Özet (TL;DR) @ 2019-02-23T21:26:00.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Cumhurbaşkanı ile Özel' yayınında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CNN Turk-Kanal D ortak yayınında gundeme ilişkin soruları yanıtladı.
Erdoğan, seçim atmosferinin sorulması uzerine meydanların şu anda gayet iyi olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
' AZİZ MİLLETİM BU ÜLKEYE EN UFAK BİR YATIRIMI OLMAYANLARIN İDEOLOJİK FORMATLAMASI TUZAĞINA DÜŞMEMELİ'
-- Meydanlar gayet iyi ama tabii butun bu meydanların dilinin yanında, halkın ozellikle şu anda seçimi hazmetmesi hangi konumda bunu da bir geneli itibarıyla masaya yatırmak lazım. Şimdi gun geçtikçe bu kızışıyor. Gun geçtikçe tabii ki vatandaşın ozellikle verilen mesajları alması, verilen mesajlar uzerinden istikametini belirlemesi bir bunlar var, bir de ideolojik bir formatlamayla siyasi partileri değerlendiren kesim var. Tabii burada acaba marifet iltifata tabiidir anlayışıyla yapılan yatırımlar, eserler uzerinden değerlendirenlerin durumu mu, yoksa ideolojik formatlamayla bakanların durumu mu onemli?
- Beklentimiz şu, benim aziz milletim diyoruz ki bu ulkeye en ufak bir yatırımı olmayan, herhangi bir kazanım sağlamayanların ideolojik formatlamasına, benim halkım bu tezgaha, bu tuzağa duşmemeli. Benim halkım burada bize kim ne kazandırır veya bugune kadar bize hangi iktidar, hangi yerel yonetim ne kazandırdı buna bakması gerekir diye duşunuyorum. Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de, Kayseri'de, Konya'da, Diyarbakır'da, Antalya'da, Adana'da, Mersin'de kimler ne kazandırdı? Trabzon'da, Samsun'da kimler ne kazandırdı. Velhasıl bu yerel yonetimin bu bakımdan çok onemli olduğunu duşunuyorum. Onun için biz bu sureç içerisinde milletimizle çok ciddi kararlı bir kucaklaşma şansını bulduk.
Erdoğan, yol haritalarının, çalışmalarının hatırlatılması uzerine de "Aslında sizin bu sorunuzdan ben şunu anlıyorum. Aslında bizim manifestodaki başlıkları anlıyorum. Ama bunların tekrarında tabii çok buyuk faydalar var." diyerek, şoyle devam etti:
' NE TÜR SIKINTILAR ÇEKİYORSAK PLANSIZLIKTAN ÇEKİYORUZ'
-- Birinci sırada ozellikle şehir planları buyuk onem arz ediyor. Ne tur sıkıntılar çekiyorsak bakıyorsunuz plansızlıktan çekiyoruz. Tabii plansızlık, kaçak yapılaşma vesaire butun bunlar uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanmadığı için çok bedel odedik. Ama bundan boyle bizim yerel yonetim anlayışımızda bunlar uzun vadeli ve kesinlikle de hakkaniyete uygun şekilde bu planlar hazırlanacak.
- İkincisine gelince alt yapı ve ulaşım sorunları. Bizde bir anlayış var. Her evde bir tane otomobil olsun. Şimdi iki otomobil olsun, yetmez uç otomobil olsun, boyle bir anlayış var. Boyle bir fazla otomobil sayısı olunca da bu neyi getiriyor? Aracını park edecek yer bulmada sıkıntılar yaşıyorlar. Tabii apartmanların altında otopark olması lazım. Ancak yeni dikey mimarinin getirdiği bir anlayışla onların altında otoparklar falan oluyor. Ama daha onceki yapılaşmada maalesef mecburiyet olmasına rağmen apartmanların altında otopark yok. Ne yapıyor? Sokakta, kaldırımın ustune aracını çekiyor. Bunlar tabii Allah gostermesin en ufak bir yangında, vesairede oraya da itfaiyenin girmesini engelleyen durumlar.
' SADECE KARTAL DEĞİL, TÜRKİYE'NİN DEĞİŞİK YERLERİNDE BUNA BENZER YAPILAŞMALAR VAR'
Kartal'da son yaşananlara da değinen Erdoğan, "En son bir felaket yaşadık, Kartal… Kartal'da yaşadığımız felaketteki sıkıntı nereden kaynaklanıyor? Buraya 3 kat izin almış, 3 kat izni, 8-10 kata çıkarmış. Bu tabii tamamen bir kaçak yapılaşma. Ama sadece o değil ki İstanbul'un da Turkiye'nin de değişik yerlerinde, her yerde İzmir, Ankara, aklınıza ne gelirse hepsinde buna benzer kaçak yapılaşmalar var ve bu kaçak yapılaşma bizi tehdit ediyor. Hele hele deprem bolgelerinde İstanbul'u, butun bu deprem bolgelerinde bu sıkıntılar var. İzmir'de şu anda Karabağlar olsun, Bornova olsun buralar deprem bolgesi. Buralarda bu sıkıntılar var. Bu tehdit bir buyuk depremde yani faturası bunun ne olur belli değil. Ama ben bundan endişeliyim, korkuyorum. Onun için de surekli bu uyarılarımızı yapıyoruz." ifadelerini kullandı.
' KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞEHİRLERİMİZİN GÜZELLİĞİNİ DE GETİRECEK'
Erdoğan, kentsel donuşum diye çalışma başlattıklarını aktararak, sozlerini şoyle surdurdu:
-- Şimdi kentsel donuşumle ilgili olarak biz bu çalışmamızı başlatırken dedik ki bak kentsel donuşumde biz burada oturanlara kiralarını verelim, kendileri hemen kiraya geçsinler ondan sonra da biz burayı gonulluk esasına dayalı olarak bu bolgeleri yıkalım. TOKİ ile olmazsa muteahhitlerle ama TOKİ'nin koordinesinde buralarda konutlar yapalım ve bu yaptığımız konutlara kendilerini tekrar çekelim oturtalım. Yok başka yerde TOKİ'nin konutları var, buyursunlar oralarda otursunlar. Ama bu kaçak ve her an tehdit altında olduğumuz binalara yerleşmesinler. Çunku bu kentsel donuşum aynı zamanda şehirlerimizin guzelliğini de getirecek.
' ŞEHİRLERİMİZİ KÜLTÜRE UYGUN ŞEKİLDE İNŞA EDELİM'
Seçim Manifestosu'nda yer alan "Benzersiz Şehirler" anlayışına ilişkin konuşan Erdoğan, "Şehirlerimizi biz, tarihten gelen kendi hikayeleri var ya kultur noktasında da, ona uygun şekilde bunları imar edelim, inşa edelim. Eğer bunu da yaparsak bu bir başka guzellik katacak. İşte ulkemizin değişik yerlerinde buna uygun olarak yapılan butun şehirleşmede bakıyorsunuz ozellikle buralar turistler için bir çekim alanı oluyor. Çok da ilginç olanı ben belediye başkanlığım doneminde de bunu yaşadım. Bu donemde de bir çok yerde biz bunun adımlarını atıyoruz. Bu adımlara uyanlar ve bu mimariye uyanlar bir defa hem oraya kazandırıyor, hem kendisi kazanıyor ve boylece de boyle bir deprem riskinden endişe duymuyor" değerlendirmesini yaptı.
