Özet (TL;DR) @ 2019-02-20T08:44:00.000Z: Sabah yazarı Hıncal Uluç, Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filminin henüz vizyondayken Netflix'e satılmasını değerlendirdi. Eleştirenlere "Netflix bir gerçektir arkadaşlar" diye seslenen Uluç, "Netflix…



Sabah yazarı Hıncal Uluç, Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filminin henuz vizyondayken Netflix'e satılmasını değerlendirdi. Eleştirenlere "Netflix bir gerçektir arkadaşlar" diye seslenen Uluç, "Netflix ve benzerleri bu ulkeye er geç gelecekti. Yılmaz Erdoğan sadece onculuk etti, çabuklaştırdı" ifadesini kullandı.

Hıncal Uluç, "Netflix bir gerçektir" başlığıyla yayımlanan yazısında Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filminin henuz vizyondayken Netlix'e satılmasını değerlendirdi.

"Bir kıyamettir gidiyor. Efendim, Yılmaz Erdoğan, Organize İşler /Sazan Sarmalı filmini, vizyondayken Netflix'e de satmış. İşi 'Yılmaz Erdoğan dolandırıcılık yaptı. Seyircisini ve diğer yapımcıları 'Sazan' durumuna duşurdu'ye kadar vardırmasalar, gulup geçecektim" diyen Uluç, şunları kaydetti:

-- Netflix, maddi imkanları sınırlı, kuçuk, bağımsız yapımcılara, hele de, gişe yapma ihtimali çok duşuk, sanat filmlerine kollarını açan bir ortam.. 2017'de Cannes Film Festivali yoneticileri "Geleneksel sinemaya darbe vurur" diye, Netflix için yapılan filmleri boykot ettiler. 2018'de ise, Cannes'ı boykot eden Netflix oldu. Alfonso Cuaron'un filmini Cannes'a değil, Venedik'e yolladılar. Altın Aslan aldı. Alfonso Cuaron'un Netflix filmi, Roma. Oscar'a başta, hem En İyi Film, hem de En İyi Yabancı Film olmak uzere 10 dalda aday olan Roma.. Bugune dek, katıldığı yarışmalarda tam 161 (Yuz altmış bir) odul alan Roma, ki, Altın Kure'de de En İyi Film seçildi. Şimdi, Netflix gibi bir ortam olmasa, Roma olabilir miydi, iyi bir duşunelim?

Hıncal Uluç, yazısına şoyle devam etti:

"Gişeden korkmadan, kaliteli, sanat filmlerini teşvik eden bir ortam, sinemaya zararlı mı olur, faydalı mı, onu duşunelim once..

İkincisi.. Ben, cebinde parası olan Hıncal gidip, hem de tempur yatağına uzanıp, yanıma gelen çay kahve servisi ile filmimi beyaz perdede izliyorum.. Rekabet işi buralara getirdi. Peki ama, gecekonduda, mesela Roma filminin geçtiği yerlerde yaşayanların Roma'yı izleme hakları yok mu?. İlle on sene geçecek, film artık konuşulmaz olacak, o zaman mı, evlerindeki televizyona gelecek kendi hayatlarını anlatan film?.

Biraz toplumcu, biraz halkçı bakalım olaya..

Üçuncusu..

Netflix ve benzerleri, filmi sinemada seyretme zevkini ve keyfini oldurmez..
Evimde, hatta arabamda Netflix var. Ama daha hiçbirini tıklamadım.

Ben filmi sinemada izlerim.. Onun yerini hiçbir şey tutmaz çunku..

Dev ekran, muhteşem ses duzeni ve çevremde birlikte soluk aldığın insanlar.. Sinemaya gitmek bir sosyal olaydır!. Eve kapanıp, minnacık ekranda seyretmek ise yalnızlık..

Dorduncusu.. Yukarda soyledim..

Rekabet!. Network sineması, sinema salonlarını daha fazla rekabete zorlayacak, daha mukemmel salonlar, daha mukemmel kulisler yapmaya, fiyatları en alt duzeyde tutmaya zorlayacaktır.

Netflix ve benzerleri bu ulkeye er geç gelecekti. Yılmaz Erdoğan sadece onculuk etti, çabuklaştırdı.

O zaman..

Sinema adına, Turk sineması adına.. Sinemaya gitme gucu olmayan milyonlar adına ve rekabet yuzunden gelecekte daha da mukemmel salonlarda film izleyecek benim gibiler adına..

'Teşekkurler' Sevgili Dostum, Yılmaz!"