Özet (TL;DR) @ 2019-02-20T00:25:34.000Z: AK Parti'nin İstanbul adayı Binali Yıldırım, NTV'de yayınlanan "Adaylar NTV'de" programında, İstanbul 'da 55,5 milyon metrekare yeşil ağ olduğunu, kendilerinin de bu koridor üzerine 37,5 milyon…



AK Parti 'nin İstanbul adayı Binali Yıldırım, NTV canlı yayınında Ahmed Arpat ve Simge Fıstıkoğlu'nun sorularını yanıtladı.

_ Simge F ıstıkoğlu: Sizin kariyerinizde siyaset oykunuze baktığımız sıra dışılıklar var. Parlamenter sistemin son başbakanısınız, ardından planlanandan kısa sure suren Meclis Başkanlığı, çunku bir koltuğa talipsiniz. Aslında değişiklik siyasetçiler için biraz risk demektir. Ne hissediyorsunuz bu kısa sureli değişikliklerle ilgili._

Binali Y ıldırım: Ben bunlara alışığım. 2002'den veri ilk İstanbul milletvekili seçildikten sonra hemen Ulaştırma Bakanlığına başladım. İlk seçimde İstanbul'dan Erzincan Milletvekilliğine gittim, daha sonra İzmir milletvekili adayı oldum. Daha sonra İzmir Buyukşehir Belediye Başkan adayı oldum, sonrasında tekrar arar verdik 3 donemden dolayı. Sonra tekrar İzmir milletvekili oldum. Başbakanlık gorevi var, ulaştırma bakanlığından seçim oncesi istifa eden bakanlardan biri olarak 3 sefer istifa ettim 4 sefer dove geldim. Siyasi yaşamım 16 yıl içinde çok hareketli. Dolayısıyla alışığım boyle bir şey olunca hiç şaşırmadım ve yadırgamadım.

Ahmet Arpad: Say ın Cumhurbaşkanı ile de çok uzun sureye yayılmış bir yol arkadaşlığınız var.

Binali Y ıldırım: O tarafı ayrı tabi. 70'li yılların sonunda yolumuz kesişiyor. Ondan sonra beraber çalışma 1994 sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı ile beraber İDO Genel Muduru olarak başladım.

_ Ahmet Arpad: Gen ç bir siyasetçi için hayal kurulabilecek hemen her yere ulaşmışsınız. Herhalde bir Cumhurbaşkanlığı kaldı._

Binali Y ıldırım: Herkes kendi işini yapsın hiç karıştırmayın. Cumhurbaşkanımız var başımızda Allah sağlık sıhhat versin.

Ahmet Arpad: İstanbul Buyukşehir Belediye Başkan adaylığı geldiğinde bir tereddut ettiniz mi? Buraya kadar gelmişken tekrar sahaya inmek o farklı bir mesai gerektiriyor çunku.

Binali Y ıldırım: Benim siyasi geçmişim ve meslek geçmişime baktığınızda ben hep icraatın içinde bulunan bir insanım. Yol, kopru, havalimanı, internet ağları, hızlı trenler yani surekli insanımızın hayatını kolaylaştıran, yaşan kalitesini arttıran, doğu ile batı arasında altyapı farklılıklarını azaltan bir gorev alanım olmuş. Tabii Meclis Başkanlığı işte Ataturk'un koltuğu, Cumhurbaşkanından sonraki makam orası da çok onurlu bir yer. Milli iradenin tecelli ettiği yer. Kurtuluş Savaşımızı Gazi Mustafa Kemal oradan yonetti. Ama o gorevi de kısa sureli olsa da yaptım. Onun hazzını da aldım. Burada bir ihtiyaç hasıl oldu. Bu da benim hoşuma gitti doğrusu. Sevdiğim alışık olduğum surekli ureten, proje yapan muhendis olduğum için benim şeyime daha uygun geldi. Bir de tabi hanım ve çocuklarla, torunlarla da daha çok birlikte olma şansım olacak. O da işin tatlı tarafı. Kader çizgimizde ne varsa onu yaşayacağız.

_ Ahmet Arpad: Adayl ığınız açıklanmadan once bir konu vardı, "Bir protokol sorunu acaba yaşanır mı?" diye. Bu tartışmalara nasıl baktınız? Çunku o donem İstanbul'a ya da size ozel bir duzenleme yapılabileceği haberleri de çıkıyordu._

Binali Y ıldırım: O haberleri ben de gordum gulumsedim geçtim. Protokol dediğiniz şey size bir yazı ile verilir, bir zarfla geri alınır. Önemli olan insanların gonlundeki protokolunuz. İnsanların gonlunde makamınız varsa o makam en ustun makamdır. Gerisi gelip geçicidir. Ama bizim devlet geleneği dikkate alınacaksa protokol buyukten başlar. O bakımdan ben bunları dert eden birisi değilim. Biz yaptığımız hizmetlerin insanlarımızın gonlune dokunacak ne kadar çok iş yapmışsak bizim için en yuksek makam odur.

Simge F ıstıkoğlu: Başlangıcı Eyup Sultan'dan yaptınız. Cumhuriyet Halk Partisi'nin il seçim burosunu da ziyaret ettiniz. Hem orada nasıl karşılandığınızı sormak istiyorum hem de bir Cumhur İttifakı var. Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatı ile nasıl bir çalışma yurutulecek sizin tarafınızdan?

Binali Y ıldırım: Önce Eyup Sultan'a gittik orada şukur duamızı yaptık. Sonra oranın bir yaya yurume caddesi var esnaflarla buluştuk o cadde ustunde. Yol uzerinde AK Parti seçim irtibat burosuna uğradık. Yururken baktım sağ tarafta Cumhuriyet Halk Partisi irtibat burosu var oraya da girelim dedik. Planlı bir şey değildi. Girdik boyle bir şaşkınlık oldu kısa sure. Selamlaştık, tebrik ettik, başarılar diledik. Bu gayet normal bu niye yadırganır anlayabilmiş değilim. Savaşta değiliz, aramızda kan davası yok. İstanbul'un belediye başkanlığı için bir kampanya yurutuyoruz. Dolayısıyla ben bu kampanyanın olabildiğince sakin, bir gerginlik olmadan, İstanbul gundemine odaklı yapılmasını arzu ediyorum. Tabi ittifaklar var, ittifaklar arasında sert ruzgarlar esebiliyor bunlar genel siyasetin konuları. Ankara'nın işi. Ama bizim işimiz İstanbul. İstanbul'a yoğunlaşacağız, İstanbul'u anlatacağız, projelerimizi konuşacağız. İstanbulluların geleceğe yonelik beklentileri nedir, bunlara nasıl karşılık vereceğiz, ben kampanyanın, genel siyasetin gergin havasına kurban gitmesini istemiyorum. Bu yerel seçim çunku. Yerel yoneticiler seçilecek. Gundemin mumkun olduğunda İstanbul ve İstanbul sorunlarıyla ilgili olmasını diliyorum. Bunun dışında tabiki parti liderleri ittifakın tarafları kendi kampanyalarını kendi soylemlerini icra edecekler.

