Özet (TL;DR) @ 2019-02-19T23:59:00.000Z: Yücel Özdemir’e göre Münih Konferansı’na, Pence’in ilettiği Trump’ın 'selamının alınmaması’ ile Rusya, İran ve ticari sorunlar damga vurdu. Konferansta Merkel’in Rusya ile diyalog kararlılığına atıf…



Yucel Özdemir'e gore Munih Konferansı'na, Pence'in ilettiği Trump'ın 'selamının alınmaması' ile Rusya, İran ve ticari sorunlar damga vurdu. Konferansta Merkel'in Rusya ile diyalog kararlılığına atıf yapan Özdemir, ABD'nin Doğu Avrupa'yı yanına çekip Avrupa'da ayrılık yaratma çabasına dikkat çekti.

Dunyanın en onemli siyasi platformlarından Munih Guvenlik Konferansı'nın 55.'si 15-17 Şubat tarihleri arasında Almanya'nın Bavyera eyaletinin başkenti Munih'te gerçekleştirildi. Uluslararası guvenliği ilgilendiren her meselenin ele alındığı konferansa 40 kadarı devlet başkanı ve 100'un uzerinde bakan olmak uzere 600'un uzerinde konuk katıldı. Turkiye'den de Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar yerini aldı. Konferans'a damgasını vuranlar arasında ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile AB'nin onde gelen gucu Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel arasındaki 'anlaşmazlık' goruntusu oldu.

Munih Konferansı'nda one çıkan ABD'nin INF'den (Orta Menzilli Nukleer Kuvvetler Anlaşması) çıkması, Kuzey Akım2 tartışmaları, Rusya karşıtlığı, İran gibi başlıkları Evrensel Gazetesi Almanya temsilcisi, gazeteci ve yazar Yucel Özdemir ile konuştuk

' MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSI BİR SİYASET SAHNESİ, BU YÜZDEN GERİLİMLİ OLUYOR'

Yucel Özdemir'e gore, Munih Guvenlik Konferansı dunyada onemli bir siyaset sahnesi ve bu nedenle zaman zaman gerilimli goruntuler yansıyor. 2007'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 'Batı'ya sınırlarını çizdiği' unlu konuşmasını, geçen sene ise İsrail Başbakanı Netanyahu'nun İran'a yuklendiği mesajlarını anımsatan Özdemir, bu seneki konferansa ise Mike Pence'in aktardığı Trump'ın mesajının olumsuz karşılanmasının damgasını vurduğunu belirtti:

"Aslında Munih Guvenlik Konferansı'nın şoyle bir ozelliği var. Bir yıl içerisinde ulkelerin liderlerinin birbirlerine karşı soylemiş oldukları toplanıyor ve birikiyor. Şubat ayında Munih'te karşılıklı yuz yuze soyleniyor. Bu açıdan bir siyaset sahnesi olma ozelliği taşıyor. Bu bakımdan gerilimli oluyor. Benim birçok kez yakından izlediğim, Munih'te de izlediğim konferanslar içerisinde en gergin olanı tabii Putin'in bizzat gelip katıldığı 2017'deki zirve. Aslında yeniden bir soğuk savaş başlangıcı olarak ilan edilmişti. O toplantıda Putin, çok açık bir şekilde Rusya'nın dunya siyasetinde nasıl bir yol izleyeceğini ifade etmişti. O açıdan akılda kalkan en onemli şeylerden bir tanesi. Bu yıl Alman basınında da dikkat çeken Mike Pence'in konuşmasında Trump'tan selam getirdim derken, bu selamın normalde alkışlanmasını bekliyordu ve beş saniye boyunca bekledi ve salondan hiç kimse alkışlamadı. Bu tabii ki bir şok oldu. Aslında aynı zamanda salonda katılanların ozellikle Avrupa'daki siyasetçilerin Trump konusundaki tutumunu çok iyi ifade ediyor. Geçen sene de Benjamin Netanyahu, elinde İran'a ait olduğu ifade edilen insansız savaş uçağının parçasıyla sahneye çıkıp şov yapmıştı. Bu bakımdan bu konferans onemli, herkes bunu kendi açısından kullanmaya çalışıyor. Kendi siyasetini yeniden ifade etmenin yolu."

