Özet (TL;DR) @ 2019-02-22 08:06:08.253579: İstanbullu Gelin dizisinde Tamer Levent’in canlandırdığı Galip karakterinin gençliğine hayat veren Yunus Narin ile İpek Bilgi’nin oynadığı Süreyya’nın gençliğini canlandıran Ilgaz Kaya ntv.com.tr’ye…
ntv.com.tr
22.02.2019 - 10:17 22.02.2019 - 10:17
İ stanbullu Gelin dizisinde Garip karakterinin gençliğini oynuyorsunuz. Dahil olma surecinden bahseder misiniz?
- Yanlış hatırlamıyorsam yaz sonuydu. Audition'ı yazlıkta çekip yolladım. İstanbullu Gelin'i biliyordum tabii ama boyle bir işte donem rolu gelmesi benim için surpriz oldu. Hem Zeynep Hoca ile çalışacak hem de Tamer Abi'nin gençliğini oynayacak olmam ekstradan motive etti beni. Bu motivasyonun rolu almamda etkisinin buyuk olduğunu duşunuyorum.
Tamer Levent gibi g uçlu bir oyuncuyla aynı karakteri canlandırıyor olmak nasıl bir duygu?
- Harika! Boyle usta bir oyuncuyla oturup sohbet etmek bile çok kıymetli. Oynadığım karakterin tutarlılığı ve derinliği adına halen daha gozlemliyorum onu. Zaten etraftan gelen olumlu tepkiler ve insanların bizim aynı kişi olduğumuzu kuşkusuz hissettiklerini soylemeleri de ayrı bir keyif veriyor. Tadını çıkara çıkara oynuyorum.
İ lk oyuncu olma kararını kaç yaşında aldınız? Bir donem fotoğrafçılıkla da uğraştığınızı duyduk, nasıl bir sureçti?
- Fotoğrafçılık benim için bir hobi. Hala kafama estiğinde makinemi alıp bir şeyler çekiyorum. Bir sene boyunca Tolga Yurdaer'in asistanlığını yaptım İzmir'de. O donemlerde oyuncu olmak adına kafamda net bi fikir yoktu açıkçası. Aslında kendimi akışa bıraktım, gerçekten neyi istediğimi anladığımda 22 yaşında kendimi İstanbul'da buldum.
Kendinizi geli ştirmek ve oyunculuğunuza bir şeyler katmak için neler yapıyorsunuz?
- Oyunculuk eğitiminin sonu olmadığına inanıyorum. Ümit Çırak'tan 2 yıllık bir eğitim aldım ve devamında çeşitli workshop'lara katıldım. Fırsat buldukça katılmaya da devam ediyorum. Diziyle beraber tiyatro da yapıyorum. İşin hem reji hem oyunculuk kısmında yer almak oyunculuğuma katkı sağlıyor. Oyuncunun birçok disiplini içinde barındırması gerektiğini duşunuyorum. Bu muzik olabilir, binicilik olabilir, dans olabilir hatta yolda yururken insanları gozlemlemek bile olabilir. Dipsiz bir kuyu benim için.
İ stanbullu Gelin 3. sezonunda. Artık pek çok dizi 1. sezonunu bile bitiremeden kalkarken siz bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?
- Kusursuz çalışan bir mekanizma var. Samimiyetle soyluyorum herkes kendi işini o kadar hakkını vererek yapıyor ki... Ortaya boyle kaliteli bir iş çıkıyor. Bir de tabii hikayeyi anlatış biçimi onemli. Seyircimiz bizi neden seviyor? Zeynep Hoca bir roportajında bunu çok guzel ifade etmiş: ''Hikayeyi dışarıda aramaktansa içerde aramak bana daha kuvvetli geliyor. Yani bizim toprağımızın hikayelerinden ve insanın içine bakarak anlatmaktan bahsediyorum.'' İşte bu!
İ stanbullu Gelin 46. Uluslararası Emmy Ödulleri'nde "En İyi Dizi" kategorisinde finale kaldı. Bu konuda ne duşunuyorsunuz?
- Gurur duydum. Çunku ben de bunun bir parçasıyım ve hatta çok heyecanlandım. Ortada hatrı sayılır bir emek var. Herkes en iyisini ortaya koyuyor. Karşılığını da Boyle buyuk bir organizasyonda finale kalarak almak çok değerli bence.
Ç evrenizden nasıl tepkiler alıyorsunuz?
- Diziye başladığımdan beri oyle kıymetli geri donuşler alıyorum ki. Oynadığım karakterin samimiyetine inanılması benim için çok onemli. Ve gorduğum kadarıyla insanlar Genç Garip ve Genç Esma'nın arasındaki o naif aşka ozlem duyuyorlar. Nadir olan kıymetlidir ya hani.
