Özet (TL;DR) @ 2019-02-20T06:27:00.000Z: CHP tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na (İBB) aday gösterilen Ekrem İmamoğlu, dün katıldığı bir TV programında "Ben AK Partili insana bile iş teklif etmeyi düşünüyorum. 'Bana oy…
CHP'nin İstanbul Buyukşehir Belediye Başkan Adayı ve Beylikduzu Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, dun Haberturk'te Veyis Ateş'in sunduğu 'Akılda Kalan' programında soruları yanıtladı.
CHP tarafından İstanbul Buyukşehir Belediye (İBB) Başkanlığı'na aday gosterilen Ekrem İmamoğlu, Haberturk'te Veyis Ateş'in sunduğu 'Akılda Kalan' programına konuk oldu.
İmamoğlu, burada Ateş'in sorularını yanıtladı.
Çocukluğuna dair bilgiler veren İmamoğlu, "Daha çok anne ile hayat geçirdim. Babam tuccardı, işle uğraşıyordu. Annem tarımla uğraşıyordu. Bizde tutun vardı. Pek bilinmez, Trabzon Akçaabat'ta tutun yetiştirildi. Tutunu hem topladık, hem dizdik. Aslında imece kulturu. Trabzon'da tutun birkaç yuzyıllık bir tarım. Çok çalışkan bir anneyle yaşadım ben. Sabahın 5'inden gecenin 12'sine kadar mesai, bir de beni buyuttu" ifadesini kullandı.
(C) Fotoğraf : DHA
"Mevlut dedem uzun yıllar savaşmış. 6-7 yılı cephede geçmiş. 4 kardeş birlikte dağılıyorlar. En kuçuğu benim dedem. Rahmetli vefat edince ben dedeme kalıyorum. Buyuk dedem çok sahiplenmiş, ilk torun çocuğuyum" diyen İmamoğlu, açıklamalarına şoyle devam etti:
"Ben dizinin dibinde savaşı dinliyorum, var olmayı dinliyorum. İki kardeşinin şehit olduğunu biliyor. Donersem Trakya'da hayat kurarım, diye duşunuyor. Koyde evde kimse yok. Buyuk nine var, nine var. Dedem var, uç dul eş var. Dedem II. Dunya Savaşı'nda savaştan korunmayı çok onemserdi. Dedem Demokrat Partiliydi.
' BİZİM SOYADIMIZI NÜFUS MEMURU KOYDU'
Bizim soyadımız İmamoğlu. Aile kokumuz İmamoğlu. Bizim Osmanlı tapularımız var, orada İmamzade diye yazar. Soyadı Kanunu çıkınca hiçbir aile 'oğlu' soyadı alamamış. Daha sonra yasa değişiyor ve alıyorlar. Dedem gidiyor İmamoğlu soyadını istiyor, 'olmaz' diyorlar. Bizim soyadımızı nufus memuru koydu biliyor musunuz? Dedem kendini savundu diye 'Mudafa' soyadını koyuyor, 'Gıcık' diye de koyabilirdi. Karadeniz'de ozellikle Koprubaşı ilçesi bunun kokenidir, oradan dağılmadır. Akçaabat'tan dağılmışız. Turkiye'nin pek çok yerinde vardır.
' BELEDİYE BAŞKANLIĞIMDA BİNLERCE MEAL DAĞITMIŞ BİRİSİYİM'
Ben iyi bir Kuran eğitimi aldım. İlkokula gitmeden Kuran okuyordum. 5 yaşında başladım. İlk dayağımı da orada yemiştim, çok garibime gitmişti, yadırgamıştım. Sonra daha keyifli gelmişti bana. Dindar, inançlı bir ailemiz var. İlmihali ciddi anlamda ezbere sunabilen, hafız gibi okuyabiliyordum. İnancımı kendi içimde yaşayan birisiyim. Bir tek şu var, benim yadırgadığım şey, Kuran'ı bize Turkçe oğretmediler. Tabii ki Arapça okuyalım ama anlamını da oğretselerdi. Ben belediye başkanlığımda binlerce meal dağıtmış birisiyim.
' EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLARDANIM'
Ben inşaatın içinde bulundum. Önce inşaat malzemeleri işi yapardı babam. 80'lerin başlarında muteahhitliğe başladı. Yalova ve Kadıkoy yakasında. Sonrasında Beylikduzu'nde. Kadıkoy'de oturuyorduk. Bağlarbaşı daha sonra Kadıkoy'de kendi yaptığımız binada. Sonra Beylikduzu oluyor. Zaten ben Kadıkoy'den universiteye Avcılar'a gidiyorum. Zaten okurken çalışıyordum. 89 Bağ-Kur'luyum ben. Emeklilikte yaşa takılanlardanım. Okul bitmeden ticaretle uğraşan biriydim.
' EŞİMİN ARKADAŞIMIN KIZ KARDEŞİ OLDUĞUNU ÖĞRENİNCE…'
Eşimle bir duğunde tanıştım. Arkadaşımın kız kardeşiydi. Öğrenince 'eyvah' dedim. Gonul geri çekilmiyor, sen ne kadar gitsen de. Tanışmayı bir boyut ileriye goturdum. Direkt 'benim evleneceğim kadın' dedim. Önce arkadaşımın kapısını çaldım, mertçe konuştuk. Nasıl bir hayat duşunduğumu ifade ettim kendisine. Bana soylememiş gibi oldu kabul ettiğini. Sureç tatlıya bağlandı. 18 Kasım 95'te evlendik. Eşim 18 Kasım, oğlum 18 Kasım, evlilik tarihimiz 18 Kasım'dır. Bizim için ozel gundur.
' ÇOCUKLARIN SEVGİSİNİ KAYBETTİĞİN AN SİYASETİ BIRAK DENDİ'
Kızım hayallerini 31 Mart sonrasına erteliyor. Yaptığım şeylerden gurur duyduğunu hep soyluyor. Beylikduzu Yaşam Vadisi'ni sahipleniyor, 'orası benim' diyor. Bir siyasi arkadaşım bana demişti ki, 'eğer bu kadar çocuk sevgisini yakalamışsın, bu muthiş bir şey! Çocukların sevgisini kaybettiğin an siyaseti bırak'…
' AKÇAABATLI USTAYA GİTTİM, KÖFTE YAPMAYI ÖĞRENDİM'
Keresteciler sitesinde Akçaabat Koftecisi'nin yerini kurduk. Allah rahmet eylesin, rahmetli oldu. Bir hafta sonra adam ortada yok. Oysa dukkanın açılmasını o istedi. İş başa kaldı mı? Hem universite oğrencisi, hem inşaatçısıyım bir de restaurant çıktı. Sonra 95'te Üskudar'da açtım. Ustanın morali iyiyse kofte guzel, evde kavga ettiyse kofte berbat. Akçaabat'a atladım gittim, orada meşhur bir usta var bana kofteyi oğretti. Artık her gun kaliteli kofte çıktı. Hep derim ki, 'işini bilmiyorsan o işin patronu olamazsın'. Gittim en iyi yoğurdu Duzce'de, Kaynaşlı'da buldum.
' İLÇE BAŞKANLIĞI MÜTHİŞ BİR OKULDUR'
98 yılında evimi Beylikduzu'ne taşıdım. Beylikduzu'nun varoluşunu yaşadım. Buyuk aile meclisini topladım, 'belediye başkanlığını duşunuyorum' dedim. ANAP'ta kısa zamanda bir siyasi hayatım oldu. Aileme 'Ben CHP'den siyasete gireceğim' dedim. Rahmetli amcam AK Parti'de siyaset yaptı, CHP'liler de vardı. 'Aileden birisi siyaset yapacaksa ben siyasete girmeyeceğim' dedim. 2008'de CHP'ye uye oldum. Birkaç yıl sonra aday adayı oldum. 4,5 sene ilçe başkanlığı yaptım. İlçe başkanlığı siyasi tarla açısından muthiş bir alan, muthiş bir okul. O zaman sayın Akif Hamzaçebi, Mehmet Ali Özpolat, sayın Tamaylıgil beni ikna etti. Kendimi çok adadım.
