Özet (TL;DR) @ 2019-02-21T23:59:00.000Z: Füsun S. Nebil’e göre Çin’in teknoloji devi Huawei ile savaşa tutuşan ABD, ucuz işgücüne dayalı ‘offshore taşeronlaşma’ stratejisinde kendi kurduğu tuzağa düştüğü için öfkeli. ABD’nin Huawei’i…



Fusun S. Nebil'e gore Çin'in teknoloji devi Huawei ile savaşa tutuşan ABD, ucuz işgucune dayalı 'offshore taşeronlaşma' stratejisinde kendi kurduğu tuzağa duştuğu için ofkeli. ABD'nin Huawei'i 'casuslukla' suçladığını belirtirken, "Kendilerinden biliyorlar" diyen Nebil, siber guvenliğin onemine dikkat çekti.

ABD yonetimi Çin'in teknoloji devi Huawei ile adeta açık savaşa tutuştu. Sadece bir telefon markası olarak değil, telecom ve internet altyapısına dair faaliyetleriyle de one çıkan ve dunyada 5G sistemine onculuk eden Huawei'in CEO'su Ren Zhengfei'nin şirketin CFO'su da olan kızı Meng Wangzhou, ABD'nin talebiyle Kanada'da gozaltına alındı. Amerikan yonetimi Çin Komunist Partisi'yle içiçeliği bilinen Huawei ve CFO'sunu siber casusluk, İran'a yonelik yaptırımları ihlal, para aklama gibi bir dizi suçla itham ediyor. Ancak ABD'li şirketlerin Amerikan istihbaratıyla bağlantıları ortaya saçılmışken, Pekin, Huawei'ye 'adil olmayan ve etik dışı' davranıldığını soyluyor.

Huawei'nin kurucusu ve patronu Ren son açıklamasında, "ABD'nin bizi ezmesinin imkanı yok. Dunya Huawei ve gelişmiş tekonolojisi olmadan yapamaz" restini çekti. Ancak bazı ulkeler Huawei'ye yasak getirmeye başlarken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Huawei sistemini kullanan ulkelerle işbirliği yapmayacaklarını ilan etti. ABD Başkanı Trump, adeta Çin'i kıskanırcasına '5G teknolojisini en kısa surede ABD'de istediği' tweet'ini de atmışken, giderek dozu artan siber savaşın nereye varacağı merak konusu.

Batı ile Çin arasındaki bu bilek gureşinin perde arkasını, T24 sitesindeki yazılarıyla tanınan bilişim ve teknoloji uzmanı Fusun S. Nebil ile konuştuk.

' AMERİKALI ÇOCUKLAR ARTIK BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ OKUMAZ OLDULAR'

Fusun S. Nebil'e gore, bugun Çin'in teknoloji devi Huawei ile kapışmaya tutuşan Amerikan ozel sektoru aslında 'kendi kurduğu tuzağa duştu'. Avrupa'da başlayan 'soğan stratejisi' ve 'small is beautiful' (kuçuk guzeldir) stratejisinin daha sonra ABD'yi etkisi aldığını anlatan Nebil, Amerika'da eskiden ofis ve çalışan sayısının fazlalığıyla ovunen şirketlerin 'kuçulmeye gitmesine' yol açtığını belirtti. Nebil, bunu ABD Kongresi'nden çıkartılan kararlar uyarınca 'taşeronlaşma' ve 'offshore taşeronlaşmanın' takip ettiğini vurguladı. Nebil, bu 'kureselleşme' stratejisinin once Çin'de ucuz muhendislik gucu bulduğunu ancak kısa surede ustunluğun yitirilmesiyle donup dolaşıp Amerika'yı vurur hale geldiğinin altını çizdi:

