Özet (TL;DR) @ 2019-02-18T08:04:37.000Z: Yeni Şafak'ta "Neyi bekliyorsun?" başlığıyla yayımlanan haberde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikasına birtakım eleştiriler yöneltildi.



Yeni Şafak'ta "Neyi bekliyorsun?" başlığıyla yayımlanan haberde, Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikasına birtakım eleştiriler yoneltildi.

Yeni Şafak'ta "Neyi bekliyorsun?" başlığıyla yayımlanan haberde, "Eylul 2018'de faizi bir kalemde 625 baz puan yukselterek yuzde 24'e çıkaran Merkez Bankası, iş dunyası ve tuketiciden gelen 'faizi duşur' talebine kulak tıkıyor. Geçen yıl inşaat sektorunu durma noktasına getiren yuksek faiz, sanayi uretimi ve istihdamı da vurmaya başladı" ifadesi kullanıldı.

(C) AA /

"Eylul 2018'de faizleri bir kalemde 625 baz puan arttıran Merkez Bankası, piyasanın çok uzerinde kalan yuzde 24'luk faizde ısrar ediyor. Gosterge faizi piyasada yuzde 18'e inmesine rağmen Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun son uç toplantısında faizi indirmemekte direnmesi tepki çekiyor" denen haberde faiz politikasına donuk eleştiriler şoyle devam etti:

-- Tavrıyla piyasaya yon vermeye çalışan Merkez Bankası'nın yuksek faiz ısrarı, yuksek faizde kalmayı seven bankalar için bir bahane oluyor. Konut, araç, ticari ve tuketici kredi faizlerinin hala çok yuksek kalmasında Merkez Bankası'nın yuksek faizde ısrar etmesinin buyuk payı olduğu ifade ediliyor.

' YÜZDE 25'LİK YILLIK FAİZLE YATIRIM İMKANSIZ'

-- İnşaat başta olmak uzere birçok sektor uzerinde aşırı olumsuz etki yapan yuksek faizlerden bu yıl en çok otomotiv, beyaz eşya, mobilya ve tekstil de etkilenmeye başladı. Devletin sağladığı vergi muafiyeti gibi subvansiyonlarla donmeye çalışan birçok sektor, faizlerin duşurulmesini bekliyor. Çunku şu anda konut, araç ve tuketici kredilerinin faiz oranları yuzde 25'ler civarında seyrediyor. Birkaç bankanın proje bazlı olarak duyurduğu oranlar, finansman maliyetlerini aşağıya çekmeye yetmiyor.

- Dunya genelinde faizlerin aşağı çekilmesi eğiliminin guçlendiği bir ortamda, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun 6 Mart tarihinde yapacağı toplantıda piyasanın beklentisine cevap vermesi gerektiği ifade ediliyor.

' SANAYİ ÜRETİMİNİ VE İSTİHDAMI VURMAYA BAŞLADI'

-- Yatırım, istihdam ve uretimin onundeki en buyuk engel olarak ifade edilen yuksek faizlerin olumsuz yansıması sanayi uretiminin yanısıra işsizlikte de iyice hissedilmeye başlandı. Geçen hafta açıklanan Aralık ayı sanayi uretimi yuzde 9,8 duşuş yaşadı. Turkiye İstatistik Kurumu'nun Cuma gunu açıkladığı rakamlara gore işsizlik oranı, kasım 2018'de bir onceki yılın aynı ayına gore 2 puan artarak yuzde 12,3 oldu. 3 milyon 981 bin kişiye ulaşan işsiz sayısının daha da artmasından endişe ediliyor.

' MERKEZ'İN BAHANESİ KALMADI'

-- Para Politikası Kurulu (PPK) 13 Eylul 2018 tarihli toplantıda; faizleri yuzde 17,75'ten 24'e çıkarmasına gerekçe olarak enflasyon gorunumune ilişkin gelişmelerin fiyat istikrarı açısından risk oluşturmasına dikkat çekmişti. Eylul ayındaki toplantıda işaret edilen konu aslında dolar kuru saldırısının ardından yapılan zamlardı.