' SADECE KURUMSALLIĞA SAYGI DUYARIM'
Ben geri adım atmadım. Sadece kurumsallığa saygı duyarım. CHP'nin kurumsallığına sorulması gereken husus varsa izin alırım. Sorulmaması gereken bir şey varsa karar alırım. Basına, kamuoyuna açık tek bir cumlemi, yorumumu bulamazlar. Hasan Karakaya için izin almayı gerektiren bir şey yok. İlçede yaşıyor, ailesini ziyaret ettim. Vicdanen buna gerek duydum. Ölmeden iki gun once bana hakaret dolu yazısı var. Telefonda konuştuk, şunu soyledi 'sayın başkan biz de seni seviyoruz, bunun detayını konuşuruz, şu an Mekke'deyim, doner donmez arayacağım' dedi. Sonra vefat etti. Vicdanen rahmet diledim. Ailesine gittim, çok da memnun oldular. Hakkımda 3 tane hakaret dolu koşe yazı yazmıştı. Dava açma hazırlığı yaparken, sadece bir konuşmak istedim, diyalogla duzeltmeye çalıştım, ama Hac'dan cenazesi geldi.
' EVDE AİLECE HABER İZLEMİYORUZ'
Hangi parti olursa olsun butun siyasi parti ilçe başkanlarıyla dostluk kurdum. Kongrelerine gitmek için can attım, evime davet ettim. Ben rakibimin proje tanıtımına gittim. Bu insani ve gerçekçi bir tavır. Sahada yaşadığım şey şu, sanki ben uzaydan inmişim gibi. Aslında neysem oyum. Evde biz haber izlemiyoruz. Niye? Haberlerdeki o siyasi kurgu, dil, çok uzucu. Her gun 'vatan haini misin, değil misin' bunu tartışıyoruz. Boyle bir şey olabilir mi?
' BEN HİSSEDİYORUM BUNU. 31 MART'TA BİR DEVRİM OLABİLİR'
Bence değişim isteniyor. Başta dil değişimi. Şu anda ben kendimi siyasette sahaya yansıtıyorum. 31 Mart'ta bir devrim olabilir, ben hissediyorum onu. Beklenmeyen insanlar siyasi reflekslerini bir gunde değiştirebilir. Değiştireceğine inanıyorum goreceksiniz.
' 10 KASIM'DA CAMİDE KUR'AN OKUTUYORUM CEMEVİNDE LOKMA DAĞITIYORUZ'
İlçe başkanıyken başladım, belediye başkanıyken devam ediyor. Her 10 Kasım'da camide Kur'an okutuyorum, cemevinde lokmalar dağıtılıyor. Ben buyuklerimin mezarına gittiğimde dua ederim. Ben sadece Ataturk'e değil kendi dedemi, sizin dedenizi anıyorum. Onlar da milli mucadelenin içerisindeydi. Gençler 'biz niye 10 Kasım'da mevlit okutmuyoruz' dediler. 'Tam da yureğimdekileri soylediniz' dedim.
