Özet (TL;DR) @ 2019-02-25T09:21:00.000Z: DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, CHP yönetimine yönelik olarak "Eğer siz ‘Hak hukuk adalet’ diye Ankara’dan İstanbul’a yürüyen bir anlayışa sahipseniz 20 günlüğüne bize de 20 milletvekili…



DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, CHP yonetimine yonelik olarak "Eğer siz 'Hak hukuk adalet' diye Ankara'dan İstanbul'a yuruyen bir anlayışa sahipseniz 20 gunluğune bize de 20 milletvekili verebilirdiniz. O zaman demokrasi kahramanlığı olabilirdi" dedi.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Hurriyet'ten İpek Özbey'e konuştu.

"2002'ye kadar iktidarın buyuk ortağıydınız. Sonraki seçimleri kaybettiniz. 2007'de katılmadınız. 24 Haziran'da yoktunuz. DSP'ye ne oldu da ortadan kayboldu ve şimdi ne oldu da adını bu kadar sık duyar olduk?" sorusuna Aksakal'ın yanıtı,  "Bunun ilk ayağı 2007 yılıdır. 2007 seçimlerinde DSP seçime sokulmamıştır. Ben Parti Meclisi uyesiydim. Seçimlere katılma kararını YSK'ya ilk bildiren parti bizdik. Butun Turkiye'yi dolaşmıştık, iddia ediyorum ki yukselişe geçmiştik. Fakat 'derin yapı' diye tarif edeceğim yapı bizim o yukselişimizin karşısında CHP'nin muhtemelen zafiyete uğrayabileceği duşuncesiyle o gunku genel başkanımız Zeki Sezer'e ziyarete geldi" oldu.

Aksakal, şoyle devam etti:

"Seçime katılmaması yonunde telkin ve baskıda bulundular. Gelenler de emekli generaller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'du. Ben parti binasındaydım. Özel Kalem Muduru telefon açtı ve 'Genel Başkan sizinle goruşmek istiyor' dedi. Dedi ki, 'Ne yapacağız, seçimlere katılmamızı istemiyorlar.' 'Kim istemiyor' dedim, yuzume baktı. 'Askerler mi?' dedim, 'Yani' dedi. 'Bakın Sayın Genel Başkan, yıllardır Zeki Sezer diye dağlara, taşlara yazdık. 60 minibusle koy koy dolaşıyoruz. Biz seçime katılırsak ne olacakmış, Cumhuriyet elden mi gidecekmiş' dedim. 'Öyle diyorlar' dedi. Ben de sayın genel başkana 'Eğer 1.2'lik DSP bu seçime katıldı diye bu cumhuriyet elden gidiyorsa bunu gonderen de siz olun, tarihe de oyle geçin" dedim. Nitekim parti seçime giremedi. Diyorlar ya, "DSP gitti CHP'nin sırtına yapıştı', kesinlikle reddediyorum. O donem Deniz Baykal CHP Genel Başkanı. Rahşan Ecevit ile anlaşıp, DSP'nin kapatılması ve vakıf yapılması uzerinde anlaşıp, 12 DSP'li vekilin, CHP'den parlamentoya girmesi uzerine anlaşmışlardı. Ama başarılı olmadı. DSP'li genetiği partisinin kapanmasına musaade etmedi. Ama toplumdan uzak tutuldu, yok sayıldı. Sanki solun tek partisi CHP imiş gibi bir algı yaratıldı. Şimdi olay tekrar toparlanmaya başladı, siyaset yapmak isteyen duzgun insanların sığınacağı kapı oldu DSP."

İpek Özbey'in yonelttiği sorular ve Önder Aksakal'ın verdiği yanıtların ilgili bolumu şoyle:

-DSP 'yi yok etmeye çalıştıklarını anlatıyorsunuz, bugun ise sizi 'AKP-MHP koalisyonu tarafından oyları bolmekle gorevlendirilen kurtarıcı melek' olmakla eleştiriyorlar. Genel Başkan yardımcınızın 'CHP kapatılmalı' açıklamasından hareketle sorayım: DSP olarak CHP'nin oylarını bolmeye, onu yok etmeye mi çalışıyorsunuz?

Genel Başkan yardımcımız, CHP'nin devleti yonetme arzusunun hiçbir zaman olmadığını da soyledi. 'Hiçbir zaman' tarihini şoyle koymalıyız. Turkiye'de 1980'de bir milat yaşandı. Kartlar yeniden karıldı. Bu yuzden CHP'yi değerlendirirken Ataturk'un kurduğu CHP'yi değerlendirmeye sokmak en yanlış iş.

- Şunu mu demek istiyorsunuz: CHP bugun Ataturk'un kurduğu CHP değil…

(C) Fotoğraf : Twitter/DSP

Öyle değil mi? 1992'de Deniz Baykal tarafından yeniden açıldı. Onlar Ataturk ile ozdeşleştirebilirler, kulliyen haksızlar demiyorum ama işleyişi ve misyonu Ataturk'un kurduğu CHP misyonunun dışındadır.

-2007 se çimlerine katılmama gerekçenizi anlattınız, peki ya 24 Haziran?

