Özet (TL;DR) @ 2019-02-25T10:23:34.000Z: CHP tarafından Beyoğlu Belediye Başkanlığı'na aday gösterilen ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, seçimi kazanmalarının üç şartı olduğunu söyledi.



CHP tarafından Beyoğlu Belediye Başkanlığı'na aday gosterilen ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, seçimi kazanmalarının uç şartı olduğunu soyledi.

CHP tarafından Beyoğlu Belediye Başkanlığı'na aday gosterilen Alper Taş, Gazete Duvar'dan Sadık Guleç'in sorularını yanıtladı.

İYİ Parti'nin kendisine destek verdiğini belirten Taş, "Beni bir sosyalist olarak goruyorlar ama yapımızı, kişiliğimizi biliyorlar. Kendileri de soyluyorlar. Sonuç olarak Beyoğlu'nu yoneteceğiz. Nasıl bir insan olduğumuzu, fikirlerimizi biliyorlar. Bu sureçte bizim yanımızdalar. Sahada da çalışıyorlar. Beyoğlu ozelinde İYİ Parti ile ilgili bir sıkıntı yok. Bizim seçimi kazanmamızın uç şartı var" ifadesini kullandı.

Taş şoyle devam etti:

"Bu uç faktoru birleştirdiğimizde seçimi kazanırız. Bunlardan birisi modern, belirli bir eğitim almış, geçmişte sandığa fazlasıyla sahip çıkmış ama şimdi sandıktan umudunu kesmiş bir umutsuzluk içinde olan geniş bir kitle var. Bunların sandığa gitmesi onemli. Beyoğlu seçime katılmama oranının yuksek olduğu bir yer. Bunların onemli bir kesiminin sol seçmen olduğunu duşunuyoruz. Şoyle formule edelim. Seçimi kazanmak için solu kazanmamız lazım. Sol duyarlılığa sahip arkadaşların sandığa gidip tercihte bulunmaları lazım, bu faktor onemli.

İkinci faktor olarak Kurt yurttaşlarımızın oyları oldukça belirleyici. HDP'nin oylarının yuksek olduğu bir bolge. Bu arkadaşların desteği, onemli ve onlar desteklerini ifade ettiler. Gittiğimiz mahallelerde de bunun yansımasını goruyoruz. Bir uçuncu faktor ise AKP'nin etkin olduğu mahalleler. Bu mahallelere ilişkin ozel bir çalışma yurutuyoruz. Esasen çalışmamız oraya odaklanmış durumda. Yaptığımız ilk çalışmada Pera, Gumuşsuyu, Cihangir bu hattı bitirdik. Burada arkadaşlarımız çalışmalarını yurutuyorlar ama benim ve arkadaşlarımın yoğunlaştığı bolge AKP'nin etkin olduğu bolge. Burada kimliğimizi anlatma, duşuncelerimizi aktarma noktasında yoğun bir seferberlik içindeyiz. Önemli noktalar yakaladığımızı duşunuyorum. Buralardan bize onemli bir desteğin geleceğini duşunuyorum. Şu anda aldığımız veriler oyle. Bu bolgeler aynı zamanda Karadenizlilerin yoğun olduğu bolgeler. Benim Karadenizli olmamın getirdiği bir olumluluk da var."

(C) AFP 2018 /

Sadık Guleç'in soruları ve Alper Taş'ın yanıtlarının ilgili bolumu şoyle:

- Y ore dernekleri seçmen uzerinde ne kadar etkili?

Etkili. Son araştırmalar yore derneklerinin oy verme konusunda temel bir faktor olmaktan uzaklaştığını soylese de, sonuç itibari ile bu bir ağ. Etkili de oluyor. Maalesef siyasette de Turkiye'nin handikapı bu, insanlar ne yapacağınızdan ziyade kim olduğunuza bakıyor. Dininize imanınıza bakıyor, nereli olduğunuza bakıyor. Maalesef tercihlerde bunlar etkili oluyor. Karşımızdaki aday da Rizeli, ben de Rizeliyim, bazen insanlar espri yapıyor, "Nedir bu Rizelilerden çektiğimiz" diye. Ama ben bir başka Rizeli olduğumu soyluyorum. Bir başka Rizeli: Eşitlik, ozgurluk, adalet dayanışma isteyen…

' BU İNSANLAR EMEKÇİ İNSANLAR'

- Hem Rizelisiniz, hem imam hatiplisiniz, hem sosyalistsiniz. İmam hatipli bir sosyalist olmanız şaşkınlık yaratıyor mu?