' MHP'NİN YÖNETİCİLERİ BENİ HAKLI BULDU'
(C) Fotoğraf : DHA
Rauf Denktaş Kıbrıslı. Rauf Denktaş Beylikduzu'nde evi var. Eşi geldiğinde orada oturuyordu. Ben Rauf Denktaş'ı çok seviyorum. Dolayısıyla bir hayalim vardı. Bir heyet kuruldu, bir sanatçıya tasarım yaptırıldı. Yani orada Londra Antlaşması'nın imza anı. Orada imza atan Makarios var doktor Fazıl Kuçuk var. İngiliz temsilci var. En sağdaki genç Rauf Denktaş var. Ecevit ne ifade ediyor? Rahmetli Erbakan ne ifade ediyor? Orada mucadele var. Bu bir tasarım tarihi anlatıyor. Sayın Erdoğan 'one minute' dediğinde hangi bayraklar asıldı. Erdoğan'ın işaret parmağıyla gosterdiği Peres'i gosterdi. Ben bunu sayın Cumhurbaşkanı'na anlattım 'tamam, tamam' dedi. Bunu eleştiren bir ulkucuydu. Alperen Ocakları daha sonra açıklama yaptı, 'Bu bir Makarios anıtı değildir' dedi. MHP'nin yoneticileri geldi beni haklı buldu. O anıt orada tam 3 yıldır duruyor. Ne bir tepki var ne bir şey.
' BIRAKTIĞIM YERE BİR DAHA ASLA GERİ DÖNMEM'
Beylikduzu'nde tamamlamak istediğim bir şeyler var dedim. Ama kararlılık surece liderlik yapmanın en baş unsurlarından bir tanesi. Kararlılık liderden beklenen bir şey. İki kararlılığım var. Bir istenildiğim yerde bir karar verdim yola çıktım. İki bıraktığım yere asla bir daha geri donmem. Orada bir ekip var, başkan var, iyi biliyorum, onun da yetiştireceği insanlar var. Buyukşehir belediyesini kazanacağım yine Beylikduzu'ne hizmet edeceğim.
' KARAR VERİP YOLA ÇIKTIM'
Toplumla diyalog gucune inanıyorum. Zamanlamayı kendi zihnimde tabii ki tartıştım. Daha mı erken olmalıydı? Önunuzde 100 gun vardı, her şeyi yapacaksınız. Ben kendi koşullarıma bakarım. Benim kararım 'yapacak işlerim var' deseydim romantik olurdu. Rol almam gerekiyordu ve yola çıktım.
' İSTENİLMEK ÇOK KIYMETLİ BİR ŞEY'
Ben Turkiye'nin en onemli kulubune yonetici olduğumda kulupte benden buyuk futbolcular vardı. Siyaset bir gorev. Benim mesleğim değil. Hayatta beni değerli kılan o kadar çok iş var ki, en başta o guzel ailem var. Ailem, yeteneklerim, birikimim, iş dunyam. İstenilmek siyasette çok kıymetli bir şey.
' BEN ALIN TERİNE ÇOK KIYMET VEREN İNSANIM'
Belediyeci olmam, genç olmam, belediyedeki başarılarımın anlatılacak olması yuzunden istenildim. Efendim 'belediye istihdam uretemez, iş bulamaz' diye açıklama yaptılar kendileri. Belediye başkanı olmadığı için bilemez kendileri. Sizin kapınızı 100 kişi çalıyorsa 50 kişi iş istiyor. İddia ediyorum alın teri olmayan, çalışıyor gozukup çalışmayanların dışında kimseye çıkarmadım. Benden once mudurluk yapan 10 kişi hala mudur benim ilçemde. Ben alın terine çok kıymet veren insanım. İnsan kaynakları mastırı yapmışım bir insanım.
' CUMHURBAŞKANIYLA GÖRÜŞMEM UZLAŞMA TALEBİDİR'
Sayın Cumhurbaşkanı'nı ziyaret edeceğim talebi değil ki bu. Ben İstanbul'da buyuk şehir belediye başkanlığı yapmış yaşayan kişileri ziyaret edeceğim dedim. Rahmetli olmadan Ahmet İsvan Bey'i ziyaret etmiş birisiyim. Rahmetli olduktan sonra benim çektiğim goruntuler basıldı. Ben vefalı insanım. Partide emeği geçmiş insanlara vefa odulu veriyorum. Ben bu kararı verdim. Genel başkanımı aradım, kurumsal tavır bu. uygun gorur musunuz dedim. Direkt net cevap: Kesinlikle gidebilirsiniz. Bu aynı zamanda bir uzlaşma talebidir. Bence bu bir geçmişe duyulan vefa ve uzlaşma talebidir.