' APARTMANDA KOMŞULAR BİRBİRİNİ TANIMIYOR, ÇOCUKLAR ÇOCUKLUĞUNU YAŞAYAMIYOR'
Bir başka onemli adımın da çevreye saygılı şehirler olduğunu anlatan Erdoğan, "Millet bahçeleriydi, millet kıraathaneleriydi butun bunlar da… Bir defa şu anda duşunun siteleri. Sitelerde aynı dikey mimari. Apartmanda komşular birbirini tanıyor mu? Tanımıyor. Fakat geçmişe bakalım çocukluğumuza. Biz bırakın apartmanı falan. O zaman tabii dikey mimari falan yok. Biz mahallede, sokaklarda çocuklar, arkadaşlarımız hep beraber oynardık. O zamanın kendine has oyunları vardı. Bu oyunları aramızda oynar ve çocukluğumuzu yaşardık. Ama şimdi çocuklar çocukluğunu yaşayamıyor. Artık bunlar yok. Sitenin ortasında şoyle bir oyun parkı varsa, o onlar için en buyuk zenginlik. Bu adımları da tabii atmamız gerekiyor diye duşunuyorum." şeklinde konuştu.
' MİLLET BAHÇELERİ TUTTU, GELENİ GİDENİ ÇOK ÇOK FAZLA'
(C) AA /
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle devam etti: "Millet bahçeleri tuttu. Şu anda AK Partili belediyeler hemen zaten buna başladılar. Buyukluğune gore, bir de bahçenin bir koşesinde 250 metrekare, 500 metrekare 1.000 metrekare buyuklukte millet kıraathaneleri yapılıyor. Belediye bu millet kıraathanelerinde gerek oralardaki kitaplarıyla ki Üskudar'ın yaptığı eser, Nevmekan muhteşem bir eser oldu. Şu anda geleni gideni çok çok fazla. 24 saat anlayışıyla çalışıyor. Burada tabii simidiydi, kekiydi, çayıydı, kahvesiydi vesaire butun bunları da belediye oraya gelen giden gençlere ikram ediyor. İkram ederken tabii butun bunların hepsiyle milletin kendi imkanlarının kendine donuşumu. Bu tabii kaynaşmayı da sağlıyor. Orada gençler birbirleriyle kaynaşıyorlar, tanışıyorlar, derslerini çalışıyorlar vesaire. Zaman zaman orada seminerler, sohbetler bunlar yapılıyor. Bunlarla beraber Üskudar için gençliğin en buyuk kazanımlarından bir tanesi oldu."
' İNSANA DOKUNAN BİR BELEDİYECİLİK'
Bir diğer konunun da sosyal belediyecilik olduğunu ve bunu çok onemsediğini anlatan Erdoğan, "AK Parti belediyeciliği zaten tanımında bir sosyal belediyeciliktir. Yani fakiri, fukarayı, garibi, gurebayı bulan bir anlayış ve doğrudan insana dokunan, insana saygılı olan bir belediyecilik anlayışıdır." dedi.
' SÜLEYMANİYE'NİN ETRAFI YIKILIP ASLINA UYGUN OLARAK İNŞA EDİLECEK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dikey mimariden bir an once sıyrılarak, yatay şehirleşmeye oncelik vermek istediklerini anlatarak, "Zaten bizim medeniyetimizde, bizim kulturumuzde yatay şehirleşmeyi gorursunuz. Bakın şimdi Suleymaniye'nin etrafı şu anda yenileniyor. Butun o tarihi eserler vesaire, oralar şu anda Katar-Turkiye-Kiptaş işbirliğiyle yıkılıp, aslına uygun olarak inşa edilecek. Orası mesela çok ciddi bir çekim haline gelecek. Ama bitince bambaşka olacak." ifadelerini kullandı.
' RÜŞVETLE SUİSTİMALLE DEĞİL'
Bir diğer adımın da "halkla birlikte yonetim" olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Burada tum muhtarlarla, vatandaşla herhangi bir karar mı alınacak. Onlarla beraber alınacak. Bir diğer yonu tasarruf, şeffaflık. Yani israftan çok çok uzak, tasarruflu bir belediyecilik. Bir diğer adım da değer ureten şehirler. Yani ruşvetle, suistimalle değil. Kultur ve ekonomi başta olmak uzere her alanda, hayat kalitesini yukseltmek suretiyle oraya bir değer kazandıran bir belediyecilik anlayışını biz bu seçimlerde Turkiye'nin her yerinde getirelim." dedi.
' YÜZDE 100 BAŞARILI OLAMADIK, EKSİKLER VAR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti'nin bugune kadar elindeki belediyeleri niye boyle yonetmedi" şeklinde eleştiriler yapıldığının sorulması uzerine, bu eleştirilerin geneli itibariyle doğru olmadığını ifade ederek, şunları soyledi: "Bu saydığım manifestodaki 11 başlık içerisinde uyguladıklarımız var, maalesef uygulayamadıklarımız var. Tabii bu konuyla ilgili olarak da biz surekli olarak belediyelerimize bu ikazları hep yapmışızdır. İşte bu ikazları yaptığımız içindir ki bir Nevmekan çıkmıştır. Bu ikazları yaptığımız içindir ki orneğin Başakşehir'de muhteşem bir millet bahçesi vesaire ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde yerel yonetim değil, gerçi bizim gayretimizle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak Atakoy'de sahilde biz bir yere ruhsat vermedik ve orayı mesela tarihi bir eserdir. O tarihi eserin olduğu bolgeyi biz bir millet bahçesine donuşturduk. Yani buna benzer bir çok adımları attık. Ama yuzde 100 bu konuda başarılı oldunuz mu derseniz. Yuzde 100 başarılı olamadık. Eksikler var. İşte bu donem bu tespit ettiğimiz eksikleri de gidermek suretiyle bu adımları atalım diyorum."
' İSTANBUL'A GELENE SORALIM, 'NİYE GELİYORSUN' DEMİŞTİM'
İstanbul'da Buyukşehir Belediye Başkanı olduğu donemde nufusun 8 milyon olduğunu bugun ise nufusun 15 milyonu aştığını aktaran Erdoğan, şunları kaydetti: "Ben o zaman bir ifade kullanmıştım, demiştim ki 'İstanbul'a gelene soralım, 'Niye geliyorsun?', 'Paran var mı? 'Evin var mı? veya 'Burada başlayabileceğin bir işin var mı?'… Hemen dediler ki 'Belediye Başkanı pasaport soruyor'. Ben pasaport filan sormuyorum. Buraya gelen insanımızın karşılaşacağı zorluklar sebebiyle bunu soyluyorum. Eğer bunu yapabilseydik bugun bu sıkıntıları çekmezdik. Örneğin bugun Londra'da siz kalkıp da rahatlıkla her yere gidip yerleşemezsiniz. Otomobilinizle Londra'nın şehir merkezine giremezsiniz ama Turkiye'de bu konuşulduğu zaman olay farklı yerlere çekiliyor."
