Özet (TL;DR) @ 2019-02-19T20:59:31.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye sınırında oluşturulacak güvenli bölgenin sahada çok yakında uygulamaya konulacağını söyledi. Avrupa'dan güvenli bölgenin tesisi için destek istedi. Erdoğan,…



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda Budapeşte Sureci 6. Bakanlar Konferansı'na katılan konuk bakan ve heyet başkanları onuruna verdiği akşam yemeğinde konuştu. Binlerce yıllık tarihi boyunca daima mazlum ve mağdurlara kucak açan İstanbul'un bugun de goç alanında onemli bir toplantıya ev sahipliği yaptığını ifade eden Erdoğan, toplantının ve yapılacak istişarelerin hayırlara vesile olmasını diledi. Uluslararası toplumun geçmişte emsaline az rastlanır bir goç kriziyle karşı karşıya bulunduğunu dile getiren Erdoğan, "Bugun dunya genelinde 260 milyona yakın goçmen, 68 milyonun uzerinde yerlerinden edilmiş kişi ve 25 milyonu aşkın multeci bulunuyor. Bu sayı ekonomik nedenler yanında açlık, kıtlık, iç savaşlar, teror saldırıları ve siyasi belirsizlikler gibi sebeplerle gun geçtikçe artıyor." diye konuştu. Erdoğan, insanların sadece daha iyi bir iş, daha yuksek bir hayat standardı için değil, hayatlarını devam ettirebilmek, karınlarını doyurabilmek, çocuklarına bir lokma ekmek bulabilmek için goç ettiğini belirterek, çıkılan bu umut yolculuklarının ise çoğu zaman olumle, felaketle sonuçlandığını kaydetti. Son 6 senede 18 binin uzerinde kişinin hayatını kaybettiği Akdeniz'i buyuk multeciler mezarlığına donuşturenin macera hevesi değil, çaresizlik olduğunu vurgulayan Erdoğan, Sahra Çolu'nun cehennem sıcağında solup giden hayatların her birinin gerisinde buyuk bir dram ve acı bir hikaye olduğunu soyledi. Erdoğan, kaderlerini bir derme çatma botla azgın dalgaların insafına bırakanların, bunu adrenalin tutkusundan değil, umutsuzluktan, artık başka seçenekleri kalmadığından yaptığını anlatarak, her şeyini geride bırakmış bu insanları açık hava hapishanelerine ve toplama kampı tarzı yerlere mahkum etmenin vicdanlara sığmayacağını ve hapsedilemeyeceğini vurguladı."İNSANLARI SİYASET MALZEMESİ YAPMAK YANLIŞTIR"Bu insanların dramları uzerinden siyaset yapmanın, toplumdaki on yargıları kaşıyarak siyasi rant peşine duşmenin de çok daha utanç verici olduğunu belirten Erdoğan, şoyle devam etti:"Filistinli multecilere verilen yardımları kesmek, onları yokluk ve yoksullukla terbiye etmeye çalışmak da insanlık dışıdır. 70 yıldır evlerinden, vatanlarından uzakta hayata tutunmaya çalışan insanları siyaset malzemesi yapmak, son derece yanlıştır. Ben butun bunları çatışmaların ve duzensiz goç hareketlerinin uzağında bir ulkenin cumhurbaşkanı olarak soylemiyorum. Birleşmiş Milletler verilerine gore dunyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan bir ulkenin cumhurbaşkanı olarak ifade ediyorum. Hemen her gun şahit olduğumuz insani trajediler, goç meselesinde aysbergin, yani buz dağının gorunen yuzudur. Goç ve multeciler konusunu sadece guvenlik perspektifinden ele almak, indirgemeci bir yaklaşım olacaktır. Daha yuksek duvarlar inşa etmenin, daha fazla dikenli tel çekmenin duzensiz goçu onlemek için çozum olmadığı aşikardır. Şayet bu meseleyi doğru bir değerlendirmeye tabi tutacaksak gorunenle, ozellikle suyun altında kalan kısma, yani asıl problemlere odaklanmalıyız.""GÖÇ, İNSANİ VE SİYASİ BİR MESELEDİR"Cumhurbaşkanı Erdoğan, goçun gerisindeki sorunlarla her yıl milyonlarca insanı evlerini, yurtlarını terk etmeye zorlayan sebeplerle cesaretle yuzleşilmesi gerektiğini aktararak, kaynak ulkelerle beraber gelişen Batılı devletlerin de bunu yapması gerektiğini soyledi. Erdoğan, bir tespit yapmakta fayda gorduğunu belirterek, "Goç, guvenlik boyutu da olan insani ve siyasi bir meseledir. Bu meselinin ozunde, adalet açığı ve empati eksikliği vardır." dedi. Dunyanın en zengin toplumlarıyla en fakirlerini kimi zaman bir denizin, kimi zaman bir nehrin, kimi zaman da belli belirsiz bir sınırın ayırdığını dile getiren Erdoğan, bir tarafta insanlar luks ve şatafat içinde yaşarken, sınırın hemen obur yanında açlık ve sefaletin kol gezdiğini anlattı."GELİR ADALETSİZLİĞİNİN KESKİNLEŞTİĞİ BİR YAPIDA GÖÇÜ BİTİRMEK MÜMKÜN DEĞİL"Erdoğan, gelir adaletsizliğinin bu derece keskinleştiği bir yapıda goçu tamamen bitirmenin mumkun olmadığının altını çizerek, sozlerini şoyle surdurdu: "Guç uzerine, guçlu olanın haklılığı uzerine kurulu mevcut kuresel sistem ise bu adaletsizliği daha da kurumsallaştırıyor. Mevcut duzen ne çatışmalara ne istikrarsızlıklara ne de insanları goçe iten sebeplere hiçbir çozum uretemiyor. Az gelişmiş ulkelerin kaynakları, yer altı, yer ustu zenginlikleri, altını, elması, madeni, petrolu halen eski somurgeci guçlerin kasalarına akıyor. Kimse gucenmesin. Açık ve net soyluyorum. Acaba bu Afrika'nın altını, elması, butun bakırları, kromları kimler tarafından bugune kadar somuruldu, kimler tarafından bunlar oralardan alınıp ulkelerine taşındı. Yeri geldiği zaman katliamlar kimler tarafından yapıldı. Ama bunlar tabii hep gizleniyor, bunlar konuşulmuyor. Cezayir katliamını biz unutamayız. Ruanda katliamını bizler unutamayız. Bunların hepsi ortada. Buralarda yuzler binler değil, buralarda yuz binler, yeri geldi milyonlar olduruldu. Burada şimdi goçu konuşanlar, nereden hareketle konuşacak? Buralardan hareketle konuşacak. Bu insanlar ulkelerini niye terk ettiler. Şu anda benim ulkeme gelenler acaba keyifle mi, zevkle mi geliyorlar? Varil bombaları uzerlerine yağdığı için, işte bu katil Esed'in o yağdırdığı varil bombaları neticesinde ulkelerini, evlerini, topraklarını terk etmek zorunda kaldılar." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenlerle 3 milyon 600 bin Suriyeli'nin Turkiye'ye geldiğini, onlara ev sahipliği yapmaya çalışıldığını ifade ederek, "Dunyada hak ihlalleri, çatışmalar surdukçe, zenginle fakir arasındaki uçurum genişledikçe, goçmenler her zaman yeni yollara yoneleceklerdir. Uluslararası toplum Libya, Suriye, Yemen, Afganistan başta olmak uzere çatışmalara son vermenin yollarını bulmaya mecburdur. Hiçbir ulkenin gunumuz dunyasında bu sorunlara coğrafi uzaklık, yakınlık merceğinden bakma luksu yoktur." şeklinde konuştu."HAYIR DÜNYADA BİR NUMARA DEĞİLSİN"Az gelişmiş ulkelere yonelik yapılan donorler toplantısında, "Dunyanın en zenginiyim." diyenlerin bir numara olduğunu soylediğini belirten Erdoğan, "Hayır dunyada bir numara değilsin. Durust olacağız. Milli gelire oranla az gelişmiş ulkelere, en az gelişmiş ulkelere destek verme noktasında dunyanın bir numarası, OECD rakamlarını soyluyorum Turkiye'dir. Ama milli gelire oranla soyluyorum. OECD raporlarını incelerseniz