İYİ Parti kuruldu. MHP, İYİ Parti yapılanması içindeki blokun karşılarına rakip olarak çıkmasını istemedi. Muhtemelen iktidarla da anlaştı. "Bunları nasıl seçime sokmayız" hesapları yapılmaya başlandı. Seçimlere katılabilme kriterleri yasalarda belli. Oy verme gununden 6 ay once 41 ilde orgutlenmiş ve buyuk kongresini yapmış olacak. 41 ildeki teşkilatlanmayı da "o ilin ilçelerinin uçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir" diye bağlıyor. İYİ Parti bu kriterleri tamamlamak uzere ya da tamamlamış iken YSK bunu engellemek için kendince uyduruk bir kriter daha ortaya atıp, teşkilatlanmanın gerçekleşmesini o ilçe teşkilatının kongresini de yapmış olmasına bağladı. Halbuki yasada oyle bir şey yok. Bu arada bizim de 25 ilçemiz bu pozisyondaydı. Yani kurulmuş ama kongresini yapmamış. 8 Aralık 2017'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan 'seçime katılabilir' diye yazı almışız. Ancak 19 Ocak'ta bir liste hazırlandı ve içinde DSP yok. Nasıl olur, yazı var elimizde. İşte o zaman biraz once anlattığım kriteri onumuze koydular.

' 20 GÜNLÜĞÜNE 20 VEKİL DE BİZE VERSELERDİ'

-Ancak İYİ Parti seçimlere girebildi…

DHA

Bu durumu ilk Bekir Bozdağ'ı aradım, anlattım. "Araştıracağız" dediler, ses çıkmadı. Ertesi gun o zaman CHP Sozcusu olan Bulent Tezcan'ı aradım. Aydın'dan arkadaşımdır, pastanede buluştuk. Evrakları gosterdim, şaşırdı. "Ben basın toplantısında bu konuyu gundeme getireceğim, gerekirse YSK'nın onunde ortak açıklama yaparız" dedi. Sonra ses kesildi. Derken CHP, 15 milletvekilini İYİ Parti'ye transfer etti.

-Ayn ısını size yapmalarını da beklediniz mi?

Demokrasinin onunun açılması için yaptılarsa biz de beklerdik tabii. Eğer siz 'Hak hukuk adalet' diye Ankara'dan İstanbul'a yuruyen bir anlayışa sahipseniz 20 gunluğune bize de 20 milletvekili verebilirdiniz. O zaman demokrasi kahramanlığı olabilirdi. CHP yoneticileri, "DSP o zaman seçime sokulmadı, şimdi niye sokuluyor" diyor. Sokulmadığını biliyorlar çunku. Neden seçime giremediğimizi sorgulamayanlar, bugun nasıl seçime girdiğimizi sorguluyor, sizce de tuhaf değil mi? Legal bir siyasi partinin seçime girmesinden daha doğal ne olabilir ki?

-E ğer CHP 24 Haziran'da size el uzatsaydı, bugun Turkiye'de ne değişmiş olurdu?

Biliyorsunuz 24 Haziran seçimlerine giderken yeni anayasa çerçevesinde bir seçim sistemi gerçekleştirildi. İttifaklar yasallaştırıldı. Bizi seçimlere sokmadılar. Dolayısıyla CHP, DSP'nin oyle bir ortamda seçimlere katılması halinde devleti yonetme arzusu olan bu partinin onların onune geçebileceği kaygısı taşıyarak bu işe ilgisiz kaldılar. O donemde bir televizyon kanalına çıktık, ittifak teklifi gelirse bu ittifaklara katılır mısınız diye soruldu. Ben de "DSP olarak bizim yasal anlamda ittifaklara parti olarak katılma imkanımız yok. Ama tabii ki parlamentoda partimizin temsilini isteriz. Kim istemez? Bu durumda ittifaklardan herhangi biri bize milletvekilliği teklif ederse o zaman bunları konuşuruz. Çunku bizim için AKP, MHP, HDP, CHP diye bir ayrım olmaz, hepsi ile aynı mesafedeyiz.

-CHP ile AK Parti size ayn ı mesafede mi? Biri muhafazakar, diğeri sol parti olduğu için soruyorum…

Partilerin sağ, sol tanımını toplum belirler. Kendisine solcu diyebilir ama sol değildir. Herkes kendine sol diyor. Yasal olarak devletin kanunlarına gore kurulmuş tum partilere aynı mesafedeyiz.

- Say ın Kemal Kılıçdaroğlu "DSP ile ittifak kuramaz mıydınız" soruma, "arkadaşlarımız goruştu" yanıtını verdi. Kuramaz mıydınız?

Size de soylediği gibi 'arkadaşlarımız' goruştu. Peki partiler arası ittifakta arkadaşlar mı goruşuyor yoksa genel başkanlar mı? Bizim Kılıçdaroğlu ile boyle bir diyaloğumuz olmadı. 2015 yılında kendilerine kurumsal işbirliği teklif ettik. İlk goruşme DSP'nin talebi uzerine yapıldı. Kurumsal işbirliği teklifimize Kemal Bey, "Çok iyi olur" dedi. İkişer kişi gorevlendirildi. Buraya geldiler, 15-20 dakika goy goy muhabbeti. Havalar, sular… Fenerbahçe, Galatasaray vs. Hadi dedik "sadede gelelim." Engin Altay, elini şoyle attı, "Kapatın gelin şu partiyi artık" dedi. Durun yahu, parti kapatmak bakkal dukkanı kapatmaya benzemez. DSP'nin logosunu da CHP logosunun bir yerine koyacaklar… Bunun için kurultay toplaması lazım, toplayamaz. Sonra tekrar toplanma kararı aldık. O arada Kılıçdaroğlu bir televizyon programında "Ben onlara soyledim, partiyi kapatıp gelsinler" dedi. Benim genel başkan yardımcım çıkıp, "CHP kapatılmalı" dediğinde ortalığı yıkıyorlar. Aynısını siz soyleyince neden ortalık yıkılmıyor?