Ahmet Arpad: Bu beka tart ışmaları sizi rahatsız ediyor ben onu anladım.

Binali Y ıldırım: Bekaya itirazı olan var mı? Beka dediğiniz Turkiye'nin bayrağı, toprağı ile bolunmez butunluğu, milleti, devleti yani dort temel ilke, uniter yapımız, Turkiye'nin 780 bin metrekare toprağı içerisinde tek devlet, tek millet, tek bayrak şeklinde bir yapı. Bu yapıya kim itiraz eder? Burada sorun HDP olabilir. Ama HDP'yi de Kurt seçmenle ayırmak lazım. HDP'nin belirli bir şekilde teror orgutunun etki alanından çıkamadığınız bugun herkes biliyor. Ama butun Kurt vatandaşlarımızı, İstanbul'da yaşayan milyonlarca Kurt kardeşimizi HDP'nin kalıbı içerisine getirip sıkıştırmak onlara en buyuk haksızlık olur. Biz nihayetinde İstanbul'un tamamını yonetmeye, butun İstanbul'da 81 vilayetin her tarafından gelen, İstanbul'un zenginliğine zenginlik katan butun hemşerilerimize hizmet edeceğiz. Onların hayatını kolaylaştıracağız, yaşan kalitesini yukselteceğiz, geleceğe yonelik gençlerimize, kadınlarımıza yerel inisiyatifte daha fazla fırsat tanıyacağız. Dolayısıyla bu açıdan baktığımız zaman bir beka sorunuyla ilgili ben bir endişe taşımıyorum.

Simge F ıstıkoğlu: HDP'den bahsetmişken İstanbul'da Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti'nin ortak adayı olarak Ekrem İmamoğlu rakibiniz, HDP'nin ise aday çıkartmaması stratejik bir hamle olarak yorumlanıyor: Bu hamleyi nasıl yorumluyorsunuz?

Binali Y ıldırım: Burada doğrusunu konuşmak gerekirse hedef Kurt kokenli vatandaşlarımızdır. Oradaki oyları herkes kendi hanesine peşin peşin yazıyor. Ben bunu çok etik de bulmuyorum. Ben butun İstanbullu kardeşlerime, 'Biz bir genel seçim yapmıyoruz, milletvekilleri seçmiyoruz, Cumhurbaşkanı seçmiyoruz onları yaptık gitti. Şimdi İstanbul'u 5 yıllığına yonetecek sizin aradığınızda her an ulaşabileceğiniz, iç içe olacağınız yonetici seçeceksiniz' diyorum. Dolayısıyla bir takım ideolojik kalıplarla, on yargılarla hareket etmek bu şehrin geleceğine bir katkı sağlamaz. O yuzden adaylara bakın, adayların kapasitelerine bakın, tecrubelerine bakın, yapıp yapamayacaklarına bakın ona gore karar verin. Onun dışında geçmiş işte Cumhuriyet Halk Partisi-HDP arasındaki konuşmalar goruşmeler sanki şoyle bir hava oluşturuluyor, 'HDP Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve İYİ Parti'nin birlikte olduğu Millet İttifakı'nın içerisinde ve orada yerini alacak ve bu şekilde Kurt vatandaşlarımızdan destek alacağını duşunuyor'. Hiç kimsenin oyu bir partinin cebinde değildir. Seçmen artık bilinçlendi. Bu bizim içinde geçerli. İletişim kanalları çoğaldı. Gençler şu anda bizim klasik siyasetle pek ilgilenmiyorlar. Onların elinde internet var, sosyal medya var. Bu internet uzerinden her şeyi takip ediyorlar, ilgisiz filan da değiller.

Ahmet Arpad: HDP se çime girmiyor evet ama HDP seçmeni de kendi partisi adayı olmadığı için diğer adayları daha dikkatle izleyecek. Bu noktada sizin HDP seçmenine yonelik onları ikna etme adına bir kampanyanız, çalışmanız olacak mı?

Binali Y ıldırım: Özellikle HDP'ye yonelik bir çalışma yapmayı duşunmuyorum. Ben İstanbul'un butunune hitap eden bir kampanya yuruteceğim. Yani yol, trafik sorunu HDP'ye oy verenin de sorunu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne AK Parti'ye oy verenin de sorunu. Orada bir ayrım yapamazsınız. Hizmette siyaset olmaz. Benim bugune kadar yaptığım işlerde bunu gordum. Seçimde siyaset yaparsınız, kampanyanızda siyasetiniz, partinizin ilkeleri neyse bunları savunursunuz ama seçim gununden sonra artık siyaset bitmiştir, hizmet başlamıştır ve hizmette de siyaset olmaz. Herkesin ayağına hizmeti gotureceksiniz. Önemli olan sizden memnun olanlar değil onlar zaten size destek veriyor ve arkanızda duruyor. Gayrimemnun olanların sayısını ne kadar azaltabilirseniz sureç içinde o zaman toplumsal kucaklaşmayı o kadar başarmış olursunuz.

AK Parti'nin İstanbul adayı Binali Yıldırım, NTV canlı yayınında Ahmed Arpat
ve Simge Fıstıkoğlu'nun sorularını
yanıtladı. AK Parti'nin İstanbul adayı Binali Yıldırım, NTV canlı yayınında Ahmed Arpat ve Simge Fıstıkoğlu'nun sorularını yanıtladı.

Simge F ıstıkoğlu: Seçimin ertesi sabahı siz herkesin belediye başkanı olacaksınız. Dolayısıyla zaten ekonomik olarak biraz zor gunler geçirdik geçirmeye de devam ediyoruz. Acaba seçmenin de biraz daha barışçıl mesajlara, daha dingin vaatleri dinlemeye ihtiyaçları var mı sizce? Örneğin sanki gençler bunu daha çok talep ediyor.