orada da bunu goreceksiniz." diye konuştu.Butun bu adımları atarken hep bir şeyi hedeflediklerini aktaran Erdoğan, "Eğer biz veren olmazsak yarın aynı duruma biz de duşeriz. Dunyanın devasa bir koye donuştuğu, mesafelerin anlamını yitirdiği, boylesi bir donemde artık Avrupa'nın kaderi Afrika'nınkinden, Kuzey Amerika'nın kaderi de Guney Amerika'nınkinden bağımsız değildir. Gelişen teknoloji ve ulaşım imkanları bizi birbirimize yaklaştırırken aynı zamanda problemlerimize ortak çozumler aramaya da icbar ediyor." ifadesini kullandı. Öte yandan yoksulluk, kıtlık, iç savaşlar, siyasi ve ekonomik sıkıntılar gibi sorunların, insan tacirlerine somurebilecekleri uygun bir zemin sunduğunu kaydeden Erdoğan, şoyle devam etti:"İnsan kaçakçılığının giderek terorle, uyuşturucuyla, orgutlu suçlarla, bağlantılı bir hal aldığını goruyoruz. Teror orgutleri arka planında kendilerinin olduğu, insanları goçe zorlayan sebeplerden de, sonuçlardan da çıkar sağlıyor. İnsan hayatı ve milli guvenliğimizi tehdit eden bu suç turuyle koordineli ve kararlı bir mucadele ortaya koymamız şarttır. Çozum yolu olarak multeci botlarını batırmak, ahlaki sıkıntıları bir yana sorunu çozumsuzluğe mahkum etmek demektir. Batı, giderek yaşlanan nufusu ve Doğu'dan gelen insan kaynağı ihtiyacı ortadayken bu sorunun sonuçlarından kendini kurtaramayacaktır." "TÜRKİYE, GÖÇ MESELESİYLE İLK DEFA YÜZLEŞEN BİR ÜLKE DEĞİLDİR"Cumhurbaşkanı Erdoğan, goç meselesinin sağlıklı bir zemine oturtulmasının en çok Batı ulkelerine yarayacağını ifade ederek, şunları soyledi:"Turkiye gerek coğrafi konumu, gerekse bolgesinde yaşanan hadiseler itibarıyla goç meselesiyle ilk defa yuzleşen bir ulke değildir. Biz asırlarca Doğu-Batı, Kuzey-Guney yonunde goçlere maruz kalmış bir coğrafyanın kavşak noktasında bulunuyoruz. En guçlu doneminde sınırları ve nufuz alanı 22 milyon kilometrekareye ulaşmış bir cihan devletinin bakiyesiyiz. Son iki asırda yaşadığımız olaylar, kardeş ve dost topluluklar için ulkemizi son sığınak yapmıştır. 81 vilayetimizin her birinde Kırım'dan, Kafkasya'dan, Balkanlar'dan, Rumeli'den hatta orta ve Uzak Doğu'dan, Guney Asya'dan goç etmiş milyonlarca vatandaşımız bulunuyor. Şehirlerimizde farklı etnik kokenlere, diller, inançlara, kulturlere sahip insanlar barış içinde bir arada yaşıyor. Sadece soydaşlarımız değil, zulum ve baskı goren herkes aradıkları emniyeti, ozgurluğu, dinlerini yaşama hurriyetini bu topraklarda bulmuştur. 15. yuzyılda İspanya'daki katliamdan kaçan Museviler, engizisyondan kaçan Hristiyanlar, Nazi zulmunden kaçan Musevi veya Hristiyan Almanya ve Avusturya vatandaşları bizim ulkemize sığınmışlardır."Turkiye'nin bugun de 3,6 milyon Suriyeli olmak uzere dunyanın farkı ulkelerinden 4 milyonun uzerinde goçmene ev sahipliği yaptığını aktaran Erdoğan, "2011'den bu yana çatışmaların devam ettiği Suriye'den ulkemize sığınan sığınan hiç kimseyi zorla geri gondermedik. Biz Aramileri geri gondermedik, Hristiyanları geri gondermedik. Biz obur taraftan Ermenileri geri gondermedik. Şu anda bizim ulkemizde 100 bine yakın Ermeni var. Bunların içinde 40 bin civarında vatandaşımız var. Diğerleri ise vatandaşımız değil ama biz bunları geri gondermiyoruz. Çunku bunlar bizim ulkemize niye geldi? Ülkelerindeki yaşadıkları sıkıntı nedeniyle geldi." dedi."BU MİLLET, HİÇBİR