(C) Fotoğraf : DHA

Dun Rizelilerin gittiği bir hemşehri kahvesindeydim. Sordular tabii "bu nasıl oluyor" diye. Solculuk eşittir dinsizlik, sağcılık eşittir dindarlık gibi algılar var. Bunu ozellikle İslamcı hareket kullanıyor. Sol dedin mi dinsizliktir, 'gelecekler camileri kapatacaklar' gibi yalanlar. Halkın dini inançlarını istismar etmek, somurmek, için yapılanlar. Buna duşmemek gerekiyor. Dindar vatandaşlarımızın sadece dindarlıktan dolayı bu sağcı partileri tercih etmelerinin onune geçmemiz gerekiyor. Bu insanlar emekçi insanlar, uretim ilişkileri acısından baktığımızda ezilen, yoksul insanlar. Ama yoksulluklarından dolayı onların haklarını savunan solu değil de, inançlarından dolayı sağı tercih ediyorlar. Onların kafasında yaratılan algı 'Musluman bir insan solcu olamaz, sosyalist olamaz.' Halbuki bunlar bambaşka şeyler. Bunları biraz anlatmamız lazım. Devrimcilerin yıllardır dindar insanlarla bir sorunu olmadı. Bizim sorunumuz dini istismar edilen bir alan haline getiren, buradan halkımızın inançlarını somuren, siyasal İslamcılarla. Yoksa dindar insanlarla bir sorunumuz yok, olamaz da. Biz herhangi bir inanca karşı mucadele etmeyiz. Biz gerçek bir laiklikten yanayız. Herkesin inanma ve inanmama hakkına saygı duyarız. Bu konuda tam bir eşitlikçiyiz. O inançlarını kendi vicdanlarında temiz yaşamalarını soyleriz. İnsanların uretim ilişkileri bağlamında durdukları yerle ilgili olarak bir dil kurmaya çalışırız.

' VEKİLLİĞİ KABUL ETTİĞİNDE ÇİZGİSİNE DE KEFİL OLUYORSUN'

- Daha once de farklı partilerden size milletvekilliği teklifi yapıldığını biliyorum. Ama siz bu seçimde bir belediye başkanlığını kabul ettiniz. Neden belediye?

Milletvekilliğini kabul ettiğin zaman o partinin butun çizgisine de kefil oluyorsun. Bir partinin bir başka adayı her durumda her duzeyde seni de belirliyor. Bir bu var. Bir de milletvekilliği manası olmayan bir noktaya gelmiş durumda. Çıkıyorsunuz, konuşuyorsunuz ama bir fonksiyonu yok. Beyoğlu Belediye Başkanlığı başka bir şey. Birincisi kazandığımızda daraltılmış da olsa elimizde yetkiler, sorumluluklar var. Buradan bir ornek yaratabiliriz. Bizim çok guzel sozlerimiz var. Ama bu sozleri ornekler şeklinde topluma gostermemiz lazım. Şuphesiz Beyoğlu'nu kazandığımızda sosyalist bir devrim yapacak halimiz yok. Duzen belli ama bu duzen içinde gelecek topluma dair, 'biz nasıl bir hayat duşunuyoruz'a dair çok şey gosterebiliriz. Beyoğlu çok merkezi bir yer. Butun Turkiye'ye pırıl, pırıl parlayan, insanların soz, yetki, karar sahibi olduğu, yonetime katıldığı, her şeyin birlikte planlandığı, demokratik bir yerel yonetim var diyebiliriz. Ve bu yerel yonetim, halkla beraber birçok şeyi çozebiliyor. Bunu bir ornek olarak topluma sunmak istiyoruz. CHP'nin çok tartışılan belediye başkan adayları olabiliyor. Bunlar tartışılıyor.

Ben Beyoğlu'nun belediye başkan adayıyım. Diğer tartışmalar beni bağlamıyor. Ama milletvekili olsaydım bağlardı. Çunku o genel bir siyasi çalışmanın parçası oluyor. Doğal olarak gelinen aşamada boyle bir karar verdik. Sozlerimiz çok birikti. Bu sozleri Cumhuriyet Halk Partisi'nin çatısı altında soyleyeceğiz. Ama esas olan içerik ne, hangi sozu, neyi savunacağız bu onemli. Kemal Bey'le yaptığımız goruşmede biz kendi bağımsız politik çizgimizi hayata geçirme noktasında bir guvence aldık. Tabii sosyal demokrasinin de ortaya koyduğu birikimleri ele alarak ama onu da aşan bir yerel demokrasi pratiği yaratmak istiyoruz. 45 mahalle meclisine dayanan, onların karar aldığı, bizim de o kararları uyguladığımız, var olan durumun tersi bir sureç yapacağız. Şu an belediye başkanı ve onun burokratları karar alıyor. Aldıkları kararların gundelik hayatta bir karşılığı da yok. O yonetim anlayışı kentsel bir kriz de yarattı. Çunku bu kriz bir demokrasi krizi, bir anlayış krizi.

