim, bilmiyorum! Ben bir ara dayanamadım, dedim "bir selfie", onu da çok beceremiyorum ama, neyse çektik fotoğrafı. Hemen oğlum Ali'yle Emre'ye yolladım: "Bu kim??"
Ali aradı, "Ya baba sen inanılmazsın." Katy Perry'miş! Katy Perry ile yarım saattir konuşuyormuşum, haberim yok!
' DAHA FAZLA ZAMAN KAYBEDEMEYİZ'
- Hep yap ıcı ve iyimser olmanın onemini anlatıyorsunuz…
Saint Exupery'in bir lafı var "sizin işiniz geleceği tahmin etmek değil, onu yaratmak… " Yani diyor ki "koltuğunuzda oturmayın, çıkın çalışın, onu yaratın…!" Geleceği yaratmayan ulkeler başkasının yarattığı geleceği satın almak zorunda kalırlar. Turkiye kendi geleceğini yaratmak zorunda.
Bakın 2013'te bir arkadaşım fikir fabrikası gibi çalışan bir bilim laboratuvarı kurdu, 2019'da sadece fikirlerden ve araştırmadan başlayan bu şirket 8 milyar dolara satıldı. Turkiye'de daha hiçbir şirket bu rakama değer bulmadı. Geleceği yarattığınız zaman değeri çok buyuk.
- Nas ıl olacak bu?
Üniversiteler bu açıdan çok onemli. MIT'den çıkan 25 bin şirketin yaptığı gelir 2 trilyon dolar, kuçucuk bir universite bu. Hele bir de bir şey keşfettiğiniz zaman, olay bambaşka boyuta geliyor… Geleceği yarattığınız zaman en az 100 sene de onun faydasını goruyorsunuz.
Turkiye'nin kendi fikrini uretip, urun haline getirip dunyaya satacak kapasitesi var. Genç, akıllı, atılımcı insanlarla dolu ulkemiz… Sanayide uretemeyeceğimiz hiçbir şey yok ama kendi buyuk fikirlerimizi daha yaratamadık.
Bizim bu gençlere yol açacak kanunları, ekosistemi sağlamamız lazım. Çunku sonunda hepimizin faydası bu. Ekonomik refah dediğimiz, daha sağlıklı yaşamak, daha iyi iş imkanları ile yaşamak, çocuklarımıza daha iyi bir hayat vermek istiyorsak geleceği yaratmak zorundayız. Ve bunu bir an once yapmak zorundayız!
- Gelece ği yaratmak kolay bir iş değil, neye ihtiyaç var sizce?
Önce merak. Meraksız insan fazla bir şey yapamaz, çunku merak size oğrenmeyi oğretir… Oysa ilkokulda, ortaokulda, lisede, hatta universitede biz tam tersini yapıyoruz.
İkincisi, yaratıcı olmak lazım. Butun eğitim sistemimiz beynin sol tarafına yuklenmiş vaziyette. Adama fizik veririz, matematik veririz, onu yaparız, bunu yaparız, canına okuruz çocukların. Sağ taraf için sanat, tiyatro, sinema, resim, muzik… bunları vermeliyiz.
Üçuncu ve son; cesareti olmayan insan başarılı olamaz, çunku cesareti olmayan insan risk alamaz. Cesareti olmayan bir insanın dunyayı değiştirebilmesi mumkun değildir, biz bunu da okulda oğretmiyoruz.
İnsanı hayatta tutan, başarılı yapan bu 3 ozelliktir, ulkeyi de kalkındırmak istiyorsak meraklı, yaratıcı ve cesur gençler yetiştirmek zorundayız.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.