TOPLU TA ŞIMA KÜLTÜRÜ
Erdoğan, Turkiye'de toplu taşıma kulturunun yeterince gelişmediğini ifade ederek, "Şimdi biz, işte ozellikle metro, metrobus bunlarla beraber toplu taşıma kulturunu yaygınlaştıralım ki benim vatandaşım otomobille vesaire her yere gitme anlayışı içerisinde olmasın. Belli bir noktaya kadar eğer illa otomobille gidecekse gelsin, oradan toplu taşımaya geçsin ki çok daha kısa zamanda rahatlıkla gitmesi gereken yere gidebilsin. Toplu taşıma kulturu bile bizde henuz gelişmedi" dedi.
' ÇÖP, ÇUKUR, ÇAMUR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1994 oncesi İstanbul'u hatırlattı. O donemde İstanbul'un yaşanılabilir bir kent olmadığını anlatan Erdoğan, "çop, çukur ve çamur" probleminin çok yoğun yaşandığını kaydederek, şoyle devam etti: "Çop dağları vardı. Çukurlar… Yolları guzel yapalım, edelim diye bir anlayış yoktu. Çamurdan geçilmiyordu. Boyle bir İstanbul vardı. Ben bot giyip, Bağcılar'da, Gungoren'de seçim kampanyası yaptım. Londra Asfaltı'nın altı Bakırkoy, orası biraz daha farklıydı, yine bugunku Bakırkoy yok tabii, yukarıda Esenler, butun oralar çukurdan, çamurdan geçilmiyordu ve biz oradaki seçimleri de 5 ilçeyi bir arada kazandık. Ondan sonra oralar suratle değişmeye başladı. İşte bugunku Bağcılar, Gungoren, Esenler butun oralar şu anda o gunun eseridir. Bu başarı, bir şeye inanmanın neticesidir. Buyukşehir Belediyesi olarak biz tabii ilk hamleyi çop uzerinden yaptık. Çop dağlarını bir defa kaldırdık. Bir yıl içerisinde biz orada neticeye vardık ve HABİTAT 2 toplantısı yapıldığında İstanbul'da, sonuç bildirgesinde dunyanın en temiz şehri olarak İstanbul girdi. Bunu başardık. Çunku, bizim temel felsefemizde zaten temizlik vardı. Bunu halledeceğiz dedik."
' IKARUS'LARI YASAKLIYORUM, MERCEDES ALACAĞIM DEDİM'
(C) Sputnik /
İETT'nin bin 500 civarında Ikarus otobusu bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, şoyle konuştu: "İstanbul'da İcarus diye otobusler vardı. İçerisinde air condition yoktu, mazot kokusundan geçilmezdi. Ben goreve geldim ne dedim biliyor musunuz? Reklamı olacak ama ben dedim halkıma, artık bunları yasaklıyorum, kaldırıyorum, 'Mercedes alacağım' dedim. Biz Mercedes otobusleri aldık ve Mercedes otobuslerle hizmete başladık. Bin 500 kusur o zaman Ikarus otobusler varken şu anda İETT'nin 6 bini aşkın elinde bu hizmeti veren otobusleri var, raylı sistemlerin dışında. Şimdi bunlarla bu yurutuluyor. Goreve geldiğimizde yanılmıyorsam 40 tane İDO'nun deniz otobusu vardı ama şimdi bu sayı fevkalade artmış vaziyette. Deniz taşımacılığı bu şekilde yuruyor. İşte fark, oradan buraya geldi. Tabii yapılacak, anlatılacak çok çok şeyler bu arada var ama İstanbul gayya kuyusundan buyuk oranda çıktı ve şimdi artık modern bir şehir olmanın butun o başlıklarını yakalamış vaziyette."
' KAÇAK YAPILAŞMAYA DEVAM EDERSEK DEPREMİN FATURASI AĞIR OLUR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul depreme ne kadar hazır? Mevcut hazırlıkları hızlandırmak yonunde acaba ne yapmamız lazım." şeklindeki soru uzerine ise "Bu konuyla ilgili olarak her şeyden once bir defa tabii depremin sebepleri, sebep netice ilişkisi açısından çok çok onemli. Biz boyle gerçekten şu anda kentsel donuşume niye geldik? Niye gundemimize bu geldi? Bu soruya bir cevap bulmamız lazım. Eğer biz bu kaçak yapılaşmayla devam edersek tabii ki bu deprem faturası bize çok çok ağır olur." ifadelerini kullandı.
' 3 KAT YAPILMASI GEREKEN YER 10 KAT OLURSA..'
Japonya'daki depreme dayalı binaları ornek veren Erdoğan, "Japonya'da bakıyorsunuz, 8,5, 9 şiddetinde icabında depremler oluyor ama neticeye baktığınız zaman boyle bedeli ağır bir durum soz konusu değil. Niye değil? Çunku zemin etutleri ona gore yapılıyor. Zemin etutlerinin yanında inşaatlar ona gore yapılıyor. Butun bunlar depreme karşı alınan tedbirler muaccelesinde yapıldığı için de orada bu depremlerde ağır faturalar ortaya çıkmıyor." dedi. Kartal'daki çoken binada da gorulduğu gibi inşaatlarda deniz kumu, hurda demir gibi malzeme kullanılmış olabildiğini belirten Erdoğan, "Bir de tabii uç kat yapılması gereken yer 10 kat olursa, 8 kat olursa bu bedel onumuze ağır olarak tabii ki gelir." diye konuştu.
Erdoğan, "Ankara'daki yarışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Kamuoyuna yansıyan haberlerde yarışın başa baş gittiğine dair iddialar yansıdı. Bu konudaki goruşunuz nedir?" soruları uzerine şu yanıtı verdi:
' ANKETLERE GÜVENİM KALMADI'
"Çok açık ve net bir şey soyleyeyim. Benim artık bu anketlere vesaire guvenim kalmadı. Çunku geçtiğimiz seçimlerde gorduk. Doğru durust bir tanesi belki yakın tutturuyor. Yuzde 100 tutturma diye bir şey yok. Ama çoğu açık ara kaybettiler, bu işi tutturamadılar."
Ankara'da tecrube ve durustluğun onem arz ettiğini dile getiren Erdoğan, şoyle devam etti:
-- Ankara'ya çok çok onemli bir ismi aday olarak koyduk. Mehmet Özhaseki Bey 5 donem Kayseri'de belediye başkanlığı yapmış bir arkadaşımız. Mehmet Bey'den onceki Kayseri ve Mehmet Bey'le beraber ortaya çıkan Kayseri… Hakikaten bambaşka bir Kayseri inşa etti Özhaseki. Daha sonra biz kendisini Çevre ve Şehircilik Bakanlığına getirdik, milletvekili olarak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığında da bence Mehmet Bey'in en buyuk ispatı Guneydoğu'dur, Doğu'dur. Terorun estiği yerlerde, çukurların açıldığı yerlerde, maalesef oradaki benim vatandaşlarımı teroristlerin, HDP arkasındaki teror orgutlerinin oradaki butun o cinayetlerine Mehmet Bey butun imkanlarıyla gitti, her şeyi goze aldı.
