Özet (TL;DR) @ 2019-02-26T13:34:00.000Z: Gazeteci-yazar Muharrem Sarıkaya, Seyr-i Sabah programında tüm Türkiye’yi dolaştığını söylerken seçmenin en çok ne istediğini anlattı. Sarıkaya, seçmenin gündeminde sandık olmadığını, halkın beka…
Seyr-i Sabah
13:34 26.02.2019(Guncellendi 14:30 26.02.2019) URL'yi kısaltın
Gazeteci-yazar Muharrem Sarıkaya, Seyr-i Sabah programında tum Turkiye'yi dolaştığını soylerken seçmenin en çok ne istediğini anlattı. Sarıkaya, seçmenin gundeminde sandık olmadığını, halkın beka sorunu soylemiyle ilgilenmediğini dile getirdi.
(C) AA / Erçin Top
Yerel seçimler yaklaştıkça gerek partilerin gerek parti başkanlarının gerekse adayların ses tonu yukseliyor. İktidar seçimi bir genel seçim atmosferine sokarken, muhalefet partileri yerel seçim vurgusunu canlı tutmaya çalışıyor. Gazeteci-yazar Muharrem Sarıkaya, Seyr-i Sabah programında halkın arasına indiğini ve bu soylemlerin halk tarafından nasıl algılandığını, araştırdığını dile getirdi. Sarıkaya, halkın ekonomi ve işsizlik sorununu seçimlerden daha çok konuştuğunu soylerken, HDP ve beka sorunu gibi konuların gundemde sanıldığı kadar çok olmadığını vurguladı:
' HDP MESELESİ İKTİDAR AÇISINDAN HANDİKAP'
"Seçimin adı yok. Sahada seçim yok. Ya insanlar kararını verdi geri çekilip konuşmak istemiyor veya henuz kararını veremedi, ne yapayım diye bekliyor. Bunu olçmek de çok mumkun değil. İnsanlarla seçim konuşmak istediğiniz zaman başka şeylerden soz ediyor. Sokakta da insanların dilinde de sandık yok. Bunu sandık yorgunluğuna bağlıyorum. İnsanların ilk cumlesi ekonomi ve işsizlik. Ailesinde yakınında sağında solunda işsiz birisi var. Şu ana kadar Marmara, Ege ve Batı Akdeniz'i gezdim. Gorduğum yerlerde gundemde ne HDP ne de beka meselesi var. Bunu Cumhur İttifakı'nın il başkanları da soyluyor. Buralar 30 buyuk şehrin yarısından fazlasını barındıran bolgeler. HDP meselesi iktidar açısından handikap oluşturuyor.
Vatandaşın gundemiyle siyasilerin gundemi oldukça ayrı. Dun bir çiçek ureticisi ile konuştuk. 'Benden ne istemeye geldin?' diye sordu bana. Derdini dinlemeye geldim deyince inanamadı. Herhangi bir şey istemeden sadece onu dinlemeye gelmiş olduğuma inanamadı. O kadar çok insan ondan o kadar çok şey istemeye gelmiş ki… Parti değiştirene halk çok sıcak bakmıyor. Onun bir menfaat uğruna gittiği inancında. 'O gelirken de aynı yontemle aday oldu şimdi bu yontemle gosterilmeyince neden kızıyor?' diyor. Bu uslup şeklinin bir an once değişmesi gerekiyor. Ama partiler de orgutlu olmadığı için aslında on seçime gidilse de çıkan sonuç çok sağlıklı olmayacak. Partiler bunu bildiği için kamuoyu yoklamalarını daha uygun buldu.
Eskiden siyasetçi gelir bir vaatte bulunur ve bunun karşılığında oy alırdı. Bu zamanla talebe donuştu. Seçmen talep ediyor siyasetçi bunu yerine getirmeye çalışıyor. Hatta seçmen sandık gelmeden bunun hayata geçmesini istiyor. Talebin hızı o kadar yukseldi ki siyasetçi bunları karşılayamıyor. Farkındalığın en guzel orneği şu: Bir belediye başkan adayı anlattı. Bir koy kendisinden fitness salonu istemiş. O koyun butun ihtiyaçlarını karşıladık ortaokul lise gibi her şeyi karşıladık onun otesini istiyor diyor belediye başkan adayı. Birçok buyuk kentin hemen anındaki mahallelerde hala yol su elektrik yok. Ama talebin şekli ve hızı değişti bunu gormek lazım.
' SEÇMEN PARTİ DEĞİŞTİRENLERE SICAK BAKMIYOR'
Ankara'daki siyasetin sahaya yansıması çok doğrudan oluyor. Muhalefet açısından bakınca ittifaklar bazı yerlerde çok içselleştirilmiş. Ama bazı yerlerde çok ayrık kalmış. Ayrık kalanın sayısı çok daha fazla. Hem muhalefet hem iktidar için de boyle. O partilerin kimliklerine seçmen daha oncelik veriyor. İnsanlar adaya veya ittifaktan daha çok kendi ideoloji ve partisine daha çok bakıyor. İYİ Parti açısından boyle bir şey soz konusu değil. Değişimleri uzun vadeye yayıldığı için o partide boyle bir imaj doğmadı. Ama sayın Cumhurbaşkanı'nın parti değiştirenler için açıklaması CHP'nin elini rahatlattı. Erdoğan, DSP'ye gidenlere de bir soz soylemiş oldu. Kocamaz için parti komplo soylemi dile getirildi. Eğer bir komplo varsa bu bir felaket. İl başkanı verilmesi gereken saatte adaylık başvurusunu teslim etmiyor. Bu ciddi bir olay. Ama bu mesele tek başına il başkanına bırakılmalı mıydı, bunun kontrol mekanizmasının olması gerekmiyor muydu? Bunu tartışmak lazım. Ama goruyorum ki o başvuruyu kimse kontrol etmemiş tamamen il başkanı inisiyatifine bırakılmış. En azından bir gun once yapılabilirdi. Birçok bolgede bir gun oncesinde teslim edilmiş. İl başkanıyla belediye başkan adayı beraber vermiş. AK Parti ve CHP buyukşehirlerde bu işle ilgili bir milletvekili veya başkan yardımcılarını gondermiş. Butun listelerin kontrolunu o kişiler duzenlemiş. Örneğin Balıkesir'de AK Parti il başkanını seçim işleri başkan yardımcısıyla gordum. Butun bunlara baktığımızda oyle şansa bırakılacak bir durum değil.
AK Parti seçimi genel seçim havasına sokmaya çalışıyor. İktidar ve beka konularını one çıkarıyor. Ben varım, o belediye başkanları da hizmet yapacaksa benimle olursa yapabilir algısı yaratıyor. Propagandasını da boyle yurutuyor. Muhalefet ise yereli one çıkarma çabasında. Eskişehir ve Aydın'da koylere yaptığı yardımlar, hayvancılıkta yaptıklarıyla etkili bir belediyecilik hizmetini one çıkarıyorlar. Bu ikisinin arasında seçmen tercih yapmak zorunda: İktidarın gucunu kullanırsa mı daha iyi hizmet alır yoksa yerelin gucuyle mi… Eskiden insanlar zenginliğini kendi mahallesine gore kıyaslardı şimdi dunyadaki zenginlikle kıyaslardı. Ötekinde ne var diye bakıyorlardı. Dijital hayat yeni bir şey getirdi kolaylıkla otekini bulabiliyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.