Özet (TL;DR) @ 2019-02-19T14:19:00.000Z: Gazeteci ve sinema eleştirmeni Şenay Aydemir, Seyr-i Sabah programında sinema dünyasında yaşanan son gelişmeleri değerlendirirken, vizyondaki bir filmin Netflix platformuna taşınmasının yasa dışı…



Seyr-i Sabah

14:19 19.02.2019(Guncellendi 15:03 19.02.2019) URL'yi kısaltın

Gazeteci ve sinema eleştirmeni Şenay Aydemir, Seyr-i Sabah programında sinema dunyasında yaşanan son gelişmeleri değerlendirirken, vizyondaki bir filmin Netflix platformuna taşınmasının yasa dışı değil etik dışı olduğunu dile getirdi.

Sinema dunyası fırtınalı gunler yaşıyor. Yapımcılarla sinema salonları arasında yaşanan bilet fiyatlarından kar alma tartışması, BKM'nin 'Organize İşler Sazan Sarmalı' filmiyle farklı bir noktaya geldi. BKM'nin henuz vizyonda gosterimi suren bir filmi Netflix platformuna taşımasıyla sinema salonlarının ciddi zarara girdiği ve seyircilerin kandırıldığı eleştirileri getirildi. Gazeteci ve sinema eleştirmeni Şenay Aydemir, Seyr-i Sabah programında yaşananların hukuka aykırı olmadığını duşunduğunu belirtirken, bunun etik dışı olduğunu vurguladı:

' BÜYÜK BUHRANDA ABD SİNEMALARI MISIR SATARAK AYAKTA KALDI'

(C) Fotoğraf : Twitter

"2014 yılında bir belgesel çalışması yaptık. Şuna dikkat çekmeye çalıştık: O zamanlar Koreli gruba satılan sinema salonu işletmeciliğinin pazar payının yuzde 50'sine sahip olduğunu, sektorde haksız rekabet yarattığını. İstediği filmleri one çıkarıp istediğini oldurebildiğini anlatmaya çalıştık. Ciddi bir tekel var ve bu da sektoru krize sokmak uzere demiştik. Rekabet kuruluna o donemlerde bununla ilgili itiraz yapıldı. Onlar da belli başlı birkaç salon seçip onları kapatırsanız çoğunluğu ele geçirmiş olmazsınız diyor. Fakat grup birkaç salonu kapatıp sonrasında yuzlerce salon açtı. Çok hızlı buyudu ve pazarı ele geçirdi. Surekli bunun için başvuru yapıldı, bizim belgeselde butun hukukçular sektore zarar vereceğini, bunun rekabet kurulundan donmesi gerektiğini soyledi. Ama rekabet kurulu beklenen kararı çıkarmadı.
Yılbaşından once yapımcıların fikirlerini almak istedik, Cem Yılmaz, Necati Akpınar ve Şahan Yılmaz gibi isimlerden.

Turkiye'de 2200 salonun 1700'unde tek film oynuyordu bu da o saydığım isimlerin filmleriydi. O donemde işler yolunda gittiği o tekel yapısından yararlandıkları için boyle bir konuda goruş vermek istemediler. Pasta buyudu buyudu, bir noktada durdu. Seyirci bir noktada doyuma ulaştı ve 60 milyon civarında durdu. Kriz geldi, Euro bazında piyasa durdu. Film ve reklam maliyetleri yukseldi. Ortada bir para var ve herkes kendi payını almak istedi. Mars grubu buyuk yapımcıların belli haklarını vermedi. Promosyon orneği aslında sembolik bir şeydi. 1929'da ABD'deki buyuk buhranda sinema salonları boyle ayakta kalmaya çalışıyor, bir mısır alana sinema bileti bedava diyorlar.

Yılbaşından once ortalığı ayağa kaldıran on buyuk yapımcıların samimiyetini anlatmak gerekiyor. Sinema yasası 6-7 yıldır mecliste duruyor. 2004 yılında o donem için çok yeni unsurlar taşıyan bir yasa çıkarıldı. Seyirci sayısı ve kalitesi bu sayede arttı. Ama aradan 10 yıl geçince bazı maddeler yenilenmek istendi. Bağımsız sinemacılar bazı yenilikler talep ediyordu. Ama Kultur Bakanlığı bu yasayı hep sinema sektorune karşı bir tehdit olarak kullandı: Barış için imzacı olan akademisyenlere destek veren sinemacıları tehdit amacıyla kullandı. O gun bugundur bu imzacıların çok buyuk bir kısmı Kultur Bakanlığı desteklerinden dışlarmış durumda. Uluslararası yarışmalarda yarışan filmler Kultur Bakanlığı tarafından desteğe değer bulunmadı.

Tartışmaların ardından konu meclise geldi. Yasaya alelacele eklenmiş promosyon ve reklam gelirleri duzenlemesi yapıldı. Ancak bazı sansure neden olan maddeler aynen korunduğu gibi sansuru kuvvetlendirebilecek ek maddeler kondu. Yapımcıların bazıları ortada devrim olduğunu soyleyip Saray'da şovlar yaparak imzayı attılar. Bu sansur maddeleri yasada zaten vardı ve çıkarılması isteniyordu. Tartışmanın ayarı olme bir kaydı ki buyuk yapımcıların karları o kadar çok konuşuldu ki tartışamadık bile. Sendikalar vakıfların goruşleri alınmadı. O buyuk tantananın arasında sektorun uzun vadeli geleceği ateşe atıldı.

' FİLMİN NETFLİX'E CUMA GÜNÜ GİRMESİ SİNEMALARI DAHA ÇOK ZARARA SOKTU'

Yılmaz Erdoğan'ın yaptığı gibi bir uygulama yok. Filmlerin aynı anda vizyonda ve Netflix'te olma hali bir tek Oscar'da yarışan Roma filminde oldu. Ama bu film festivalinde gosterildiğinde hepimiz Roma'nın bir Netflix filmi olduğunu biliyorduk. Ama sadece Oscar için vizyona sokuldu. Burada seyirci ve sinema salonu sahiplerine bir bilgi verilmemiş. Burada yasal bir sorun olmayabilir. İki hafta sonra Netflix'e koyacağınız bir film olduğunu bilse insanlar iki hafta sinemaya gitmezdi. BKM Turk sineması için şahane olacağını soyluyor birçok ulkede gosterileceği için. Ama bu filme para veren seyirciler mağdur edilmiş durumda. Cuma gunu oğleden sonra ilan ediliyor bu. Sinema salonları Perşembe akşamında diğer haftayı organize ediyor. Boylece bir hafta boyunca Netflix'te duran filmi gostermiş olacaklar. BKM butun prestijini hem seyirci hem sinema salonları nezdinde zarara uğrattı.

Mars grubuna ciddi bir darbe var çunku yapımcı ortaklarından birisi. Aralarındaki bu maddi husumeti nasıl çozeceklerini bilmiyorum ama yasal bir sureç olacaktır. Kuçuk sinema salonu işletmecilerinin ve buyuklerin, hatta filme gitmiş olacakların dava açabileceğini duşunuyorum. Netflix ve belli platformların yasa uzerindeki etkisi çok hızlı oluştu ve yasa koyucular buna yetişemiyorlar. İtalya ulusal sinemalarını ve salonlarını korumak için once salonda oynamamış filmin Netflix gibi platformlarına girmemesini istiyor. Bir film vizyon omrunu tamamladıktan sonra platformlara satılması ongoruluyor. Yapılanlar hukuk dışı değil etik dışı. Ben sinema salonları ve seyircilerin yerinde olsam hakkımı arardım."