' BEN 'SİZİN CUMHURBAŞKANLIĞI TARAFINIZDAN OY İSTİYORUM' DEDİM'
Ülkenin Cumhurbaşkanı. Aynı duşunmuyor olabiliriz, tabii ki gider karşılarım. Bazı makamlar vardır, Cumhurbaşkanlığı makamıdır ki, kendileri oyle ifade ettiler, ben kendisinden oy istedim. Kendisi de iki gomleğim var dedi, biri AK Parti diğeri Cumhurbaşkanı dedi. Ben de 'Sizin Cumhurbaşkanlığı tarafınızdan oy istiyorum' dedim. Belediye başkanı insan ayırt edemez, Cumhurbaşkanı da ayırt etmemeli. Cumhurbaşkanı gelecek İstanbul'a gelip bir partinin adayını kotuleyecek, bana gore yanlış. Cumhurbaşkanı ortada durmalıdır.
' BEN ADAY OLUNCA 'İSTANBUL İTTİFAKINA TALİBİM' DEDİM'
İkisi aynı anda bu ulkeye çok doğru gelmedi. Koyde ihtiyar heyeti aranır. Biz uzlaştırıcıyı severiz. Abidir, amcadır, buyuğumuzdur. Cumhurbaşkanlığı boyle bir şey, belediye başkanlığı da tam boyle bir şeydir. Adil olmalısınız, herkese eşit olmalısınız. İstanbul'da 'Ben İstanbul'un ittifakına talibim' dedim. İçinde HDP, MHP, BBP, Vatan Partisi, Saadet Partisi her şey var.
' BUNU BANA SÖYLEYENLERİN HDP'Lİ AİLE DOSTLARI VAR'
Çok uzuluyorum. HDP Turkiye'nin resmi siyaseti partisi mi? Evet. HDP'ye oy verenler Turkiye Cumhuriyeti vatandaşı mı? Evet. Turkiye'de 82 milyon vatansever insan olduğuna inanıyorum ben. İnsanları kategorize etmek, terorist diyen nitelemek bu ulke için en buyuk tehdit. Ben İstanbul'da 16 milyon vatansevere hitap ediyorum. Bunun içinde HDP'lisi de var, BBP'lisi de var çok net. Dolayısıyla o şekilde insanları tanımlayanlar suç işliyor. Bugun Siirt'li bir vatandaş gelip, 'içim yanıyor, ben şehit aileseyim, beni terorist olarak tanımlıyorsunuz' dedi. Toplumda gozyaşıyla insanlar geliyor ve 'ben teroriste benziyor miyim?' diye tepki gosteriyor HDP'liler. Bunu bana soylemeye cesaret edenlerin HDP'ye oy veren aile dostları var, kapı komşusu var.
' BANA OY VERMEYENLER PİŞMAN OLACAK ÇÜNKÜ ONLARI MUTLU EDECEĞİM'
HDP ile organik bağım yok. Ama siz çok değerli şehir plancısısınız, size iş teklif ediyorum. Donup sizin HDP'li mi olacağınıza bakacağım. Ben AK Partili insana bile iş teklif etmeyi duşunuyorum. Bana oy vermeyenler pişman olacaklar dedim. Çunku en çok onları mutlu edeceğim. Ben 10 yıl AK Parti tarafından yonetilmiş bir ilçede nasıl yuzde 13 fark atabildim. Beni pazarda bir hacı amcanın iki yakamdan tutup 'ne işin var o partide' dediğini biliyorum. Bu kotu bir takıntı. Bu belki benim partililerimde var.
