Özet (TL;DR) @ 2019-02-25T08:36:46.000Z: Müzisyen Mercan Dede, Türkiye gündemine dair görüşlerini anlattı. Dede, "Her ne hikmetse hakkında ne yolsuzluk haberi çıkarsa çıksın, hangi seçimi kaç kere kaybederse kaybetsin; oturduğu koltuğa Japon…



Muzisyen Mercan Dede, Turkiye gundemine dair goruşlerini anlattı. Dede, "Her ne hikmetse hakkında ne yolsuzluk haberi çıkarsa çıksın, hangi seçimi kaç kere kaybederse kaybetsin; oturduğu koltuğa Japon yapıştırıcı ile yapıştırılmış gibi tutunan bir partinin yaptığı muhalefetten bahsediyoruz" dedi.

30 yıldır Kanada'da yaşayan muzisyen Mercan Dede, Sabah gazetesinden Tuba Kalçık'a konuştu.

Bugune dek hiçbir partiye yakınlığının veya duşmanlığının olmadığını belirten Dede, "Sanatçı ozgurdur. Kesesini boş bırakacak bile olsa; bir yonetici, bir parti, ya da bir markayla arasında gobek bağı olmamalı" ifadesini kullandı.

Dede şunları kaydetti:

"Ben hakikatin peşindeyim. Bana gore biri ya da bir parti herhangi bir konuda doğru bir iş yapıyorsa desteklemek, yapmıyorsa eleştirmek ama her ikisini de yaparken nezaket ve durustlukten odun vermemek gerekiyor. Sanatın ozellikle politikalar uzerinde durması gerektiğine olan inancım; sanatın insanlığın iyiliği, guzelliği, aydınlığı, ve birliği için elimizdeki en onemli ve belki de en son anahtar olduğuna olan inancımdan kaynaklanıyor."

Dede, Kalçık'ın"Muhalif olmanın alternatif bir dunya yaratmadıktan sonra bir anlamı olmadığını soylemiştiniz daha once. Turkiye'de muhalefet bu alternatifi ortaya çıkarmadığı için mi başarılı olamıyor sizce?" sorusuna da şu yanıtı verdi:

(C) AFP 2018 /

"Turkiye'de muhalefet uzun zamandır yok. Muhalefet tanımına benim için çok kısa bir sure için de olsa uyan son grup; Gezi olaylarının en başında Taksim Gezi parkına çadır kuran gençlerdi.
Şu anki; varmış gibi gorunen, vizyonsuz, içi çuruk, bir yandan iktidarın yolsuzluklarından bahsederken, kendi içinde belediyesinden yonetimine kadar ruşvetin, uç kağıtçılığın içine dalmış durumda. Ve her ne hikmetse hakkında ne yolsuzluk haberi çıkarsa çıksın, hangi seçimi kaç kere kaybederse kaybetsin; oturduğu koltuğa Japon yapıştırıcı ile yapıştırılmış gibi tutunan bir partinin yaptığı muhalefetten bahsediyoruz. 'Yahu bizim niyetimiz iyiydi ama bu işi başaramadık. Biz hep birlikte istifa edelim, gencecik yeni bir ekibe onculuk, rehberlik yapalım, gençler devralsın' diyebilecek derinliğe ve iyi niyete sahip değil. Alternatif bir dunya goruşu ve vizyonu çıkarmayı bırak; farklı goruşlerden, ozellikle gençlerden oluşan bir liste çıkarmayı bile doğru durust beceremeyen bir muhalefet var.

Ne acıdır ki, içlerinde sevdiğim, saydığım değerli birçok dostumun da olduğu kitleler; evindeki odasında kaybettiği anahtarı, sokak daha aydınlık diye gunlerdir arayan insanlar gibi, bu sıfatsız, hizipçi ve başarısızlığı defalarca kaybettiği seçimlerle onaylanmış partiyi desteklemeye devam ediyor.

' AK PARTİ KAZANDI HABERİ İLE KRONİK DEPRESYONUNA GERİ DÖNEN GRUPTAN BAHSEDİYORUZ'

Sorduğunda tek bir cevapları var: 'Ee kime verelim?' Bu noktada esas soylemek istedikleri şu: 'Çunku odam karanlık ve ben zora gelemeyen bir yaratığım. Ülkemle ilgili kaygı duyuyorum ama zahmet edip yeni bir parti kuracak, yeni bir oluşum yaratacak, imkansız gorunen yepyeni alternatifler uzerine toplantılar, festivallar duzenleyecek, universite universite gezip gençlerle sohbet edecek kadar değil sevgim.' Oy vakti geldiğinde ise kaybedeceğini bildiği, beceriksizliğini defalarca gorduğu ama sevmediği partinin karşısında olduğu için vizyonsuzluğuna, yalanına-dolanına rağmen gidip onlara oy veriyorlar. Gunun sonunda 'Ne kadar vatansever, sorumluluk sahibi biriyim. Vatani gorevimi yaptım, oyumu verdim' rahatlığı ile yatıp sabah 'AK Parti kazandı' haberi ile kronik depresyonuna geri donen gruptan bahsediyoruz muhalefet dediğimizde.

Turkiye'nin yakın geleceğindeki muhalefet anlamındaki tek umudu; zeki, vizyoner, yaratıcı, sozde değil, kalpte devrimci, insan gibi insan bireylerin, sanattan bilime, tarihten kulture birçok alanda kişisel olarak gerçekleştirecekleri çabalarla yayacakları aydınlık. Sanatın gucu ve mucizesini yabana atmayan biriyim.
Margaret Mead'in, 'Duşunceli, dikkatli, anlayışlı ve davasına inanmış kuçuk bir grubun, dunyayı değiştirebileceğinden şuphen olmasın çunku bugune kadar değiştirebilenler hep bunlar oldu' sozune inanıyorum."