Ayrıca yurt dışından da bizi takip eden hatrı sayılır bir izleyicimiz var. Onlara da guzel yorumları için teşekkur ediyorum.
Tiyatro oyunculu ğu da yapıyorsunuz. Tiyatro mu televizyon mu desek?
- Anneni mi daha çok seviyorsum babanı mı gibi bir soru bu. Çunku ikisini de ayrı ayrı o kadar çok seviyorum ki. Sahnede de sette de kendimi inanılmaz iyi hissediyorum. An'ın aurasını elimde tutuyorum! Sanırım ikisinden de vazgeçmeyeceğim.
Bug une kadar canlandırdıklarınız arasında en sevdiğiniz karakteriniz hangisi?
-Garip.
İ zmir doğumlusunuz. Sonra oyunculuk kariyeriniz için İstanbul'a yerleştiniz. Sizin için İzmir mi, İstanbul mu?
- Doğup buyuduğum yer tabii ki. Benim için ayrı bir huzuru var İzmir'in. Ayda 2,3 gun gidebilsem yeter bana. Buradaki koşuşturmadan fırsat bulup gittiğimde, doğaya kaçtığımda sıfırlanıyorum. Bu İstanbul'u sevmediğim anlamına gelmiyor. Seviyorum. Ama İzmir'i daha çok. Sakız adasından batan guneşi izlemek mesela!
Spor yap ıyor musunuz?
-3 aylık bir sakatlığım vardı. Geçti sayılır. Başladım tekrardan. Salon sporları dışında doğada koşmayı ve yuzmeyi seviyorum. Zaten 3 aylık bebekken dedemin kuçuk teknesinde tanışmışım denizle. O gunden beri de kopamadım. O yuzden yazları spor açısından daha aktif geçiyor.
Oyuncu olmasayd ınız. Ne olmak isterdiniz?
-Bilmiyorum. İstemezdim. Olsun diye diretirdim. olmalı! Başka bir meslekte oyunculuktaki tatmini bulabileceğimi duşunmuyorum.
Oyuncu olmak istedi ğinize ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
Çok kuçuk yaşlarımdan beri oyunculuğu bir meslek olarak yapmak istiyorum. Kararı ilk ne zaman verdiğimi hatırlamıyorum, kendimi bildim bileli diyeyim.
Bu karar ı verdikten sonra nasıl bir yol izlediniz?
İlk eğitimimi 7 yaşımda Ayla Algan'ın açtığı çocuklar için drama kursunda almaya başladım. Sonrası benim için bol bol eğitimle geçti. Ortaokulda İstanbul Gosteri Sanatları Merkezi'nin seçmelerine girip derslerini almaya başladım. Vefa Lisesi'ni kazandıktan sonra okul ekibinde tiyatro yaparken son senemde şimdi de birlikte çalıştığım tiyatro ekibine dahil oldum. Üniversitedeki ilk senemde Craft'tan eğitim almaya başladım, son iki yıldır orada eğitim alıyordum. Fırsat buldukça oyunculuk ve dans atolyelerine katılmaya çalışıyorum, hem burada Turkiye'de hem de yurtdışında sektoru takip etmeye, yabancı dillerimi geliştirmeye ve yenilerini oğrenmeye çalışıyorum.
Kar şınıza çıkan en buyuk engel ne oldu ya da size engel gibi gorunen ama şimdi donup baktığınızda aslında iyi olmuş dediğiniz bir şey var mı?
Üniversiteye hazırlandığım senede sınavlara son bir ay kala tamamen tesadufi bir şekilde ekibim V.o.l.lNokta ile tanıştım ve beni oyunlarına dahil etmek istediklerini soylediler. Benim için profesyonel bir tiyatro oyununda yer almak çok buyuk bir fırsattı, hiç duşunmeden kabul ettim. Ancak oyunun çıkmasına çok kısa bir sure vardı ve gece gunduz demeden prova almamız gerekiyordu. Çok keyifli bir prova sureci olmasına rağmen, sınava hiç çalışamıyor olmak, uykusuzluk ve duzensizlik uzerime çok buyuk bir stres yuklemişti. Sınavlara girdikten sonra pişmanlık yaşamıştım, o zamanki bakış açımla aceleci davrandığımı duşunuyordum, sınavların iyi geçmediğini, geleceğim için buyuk bir hata yaptığımı duşunmuştum. Ancak şimdi geriye donup baktığımda, hem hedefim olan Boğaziçi Üniversitesi'ni, hem de hayatımda buyuk etkileri olan çok yetenekli insanları kazandım, ve o ekiple hala birlikte çalışıyorum.
Aileniz nas ıl bir rol oynadı bu sureçte?