Binali Y ıldırım: Tabii, karamsar bir tutum, karamsar bir tablo ulkeye de İstanbul'a da hiç bir yararı yok. 2008'den beri dunyanın ayarı bozuldu. Bir kuresel kriz başladı Amerika'da başladı hala devam ediyor. 10 yıldır dunyada ekonomi buyumuyor. Dunya ekonomisi 80 trilyon dolara çakıldı kaldı. Yuzde 3'un altında buyumeler gerçekleşiyor. Yuzde 3'un altında buyume demek dunya kuçuluyor. Enflasyonu, iş talepleri bunları dikkate aldığınızda buyuk bir sorunla karşı karşıyayız. Turkiye bu sorundan bağımsız değil. O bakımdan bizim mutlaka geleceğe yonelik daha toparlayıcı daha olumlu mesajlar vermek mecburiyetimiz var. Bu tabi bir hayal dunyasına suruklemek anlamında demiyorum. Bu sıkıntıları biz geçmişte de yaşadık. Kuresel krizden biz çok az etkilendik. Daha sonra 17-25 Aralık, Gezi olayları, 15 Temmuz'da duşunun hemen sonra biz yuzde 4 kuçulduk ama çok hızlı toparladık ve 2017'yi yuzde 7.4 buyume ile kapattık. 18'de bir sıkıntı yaşadık ve şimdi bir dengeleme surecindeyiz. Bunu da atlatıp tekrar guzel gunleri birlikte yaşayacağız.

Ahmet Arpad: Bug un, 'İstanbul'u 25 yıldır biz yonetiyoruz, iyisiyle kotusuyle sorumlusu biziz' dediniz. İyisiniz mutlak yaptıklarınız çok anlatıyorsunuz ama ben kotusunu almak isterim. Bir ozeleştiri olarak 25 yılda yapamadık dediğiniz ne var?

Binali Y ıldırım: Şimdi iyi şeyler bize ait iyi olmayanlar bize ait değil dersek kolaycılık olur. 2994'ten beri adı AK Parti değil ama AK Parti duşuncesi yerel yonetimlerde İstanbul'da İstanbul iktidar. Sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı ile başlıyor ve ondan sonra devam ediyor. Cumhurbaşkanımız da açıkladı İstanbul'da yapılaşmayı, imarı dengeli yapamadık. İstanbul'un dokusunun zaman zaman bozulduğu, dikey yapılaşma ile bu hep gundem oldu. Yeşil alan yapılaşma dengesi istediğimiz şekilde gelişmedi. Bunu tabi bir olumsuzluk olarak ele alacaksak bu var. Bir de 99 depreminden sonraki donuşumde geç kaldık. Dolayısıyla bu iki konu ozeleştiri olarak ele alabiliriz. Bunun için diyeceğim bir kere depremle ilgili donuşumun vadesi yok. Çok riskli yapılarımız var. Hemen donuşturulmesi lazım. Öncelikli işlerimizden birisi bu. Yine depremle ilgili biliyor musunuz buyuk bir depremde insanları toplayacağımız emniyetli bir alan yok. Şu anda İstanbul'un içinde bulunan parkların tamamını kullansak yarısını anca topluyoruz insanların. Diğer yarısını toplayacağımız guvenli alan yok.

Simge F ıstıkoğlu: Şimdi donuşumde geç kaldık itirafları geliyor sizden. Tabi vatandaş olmanın da bazı sorumlulukları var hangimiz toplanma alanımızı biliyoruz. Aslında orada biraz herkesin ozeleştiri yapması gerekiyor. İstanbul'da olası bir deprem anında 30 bin binanın risk altında olduğu tahmin ediliyor.

Binali Y ıldırım: 40-50 bin diyende var bunu.

Simge F ıstıkoğlu: Bir yandan İmar barışı hayata geçti. Riskli yapıların denetimi bu imar barışından sorna nasıl sağlanacak.

Binali Y ıldırım: İmar kirliliğiyle ilgili orada ne yapacağız onu soyleyeyim once. Bir Allah nasip eder İstanbullular bizi seçerse belediye başkanı olursak, benimle beraber seçilen mecliste plan tadilat dosyaları gundemin birinci maddesi olmayacak. İmar revizyon dosyaları meclise gundemlerinin ana konusu olmayacak. Bu çok onemli bir şey. Bu işi uzmanları ne soylediğimi çok iyi anlıyorlar. Yani ısmarlama sipariş uzerine imar planı yok. Şehirciliği esas alan ada bazında, mahalle bazında, ilçe bazında donuşumden bahsediyorum. Bir binam var gayet guzel, etrafından yollar geçmiş değerlenmiş 3 katlı. Ben gideyim bunu 23 katlı yapayım diye imar plan değişikliği istiyor. Şehrin planlamasını bu bozuyor. 3 kattan 23 kata çıkıyorsun otopark ihtiyacı duşunulmemiş, altyapı ihtiyacı duşunulmemiş, yeşil alan ihtiyacı duşunulmemiş al başına bir suru sorun. Goruntu kirliliği ve etrafındaki binalarında hakkının gasp edilmesi. Boyle kazık gibi çıktı etrafında bir suru bina var onların gorsel hakkı var onu da engellemiş oluyorsunuz. Çok kritik ve çok ileri bir taahhutte bulunuyorum, bu bahsettiğim imar yapılanmasındaki yatay mimariden ziyade dikey yapılaşmayı onleyecek konu bu. İmar barışında Turkiye'nin bir problemi var. İzmir'de binaların yuzde 62'si imar mevzuatına aykırı. Ya imarı yok ya eklentiler var işlenmemiş imar değişiklikleri var, veya çok sağlıksız, dayanıksız yapılar. İstanbul'da da var. Turkiye'nin her tarafında var. Bunlar 40 senedir devam eden hep otelenmiş problemler. Sorunları torunlara havale ederek bu gunlere gelinmiş. İmar barışıyla biz artık buraya bir çizgi çekiyoruz. Bu taraf sorunlu alan burada bir beyaz sayfamız var. Bu yanlışlığı biz kabul ediyoruz diyoruz. Aynen parlamenter sistem ile cumhurbaşkanlığı sistemi gibi. 82 Anayasası'nda parlamenter sistem kabul edilmiş evren paşa Cumhurbaşkanı olacağı için ona da bir ton yetki verilmiş surekli çatışma. Biz onu duzelttik. Burada da diyoruz ki bu alan bu fiili durumu biz gorduk artık kabul ediyoruz. Bundan sonra eğer hukuki hale getirmek istiyorsan bu binaları yenileyeceksen kurala gore yenileyeceksin. Eğer teknik olarak burada yenileme ihtiyacı varsa buna da itiraz edemeyeceksin. Yani bir imar hakkı filan vermiyor. Burada sadece bu mulkiyetten imar uygulaması olmamasından kaynaklanan ciddi bir sorun var. Doğalgaz bağlayamıyor, tapusu yok kendisini mal sahibi hissedemiyor. Bunların kaldırdık rahatlattık bundan sonrası modern şehircilik anlayışına gore kademe kademe burada değişim yapılacak. Depremsel değişim olacak veya yerinde donuşum olacak. Bir ada alacağız mesela bu adanın etrafından burada yeşil alanı da olacak, sağlık tesisi de olacak, okulu da olacak.