"Batı kendi kurduğu tuzağa duştu. Ama bunu Batılı ulkelerin halklarına yıkmak da doğru değil. (Amerikan şirket yonetcileri) 1980'li yıllarda başlamışlardı. Amerikalı Forbes'un listesindeki en zengin 400, orada en tepedeki adamın varlığı 2 milyar dolar duzeyindeydi. Bugun ise Amazon'un sahibi Jeff Bezos'un 120 milyar dolar parası var. Para yukarı doğru akıyor son 40 yıldır. Bunu sağlayan ise aslında 1973'lu yıllardan itibaren once Avrupa'da çıkan sonra Amerika'ya yonelen bir strateji. O stratejiye kendilerini merkeze alıp, 'soğan stratejisi' diyorlar, dış halkalara doğru diye giden bir stratejiydi. Bir yandan da 'small is beautiful' (kuçuk guzeldir) diye bir başka stratejiyi one koydular. 1980 yılına kadar en çok arabası en çok ofisi en çok elemanı olan şirket en buyuk şirket sayılıyordu, General Electric gibi. Fakat 80 yılında İngilizlerin 'small is beautiful' stratejisi devreye girdi. Boylece dunyanın hayatına taşeronlaşma girdi. Microsoft'un ofisinde aynı yerde çalışan kendi elemanı 2 bin dolar maaş alırken, aynı işi birebir yapan taşeron elemanı 500 dolar maaş alıyordu. Bu 85 yılına geldiğinde gelişti. 50 firma Amerikan Kongresi'ne başvurup Çin, Uzakdoğu, Endonezya, Singapur, bunlara iş vermeyi kabul ettirdiler. Bu Obama'nın imzaladığı ama Trump'ın yonetime gelir gelmez ilk fırsatta iptal ettiği The Trans-Pacific Partnership, TPP adıyla geçen Uzakdoğu'ya iş verme anlaşmasının arkasındaki olay. 1985'ten itibaren Amerikalı firmalar, bunlar yazılımcılar başta olmak uzere Apple, HP gibi bilgisayar, cep telefonu firmaları da işlerini Uzakdoğu'ya yaptırdılar, çunku işçilik ucretleri ucuz. Amerika'da ortalama bir muhendisi 2 bin-5 bin arasında istihdam ederken, Çin'de 500 dolara istihdam edebiliyordunuz. Şimdilerde aslında biraz yukarı çıktı, ilk başlarda 100 dolar civarlarındaydı. Naomi Klein diye bir Kanadalı gazeteci var. Aydın bir kadın, çok da onemli kitapları var. Burberry pardesuleriyle unludur, bu gazeteci bir zamanlar orada çalışan bir işçiymiş. 'Kuçuk guzeldir felsefesini 88 yılında fark ettik ve pankartlarla sokağa çıkıp benim işim nereye gitti, diye bağırdık, çağırdık. Sonra işinin nereye gittiğini takip ettik' diyor. Bulduğu şaşırtıcı sonuç şu. Kendisi bir zamanlar 2 bin dolar maaş alırken, yaptığı işi Endonezya'da bir çocuk işçi aylık 2 dolara yapıyordu. Dolayısıyla Amerika'nın içi boşaldı. Biz Amerika'yı bir butun olarak goruyoruz ama Amerika'nın Silikon Vadisi gibi vahaları dışında Amerika'da bilgisayar işi bulmak mumkun değil. O yuzden 2000'li yıllardan sonra Amerikalı çocuklar bilgisayar muhendisliği okumuyorlar. Amerika'daki bilgisayar muhendisliklerine bakarsak Çinliler okuyor genelde. Para kazanamamaya başladılar. Dunya devi Telekom şirketleri vardı, Motorola, Bell laboratuvarları, Graham Bell'den gelen."

' TÜRKİYE'NİN ALTYAPISININ YÜZDE 80'İ HUAWEI'YE DÖNDÜ'

ABD'nin bu stratejisinin sonuçta Çin'in ustun hale gelmesini getirdiğini belirten Nebil, bilgisayar teknolojisinin aynı zamanda casusluk için onemine de dikkat çekti. Snowden sızıntılarının NSA'nin Cisco şirketi dolayımıyla yasadışı dinlemelerdeki rolunu ortaya sermesini anımsatırken, "Bu telecom cihazları sadece para kazandırmıyor, casusluk da yaptırıyor. Kendilerinden bildikleri için.." diyen Nebil, şimdi Çinlilerin de aynı şekilde casuslukla suçlanır hale geldiğinin altını çizdi. Nebil, Batı'nın Çin'i ticari sırları çalmakla suçladığını, Çin'in ise kendisini 'tersine muhendislik' argumanıyla savunduğunu kaydetti. Nihayetinde Çinlilerin teknolojiyi Batı'dan oğrendiğini de vurgulayan Nebil, Huwei'nin ozellikle dunya çapındaki başarılarına atıf yaparken, Turkiye'deki telecom altyapısındaki kurumsal networkler'in yuzde 80'inin artık Huawei'ye donmuş olduğu bilgisini de verdi:

"Bunlar hem para anlamına geliyor hem de Cisco'da ortaya çıktı, Edward Snowden (NSA sızıntılarıyla) birçok sırrı ortaya koydu. Snowden'in ortaya koyduğu şeylerden biri şu. Cisco eğer yabancı bir devletin onemli bir şirketine mesela başbakanına satılmışsa, Amerika'dan sevk edilmeden once içine bocek konuyor. Yani dinleme yapıyorlar. Bu Telekom cihazları aynı zamanda sadece para kazandırmıyor, casusluk yaptırıyor. Şu anda bağırdıkları bu, bunu kaybediyorlar. Kendilerinden bildikleri için yani bunlarla casusluk yapıldığını, Çinliler casuslukla suçluyorlar. Turkiye'nin altyapısı yani elimizdeki telefonlar yeni markalarını koymaya başladılar. Eskiden markayı uzerine basarak başkası yapar, oyle telefon uretiyorlardı, şimdi kendileri uretmeye başladılar. Bunlar şu anda Turkiye'nin altyapısı, yani telefon operatorlerinde ve şirketlerde de kurumsal networkler var, butun bunların yuzde 80'i Huawei'ye donmuş durumda. Bunlar Amerikalı şirketlere muhendis yerleştirmişler, bunu Amerikalılar iddia ediyor. Ve bu muhendisleri ticari sırları çaldıklarını soyluyorlar. Ama Çinliler bunu şoyle anlatıyorlar. 'Reverse engineering' (tersine muhendislik) yaptık diyorlar. Eline gelen yonlendirici cihazı çozmuş, sokmuş parçalarını, incelemiş, nasıl yapıldığını gorup yapmış. Boyle anlatıyorlar. Her ne olursa olsun Çinliler teknolojiyi Batı'dan oğrendiler."