- Merkez Bankası'nı faiz yukseltmeye zorlayan bir diğer onemli unsur ise doviz kurlarındaki spekulatif hareketlilikti. Ancak aradan geçen surede; kurlardaki hareketlilik duruldu, enflasyon Yeni Ekonomi Programı'ndaki hedefin altına çekildi. Merkez Bankası'nın faizi indirmemek için bir bahanesinin kalmadığını belirten uzmanlar, 6 Mart tarihinde yapılacak Para politikası toplantısında faiz indirimi yapılması gerektiğini vurguluyor.

Haberde, ekonomistlerin faiz politikası hakkındaki goruşlerine de yer verildi:

"Beykent Üniversitesi Rektoru Prof. Dr. Murat Ferman, faizin ekonomide yatırımı ve uzağı gormeyi, tuketici bakımından ise ihtiyaç kredisi kullanmayı, plan yapmayı zora soktuğunu soyledi. Yuksek faizlerin hayatı pahalılaştırdığını vurgulayan Ferman, Merkez Bankası'nın zamanında mudahale etmediği için şimdi tekrar olumcul bir hata yapmaktan korktuğuna dikkat çekti. Ferman, "Merkez Bankası'nı faizi duşurmeye yonelik bir çaba ve gayrette gormuyoruz. Bugun yuksek faizle bile kredi bulunamıyor. Market ureticinin hakkını, vadesinde odemiyor. Onu bir iki ay yuksek faizde değerlendirmek istiyor. Esnaf borcunu çekini zamanında odemiyor. Onu kullanmak istiyor. Kısaca faizin yukselmesi, işin akışını, doğru duşunmeyi ve karar vermeyi zorlaştırıyor" dedi.

' FAİZ İNSANIN BAŞINA BELA OLUR'

Faizlerin zamanında duşurulmemesinin sıkıntı oluşturacağını dile getiren Ferman, faizi şekere benzetti ve şu değerlendirmede bulundu: "Şekeri yedikçe bunye daha fazla şeker ister. Biz başlangıçta faizlerin çok yukselmesini istemeyiz. Faiz belirli bir duzeyin uzerine çıkarsa insanlara hizmet edeceğine harap eder. Yani borçla odunç aldığı parayla yatırım yapıp, katma değer zenginlik, hayır sağlamak isteyene başına bela olur. Ödedikçe altından kalkamayacak hale gelir. Sonra butun toplumlardaki duzeni bozar."

' 200 BAZ PUAN DÜŞEBİLİR'

(C) AA / Raşit Aydoğan

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dundar Murat Demiroz ise, Merkez Bankası'nın bir an once fiyat istikrarından vazgeçip, hedefini ekonomik istikrar olarak yeniden tanımlamasını onerdi. Demiroz, şunlar kaydetti: 'Amerika Merkez Bankası (FED) ekonomik istikrarı hedefliyor. Bizimkinin ise tek hedefi duşuk enflasyondur. Kalkınmakta olan bir ulkeyiz. Esnafın, sanatkarın, kuçuk işletmelerin krediye ihtiyacı var. Merkez Bankası musluğun başı. Faiz oranlarını makul bir seviyeye indirmesi gerekir. Ama doviz meselesini de unutmayalım. Çok bıçak sırtı bir denge. Merkez Bankası'nın hedeflediği şey çok açık. Yuksek faizle dış sermaye kaçışını onleyebilmek. Turkiye'nin en buyuk problemlerinden biri nakit sıkıntısı. Faizleri biraz duşurse nakit sıkıntısını çozer ama, bu çıkan kredinin uretkenliğini artırması lazım. Şu an için geç likidite penceresini 200 baz puan indirebilir. Dunya faizlerin yukselmesi gibi bir eğilim olmayacak. Aksine yeniden duşurme eğilimi başladı. Fed faizleri yukseltmeyeceğini beyan etti. Bu da iyiye alamet.'"