ETNİK UNSURA KARŞI BİR SOYKIRIMDA BULUNMAMIŞTIR"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu:"Dunyada şu anda Batı'da ozellikle sozde Ermeni soykırımı adıyla da bazı propagandalar yapılıyor. Biz de diyoruz ki bu tarihçilerin işidir. Gelin tarihçiler bu işi masaya yatırsınlar, çozsunler. Hayatımız boyunca, tarihimiz boyunca bu millet hiçbir zaman, hiçbir etnik unsura karşı bir soykırımda bulunmamıştır. Kapımıza gelen masumları ne kendi vatandaşına devlet teroru uygulayan rejimin ne de DEAŞ ve PKK gibi katil orgutlerin insafına terk ettik. Etnik kimliğine, diline, inancına bakmadan erkesi bağrımıza bastık. Onlara korunaklı bir çatı olduk."Her şeylerini geride bırakan bu insanlara eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal psikolojik desteğe kadar çok geniş bir yelpazede hizmet sunduklarını belirten Erdoğan, halihazırda Turkiye'de eğitim çağında 1 milyona yakın Suriyeli bulunduğunu, şartları zorlayarak bunların ancak 328 bini için eğitim imkanı sağlayabildiklerini anlattı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 7 yılda Turkiye'de dunyaya gozlerini açan Suriyelilerin sayısının 380 bini geçtiğini kaydederek, şoyle devam etti:"Sığınmacılar için kendi milli imkanlarımızla harcadığımız rakam Birleşmiş Milletler kriterlerine gore şu an itibarıyla 37 milyar doları aştı. Fakat Avrupa Birliği'nin bize verdiği soz, 3+3 milyar avro Turkiye'ye uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla odeyeceğiz dediler. Şu ana kadar bu uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla gelen bir milyar 750 milyon avro. Birleşmiş Milletler Multeciler Komiserliği vasıtasıyla gelen 750 milyon dolar. Bizim harcadığımız ise 37 milyar dolar. Hesap bu. Dunya hala bu işe sessiz, Batı sessiz. Birçok sozler de verdiler ama tutmadılar. Ayrıca ulkemiz Kuresel İnsani Yardım Raporuna gore 2017 yılında 8,1 milyar doların uzerindeki yardımla dunya ilk sıralara yukseldi. Aynı donemde dışarıdan ulkemize gelen yardım miktarı ise son derece kısıtlıdır. Avrupa Birliği'nin taahhut ettiği 6 milyar avronun henuz ilk dilimi dahi Suriyelilere ulaşabilmiş değil.""TÜRKİYE TEK BAŞINA BIRAKILDI"Duzensiz goç ve multeci meselesinde yuk olan değil, yuk alan bir ulke olarak Turkiye'nin sureçte tek başına bırakıldığını aktaran Erdoğan, "İnsani değerlerin yerini çok kısa surede on yargılara terk ettiğini goruyoruz. Biz 8 yıldır 4 milyon insana sahip çıkarken, ekonomik imkanları bizden fazla olan ulkeler 100-150 goçmeni kabul etmemek için adeta birbirini yiyor. Irkçı partiler başta olmak uzere Avrupalı siyasetçiler, multeci duşmanlığı uzerinden koltuk kapmanın hesabını yapıyor. Bugun dunyanın diğer devletlerine demokrasi ve insan hakkı dersi veren birçok ulkede, multeci ve yabancılar en buyuk tehdit olarak goruluyor. Zenofobi ve İslamofobi tıpkı zehirli bir sarmaşık gibi Avrupa toplumlarında gunden gune yayılıyor. Her gun vatandaşlarımıza yonelik faşist saldırılara, sırf Turk ve Musluman olmalarından dolayı haklarının gasbedildiğine dair haberler alıyoruz." diye konuştu. "İDLİB MUTABAKATI BÜYÜK BİR KİTLESEL GÖÇÜN ÖNÜNE GEÇMİŞTİR"Turkiye'nin bu tur olumsuzluklar karşısında elbette sessiz ve tepkisiz kalmasının mumkun olmadığını vurgulayan Erdoğan, şoyle devam etti: "Biz de ilgili birimlerimizle, muhataplarımız ve mahkemeler nezdinde