Biz doğal olarak Tunel'de bulunan belediye binasından insanların hayatlarına dair planlar yapmayacağız. Bu planları kurulacak olan 45 mahalle meclisi ile beraber yapacağız. Neyi nasıl yapacaklarını bizden daha iyi biliyorlar. Biz onları koordine edeceğiz. Onların aldığı kararları uygulayacağız. Bu model gerçekten Turkiye'de bir yerel demokrasi modeli olacak. Buraya basit bir belediye başkanı duygusu ile aday olmadık. Burjuva egemen siyaset halkı nasıl yoneteceğine dair uygulamalar yapar. Biz, halkı nasıl yonetimin sahibi yaparız, oraya bakarız. İkisi arasında çok koklu bir fark var. Doğal olarak biz Beyoğlu'nu yonetmek değil, Beyoğlu halkının orgutlu bir toplum olarak kendi kendisini yonetmesini istiyoruz. Bunun için çalışacağız. Boyle bir yontem sorunların çozumunun de anahtarı olacak. O yuzden kazandıktan sonra işimizin o kadar zor olacağı duşuncesinde değilim. Her şeyi şeffaf, halk ile beraber yurutursek, onların iradeleri surece egemen olursa, onlar bizimle kurduğu ilişkilerde yabancılaşmazsa, yerel yonetimi kendisine ait hissederse, sorun çozulur.

Beyoğlu'nun İstanbul'un merkezinde bir semt olarak şoyle sorunları da var. Son yıllarda engellemeler olsa da 1 Mayıs burada yapılıyor. Esnafın bir masa sandalye sorunu var. Buradan insanların yaşam tarzına mudahale edildiği gibi bir algı var. Butun bunlar belediye başkanı olduğunda sana donecek. Elbette belediyenin yetkilerinin sınırlı olduğu alanlar var. Ama bu sınırlandırılmış yetkilere dayanarak yerel yoneticilik yapamayız. Biz bunları aşmaya çalışacağız. Halkın orgutlu gucuyle zorlayacağız. Şoyle soyleyeyim. Eskiden Beyoğlu'nda gosteri yapmak, son derece doğaldı, meşruydu. İnsanlar geliyorlar, fikirlerini soyluyorlar, gidiyorlardı. Bir sorun da çıkmıyordu. Gezi'den sonra burası bir tur hapishaneye çevrildi. Beyoğlu'nda fiili bir olağanustu hal rejimi var. Yıllardır Beyoğlu'nda kayıp çocuklarını arayan Cumartesi Anneleri'ne burası yasaklandı. Her ayın Pazar gunu yakınlarını iş cinayetlerinde kaybeden ailelerin oturmaları da yasaklandı.

Burada herhangi bir gosteri yapmak artık yasak. Az çok gelişmiş ulkelere bak, insanlar duşuncelerini kentin en işlek meydanlarında dile getiriyorlar. Ama Beyoğlu gibi kentin merkezi bir semtinde demokratik herhangi bir talebinizi yerine getiremiyorsunuz. Bunun aşılması için mucadele edeceğiz. Ama bu demokrasi mucadelesinin bir parçası olacak. Yoksa belediyenin yetki alanında değil, Cumartesi Anneleri'ne Galatasaray Meydanı'nı açmak. Ama biz bu mucadelenin parçası olmaya devam edeceğiz. Taksim'i 1 Mayıs için kutlamalara açmak da bizim yetki alanımızda değil. Ama şunun sozunu veriyorum emekçilere, tamam 1 Mayıs alanını açmak benim yetkim dahilinde değil ama bir hafta onceden bir emek festivalini Beyoğlu'nun 45 mahallesinde hayata geçirebiliriz. 1 Mayıs'ı, emekçilerin bayramını bir gune sığdırmak zorunda değiliz. Bir hafta onceden bir emek festivalini Beyoğlu'nun butun semtlerine taşıyabiliriz. Boyle bir anlayış ile hareket edeceğiz. Yani mevcut sınırlarda hapsolmayan o sınırları demokratik biçimde genişletmeyi amaçlayan ama kendi yetkilerimizi de emekçi halkın lehine, işçilerin lehine, yoksulların lehine kullanma konusunda da gerekli iradeyi gostereceğiz.