' DİYARBAKIR'I TANIYAMAZSINIZ'
-Biz de devlet olarak her turlu desteği verdik. Diyarbakır'ı tanıyamazsınız, oyle yerleri var ki İstanbul'dan çok daha iyi konumda. 4 gidiş 4 geliş trafik. Gece aydınlatmaları vesaire… Dicle Nehri'nin kenarında piknik alanları muhteşem. Kurşunlu Camisinin olduğu o bolge, çarşı vesaire oralar şu anda bambaşka oldu. Konut noktasında da çok ciddi konut yapımına aynı şekilde orada girdik. 20 bine yakın o bolgede konut yapıldı. Aynı şekilde Şırnak, Nusaybin'de ciddi konut yapımlarına girdik. Hakkari de aynı şekilde. Kim derdi ki 15-20 sene once Hakkari'ye havalimanı yapılacak? Yuksekova'ya Selahaddin Eyyubi Havalimanını yaptık. Biz ayırt etmedik, boluculuk yapmadık. 'Bu benim Kurt kardeşimdir.' dedik. 'Burada Kurtler var, oy vermiyorlar.' Biz oyle bir şey duşunmedik. Orası da benim memleketim.
' KAYYUM ATANABİLİR, ORALARDA YAŞAYAN HALKIMIZI BU ZULME MAHKUM EDEMEYİZ'
(C) AA /
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terorle bağlantısı tespit edilen isimler alındı ve kayyumlar devreye girdi. Bu, bundan sonrası için de geçerli bir uygulama olacak mı? Yerel seçim ve sonrasında yine boyle bir tespit olursa, benzer kayyum ataması yapılacak mı?" sorularına şu yanıtı verdi: "Herhangi bir teror olayına bulaşmayan, terorle ilişkisi olmayan seçim kazanmışsa, o insanlara yonelik bizim herhangi bir adımımız olmaz. Terorle ilişkisi seçim oncesi olmuş, tespit edilememişse, daha sonra bu tespit edilmişse, terorle ilişkisi olan kimse, biz onları orada tutmayız. Bunu ben soylemiyorum, yasalar soyluyor. Çunku bunlar devletten aldıkları parayı, Kandil'e boca ederler. Yine devletten aldıkları paralarla ne yazık ki butun teror eylemlerini bunlar pratiğe geçirdiler. Biz bu milletin parasını kalkıp da boyle teror eylemlerinde kullansınlar diye bunlara vermiyoruz ki… Yatırım yapsınlar diye veriyoruz. Aldıkları araç gereçlerle çukurları açanlar bunlar. Bunlara bu fırsatı vermemiz mumkun değil. Bundan sonraki sureçte de atacağımız adımda bu hassasiyete dikkat edeceğiz. Yargının vereceği kararlar neticesinde de bunlar gorevlerinden alınarak, bunların yerine bu işi en ideal şekilde yurutecek kayyumlar atanabilir. Bu, kanunun, hukukun vermiş olduğu bir yetkidir. Oralarda yaşayan halkımızı biz, zulme mahkum edemeyiz."
Yerelin de kendi içinde bir beka meselesi olduğunu dile getiren Erdoğan, demokrasinin yerelden başladığını, yerelde demokrasi yoksa, genelde de olmayacağını anlattı.
' KAYYUM ATAMALARINDA GEÇ BİLE KALDIK'
Erdoğan, şoyle konuştu: "Yerelde beka meselesi hallolmadıkça, genelde o sıkıntı yaşar. Bu iş oyle hafife alınacak bir şey değil. Yerelde de biz o beka meselesini çozume kavuşturmamız lazım. Cumhur İttifakı bunu kanıtlamıştır, yerelde de genelde de kanıtlamıştır. Ülkenin bekası için taban ve teşkilatlar uyum içinde çalışmaya devam ediyor. Zillet ittifakı kendi içinde koltuk kavgasında. Bizim boyle bir derdimiz yok. Bunun yanında çok daha onemlisi ulkenin geleceğini inşa etmeye çalışıyoruz. Bunlar ise araçlarla gereçlerle ne var ne yok ellerinde kalıyorlar hatta binalardan binalara bitişik nizamda tuneller açmak suretiyle neler yaptıklarını biliyoruz. Bunları gorduğumuze gore hala bunlara 'Arkanızdayız, tamam, yerinizde durabilirsiniz, devam' mı diyelim? Kayyum atamalarında geç kaldık bile biz geç… Daha zamanlı bu atamaları yapsaydık, Guneydoğu bugun çok daha farklı bir yerde, çok daha farklı bir konumda olurdu. Çunku artık mızrak çuvala sığmıyor. Bu milleti kimse kandırmaya yeltenmesin. Bu ulkeyi bolmek isteyenlerle yapılan ittifakı ne tarih ne de millet affetmeyecektir."
' SENİ SIKIŞTIRDILAR, DAYANAMADIN, YENİKAPI'YA GELDİN'
(C) AA / Maurizio Gambarini
Erdoğan, 17-25 Aralık'ın bir yargı darbe girişimi olduğuna işaret ederek, "Buradan edinilen bazı tecrubeler var. Orada nerede durduysalar, şu anda da aynı yerde duruyorlar." dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "kontrollu darbe girişimi" ifadesine değinen Erdoğan, "Bu kontrollu darbe girişimiyse, Bay Kemal senin 7 Ağustos'ta Yenikapı'da ne işin var? Niye oraya geldin? Cuma akşamına kadar zaten gelmeyeceğini bildirdin ama seni o kadar sıkıştırdılar ki sen dayanamadın ve Yenikapı'ya geldin." diye konuştu.
' FETÖ DE KONTROLLÜ DARBE DEDİ'
Erdoğan, 15 Temmuz'da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ataturk Havalimanı'na 23.15'te indiğini, tankların arasından geçip Bakırkoy Belediyesine gittiğini, kendisinin de 15 Temmuz'da 01.15'te buraya indiğini, halkla butunleştiğini anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bay Kemal'in şu anda kullandığı bu sozu, FETÖ elebaşısı da aynı sozu kullandı. Ne zaman? 16 Temmuz'da 'kontrollu darbe' dedi, orada her şeyiyle kendisi açığa çıktı. Bay Kemal bununla kendini guya guvence altına almak istedi ama alamazdı, nitekim havalimanından kaçışı goruntulendi. Bay Kemal FETÖ'yle niçin aynı ifadeleri kullanıyor? Bunun cevabını once vermesi lazım. Burada çok ciddi açıkları var." ifadelerini kullandı.