' İNSANLAR BENİM DEMOKRATLIĞIMA EYLEMLERİMLE KARAR VERSİN'
Ben o teyzemizin çok masum olduğunu biliyorum. Bugunku siyasi atmosferin kurbanı aslında. Tanımadığı insana kin duyan milyonlarca insan var bu ulkede. Beni tanımadan 'sağcı, faşist, MHP'li, solcu' dediler. 'Beni tanıyın, bir çay içelim, konuşalım ondan sonra karar verin' dedim. Bırakın terminolojilerin uzerinden tanımlamaya. Ben demokrat bir insan olduğuma yuzde yuz inanıyorum. Vatandaşlar benim eylemlerimle demokrat olup, olmadığıma karar versin istiyorum. Gerçekten sola, sosyal demokrat bir ablanın çıkıp, benim için 'Benden daha sosyal demokrat bir insan var karşımda' dedi. Hiç unutmam o insanı.
' TANZİM SATIŞIN BİR KÜLTÜRÜ VAR BÖYLE OLMAZ'
Tanzim satışı yapan benim partimdeki geçmişimdeki belediyeler. Tanzim satışın bir kulturu var. Satın alma, yonetim biçimi var. Tarım alanından şehire uzanan bir çizgisi var. 'Domates biber patlıcan' şarkısı da yanlış o da yanlış… Seçime 2 ay kala tanzim satışı olmaz.
' İSTANBUL'DA DEPREM OLSA ÇOK BÜYÜK SIKINTI YAŞANIR'
Ben aynı zamanda inşaat uretmiş birisiyim. Ben Duzce'de, Golcuk'te deprem olduğunda oraya gitmiş birisiyim. Ben bu işi biliyorum çok net. Beylikduzu'nde 15. katta depremi yaşadım, kendi yaptığım binada. Sonra Avcılar'dan girdim, yıkılan binalar olmuştu. Binalar onunde toplanmıştık. Başladılar bana sarılmaya, 'sen bize sağlam evler yaptın' diye. Keşke bir gunde herkesin evini sağlamlaştırmak isterdim. Kartal'daki olay bile bir mahalleyi, Kartal'ın buyuk kısmını felç etti. Allah esirgesin deprem olduğunda İstanbul çok buyuk sıkıntı yaşar. İstanbul'un yarasını Turkiye sarmakta zorlanır.
' ALTINDAN KALKAMAYAN VATANDAŞA KONUT DESTEĞİ VERECEĞİZ'
20 senede deprem adına hiçbir şey yapılmadı denebilir. Daha acı bir şey soyleyeyim. Beylikduzu'nde bir semtim var. Kentsel donuşum için buyukşehir belediyesinde mucadele verdim, siyaset yaptılar. Evet dedikleri kararı o gun meclisten geri çektiler. Sebep ne biliyorsunuz? 'Bunu geçirirseniz biz İmamoğlu'nu Beylikduzu'nde bir daha yıkamayız'. İnsanların evlerini yenilesi için destek vereceğiz. İmkanı olmayan vatandaşlarımız var. Altından kalkamıyor, ona sosyal konut projesi. Onu biz finanse edeceğiz. İstanbul'da milyarlarca lira rant elde edilen bir gelir var.
' İSTANBUL SIKIŞIK TRAFİKTE DÜNYADA İKİNCİ KENT'
Ben sayın Yıldırım gibi harita çizmeyeceğim, ondan iyi çizerim ama. 39 ilçe var, bu şehrin koordinasyonu yok. Gelin 5 ilçe aynı sorunu yaşıyorsunuz, gelin trafiği tartışalım denilmiyor. Şu caddeyi tek yon yapsak şu sorun bitecek deniliyoruz. Bazen insanların trafikteki tecrubeleri bile çozumdur. Herkes sureçte olacak. Ortak akıl masası olacak. Dunyada 165 kent içerisinde durağan trafikte 144. sırada İstanbul. Dunyanın en sıkışık trafiği konusunda ikinci. Moskova birinci. Bu istatistikler bu yonetim doneminde olmuş. 90'lı yıllarda deniz ulaşımı yuzde 10'larda şu anda yuzde 2'lere geriledi. Bir koordinasyon, iki metro. Raylı sistem burada en değerli iş.