' AR-GE ÇALIŞMALARI DEVASA BOYUTLARDA'

Telekom sektorunde Araştırma-Geliştirme meselesinin onemine dikkat çeken Nebil, Çin'in Huawei'sinin bu konudaki onculuğunu vurguladı. Nebil, bir telecom ureticisinin Turkiye'de bir şirkette AR-GE'de 1000 kişi çalışıyorsa Huawei'de bu rakamın 100 bin kişi olduğu bilgisini aktardı. Özellikle siber guvenliğin artık hayatın her alanını ilgilendirdiğini de anımsatan Nebil, Hollywood'da filmi de çekilmiş olan 'duşman' addedilen bir ulke ile doğrudan savaş çıkartmadan su, elektrik, trafik sistemlerini keserek buyuk hasar yaratma imkanlarına vurgu yaptı. Litvanya'da 2007'de Lenin'in heykelinin yıkılmasının ardından yaşanan siber saldırı orneğini de veren Nebil, yine ABD ve İsrail'e atfedilen İran'ın nukleer tesislerindeki stuxnet virusu vakasını da anımsatarak aslında dunyada tam bir siber savaş hali olduğunu soyledi:

"Bir başka telekom ureticisi bana şu şekilde ifade etti: 'Bizim AR-GE'mizde 1000 kişi çalışıyor. Onların AR-GE'sinde 100.000 kişi çalışıyor'. Aradaki fark tabii ki o kadar, ortak aklın geliştirdiği kadar. O yuzden bizden çok daha fazla ozellik ve guvenlik geliştiriyorlar. Bruce Willis'in Die Hard serisinin uçuncu filminde yanılmıyorsam kıyamet gununden bahsediyordu. Kıyamet gunu dediği su, elektrik, trafik lambaları butun bunların kesildiğini duşunun. Bu Litvanya'da 2007'de yapıldı. Lenin'in heykelini yıktılar diye, Ruslar olduğu soyleniyor, ama Turkiye uzerinden yapıldı bu saldırı ayrıca ve 4 gun bankaları çalışmadı, ticaret yapmadılar, hiçbir şey yapamadılar. Daha kotusu var. İran'la nukleer sorunlar yaşanıyor. İran'ın tesislerinde 2010'da Ruslar bir virus buldu. Bu virus, nukleer bir yakıt tesisine girmiş. Nukleer yakıt için uranyumu alıp zenginleştiriyorlar. On binlerce santrifuj cihazı var. Onların donuş hızını bozmuş, makineleri yanıltıyor. Fark edememiş İranlılar. Ruslar viruse rastlayıp, bu ne yapıyor, İran'a mı yonelik çalışıyor derken keşfedilmiş. Yani sizin cihazlarınızda bozulabiliyor. Bu evet bir siber savaş."

' SİBER STRATEJİ BİNALİ YILDIRIM ZAMANINDA GELİŞTİRİLDİ, AMA HİÇBİR ŞEY YAPILMADI'

Nebil'e gore Turkiye, siber savunma alanında çok zayıf kaldı. Binali Yıldırım zamanında siber strateji geliştirildiğini ancak somut olarak hiçbir şey yapılmadığını anlatan Nebil, savunma sanayii için cihatların muhakkak yerli uretim tercih edilmesi gerekliliğine vurgu yaptı:

"Siber strateji Binali Bey zamanında geliştirildi guya. Ama ne yapıldı derseniz, hiçbir şey. Bu olaylar patlak veriyor diye boyle yapılıyor, algıya yonelik hareketler. Musteşarlardan oluşan bir siber guvenlik kurulu kuruldu. Şu anda çalışmıyor. Ben uç senedir oradan bir haber alamıyorum, ne yaptıklarını bilmiyorum. Savunma Sanayi'nin yeni kurduğu bir kumelenme var. Firmalar siber guvenlik urunleri uretsin diye savunma ile ilgili bir şey var. Ama cihazların bizim tarafımızdan uretilmesi lazım. Buna dair bir şey yok. Tam tersine biz hep almaya çalışıyoruz. Delik deşik diyelim."