' S&P ÇILDIRIYOR'
Erdoğan, S&P ile Turkiye'nin bir ilişkisi kalmadığını 'bunun da onları çıldırttığını' ifade ederek, şunları kaydetti: "S&P'nin Turkiye'ye karşı kasıtlı bir şekilde politik bir davranışı soz konusu. Zaten bizim artık S&P ile bir ilişkimiz kalmadığı için bu da onları tabii çıldırtıyor. 2002'de 212,7 milyar lira olan bankacılık sektorunun aktif buyukluğu 2018 sonu itibariyle 3,9 trilyon liraya ulaştı. Mevduat buyukluğu 16 yılda 138 milyar liradan 2,1 trilyon liraya yukseldi, toplam oz kaynaklarda 25,7 milyar liradan 421,2 trilyon liraya ulaştı. Çoken ekonomi bu mu? Bankacılıkta şube sayısı 6 bin 170'ten 10 bin 493'e çıktı. İhtiyaç olduğu için bu şubeler açılıyor. Sorunlu kredilerin oranı ise yuzde 17'den yuzde 3,8'e gerilemiş vaziyette. Özellikle bankacılık sistemimiz sağlam şekilde yoluna devam etmekte bunu rakamlar da açıkça ortaya koymaktadır. Şu an da bankacılık sistemi çok ciddi bir itibara sahiptir. BDDK bu yıl için sorunlu kredilerin oranının yuzde 6 civarında olacağını tahmin ediyor. Bazı sektorlerde sorunlu kredilerin oranları çift haneye yaklaşsa da sektorlerin genelinde bu oran en kotu senaryoda bile çift haneye ulaşmayacak."
TANZ İM SATIŞLAR
Erdoğan, tanzim satış noktalarına değinerek, zincir marketlerin bu uygulamadan rahatsız olduğunu ifade etti. "Biz nereden bu işe girdik, patlıcan, patates, soğan, biberden bu işe girdik. Niye girdik? Çunku baktık ki patatesler, soğanlar depolanıyor." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu: "Üreticiden 2-3 liraya alınan tuketici olarak benim vatandaşıma geldiğinde 8-9-10 lira oluyor. Adım atınca bir anda fiyatlar yuzde 50 duştu. Fiyatlar duştukten sonra 'bu urunleri çoğaltamaz mıyız?' sorusu geldi. Zincir marketlere ne oluyor, niye rahatsız oluyorsunuz? Siz 250-300 çeşit urun satıyorsunuz, niye bundan rahatsız oluyorsunuz? Biz vatandaşımızın gunluk temin etmek zorunda kaldığını orada satıyoruz. Et, kıyma bunlara girmedik ama siz bunda da aynı oyunu oynadınız. Bir ara kıyma 35 liraya kadar çıktı. Sonra biz ithale girince hemen fiyatlar 28 liraya duştu. Biz vatandaşımıza yapılan bu zulme ortak mı olacağız? Biz devlet isek bu zulmu ortadan kaldırmamız gerek. Boyle giderse bu iş o zaman biz Turkiye'de 81 vilayette icabında tanzim satışları oluştur ve bu tanzim satışlarda bu şekilde vatandaşa ucuz urun teminine çalışırız. Nerede? Gıdada. Ürun çeşitlerini arttırarak… Yoksa bizim devlet olarak piyasada ne işimiz var? Bizim bir gorevimiz var. O da nedir? Denetimdir. Bunu yapmamız ve fırsatçılara dersini vermemiz lazım."
' PATRİOTLAR MESELESİ OBAMA DÖNEMİNİN NETİCESİ'
(C) Fotoğraf : Twitter
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile olumlu bir goruşme yaptığını belirterek, şoyle devam etti:
-- Bugune kadar Sayın Trump ile ikili goruşmelerimiz itibariyle olumlu geçmektedir. Suriye konusuna gelince olumlu bir goruşme yaptık diyebilirim. Şu anda biliyorsunuz Savunma Bakanımız Washington'da idi. O da orada goruşmelerini yaptı. Bu goruşmelerle birlikte iş daha da farklı bir konuma gelecek. Daha net bilgileri Sayın Bakanımızdan alacağım.
-- Goruşmemizde Suriye ozellikle one çıkarken, bunun yanında ikili ilişkilerimizde, 75 milyar dolar hedefi çok onemliydi. Dedik ki, 'Patriotlar meselesi sizin doneminizin getirdiği bir netice değil, bu ne yazık ki Sayın Obama doneminin getirdiği bir neticedir.' Sayın Obama, bu işi kongreden halledilebilseydi bugunku duruma gelmeyecektik. Maalesef bu olumlu olmadı. Kendisi de bana çok hak verdi. 'Bu konuda çok haklısınız. Sizi buraya hangi sebeplerin getirdiğini biliyorum' dedi. Gunumuz uluslararası ilişkilerinde liderlerin kendi arasındaki diplomasi son derece onemli. Biz de Sayın Trump ile olumlu bir ilişkiye sahibiz. Bu da bir çok sorunu daha kolay çozmemizi sağlıyor. Kendisinin bir daveti oldu. Ben de kendisine 'Önce ben sizi bekliyorum' dedim. Bu denli ilişkilerde bir sıcaklık soz konusu.
' RUSYA İLE İLİŞKİLERİMİZDEKİ YOĞUNLUK OLUMLU BİR ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR'
- Rusya Federasyonu ile olan ilişkilerimizdeki yoğunluk gayet olumlu bir şekilde devam ediyor. Artık dunya liderlerinin uluslararası ilişkilerdeki samimiyeti ile ayrı bir zenginlik kazanıyor. Bu ayrıca aranızda kullanılan dili bile yumuşatabiliyor. Biz Sayın Putin ve Trump ile aynı zamanda bizim dışımızda belirlediğimiz isimleri de aktive ediyoruz. Onlar da birbirleriyle hemen anında goruşme yapabiliyorlar. Bu anında yaptıkları goruşmelerle netice almamız kolaylaşıyor.
' 31 MART SONRASI ABD'YE GİDEBİLİRİM'
-- Şimdi Sayın Trump ile bu goruşmelerimizde bu neticeyi alabiliyoruz ama geçmişte bunlar yoktu. İktidarımızda bunu başardık. Uzun zamandır ABD'nin Ankara'da buyukelçisi yoktu. Şu anda çok onem verdikleri bir ismi Turkiye'ye buyukelçi atıyorlar. Belki bir iki hafta içinde bu buyukelçi gorevine başlayacak. Maslahatguzar ile bir buyukelçinin çalışması aynı değil. Kendisiyle de konuştuğumda, 'Önemli bir buyukelçimi gonderiyorum' dedi. 31 Mart'tan sonra belki bir Washington ziyareti yapma durumum olabilir, belki kendisi Turkiye'ye bir ziyarette bulunabilir. Bu konular onem arz ediyor ikili ilişkilerde.
' SINIRIMIZDA GÜVENLİ BÖLGE OLACAKSA BİZİM KONTROLÜMÜZDE OLUR'
Erdoğan, "Guvenli bolge bizim stratejik anlayışımızın dışında bir yere taşınırsa bunu kabul etmemiz mumkun değil. Çunku bizim sınırımızda bir guvenli bolge olacaksa o bizim kontrolumuzde olur. Çunku benim sınırım. Orada herhangi başka ulkenin sınırı yok. Havan topu, fuze ilk defa nereye geliyor? Benim ulkeme geliyor. Dolayısıyla ben tedbirimi karşı ulkede alacağım. Yoksa benim ulkeme fuze duştukten sonra bunun tedbiri alınmaz. O zaman yerinde bu işi imha etmek zorundayız." ifadelerini kullanırken bunun da başarıya ulaşacağını belirtti.