Simge F ıstıkoğlu: İnsan doğası gereği değişime bir karşılık verir ya boyle bir proje de seçmeni sizce korkutabilir mi?

Binali Y ıldırım: Burada rıza esas yani zorla bir şey olmaz. Demokrasilerde hele hele bilinçlenmenin bu kadar hızla yayıldığı bir yerde tamam ben sizin için bunu uygun gordum siz karışmayın diyerek işin içinden çıkamayız. Sabırla kararlılıkla, oturacağız, konuşacağız, tehlikeyi anlatacağız. Tamam karşı çıkıyorsun kardeşim o zaman deprem olursa bu bina yıkılırsa ne yapacaksın? Bu kadar insanın hayatının sorumluluğunu alabiliyor musun? Konu insan hayatı olduğunda yerine gore artık re'sen bile yapılabilir.

Ahmet Arpad: İmar barışıyla ilgili bir çizgi çekiyoruz dediniz ve bir anlamda devlet milletiyle imar konusunda barışıyor ama mesela olumsuz orneklerde var İstanbul'da. Örneğin ruhsatta 3 katlı bir bina yapmış ustune 5 kat çıkmış. İmar barışı için mesela başvurabiliyor. İncelemeden geçecek mi bu imar barışı için başvuranlar?

Binali Y ıldırım: Zaten imar barışının amacı yapı stokumuzun fotoğrafını çekmek. Elimizde bilgi yok. Boylelikle kim ne yapmış ne etmiş onu da goruyoruz. Kartal'daki apartmanı kastediyorsunuz adamlar kendilerine mezar inşa etmişler. Yani olacak iş değil. Bunun tabi denetim boyutu da var. Burada aç gozluluk var. Bir suru insanın hayatına mal oldu. Burada yapana suçlu, yaptıran suçlu ama bunu takip edip denetlememek ayrıca sorgulanması gereken bir şey. Genel olarak insanların kanunlara riayet etmesi hiçbir denetlemeye gerek kalmadan beklenir. Ama durum oyle değil, henuz o bilince tam erişemedik.

Ahmet Arpad: Mesela ben senin bu imar ınla barışmam denecek mi?

Binali Y ıldırım: Bu tespit yapıldıktan sonra gayet tabi. Bir kere kazanılmış hakkını geri alamayız. Ama diyelim ki 7 katlı bir bina var biz buna imar barışı yapılmış. Biz bunun tespitini yapacağız bu bina bu şekilde olmaz. Sen yine 7 kat yap ama bu binayı yenilmen lazım. Birinci adım tespit. Şimdi ortaya fotoğrafın tamamı çıkmış oldu. Muracaat etmeyenlerde vardır.

Ahmet Arpad: Yapamad ık dediğiniz konulardan biriydi depremle ilgili toplanma alanları oluşturamadık dediniz. İstanbul ana planı yapılmış deprem için, orada bazı bolgeler aslında toplanma alanları olarak belirlenmişti sonra oralarda yapılaşma oldu.

Binali Y ıldırım: Şimdi bir karış alan yok. Şimdi işin bedeli buyudu. Önce yaptık sonra kendi elimizle oraları temizlememiz lazım. Hem maliyet hem o insanların razı edilmesi bu deprem bilincinin yerleştirilmesi bunlar ciddi mesai harcanacak konular ama yapılması lazım.

Cumhurbaşkanımız bunu soyledi suçun itirafıdır filan denildi. Ama Cumhurbaşkanımız 4 buçuk sene İstanbul'u yonetti. Ondan sonra yonetenler sizin partinizden filan diyebilirsiniz ama nihayetinde onlar da insan. Bir de bu işin ilçe belediyeleri boyutu var. Turkiye'de bugun 8 ayrı kurum imar yetkisine sahip. İki belediye var diyelim birisi A partisinden birisi B partisinden birbirlerine siyaseten rakip. Şu işi yapacak B belediyesi A belediyesi engel oluyor. A belediyesi muhalefet B belediyesi iktidar. Yapamayınca bu sefer gidiyor başka yolsan çozum arıyor veya tersi oluyor. Dolayısıyla esasında imar konusunda yetki alanlarını daraltmamız lazım.

Simge F ıstıkoğlu: Sizin İstanbul'a dair projeleriniz arasında da yeşil alanın arttırılması en onemli hedeflerden biri. Yatay mimari kulağa çok guzel geliyor ama bir yandan da mimari ne kadar yatay olursa o kadar yeşil alana az yer kalıyor. Dikey mimari istenmiyor belki ama çevresinde o kadar çok yeşil alan barındırabilir. O denge nasıl sağlanacak?

Binali Y ıldırım: Şu anda İstanbul'da ilk defa geçen yıldan itibaren eksi goç veriyor. Yani İstanbul goç almadı goç veriyor. 60 bin azaldı. İstanbul bundan boyle doygunluk duzeyine ulaştı. O halde işimiz nispeten zor değil. Yapılan bu yuksek binalar zaten yapıldı bundan sonraki bakış açısı onemli. Bundan sonra dikey yapılaşma yok. Yatay yapılaşmayı da yerinde donuşumle duzelteceğiz ama bazı bolgelerde mutlaka yeni alan oluşturmamız lazım. Biz bunun detayını çalıştık çozum uretebiliyoruz.