Ailem her zaman en buyuk destekçim. Belirli bir yaştan sonra insan kendi kendini eğitebiliyor ama kuçuk yaşlarda edinilen alışkanlıklar, o yaşlarda alınan eğitimler gerçekten çok buyuk bir katkı sağlıyor. Ailem okulda başarılı olmama rağmen beni asla istemediğim bir mesleğe yonlendirmeye çalışmadı, tam aksine oyunculuk için verdiğim çabalara hep destek oldular. Yanımda oldukları için her gun şukrediyorum.
İ stanbullu Gelin 3. Sezonunda, artık pek çok dizi 1. sezonunu bile bitiremeden kalkarken siz bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?
Ben İstanbullu Gelin'i çok samimi buluyorum. En dramatik, en huzun dolu sahneleri de; insanı gulmekten kırıp geçiren sahneleri de hep çok gerçek. Gerçekte bir evin içinde atmosfer nasılsa bu dizide de aynen oyle, aile içi diyaloglar, kavgalar, kusmeler, barışmalar, her şey çok doğal çok organik yansıyor ekrana. Sanırım bu kadar uzun suren başarının sırrı bu samimiyet. Ayrıca çok kısa bir sure bile izleseniz, dizinin kalitesi gerçekten kendini hissettiriyor. Goruntuler, ışık, muzik, oyunculuklar… Her şeyiyle ozenli ve kaliteli olması İstanbullu Gelin'i birçok diğer işten ayırıyor diye duşunuyorum.
Hatta İstanbullu Gelin 46. Uluslararası Emmy Ödulleri'nde "En İyi Dizi" kategorisinde finale kalan 4 finalistten biri oldu. Bu konuda ne duşunuyorsunuz?
Bunu oğrendiğimde gerçekten çok gururlanmıştım. Bence ulkemizde yapılan bir işin yurtdışında sesini boyle guzel duyurması harika bir şey. Hem Turkiye'den bir dizi boyle bir başarı elde ettiği için hem de bu dizide kendim de yer aldığım için çok mutlu oldum. Umarım birçok yapımla ileride daha da guzel başarılara imza atarız.
Karakteriniz ge çen sezon sonunda biraz değişmeye başlamıştı sanki.. 3. sezon için nasıl bir hazırlık sureci geçirdiniz?
Ben Esma'nın gunumuzdeki hallerini izlemeyi çok seviyorum. Sınavlar ve provalardan dolayı diziyi kaçırsam bile, mutlaka internetten onun sahnelerine bakıyorum. Bence bir karakteri anlamaya çalışmak insanı ona yaklaştıran yegane şey. Geçmişten sahnelerde de, oncesinde kendini surekli geriye çeken, duygularından kaçınan bir Esma varken daha sonra aşık ve biraz daha teslim olmuş bir Esma'yı izlemeye başladık. Bir yandan da gunumuzdeki Esma Garip aşkı ilerlemeye başlamıştı. Gunumuzdeki hallerini anlamaya çalışarak, ondan seneler evvel aynı aşkı yaşayışına yansıtmaya çalışıyorum.
Rol unuzle ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz? Sizi gerçekten Esma Boran'ın gençliğine benzetenler var mı?
En çok fiziksel ozelliklerimle ilgili yorumlar alıyorum, herkes beni İpek Bilgin'e benzetiyor, hatta insanlar bazen akraba olup olmadığımızı bile soruyorlar. Onun dışında şimdiye kadar gerçekten çok çok guzel yorumlar aldım, insanlar diziyi çok dikkatli izliyorlar, benim bile fark etmediğim ufacık mimikleri yakalayıp 'Bak şurada aynı Esma' diyorlar, bu benim çok hoşuma gidiyor.
**Sokaktaki tepkiler nas ıl?
Okula giderken surekli toplu taşıma kullandığım için, gun içinde diziyi izleyen birçok insanla sohbet etme şansım oluyor. Herkes çok sıcak ve samimi yaklaşıyor bana, guzel dileklerde bulunuyorlar, hem diziyi hem de Esma'yı ve bu gençlik aşkının hikayesini severek takip ettiklerini soyluyorlar. Bir de makyajsız gorunce 'Sen kuçukmuşsun biz seni daha buyuk sanıyorduk' diyor herkes J
Bug une kadar canlandırdıklarınız arasında en sevdiğiniz karakteriniz hangisi?