' GÖÇMENLERDEN KORKAN AVRUPA'NIN SURİYE'DE VARLIK GÖSTERMESİNİ BİZ BEKLEMİYORUZ'
Afrin'de, Celabrus'ta ve El Bab'da inşa edilen huzur ve istikrarın, sınır bolgesinde de kurulması gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, "Bunu da ancak biz kurarız. Mesela, goçmenlerden korkan Avrupa'nın Suriye'yle varlık gostermesini biz beklemiyoruz. Bir taraftan, 'Aman ha kapıları açmayın.' diyeceksin, ama obur taraftan benim kapımın açık tutulmasını isteyeceksin. Gelsinler, Turkiye'yi vursunlar, boyle bir şeye musaade edilebilir mi? Asla buna musaade edemeyeceğimizi, etmeyeceğimizi, butun liderlere gerek Soçi Zirvesi'nde olsun, gerek Astana'da olsun, gerek diğer ikili goruşmelerde olsun hepsini soyledik. Ve ABD'nin Suriye'den çekilme kararının ulkelerimizin menfaatleri ile Suriye'nin toprak butunluğu, bu çok onemli, ve siyasi birliği aleyhinde gelişmelere yol açmaması da bizim için onem arz ediyor." diye konuştu.
Erdoğan, "Suriye'nin toprak butunluğu noktasında da hemfikir olmamız lazım. Çekilmeden sonra oluşacak boşluğun teror orgutleri için guvenli bolge haline gelmesine musaade etmeyeceğimizi de soyledik." dedi.
' ESED'E HAK ETMEDİĞİ BİR MEŞRUİYETİ BİZ VEREMEYİZ'
Adana Mutabakatı'nın Suriye'deki teror orgutune yonelik operasyonlara imkan tanıdığına dikkati çeken Erdoğan, şoyle konuştu: "Adana Mutabakatı bize yaptığımız operasyonlar için imkan tanıyor şu anda. Esed'e hakketmediği bir meşruiyeti biz veremeyiz. Dikkat edilirse Adana Mutabakatı'nın içerisinde biz, teroristleri sonuna kadar kovalama hakkına da sahibiz. O bakımdan bize onemli imkan sağlıyor. Ve o gunden bugune de Adana Mutabakatı noktasında gerek bizim Esed'le munasebetlerimizin iyi olduğu donemler dahil, hiçbir zaman, 'Artık bunu biz tek taraflı iptal ediyoruz' diye onumuze gelmemiştir. Tabii bunun bir şekilde onumuze gelmemiş olması nedir? Bunun devamı anlamındadır. Biz de buradan hareketle Adana Mutabakatını onemsiyoruz."
' PUTİN'İN BUNU BANA İFADE ETMİŞ OLMASI ÇOK ÖNEMLİYDİ'
(C) REUTERS /
Turkiye'nin guvenliği için her turlu adımı atacaklarını aktaran Erdoğan, şoyle devam etti: "Suriye'den Turkiye'yi hedef alan PKK tehdidinin bertaraf edilmesi amacıyla 1998'de (Adana Mutabakatı) imzalanmış. Peki, bu şu anda ortadan tam manasıyla kalkmış diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Reyhanlı nasıl oldu? Ortada. Bunları biz 'yok' farz edemeyiz. Onun için de Adana Mutabakatı'nın altında imzası bulunan diğer tarafın itiraz etme hakkı yok. Bu da bize, 'Rejim sizi çağırmadılar' diyorlar ya bazen, Adana Mutabakatı çok açık net bunu ortaya koyuyor. Sayın Putin'in de bunu bana ifade etmiş olması çok onemliydi. Bu aynı zamanda Birleşmiş Milletler şartına da uygundur. Biz her turlu adımı da bu noktada ulkemizin guvenliği için atarız."
' ABD'NİN YPG'YE GÖNDERDİĞİ SİLAHLAR SATILMAYA BAŞLANDI'
Erdoğan, ABD'nin Suriye'nin kuzeyine 23 bin civarında tır ve kamyonla muhimmat, araç-gereç ve birçok silah getirmesine değinerek, "Bunu bize nasıl izah edecekler? Nereye geliyor bunlar? Burada zikredilen orgutlere geliyor. PKK'nın yan kuruluşları olan YPG/PYD, bunlara geliyor. Tabii orada bir de ustler var. Bu ustlere geliyor. Surekli bu takviye devam ediyor. Biz kendilerine bunu sorduğumuz zaman, 'Seri numaraları bizde var, biz bunları iş bitince alacağız'. Sayın Bush zamanında Irak'ta da yaşadık. Aynı şeyler soylendi bize. Bunlar alınmadığı gibi daha sonra mucadelelerde bunlar bizim de elimize geçti. Birçoğu da tabi bunların satıldı. Satıldıktan sonra da Irak halkının elindeydi. Şimdi aynı şey Suriye'de oluyor. Suriye'de bu silahlar zaman içinde hep satılacak, satılmaya da başlandı. Bundan sonraki sureçte bu iş nereye varır o ayrı bir konu. Mesela, DEAŞ birçok silahı buralardan alıyor, ama DEAŞ artık bu bolgede bitiyor. Boyle bir noktaya geldi. Temennim o ki silah desteği kadar onemli bir şey varsa o da siyasi destektir." ifadelerini kullandı.
YPG-PKK bağlantısına dair hazırlanan videoya dair ise Erdoğan, "Trump'a izlettim. Şaşırdı. 'Bunu bizimkilere ulaştıralım. Bir tane flash verelim' dedi" ifadelerini kullandı.
' KAÇ 90 GÜN GEÇTİ, NEREDEN NEREYE GELDİK'
Turkiye ile ABD'nin stratejik muttefik olduğunu, dayanışmayı surdurmek istediklerini belirten Erdoğan, "Askerinizi madem çekiyorsunuz, askerinizi çektikten sonra doğacak boşluğa YPG/PYD teroristleri girmesin. Burayı biz halledelim. Örneğin Munbiç. Munbiç'in yuzde 90 halkı Arap'tır. Burayı şimdi o teroristler doldurmuş vaziyette. Bana Sayın Obama da aynı şekilde soz vermişti, 'Asla bunlara boyle bir şey bırakmayız' ama ne yazık ki Sayın Trump doneminde, 'Boyle bir şey olmayacak' denildi, Pompeo, Sayın Çavuşoğlu'na, '90 gunde burası boşalacak' dedi. Kaç 90 gun geçti, nereden nereye geldik." değerlendirmesinde bulundu.
' BİR SÜRE BEKLERİZ, OLDU, OLMADI BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ'
Erdoğan, Menbiç'te iki hususun hassasiyet arz ettiğinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Birincisi, yol haritasının hayata geçirilmesi surecinin suratle tamamlanmasıdır. Daha fazla gecikilmeden Munbiç'in PYD/YPG'den temizlenmesi Turkiye için artık bir guvenlik halini almıştır. İki, rejimin Munbiç'e yonelik tahrik girişimlerine, PYD/YPG'nin rejimi Munbiç'e sokma çabalarına musamaha gosterilmemesidir. Konu geniş bir çekilme planı çerçevesinde tabii ki ele alınıyor, bizim kararlılığımız devam ediyor. Belli bir sure bekleriz, oldu, olmadı bir gece ansızın gelebiliriz."