Ahmet Arpad: Tanzim sat ış noktaları var İstanbul'un belli başlı noktalarında. Nasıl bakıyorsunuz buna? Seçim sonrasında kalkacak deniyor birkaç aylık açıldığını soylemişti sayın Cumhurbaşkanı. Siz seçilirseniz bunu kalıcı hale getirir misiniz? Mesela halk ekmek gibi bir marka yarattı İstanbul Buyukşehir Belediyesi bunun gibi başka markalar olabilir mi?

Binali Y ıldır��m: Tabi meseleye butuncul bir bakış getirmek gerekiyor. Yani yaşanan bu sebze meyve fiyatlarındaki dalgalanmalar belirli mevsimsel şartlardan kaynaklanıyor. Siz kışın ortasında yazın sebzesini meyvesini yerseniz bunun normal fiyatlarla almayı beklemezsiniz. Eskiden karpuz yemek isteseniz kışın bulamazdınız ama şu anda sera var yiyebilirsiniz. Ama onun bir bedeli var. Yazın da sebil oluyor neredeyse bedavaya alabiliyorsunuz. Bu ani fiyatlardaki oynaklığı bir olçude mevsimsel şartlara ve o uretimin yapıldığı yerdeki doğa olaylarına bağlamak lazım. Hava koşulları sıkışıklık yaratabiliyor veya daha çok ihracata yukleniyor fiyatta oynamalar olabiliyor. Esas olan piyasanın kendi şartlarında oluşmasıdır. Devlet bir tekelleşme oluşmuşsa, fiyat kontrolu kaybolmuşsa devreye girer. Halk ekmeklerin oluşmasınım arkasındaki duşunce budur ve o tutmuştur şu anda. Sebze meyvedeki durumu şu anki mudahale yerindedir ama daha uzun vadede kapsamlı ele alınması lazım. Devlet uzun vadede ticaret yapamaz. Ticaret yapanın amacı para kazanmak, işini buyutmek. Ama devlet memuruyla bu işleri sınırlı yapabilirsiniz. O bakımdan bu işi daha kapsamlı ele alacağız. Amacımız çarşı, pazardaki sebze meyve satanlara rakip olmak değil orada haksız kazanç, bir spekulatif hareket varsa bunları dengeleyecek bir hamle. Merkez Bankası var mesela dovizde filan bir takım spekulatif faaliyetler oluyor mudahale ediyor. Geçici bir mudahale oluyor işleri yoluna koyduktan sonra geri çekiliyor. Şu andaki uygulamalar kısmen rahatlatmış gozukuyor. En azından devletin bu konuda kayıtsız kalmadığını icap ederse vatandaşın şikayetlerini ortadan kaldıracak adımları atabileceğini gosteriyor. Halk ekmek boyle başlamış ve bir kalite tutturmuş vaziyette.

Binali Yıldırım: Gıda usleri ile haller arasındaki fark bir Anadolu
yakasında bir Avrupa yakasında gıda usleri olacak. Sebze meyve olacak, su
urunleri olacak, kuru gıda olacak, et sut urunleri hepsi aynı yerde
olacak. Binali Yıldırım: Gıda usleri ile haller arasındaki fark bir Anadolu yakasında bir Avrupa yakasında gıda usleri olacak. Sebze meyve olacak, su urunleri olacak, kuru gıda olacak, et sut urunleri hepsi aynı yerde olacak.

Ahmet Arpad: Bu sebze meyveye ula şımı kolaylaştırmak için bir gıda usleri kurmayı planlıyorsunuz.

Binali Y ıldırım: Buradaki duşuncemiz normal hal yasasına gore hallerde bulunan kabzımallıkları yuzde 20'sinin uretici olması lazım. Üretici olmayınca hepsi oradan buradan tedarik ediyor bu da orada sorunu arttıran bir konu. Buna dikkat edeceğiz. Mesela Bayrampaşa halinde 764 dukkan var bunlardan sadece iki tanesi uretici. Üretici ile perakendeyi buluşturacağız boylece fiyatlar duşecek. Gıda usleri ile haller arasındaki fark bir Anadolu yakasında bir Avrupa yakasında gıda usleri olacak. Sebze meyve olacak, su urunleri olacak, kuru gıda olacak, et sut urunleri hepsi aynı yerde olacak. Dolayısıyla ihtiyaç sahibi perakendeci gelince butun ihtiyaçlarını gorup gidecek. Bir orada ağırlıklı olarak ureticiler olacak. Bunun sadece fiyatları makul duzeyde tutmak değil şehir içi trafiği de rahatlatacak. Kuru gıda için bir yere gidiyor, balık için bir yere gidiyor sebze meyve için başka yere gidiyor, toptan et sut için başka yere gidiyor. Bununda onune geçilmiş olacak.

Ahmet Arpad: O zaman Yenikap ı'daki o deniz urunleri hali kalkacak.

Binali Y ıldırım: O zaten kalktı Buyukçekmece'ye gitti.

Ahmet Arpad: Onlar kalkacak belli ba şlı iki noktada olacak.

Binali Y ıldırım: Bir Anadolu bir Avrupa yakasında çok geniş kapsamlı gıda ussu diye tabir edeceğimiz yapılar olacak.

Simge F ıstıkoğlu: İstanbul deyince aklı ilk gelenlerden birisi maalesef trafik. Dunyada genelde tum metropollerin sorunu bu. Diyorsunuz ki, 'İstanbul'da trafik sorununu yuzde yuz çozerim diyene inanmayın". Peki yuzde kaçı çozulur?