' MERKEL ÇİN'İ DE İÇEREN INF ANLAŞMASI İSTİYOR AMA ÇİN YANAŞMADI'

Konferansta, Almanya Şansolyesi Merkel'in, ozellikle Rusya ile ilişkiler, İran'la nukleer anlaşmanın tek taraflı çope atılması ve otomotiv sektorune konulan gumruk duvarları konularında adeta ABD'ye meydan okuma taşıyan konuşmasına dikkat çeken Özdemir, Berlin'in Washington'ın 'tek taraflı' politikalarından duyduğu rahatsızlığın apaçık ortaya serildiğini kaydetti. Özdemir, Merkel'in ABD'nin INF anlaşmasından çekilmesini de eleştirdiğini ve yeniden muzakere yolları aranmasını istediğini belirtirken, Rusya'nın bu konuda sunduklarına karşı 'ihlalci' olduğu iddialarının altını dolduracak bir kanıt bulunmadığını da Almanya medyasının yazdığını aktardı. Özdemir, Merkel'in Çin'i de anlaşmaya katma arzusunun ise Pekin'de karşılığı olmadığının altını çizdi:

(C) REUTERS / Francois Lenoir

"Munih her ulkenin kendi pozisyonundan geri adım atmadığı bir konferans. Ama Merkel'in rahatlığı bu sefer daha dikkat çekiciydi. Hatta Alman basınında elinde konuşma metni olmadan konuştu. Çunku bu sefer bir başbakandı. O konuşma mesajlarında da açık olarak Amerika'ya mesajlar verdi. Bunlardan bir tanesi 'Rusya ile normal ilişkileri surdurmemiz gerekiyor. Bizim Rusya'dan doğalgaz almamız gayet normal' dedi. Bu bakımdan Amerika'nın Kuzey Akım 2'ye surekli yapmış olduğu dirence karşı itiraz etti ve aynen şu cumleyi kullandı: 'Rus gaz molekulu gaz molekuludur. İsterse Kuzey Akım'dan geldin isterse Ukrayna ve Polonya uzerinden gelsin'. Amerika'nın itirazı Ukrayna ve Polonya uzerinden gelmesine karşı değildi. Ama Almanya ile Rusya arasında doğrudan Baltık Denizi altında bir gaz akışına Amerika muazzam bir şekilde karşı. Almanya bu konuda geri adım atmadı, 'Biz bu konuda politikamızı surdureceğiz, ama eğer Amerika kendi kaya gazını satmak istiyorsa, biz bunun için de istasyon yaparız. Uygun fiyata teklif verdiğiniz takdirde Amerikan gazını da alabiliriz' dedi. Bu konuda açık Rusya ile ilişkilerini surdureceklerini ve burada sadece Çin ile Rusya arasında bir yakınlaşma değil aynı zamanda Almanya'nın da bu ticari yakınlaşmada olmasını soyledi. Çunku Rusya ile Almanya arasında ticari hacim oldukça yuksek. Almanya içinde de nasıl bir Rusya politikası izlenmesi gerektiği konusunda tartışma var. Diğer bir konu otomobil konusu. Amerika'nın Alman urunlerine getirmek istediği gumruk vergileri konusunda Merkel açık bir tavır aldı ve 'Guney Carolina'da uretilen bir Alman otomobili nasıl olur da Amerika'nın guvenliğini tehdit edebiliyor? Bunu açıklayın' dedi. Pence tabibi ki buna cevap vermedi. Rusya'nın INF anlaşması konusunda çekilmesine itiraz etti. Burada ihlallerin olduğunu soyledi. Ama iki hafta once Der Spiegel dergisi, bu konuyla ilgili uzun bir analiz ve haber yayınlamıştı. Bu haberde aslında Rusya'nın elinden gelen butun belgeleri ortaya koyduğunu ve Avrupa devletlerini de Amerika'yı da ileri surulen uzun menzilli 2600 km uzunluğundaki fuzelerin gormesi için teklifte bulunduğunu ama bunların hiçbirinin kabul edilmediğini soyledi. Aslında Avrupa'nın elinde de Rusya'nın elinde uzun menzilli nukleer başlıklı fuzelerin olduğu konusunda çok somut bir veri yok. Ama bu konuda Amerika'nın tezlerini de hala surdurmeye çalışıyor. Merkel'in şu soylediği dikkat çekici aslında. Donemin Sovyetler Birliği ile Amerika arasında Avrupa'nın guvenliği için bu anlaşma imzalandı denildi 1987'de Regan ile Gorbaçov arasında. Avrupa'nın guvenliğini ilgilendiren bir anlaşma eğer feshedilecekse neden Avrupa'ya sorulmadı diye sordu. Eğer bizim guvenliğimiz açısındansa bu bakımdan da bir itiraz yoneltti Amerika'ya yonelik. Çin'in de bu anlaşmaya dahil olmasını istedi. Çin hafif bir şekilde biz bu işte yokuz dedi."