' RUSYA'YI RAHATSIZ EDECEK BİR KONUMA BU İŞİ VARDIRMAMAK GEREKİYOR'
(C) REUTERS / Orient TV
İdlib'in de hayati onem taşıdığını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şoyle surdurdu: "Çunku İdlib'de 300-400 bin kişi orayı boşalttığı zaman gidecekleri tek yer var; Turkiye. Biz bunu kaldıramayız. Gelirse ne olacak? O ayrı bir konu. Tabii orada HTŞ, Rusya'yı ciddi manada rahatsız ediyor. Bizim de bu rahatsızlığı ortadan kaldırmak için ozellikle istihbarat teşkilatımızın gayretleri var, çalışması var. Bu çalışmalar devam ediyor. Burada madem ki biz bir dayanışma halindeyiz, zirveler birbirini takip ediyor; o zaman Rusya, Turkiye, İran birlikte burada bir sukunet, suhuletin sağlanması lazım. Bununla ilgili olarak da o bolgede bir İdlib'in çevresinde hat var, bu hattın iç kısmını bizim gozlem kuleleri oluşturuyor, dış kısmını ise Rusya oluşturuyor. Dolayısıyla buradaki bu kuşak, istiyoruz ki sukuneti, suhuleti burada sağlamaya devam etsin."
Erdoğan, "Bir kere terorun her turlusune karşı olduğumuzu her zaman soyluyoruz. Burada da bu duruşumuz devam ediyor. Asla Rusya'yı rahatsız edecek bir konuma bu işi vardırmamak gerekiyor. Aynı şekilde biz de tabii bundan rahatsız olmamamız gerekiyor. Bu dayanışma şu ana kadar ufak tefek bazı sıkıntıların dışında geldi, şu anda da aynı şekilde devam ediyor. Temennim odur ki herhangi bir yanlışla aramızdaki mutabakatı kurban etmeyelim." ifadesini kullandı.
' SURİYE ANAYASASI KONUSUNDA YARDIMCI OLURUZ'
Suriye'nin anayasasına ilişkin çalışmalara değinen Erdoğan, şunları kaydetti: "Bunu biz Suriye'nin geleceği için, Suriye'nin gerçek sahiplerinin bir anayasayı yazmayı becerebileceklerine inanıyorum. Burada sipariş birilerini aramaya gerek yok. Oranın gerçek sahipleri bu işi başarırlar diye duşunuyorum. Herhangi bir sıkıntının olduğu yerde de biz onlara bu konularda deneyimli, tecrubeleri anayasacılarımızla bu tur hazırlıkları yapmış olanlarla kendilerine yardımcı oluruz. Butun mesele Suriye'deki ihtilafın, BM parametreleri temelinde siyasi yollardan çozumunu gerçekleştirelim ve bunu çok daha fazla uzatmayalım. Çunku orada da çok cana bu iş mal oldu.'
Turkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyelik muzakerelerinin askıya alınmasına ilişkin soru uzerine Erdoğan, "Avrupa Parlamentosu'nun almış olduğu kararın herhangi bir kıymeti harbiyesi yok." dedi.
' FRANSIZ DIŞİŞLERİ BAKANI 'MÜSLÜMANSINIZ, SİZİ AB'YE ALMAZLAR' DEDİ'
Avrupa Birliği'nin buyuk bir kriz içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu: "İşte bunun ilk adımı Brexit'ti ama bunu başka ulkeler de takip edeceğe benziyor. Bu Fransa'da yaşanan olaylar sıradan değil. Bunları bir kenara koyamazsınız. Demek ki bir yerde boşluk var. Boşluk sebebiyle de bunlar yaşanıyor. Aynı şekilde diğer ulkelerde ciddi sıkıntılar… Avrupa Birliği kurumları da Avrupa Birliği'nin içinde bulunan bu krizden tabii olumsuz etkileniyor. Avrupa Birliği'nin maalesef şu anda Avrupa'ya bile faydası yok. Bunu ben neye benzetiyorum? Hani bizim şu anda bir tezimiz var ya 'Dunya beşten buyuktur' diyoruz. Şimdi Avrupa Birliği bir defa bunu yakalayamadı. Bir defa Avrupa da ozellikle Avrupa Birliği'nden buyuktur. Bunu bir defa bilmemiz lazım. Sadece bunu bu ulkeler oluşturmuyor ki… 'Turkiye'yi niye almıyorsunuz arkadaş' dediğiniz zaman hep soyledikleri nedir biliyor musunuz? 'Sizin 82 milyon nufusunuz var.' Nufusumuz çok. Ya siz dilinizin altındaki asıl baklayı çıkarın ya, şunu bir çıkarın. Çıkarmıyorlar ama bunu bir zamanlar Fransız Dışişleri Bakanı'ndan bizzat dinledim. Ne dedi biliyor musunuz? 'Siz Muslumansınız, sizi Avrupa Birliği'ne almazlar' dedi."
' B PLANIMIZIN OLMASI LAZIM'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim de bir B planımızın, C planımızın olması lazım. Yani vizede, Gumruk Birliğinde aynı şeyleri yaptılar. Hala aynı şeyleri yapıyorlar. İşte şu anda 14 fasıl, 15 fasıl buralarda işi suruncemede tutuyorlar. Olur veya olmaz şunu bir defa bilmemiz lazım ki, Turkiye, Avrupa Birliği'ne her şeyiyle bağlı bir ulke konumunda değil. Onun için 'Kopenhag Kriterleri olmazsa, Ankara Kriterleri'ni tesis ederiz. Onunla yolumuza devam ederiz' demiştim. Bugun de aynı kafadayım. Bunun nihai kararını kim verecek? Milletim verecek. Yapılması gereken nedir? Milletime giderim, milletim ne diyor? Devam mı diyor? Devam. Tamam mı diyor? Tamam. Bu kadar bizi oyalamaya hakkınız yok ya. Burası bir kabile devleti değil, burası Turkiye. Bizim dunyada 22 milyon kilometrekareye hukmetmiş bir devlet anlayışımız var. Biz oralardan kuçule, kuçule gelmişiz 780 bin kilometrekare olmuşuz. O şu anda 'Ben Avrupa Birliği uyesiyim' diyenlerin bir çoğunda bizim izlerimiz var. Hala atlarımızın orada mahmuzlarının izleri var. Önce bunu gormeleri lazım. Bunu goremeyenlere değerlendirmemizi milletimizle yaparız. Ondan sonra da kararımızı verir yolumuza devam ederiz. Olay bu kadar basit." değerlendirmesini yaptı.
' BİZE PROJE DİYORLAR, NE PROJESİ YA BİZ 37 MİLYAR DOLAR YATIRDIK'
AB'nin multeciler konusunda ilk etapta 3 artı 3 milyar euro vereceklerini, ondan sonra tekrarının olacağını soylediklerini anımsatan Erdoğan, "Şu ana kadar verdikleri 1 milyar 750 milyon dolar. Bize diyorlar ki 'proje proje…' Ne projesi ya. Biz yatırdık, yatırdık. Şu anda 37.5 milyar dolar yatırdık. Eser ortada. Senin plan proje dediğin şey geleceğe yonelik. Biz yapmışız bunu. 'Gelin bunlara bakın, gezin buraları, gorun' diyorum. Yaptıklarımızdan bize siz bedel odeyin ve zaten bunları bizim butçemize vermiyorsunuz. Uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla AFAD'a, Kızılay'a, buralara veriyorsunuz. Tablo bu" diye konuştu.