Binali Y ıldırım: Ben bunu soyledim, gazetenin biri dedi ki, "Trafik sorununu çozersem bana inanmayın" diyor. Evet aynı şeyi soyluyorum yuzde yuz trafik sorununu çozeceğim diyorsa birisi ben de diyorsam inanmayın. Bunu başaran hiçbir buyukşehir yok. Onlar hatta kısıtlama yaparak çozum bulmaya çalışmışlar. Yasaklıyorlar, tek plaka çift plaka vesaire. Onlarda araç sayısı daha fazla bizde o kadar yok. Yuzde kişiye 3.6 ile oran İstanbul'da en yuksek. Yunanistan'da bile yuz kişiye 5 araçtan fazla duşuyor. Artmaya devam edecek ama yol olmayınca ne yapacak arabayı. Yuzde yuz demiyoruz ama katlanılabilir bir trafik akışı olacak. Yani trafik akacak. Bir kere toplu ulaşımı arttıracağız, raylı sistemin payını arttıracağız. Şu anda 170 kilometre ortalaması da yuzde 18. İstanbul'da 15 milyonun uzerinde araçlarla seyahat var bir 15 milyonda yaya gidiyor. Bu 15 milyonun sadece yuzde 18'i kabataslak 3 milyon kadarı raylı sistemi kullanıyor. Geri kalanın bir kısmı ozel aracını bir kısmı metrobusu kullanıyor ama toplamda toplu ulaşımın payı çok duşuk. Çozum raylı sistemde. Metrolarda, hafif raylı sistemlerde, yuzeysel metrolarda. Bu çozumu gelecek 5 yıl içerisinde raylı sistemin payını yuzde 48'e çıkaracağız. Bir başka deyişle 518 kilometre toplam raylı taşıma sistemi olacak. Bugun karayolunun payının da yuzde 48'e duşmesi demek bu. Geriye kalan yuzde 4 ise deniz taşımacılığı. Bazıları deniz taşımacılığıyla İstanbul'un sorunları yuzde yuz çozulur diyorlar. Ben denizciyim omrum bu işlerle geçti boyle bir şey yok. Karşıdan karşıya geçişlerin sayısı belli. Eskiden iki kopru vardı şimdi 3 oldu yetmedi Marmaray'ı da koyduk, Avrasya Tunelini de yaptık 5 geçiş var. Zaten oraları insanlar kullanıyor. Diyelim Haydarpaşa'dan girip Yenikapı'dan çıkmak varken iskeleye git gemiye bin oradan Sirkeci'ye geç oradan başka bir vasıtaya bin kim yapabilir bunu. Erişilebilirlik açısından ne kadar kuvvetlendirirseniz toplu ulaşım o kadar tercih edilir. Siz arabanızdan, evinize yakın bir metro olunca vazgeçersiniz, arabanıza o metronun gideceğiniz yere kadar gidip parklayacağınız bir alan olursa vazgeçersiniz. Bizim yapacağımız taşıma turleri arasında tam bir entegrasyon, aktarma istasyonlarda parklanma ve raylı sistemi İstanbul'un geneline yayma. Anadolu yakasında bir yere oturuyorsunuz, 5 sene içerisinde her yone vatandaş 750 metre gittiğinde bir toplu taşıma istasyonuna varacak.

YEŞİLAĞ SİSTEMİ YEŞİLAĞ SİSTEMİ

Ahmet Arpad: İstanbul kalabalık bir şehir, İstanbullu binalar arasında sıkışıyor, yeşilliklerin hayalini kuruyor. Her aday bir yeşil İstanbul vaat ediyor ama nasıl sorusu onemli. Sizin hayal ettiğiniz İstanbul ne kadar yeşil?

Binali Y ıldırım: Şu anda 55.5 milyon metrekare yeşil ağ var İstanbul'da. Yeşil koridor boyunca da 37.5 milyon metrekare ve toplam bizim yapacağımız yeşil alan. Bunu yeşil koridorlarla oluşturacağız.

Binali Yıldırım: 20 tane yeşil koridor oluşturulacak, toplam uzunluğu 398 km
olacak. Binali Yıldırım: 20 tane yeşil koridor oluşturulacak, toplam uzunluğu 398 km olacak.

Simge F ıstıkoğlu: Kamulaştırmaya çok ihtiyaç olmayacak dediniz yani mevcut alanlar daha da yeşil hale mi getirilecek?

Binali Y ıldırım: Bu koridoru oluşturunca yeşillendirme yapılacak, yuruyuş yolları, bisiklet yolları yapılacak. Bunların en dar kesiti 15 metreden az olmayacak. Ortada 5 metrelik en az bir dere olacak iki tarafında da en az 5'er metrelik bir yeşil alan olacak. Oradaki coğrafyanın yapısına bağlı olarak bazen 100-150 metreye kadarda çıkabiliyor.

Kağıthane-Gokturk Koridoru: 20 km uzunluğunda, 2.767.188 metrekare yeşil
alandan oluşacak. Kağıthane-Gokturk Koridoru: 20 km uzunluğunda, 2.767.188 metrekare yeşil alandan oluşacak.

Simge F ıstıkoğlu: Şehir terasları var bir de...

Binali Y ıldırım: Buyukdere Caddesi'ni duşunun mesela iki tarafta yuksek yuksek binalar var ortada da Buyukdere Caddesi var. Karşı karşıya geçiş yok. Burada çalışan insanlar ne yapacaklar, nerede aralarda vakit geçirecekler? Burada caddeye dokunmuyoruz onun uzerine adeta bir Millet Bahçesi yapıyoruz. Trafik aşağı inmiyor, caddenin ustunde yeşillendirilmiş teras yapıyoruz. Yolun ustunde bu yapı oluşturuluyor. Başka yerlerde de, geometrisi musait olan yerlerde bu yapılacak. Şu anda 7 ilçede 200 metrede parka ulaşamayan mahalleler var. Bunları Park 200 projesi dediğimiz yani 200 metrede bir anne babaların çocuklarına nefes aldıracağı parklar oluşturacağız. Bu parklardan bir adım sonra semt bahçeleri geliyor, bir adım sonra millet bahçesi geliyor onun tamamlayıcı parçası da bu yeşil koridorlar geliyor. Boylece bir ekosistem bir çevre projesi ortaya çıkmış oluyor.

Beykoz Deresi Koridoru: 4 km uzunluğunda, 237.471 metrekare yeşil alandan
oluşacak. Beykoz Deresi Koridoru: 4 km uzunluğunda, 237.471 metrekare yeşil alandan oluşacak.

Ahmet Arpad: İstanbul 4.0'ı dillendirdiniz. İstanbul 4.0'dan ne anlamak gerekiyor?