gerekenleri yapıyoruz, yapmayı da surdureceğiz. Bunun yanında komşumuz Suriye'den ulkemize ve Avrupa'ya yonelen duzensiz goçun engellenmesi için de çaba sarf ediyoruz. Suriye kaynaklı goç probleminin tek çozum yolu, multecilerin bizim sınırlarımız içinde tutulması olarak gorulemez. Turkiye boyle bir yuku, boyle ağır bir sorumluluğu ilanihaye taşımak zorunda değildir. Ülkemiz son 8 senede insanlık adına, uluslararası toplum adına elini taşın altına fazlasıyla koşmuştur. Açık ve net soyluyorum, yeni bir goç dalgası yaşanması halinde artık biz bunu tek başına goğusleyemeyeceğiz. İşte İdlib olayında, eğer İdlib'teki halk Turkiye'ye girseydi ki 300-400 bin insandır, bu olay çok daha farklı bir şekilde gelişirdi onu da buradan soylemek zorundayım.Multecileri, Suriye içinde tutacak, ulkemizde olanları da tekrar vatanlarına gonderecek formullerin devreye alınması gerekiyor. Sayın Putin ile Soçi'de tesis ettiğimiz İdlib mutabakatı buyuk bir kitlesel goçun onune geçmiştir. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları geri donuşleri hızlandırmış, 12 bin multecinin kendi topraklarına geri donmesini sağlamıştır. Bugun ulkemizin terorden arındırdığı bolgeler, Suriye'nin en yaşanabilir ve huzurlu alanlarıdır. Krizin ilk yıllarında gundeme getirdiğim guvenli bolge formulu, Suriyeli multecilerin geri donuşleri için en pratik çozum yoludur. Bu formulun işlerliği, guvenli bolgenin, Turkiye'nin kontrolunde olması, diğer ulkelerin ise bize maddi lojistik destek sağlamalarına bağlıdır. Bu formulu, çok yakında sahada uygulamaya koyacağız. Sınır hattımız boyunca gerekli hazırlıkları yaptık. Planlarımızı, stratejilerimizi belirledik. Geçtiğimiz hafta bu meseleyi Soçi'de Sayın Putin ve Sayın Ruhani ile de ayrıntılı bir biçimde ele aldık." "GÖÇ OLGUSUNUN YÖNETİLMESİ ÖNEM TAŞIYOR"Erdoğan, Avrupalı dostların, guvenli bolge tesisinde Turkiye'ye gereken desteği vereceğine inandığını dile getirerek, "Turkiye olarak, topraklarımızda yaşayan milyonlarca Suriyeliyi, şayet bu şekilde kendi evlerine donduremezsek eninde sonunda sorun, Avrupa kapılarına dayanacaktır. Bunu da ozellikle bilmenizi istiyorum. Guvenli bolge konusunda ulkemize verilecek desteğin, multeci akınının ve teror tehdidinin engellenmesi suretiyle aynı zamanda Avrupa ulkelerinin kendi milli guvenliklerine yapacakları bir katkı olacağının altını çizmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

Duzensiz goçun ozellikle de engellenmesi kadar, en geniş anlamıyla goç olgusunun yonetilmesinin de onem taşıdığına dikkati çeken Erdoğan, "Bu yonde 2018 yılında onemli bir adım atarak, kuresel goç mutabakatını kabul ettik. Budapeşte Sureci 6. Bakanlar Konferansı Kuresel Goç Mutabakatı'nın kabul edilmesinden bu yana goç alanında yapılan en onemli ust duzey etkinliktir. 2006 yılından beri Turkiye olarak başkanlığını yuruttuğumuz Budapeşte Sureci, goç uzerine kaynak ve hedef ulkeler arasında iş birliğini amaçlayan değerli bir platformdur. Surecimiz, bugune kadar 5 bakanlar konferansı, 26 kıdemli memurlar toplantısı gerçekleştirerek, ruşdunu ispat etmiştir. 6. Bakanlar Konferansı sırasında vereceğimiz mesajlar ve alınacak kararlar, tum dunyada milyonlarca insanın hayatını etkileyecektir. Buradaki tum dostlarımın, meseleye bu hassasiyetle baktığına inanıyorum." şeklinde konuştu.