' PARTİMİZİN ADI ADALET'
Cemal Kaşıkçı cinayetinin uluslararası platformlara taşınmasına ilişkin soru uzerine Erdoğan, şu karşılığı verdi:
-- Bizim partimizin adı adalet. İkincisi kalkınma ve bir devlet veya liderler adalet uzere ayakta dururlar. Eğer adalet yoksa çokmeye mahkumdurlar. Turkiye her zaman olduğu gibi adaleti savunmaya devam edecek, buradan taviz veremeyiz. Çunku adalet mulkun esasıdır. Burada zikredilen mulk, 'mal mulk' anlamında mulk değil. Devletin ikamesi için ifade edilen bir anlamdır. Gelinen noktada Cemal Kaşıkçı cinayetini ortbas etmek, yok saymak mumkun değildir. Elimizdeki belgeler bize bunu gosteriyor.
-- Biz bunu başta Suudi Arabistan'ın yetkilileri olmak uzere hepsine dinlettik. Kendileri bunu dinledikleri zaman, feveran ettiler. 'Bu ancak morfinlenmiş bir insanın yapacağı bir iş' dediler. Bunu biz ozellikle Kral Selman'la da goruştuk. Aynı zamanda veliaht prensle de bunları telefonda goruştuk ama bir netice alamadık. Hep soyluyorlar, 'Biz bunlara verilmesi gereken ceza neyse vereceğiz.' Şimdi ortada bir defa şoyle bir durum var. Bunu kaç kere anlattım televizyonlarda. İki tane uçakla buraya gelen 15 kişi, bu işi icra edenler ve bu 15 kişinin içinde bunun katilleri ama zaten burada ortak bir eylem var. Bu ortak eylemin talimatını veren kim? Bunun ortaya çıkması lazım. Bu da belli, niye? Bu 15'e talimatı kimin verdiğini bu 15 biliyor zaten.
' VELİAHT PRENS BİLMEYECEK DE KİM BİLECEK?'
-- Hatta Dışişleri Bakanları şu anda Dışişleri Bakanlığı gorevinden alındı, başka bir goreve getirildi. O çok daha ileri gitti, dedi ki 'Yerli işbirlikçiyle beraber bunu yaptık.' Veliaht prens ise arka kapıdan Cemal Kaşıkçı'nın çıktığını soyledi. Bizzat kendisi. Ya bu nasıl bir iş ki, dışarıda nişanlısı bekliyor, Cemal Kaşıkçı arka kapıdan çıkıyor, nişanlısını almadan gidiyor. Boyle bir mantık, boyle bir anlayış olabilir mi? Bunlar dunyayı enayi zannediyorlar. İşin tabii ileri boyutlarını da kendileri çok daha iyi biliyor. 'Ben kesmeyi çok iyi bilirim' diyen bir ahlaksız, adi var orada. Meğerse bu adli tıp mensubuymuş. Bakın gelişte kimi nereye gonderecekleri belli. Başlarındaki lider konumunda olan isimler belli. Bu isimler ortada olduğuna gore, bunu şimdi veliaht prens bilmeyecek de kim bilecek. Bunun toplamda 22 kişiye falan çıkarıldığını soylediler. Talimatı veren belli. Bunu Amerika'dan gelen heyet, onlar bile kararı adeta kendi aralarında vermiş durumdalar ama konuşmuyorlar, konuşamıyorlar. Sadece 'biz boyle zannettik' diyorlar.
' SAĞA SOLA DOLAR PETROL DAĞITMAKLA BU İŞ ÇÖZÜLMEZ'
Erdoğan, BM'den ve CIA'dan gelenlere kayıtların dinletildiğini aktararak, "Biz ortadayız, her şeyimizle bunları soyluyoruz. Suudi Arabistan, Turkiye ile olan ilişkilerine yonelik farklı tavırlar içerisine girmek suretiyle bu işi farklı bir mecraya doğru akıtıyor. Biz sizin bir defa lekelenmemeniz, bu noktada adil davranmanızı bekliyoruz sizden. Bunun adımını atın. Her zaman bizim bir sozumuz var. Nedir o? 'Abdestinden şuphesi olmayanın namazından şuphesi olmaz' Eğer senin bu noktada kendinden şuphen yoksa, ne korkuyorsun açıkça çık ortaya konuşman ne varsa bunları konuş. Ama boyle sağa sola dolar, petrol dağıtmak suretiyle bu iş çozulmez. Çunku ortada bir can var. Bu bir kalemşor ve senin vatandaşın. Biz bunu dunyaya anlattık, anlatacağız. Çunku bu benim ulkemde oldu" değerlendirmesini yaptı.
Mısır'da yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, "Bizim Mısır ile munasebetlerimiz acaba niye kesildi? Veya ust duzeyde liderler olarak biz niçin goruşmuyoruz? Buraya bir bakmak lazım" ifadelerini kullandı.
' ŞİMDİ DİYECEK, YARGI VERDİ KARARI'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sisi'yi eleştirerek, "Turkiye'nin Cumhurbaşkanı olarak şu anda Sisi'nin yapmış olduğu eylemi, o şimdi diyecek 'yargı verdi kararı.' Tamam da orada yargı, seçim falan bunların hepsi hikaye. Orada tamamen otoriter, totaliter bir yapı var. Kimi istersen onu oraya getiriyorsun, istediğin anda da onları alıyorsun. 'Tayyip Erdoğan niçin Sisi ile goruşmuyor?' diyenlere cevap veriyorum. Aracı olanlar oluyor, geliyor zaman zaman. Ben boyle bir kişiyle asla goruşmem. Her şeyden once onun bir defa genel afla içerideki butun insanları serbest bırakması lazım. Serbest bırakmadığı surece de biz kalkıp Sisi ile goruşemeyiz. Goruşenlerin de şunu bilmesi lazım ki onlar da tarihte farklı bir şekilde değerlendirilecektir. Mısır halkı bizim canımız, ciğerimizdir ama kendisi asla." ifadelerini kullandı.
Gençleri sigaradan korumak istediklerini ifade eden Erdoğan, "Buyuk kızım Yeşilay'ın yonetiminde, ciddi gayreti var. Kurumsallaşma noktasında gerek ulusal gerek uluslararası bazda çalışmaları devletle koordineli olarak yuruyor. Yeni duzenlemeler de gelecektir, bunun çalışmalarını ayrıca yapıyoruz, yapmamız lazım. Ben bireysel olarak yapıyorum. Siz de yapın, arkadaşlarınızın cebinden paketleri alın, tarihini yazın, telefonunu yazın. Ne kadar insanın cebinden sigarasını aldık, onları bu illetten kurtardık, bu da bizim için bir kıvanç meselesidir. Gerekirse onları bize verin, biz zaman zaman sergileme noktasına gidiyoruz. Bu konuda çok farklı bir şekilde gelip bizden mali noktada, ekonomik olarak, finans noktasında destek isteyenlere de pek iyi bakmıyoruz."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.