Binali Y ıldırım: Endustri 4.0'dan çağrışım yapıyor. Bir defa İstanbul'a dort dortluk hizmet diye tanımlayabiliriz ama diğer bir şeyi teknolojik araçlarla İstanbul'un yonetimi. Akıllı ulaşım sistemleri, 7-24 interaktif trafik yonetimi gibi. Endustri 4.0'la konvansiyonel endustri arasında ne fark var? Bilişim teknolojileri yapay zeka, robot teknolojilerinin ve akıl terinin alın terinden daha fazla olduğu bir sanayi sistemini kastediyoruz. 94'te sayın Cumhurbaşkanımız iktidara geldiğinde İstanbul 1.0 vardı. O zaman İstanbul'un konuşulan konuları toplanamayan çopler, çamur çukur ve hava kirliliği, Haliç'in kokuları konuşuluyordu. Şimdi onlar gundemden kalktı. Daha sonra İstanbul 2.0'a geldik sosyal belediyecilik başladı. Yavaş yavaş kavşaklar, kopruler, raylı sistemler yapılmaya başlandı. İstanbul 3.0'a geldik mega projeler oldu. Avrasya Tuneli, Marmaray projesi, 3. Kopru gibi hızlı tren gibi bunlar devreye girdi. Şimdi 4.0'da biraz daha yenilikçi teknolojileri kullanarak bunu trafik alanında yapabiliriz, turizm alanında yapabiliriz, fuarcılık alanında yapabiliriz yani İstanbul'un altyapısını kullanarak İstanbul'a katma değer sağlayacak birtakım hizmetleri bir takım işleri yapmak. Yani internetin, akıl terinin, gençlerin, dijital yerlilerin ben gençlere oyle diyorum, bize de dijital goçmen diyorum. Biz bilgi toplumunun içinde doğmadık ama gençler bilgi toplumunun içinde doğdu bize gore daha avantajlılar. Biz onlardan oğreniyoruz. Eskiden tersi oluyordu. Z kuşağı denen bir kuşak var biliyorsunuz 2000'li yılların gençleri bambaşka bir hayatları var. Bizim konuştuğumuz şeyler onlara çok hitap etmiyor. Onların konuştuğunu biz anlamıyoruz. Dolayısıyla İstanbul 4.0 kuşakları birbiri ile buluşturan ve şehrin geleceğini planlayan bir proje. Sadece altyapı değil sadece trafik değil İstanbul'un ekonomisi gençlerin İstanbul ekonomisindeki rolu, kultur sanatta kadın nasıl yer alacak, butun bunları yenilikçi teknolojileri kullanarak gerçekleştirme.

Kadıkoy-Ümraniye Koridoru: 31 km uzunluğunda, 2.883.731 metrekare yeşil
alandan oluşacak. Kadıkoy-Ümraniye Koridoru: 31 km uzunluğunda, 2.883.731 metrekare yeşil alandan oluşacak.

Simge F ıstıkoğlu: İstanbul denilince birçok kişinin aklına İstanbul'un kedileri kopekleri de geliyordur. Uzun suredir hayvanseverlerin gundemini meşgul eden konulardan bir tanesi de hayvan hakları duzenlemesi... Maalesef teknolojinin de ilerlemesiyle hayvanlara yapılan eziyetin, işkencenin, kotu muamelenin goruntulerine artık daha sık duyar olduk. Orada hayvanlara yapılan kotu muamelenin kabahatler kanununda değerlendiriliyor olması kamuoyu vicdanını yaralayan bir durum. Bu konuda bir kamuoyu vicdanı, bir kamuoyu farkındalığı da oluştu. Sizin TBMM başkanlığından ayrılmadan oncede yine gundeme gelen konulardan bir tanesiydi. Hem İstanbul'un kedileri kepekleri hayvan barınakları ve benzeri hayvan sorunları değinelim istiyorum hem de meclisten ayrılmadan onceki bu duzenlemeyle ilgili birkaç kelam etmek istersiniz.

Binali Y ıldırım: Hayvan haklarıyla ilgili bir kanunumuz var. Şu anda yetersiz. Bunların cezaları çok anlamsız. Gunun ihtiyaçlarına gore hayvan haklarını duzenleyen onlarda canlı olduğuna gore onların da hakları var bir kanuna ihtiyaç var. Ama bu yeterli değil ayrıca başı boş hayvanlar tabi bir sorun. Bir tehdit oluşturuyor. Onlara da bir çozum getirecek bir duzenlemeye ihtiyaç var. Onların rehabilitasyonlarıyla ilgili bir duzenlemeye ihtiyaç var. Bu hayvanlara karşı işlenen suçlara verilecek cezaları da içerecek bir duzenlemeye ihtiyaç var. Butun bunları kapsamlı şekilde bir kanun yasal olarak yapmayı çok arzu ettim. Bu teklifi vermek istedim. Ancak bunu veremedim. Sebebini, bu konuda çok fazla dernek var ve bu derneklerin yaklaşımları birbirinden o kadar ayrışık ki bir ortak noktaya getirmek mumkun olmadı. Hal boyle olunca biz bu konuyu bir meclis araştırma konusu yapalım dedik. Buraya gelmeden once dun itibariyle diğer bazı milletvekili arkadaşlarımızla birlikte bir meclis araştırma komisyonu kurulması için onerge verdik. Bu onerge işleme girdi bu hafta içinde bu komisyon kurulacak. Hayvan hakları, hayvanlara yapılan kotu muameleye ilişkin kapsamlı bir meclis araştırması. Butun partiler milletvekili veriyor ve butun sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geliyorlar , saha çalışmaları yapıyorlar, bu konuda uluslararası uygulamaları inceliyorlar, uzman goruşlerini alıyorlar ve sonuçta ortaya kapsamlı bir şey çıkıyor. Bu çalışmayı esas alarak yapılacak bir duzenleme çok daha butun kesimlerin ihtiyacına cevap vermiş olacak. Bununla da yetinmedik son zamanlarda sahaya indiğimizde insanlardan teknoloji bağımlılığı diye şikayetler alıyorum. Madde bağımlılığı kadar onem kazanan bir teknoloji bağımlılığı var. Bilgisayarın başından kalkmıyor, internetin, telefonun başından kalkmıyor bu da buyuk bir tehdit. Bu bağımlılık noktasına gelenler bir anlamda kendini butun insanlar izole etmiş vaziyette. Bu bağımlılıkla ilgili de bir meclis araştırması komisyonu kurulacak onumuzdeki gunlerde. Daha buyuk bir sorun haline gelmeden sigara, içki gibi yeni bir bağımlılık şekli doğuyor. Teknolojinin bize getirdiği guzel taraflar var, bilgiye erişimizi sağlıyor, bilgi uretmemizi sağlıyor, bunların hepsine eyvallah ama bir de olumsuz tarafları var.

Bakırkoy-Arnavutkoy Koridoru: 45 km uzunluğunda, 5.839.320 metrekare yeşil
alandan oluşacak. Bakırkoy- Arnavutkoy Koridoru: 45 km uzunluğunda, 5.839.320 metrekare yeşil alandan oluşacak.