' AVRUPA, İRAN İLE İLİŞKİLERİNİ SÜRDÜRMEK İSTİYOR AMA…'

Özdemir, Avrupa Birliği (AB) ulkelerinin İran ile ticari ilişkileri surdurme niyetinde olduğunu ancak ABD'nin yaptırım tehdidinin de ciddiye alındığını vurguladı. "Avrupa artık eski Avrupa değil" diyen Özdemir, İran konusunda Almanya-Fransa ekseninin ticari ilişkileri surdurme kararlılığına atıf yaptı. Ancak Özdemir'e gore Avrupalı şirketler ABD yaptırımlarından korktukları için bu politika tam olarak işe yaramıyor:

"Nukleer anlaşma konusunda ozellikle INF konusunda Almanya'nın daha once de Amerika'ya bekle teklifi yaptığını ama Trump'ın aslında Ekim ayında bu anlaşmayı feshedeceği ifade ediliyor. Ama Merkel'in ozel girişimiyle en azından diplomatik olarak Rusya'ya haksız gorunmemek için bir sure tanınmasını teklif ettiğini soyluyor. Aslında Trump, Avrupa'yı hiç dikkate almıyor izlemiş olduğu politikalarla. 'Sizin bir oneminiz yok, Amerika, eski Batı'nın lideri olarak biz istediğimiz politikaları yaparız ve siz bunlara uymalısınız' deniliyor. Ama Avrupa da eski Avrupa değil. İran konusunda Amerika'nın butun itirazlarına rağmen Almanya-Fransa ekseni İran ile ticari ilişkileri surdurmeye kararlı. Amerika'nın çizdiği çerçeveye uymama konusunda niyetlerini ifade ediyorlar. Para transferi için ayrı bir mekanizma oluşturulmasını, ticaretin surdurulmesi konusunda yoğun bir çaba sabrediyorlar. Ama bir suru Alman şirketi bu sure içerisinde endişe içerisinde. Amerika'nın yaptırım politikalarının kendilerini, Amerika ile olan ticari ilişkilerini zayıflatacağını ifade ederek, çekilmeye başladılar. O açıdan bir şekliyle politik anlamda İran ile normal ilişkilerini surdurulmesini istiyorlar. Ama diğer taraftan ekonomik olarak korkuyorlar.

' ABD, RUSYA FOBİSİ YAŞAYAN ÜLKELERİ KENDİSİNE DAHA YAKINLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR'

Diğer yandan Özdemir konferanstan bir gun once AB dışişleri bakanlarının Rusya'ya yonelik yeni yaptırım politikalarını belirlediğini de anımsattı. AB'nin siyasi resimde ABD ile aynı çizgide durduğunu belirten Özdemir ancak iş ticari ilişkilere geldiğinde AB'nin Rusya ile ilişkileri koparmamaya ozen gosterdiğini kaydetti. Özdemir, ABD'nin Avrupa'da şekillenen ayrılıkları ayıd ettiğini dile getirirken, ozellikle Doğu Avrupa hattını kendine yakınlaştırma çabasına dikkat çekti. Bu durumun ise Avrupa içinde bolunmeyi derinleştireceğinin altını çizen Özdemir, buna karşılık Almanya ile Fransa'nın 'Avrupa'nın kendi ayakları uzerinde durmasını' sağlayacak yonelimlere giriştiği goruşunu dile getirdi:

"Konferanstan bir gun sonra Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları, Pazartesi gunu Rusya'ya karşı yeni yaptırım politikaları belirlediler. Bazı alanlarda Avrupa ile Amerika ortak bir tutum alıyor. Bu alanların çoğunda Rusya'ya karşı siyaset yer alıyor. Ukrayna bunun en başında geliyor. Aynı cephede hareket ediliyor. Ama iş ticarete geldiğinde ise Avrupa Birliği, Rusya ile olan ticari ilişkilerini zedelememek için buyuk bir gayret gosteriyor. Bunu dengeli goturuyor. Bu denge içerisinde Rusya ile ilişkileri koparmamaya da ozen gosteriyor. Kopardığı takdirde ticareten zayıf duşeceklerini biliyor. Onun için Almanya ve Fransa arasındaki stratejik işbirliği de aslında bir şekliyle Avrupa uzerinde bir egemenliği Rusya ile dengeleme, Amerika'yı zamanla çekme, ileride eğer Avrupa'da soz konusu olacaksa Avrupa'daki siyasi askeri kararları biz verelim diyorlar. Bunu aslında Amerika da fark ediyor. Onun için de Avrupa'yı kendi içerisinde bir bolme hareketi, Doğu Avrupa ulkelerini, Rusya fobisi yaşayan ulkeleri kendisine daha yakınlaştırmayı istiyor. En sonunda İran konusunda konferansı Polonya'da yaptılar ki Varşova'da bu konuda tepki yoğundu. Ama bu aralarındaki bolunmeyi, Avrupa içinde bolunmeyi daha da derinleştirecek. Almanya ve Fransa'nın tek başına Rusya'ya karşı nasıl bir siyaset izleyeceğini belirlemesini engellemeye çalışıyor bence.

' ALMANYA İLE FRANSA DENGE POLİTİKASINA YÖNELİYOR'

Özdemir bu gelişmeler ışığında ozellikle Alman kamuoyunda ve medyasında yurutulen tartışmalara da atıf yaptı. Konferans oncesinde açıklanan bir rapora atfen, Avrupa'nın ABD, Rusya ve Çin'in yanı sıra 'buyuk guçler' arasında yer alamayacağından hareket eden Berlin ile Paris'in denge politikasına yoneldiği goruşunu dile getiren Özdemir, bu kapışmaların ulkelerin iç siyasetlerindeki durumu da değiştirdiğini vurguladı:

"Pek çok makalede tartışılıyor Avrupa'nın duruşu. Avrupa'nın kendi ayakları uzerinde durması gerektiği… orneğin bu konferansa Macron da karılacaktı. Aslında Achen anlaşmasında ifade edilen ortak bir dış politikanın, Avrupa'nın siyaseten ortaya çıkması konusu planlanıyordu. Ama sonra Macron ziyaretini iptal etti, Sarı Yelekler neden olarak gosterildi. Ama bu ittifakın biraz dinmesini, biraz olgunlaşmasını beklemek lazım. Aksi takdirde Avrupa içerisinde yeni gerilimlere yol açabilir. Âma şu Avrupa'nın Amerika'dan bağımsız bir politikaya sahip olmasının Merkel'in kendisi de Munih'te seçimlerden once soylemişti, 'Artık bu eski donemler bitti'. Ama siyaseten bu istendiği halde bunu askeri ve ekonomik olarak yapamayacaklarının farkındalar. Bu açıdan Munih Guvenlik Konferansı oncesinde rapor açıklandı. Raporda yapbozun parçaları kim toplayacak diye soruluyor. Bu raporda aslında dunyanın paylaşım surecinde Almanya-Fransa-İngiltere gibilerin emperyalizm kategorisinde daha ikinci ligde olduğu, asıl birinci ligin bugun Amerika, Rusya ve Çin olduğu ifade ediliyor. Onun için ikinci ligde olanların birinci ligdekileri devre dışı bırakıp yeni bir strateji yeni bir plan yapmasının pek mumkun olmadığı goruluyor. Ona gore ittifaklara dikkat ediyorlar. Onun için Avrupa'nın bu donemde ayrı bir buyuk aktor olarak dunya siyasetinde yer almayacağını Almanya da Fransa da açık olarak biliyor. Onun için de Rusya ile ilişkileri bozmamaya, dengeli bir ilişki surdurmeye, eski muttefik Amerika ile de yakın ilişki. Bu aslında bu ulkelerin iç kamuoyunda ya da partiler arasında da bir bolunmeye yol açıyor. Örneğin Almanya'da buyuk koalisyonu oluşturan Sosyal Demokrat ve Hristiyan Demokratlar arasında Hristiyan Demokratlar biraz daha Amerikan çizgisinden bakalım dış politikaya derken, Sosyal Demokratlar ekonomik ve siyasi çıkarlarımız onemli, biz hep Amerika'nın dediğini yapmak zorunda değiliz diyor. Bir Sosyal Demokrat olan Schroder, Kuzey Akım'ının en onemli aktoru ve bu ilişkileri de surekli kişi olarak değil aynı zamanda Almanya'nın bolgesel çıkarları adına yapıyor. Bu dengeyi korumaya çalışıyor, çıkarların birleştiği yerlerde ortak gidiyor. Diğer taraftan da karşılıklı gerilimler devam ediyor."