Doğruyu soylemek gerekirse, henuz gencim, canlandırdığım karakter sayısı henuz pek fazla değil. Ama seçmem gerekirse, iki sezondur Dara isimli bir tiyatro oyununda oynuyorum. Buradaki karakterim Çiçek uzerine gerçekten çok çalıştım. Boyle guzel yazılmış bir oyunda, boyle iyi işlenmiş bir karakterin hakkını vermek istedim. Belki de bu yuzdendir, iki sezondur her oyunda ayrı bir keyif alıyorum Çiçek'I canlandırmaktan. Hem çok dinamik, hem de çok derin bir karakter; oyuncuya tembellik yapma izni vermiyor. Temposuna uyum sağlayabilmek için surekli tetikte olmak gerek. Bu ozelliğini çok seviyorum. Beni surekli heyecanlı tutuyor, her oyun oncesi elim ayağım birbirine dolanıyor; her seferinde ilk kez oynuyormuş gibi hissediyorum.
Sizi en çok heyecanlandıran rol veya roller ne olur, hiç duşundunuz mu?
Belki dans etmeyi çok sevmemden, belki de başka sanat dallarındaki profesyonellerin hayatlarını çok merak ettiğimden, bir dansçıyı oynamayı çok istiyorum. Hatta bir oryantali oynamak da çok keyifli olabilirdi. Hem fiziksel hem de mental olarak hazırlanmam gereken roller beni çok cezbediyor. Bir de henuz belki erken ama, başka ulkelerin yapımlarında, başka bir dilde konuşan bir karakteri canlandırmayı çok isterim. Farklı kulturlerde yetişmiş insanlarla bir arada olmak, onlarla tanışmak ve birlikte çalışmak beni çok mutlu eder.
Kendinizle, bedeninizle ili şkiniz nasıl? Kendinizi seviyor musunuz? Kendinize iyi bakıyor musunuz? Beslenmenize dikkat ediyor musunuz?
Kendiyle barışık bir insanım, hem fiziksel olarak hem de karakter anlamında kendimi seviyorum. Hepimizin yaratılışımızdan gelen farklarımız var tabi ki, ama ben hiçbirine kusur gozuyle bakmıyorum. Bu kendimle barışıklığın sebebi kuçuk yaştan beri spor yapıyor olmam olabilir. Duzenli spor yaptığınızda nasıl gorunduğunuzden bağımsız olarak çok sağlam bir ozguven geliştiriyorsunuz, bu insana ozellikle de karakterinin oturduğu yaşlarda çok iyi gelen bir şey. Bale, binicilik, dans, voleybol gibi bir suru spor yaptım; son birkaç senedir de duzenli olarak spor salonuna gidiyor ve yoga yapıyorum. Bu yıl yoga oğretmenliği için sertifika alma hayalim var. Umarım gerçekleştirebilirim. Beslenmem uzerine çok yoğun kafa yoran bir insan değilim çunku fast-food'a fazla duşkunluğum yok. Sadece ev yapımı çikolatalı tatlılara asla hayır demem J
En çok hangi ozelliğini seviyorsunuz karakterinizin?
Evin içindeki huzuru ve duzeni korumak için yaptığı ve yapabileceği fedakarlıklar çok hoşuma gidiyor Esma'da. Bu konuda kendimle çok benzetiyorum. Gençlik hallerinde ise, o flortoz ama burnundan da kıl aldırmayan hallerini çok şeker buluyorum. Bir yandan kur yapıyor bir yandan yukarıdan bakıyor ya Garip'e, o hallerini oynamak acayip keyifli oluyor.
Modayla aran ız nasıl? Alışveriş yapmayı seviyor musunuz?
Modayı, ozellikle de Paris, Milano ve New York moda haftalarındaki sokak stilini takip ediyorum. Tasarımcılar ve trendler hakkında bilgi sahibi olmayı seviyorum. Ancak çok sık kıyafet alışverişine çıkan bir insan değilim; zamansız, şık ve kaliteli parçalar satın alıp uzun sure kullanmayı seviyorum. Giymediğim, kullanmadığım eşyaların dolabımda yer kaplaması hiç hoşuma gitmiyor. Giyim ve makyajda daha minimal bir yaklaşımım var.
En çok ne satın alırsınız?
Kitaplar, dergiler ve mumlara gerçekten çok para harcıyorum. Hiçbir şeyi telefon veya bilgisayar ekranından okumayı sevmediğim için, kitap ve dergiler benim için olmazsa olmaz. Bir de guzel kokulu mumlar, parfumler ve cilt bakım urunlerine çok duşkunum.
Hayranlar ınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Bizi uç sezondur yalnız bırakmayan herkese çok teşekkur ederim. Hem yuz yuze hem de internet uzerinde insanlar bana hep çok samimi ama bir o kadar da nazik yaklaşıyorlar, bu beni çok mutlu ediyor; zaten elimden geldiğince her mesaja, her yoruma cevap yazmaya çalışıyorum, guzel mesajlarınız, iyi dilekleriniz için çok teşekkurler!










Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.