Ahmet Arpad: Engelli vatanda şlardan 'Sayın Yıldırım bu şehri bizler için engelsiz hale getirmek için neler yapacak' soruları çok geldi.

Binali Y ıldırım: Bence cevap çok basit. Kafalardaki engeli kaldırmamız lazım. Engel insanlarda değil kafalarda. Biz kendimizi fiziki engelimiz yok diye duşunuyorsak bu çok buyuk bir talihsizliktir, her an bizde engelli olabiliriz. Onun için onların penceresi ile hayata bakmamız lazım. Ben çocukluğumda hatırlıyorum koyumde bayram ziyaretlerine giderdik bize çeker filan verirlerdi. Bir komşumuz vardı evine girdiğimizde bir kapalı kapı goruyorduk. Oraya yonelince hemen çeviriyorlardı. Çok merak etmişimdir niye o kapalı hep kapalı diye. Meğer engelli bir çocukları var utanıyorlar kimseye gostermek istemiyorlar. Onu bir yere kapatmışlar orada duruyor. Bu anlayış yıkıldı artık. Engelliler hayatın içinde var olmaya başladılar ve insanlarda engellerinden dolayı kendilerini ayıplamıyorlar. Çunku biz hukumetlerimiz doneminde buna çok sahip çıktık. Ciddi anlamda engellilere pozitif ayrımcılık yaptık, kamuda işe girmeleri konusunda ciddi ayırdık onları. Engellerle ilgili mesela çuruk, sakat gibi tabirler vardı bunların hepsini çıkardık yasalardan, anayasadan çıkardık. Özurlu gibi incitici tabirleri ortadan kaldırdık. Şimdi tek tanım engelli. Şimdi şehrin altyapısı, kaldırımları, binaların içerisindeki erişimler ne yazık ki kanun olmasına rağmen, kural olmasına rağmen maalesef bugun bu ihtiyacı karşılamaktan uzak. Birkaç sefer sure kondu 2014'un sonuna kadar bu iş bitecek denildi maalesef bitmedi tekrar sure uzadı. Bunu oncelikli konu olarak ele almamız gerekiyor. Bırakın engelliyi siz İstanbul kaldırımlarında engelsiz olarak doğrusal hareketle yuruyebiliyor musunuz? Ya araba park etmişti ya da başka engel konulmuştur. Bakın inşaat olabilir ama oraya bir perde yapıyor içine bir tunel yapıyor, tunelden geçip gidiyorsunuz. Yani sizin umuma açık alanları hiç kimse kendi tekelinde gorup işgal edemez. Kıyılar içinde boyledir kıyı olmayan alanlar içinde boyledir. Bu en temel insan hakkıdır ve anayasada da teminat altına alınmıştır. Ama gel gor ki uygulamada maalesef insanlar bulunduğu yerde genişlemeye devam ediyor ve vatandaşın hakkını gasp ediyorlar. Bunlarda bizim oncelikli olarak mucadele edeceğimiz işler arasında yerini alacak.

Simge F ıstıkoğlu: İstanbul şuphesiz bir marka. Bir markayı guçlendirmek için onun hem pazarlamasına yatırım yapmak gerekiyor hem de markanın kalitesini arttırmak gerekiyor. Projeler arasında Fatih ilçesinin bir 'Kadim İstanbul' olarak kurgulanması gundemde. Peki başka vizyon projeler var mı?

Binali Y ıldırım: Bizim 39 ilçemiz var. Her biri aslında bir şehir. Nufusu 1 milyona dayanmış ilçemiz var. Dolayısıyla bu ilçelerin biri veya birkaçını belirli bir kimlik tanımı ile geliştirmek istiyoruz. Örneğin Fatih işte Kadim İstanbul, Eyup Sultan 'inanç turizminin merkezi' gibi şehri bir tema ile geliştirdiğiniz zaman o ilçenin ekonomisi bilinirliliği de artacak ve ciddi anlamda bir katma değer elde edilecek. Bu duşunce çok onemli olduğu için Kadim İstanbul deyince suriçiini duşunmek lazım. Sur içinde mumkun olduğunca yayalaştırma yapmak lazım. Orada sonradan kanser hucresi gibi yapılmış kimliği olmayan yapıları ayıklamak lazım. Bunlar yabancılar İstanbul'a geldiğinde gostereceğimiz bir mekanımız var ama tam o duyguyu vermiyor. İstanbul uç medeniyete ev sahipliği yapmış bir yer, gosterecek o kadar çok guzelliğimiz var ki. Ama bunları maalesef yerli yerinde kullanamıyoruz.

Ahmet Arpad: Toplamda ka ç proje ile geliyorsunuz?

Binali Y ıldırım: Proje çok 1400-1500 proje var ama asıl biz 9 başlıkla projeleri takdim edeceğiz. Üreten İstanbul, kolay İstanbul, yaşayan İstanbul, yeşil İstanbul, guvenli İstanbul, dinamik daha ziyade spor alt yapısı, çevreci İstanbul ve herkes için İstanbul, Akıllı İstanbul şeklinde başlıklar. Bunların tamamı 5 yılda hayata geçmez ama onemli fark oluşturur.

Simge F ıstıkoğlu: Siz icracı bir bakanlık gorevini yuruttunuz İstanbul ozelinde de onemli projelere imza attınız. Bir kısmında artık başbakandınız ama temel atma toreninden ilk andan son ana kadar oradaydınız. 'O bittiğinde derin bir oh çektim' dediğiniz proje var mı?

Binali Y ıldırım: Beni en çok yoran proje diye tabir edeyim Marmaray'dı. Marmaray projesinin onemli ozelliği Marmaray projesi sadece toplu ulaşım projesi değil aynı zamanda bir tarih projesi. Sadece kazılardan dolayı 5.5 yıl gecikti. İnsanlar bizi acımasızca eleştirdiler ama bir yandan da İstanbul'un 2 bin 500 yıllık bilinen tarihi 8 bin 500 yıla çıktı. Eğer musaade etseydik artık 7. yuzyıl belki milattan onceye kadar gideceklerdi arkeologlar, insaf edin dedik. 2004'te temel attık fiilen 2009'da ancak başlayabildik. Ama tabi onun bitirilme hikayesi çok farklı. O projeyi Japonlar ve Turk firmaların ortak yapımı. Onların verdiği tarihe gore 2018'de bitecekti. Ama biz Cumhuriyet'in 90.yıldonumunde 2013 29 Ekim'inde açtık.