' BUNU HAYAL ETTİĞİMDE ÇİZGİ FİLM GİBİ GELDİ BANA'
Biz 5 yılda 240 kilometre metroyu hedefliyoruz. Ben sayın Yıldırım'ın çok ilgimi çeken bir çozum onerisi var. Aynı hızda giden bir trafik. Ben hayal ettiğimde çizgi film gibi geldi. Trafik durmayacak ama 20 kilometre akan trafik yapacağız dedi. 750 metre mesafe diyor, o bizim projemiz. Dunyada en fazla yuruyerek ulaşılan şehirlerin başında İstanbul. Gunde 10 kilometre civarında yuruyerek ancak erişime ulaşabiliyoruz. Öyle yerler var ki, 17-18 kilometre yurumek zorunda.
' DSP'LİLER DE BİZE OY VERECEK. ŞİŞLİ'DE CHP KAZANACAK'
Burada konsolidasyon guçlu olacak. Mevcut sistemin yurumediğine, mutsuz olduğuna inanan en az yuzde 60 insan var. Bunu hissediyorum. Ne kadar oyunu alırız bilemiyorum. İstanbul'un yuzde 60'ı 'fırsatını bulsam İstanbul'u terk ederim' diyor. İnsanlar artık İstanbul'da hayal kuramıyor. İyi yerel yoneticiler iyi, kotu yerel yoneticiler kotu kentler yaratır. Bugun mevcut yonetimin karşısında en guçlu, en doğru, en iyi yoneteceğine inandığı kişi olduğunu duşunuyorum. İlçelerde DSP'ye donuk bir eğilim olabilir. O insanlar buyuk şehirde ayrı oy kullanacaklar. Ben DSP uzerinden yarışı tercih edecekleri insanların da hayal ettiklerinin çok altında oy alacaklarına inanıyorum. Şişli'de CHP'nin kazanacağına inanıyorum.
' 15 TEMMUZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNDE UTANÇ VERİCİDİR'
Turkiye Cumhuriyeti tarihinin utancıdır. Boyle bir darbe girişimini yaşamak bizim için utanç verici. Ne yazık ki, devletin içine sızmış, goz gore gore, yıllar oncesinden bunu Uğur Mumcu, başkaları yazmış. Bu tehdidi anlatmış. Geldi geldi, gunun sonunda bizi buldu. Teror orgutunun o gun bize yaşattıkları Turkiye tarihinde utanç vericidir.
' POLİS MEMURU ARKADAŞ 'EKREM ABİYİ TANIRIM' BEYANINI VERDİ'
O gun kadınlara yapılan saldırıyı takip etmek adına kendimi mesul hissettim. Gurpınar mahallesindeki o ablaları savundum. Gurpınar mahallesinde karakol basmak mı? Polisler en çok beni sever. O konuda soruşturma izni yok. Hakaret edildiği soylenen polis memuru arkadaş, 'Yok oyle bir şey, Ekrem abiyi tanırım' diyor. Siyahı beyaz nasıl yapıyorlar, çok marifetliler.
' FOLKLOR BANA GURUR VERİYOR'
Horonu ozel hoca tutarak 20'li yaşlarda oğrendim. Başka oyunlar da oynarım. Folklor bana şunu veriyor, gurur duyarsınız. Horon hareketlilik ve ritmi yakalamaktır. Bana horon dersi veren hoca, 'kemençeyi içinde hissettir' dedi. Bunu hiç unutmam.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.