Özet (TL;DR) @ 2019-02-16 08:21:46.942693: Canlandırdığı her karakterin ruhuna bürünen oyunculardan... ‘Muhteşem Yüzyıl’ın Pargalı İbrahim Paşa’sı, ‘Masum’da bir şizofren, ‘Hakan: Muhafız’da bir ‘ölümsüz’... Okan Yalabık, bu sene tiyatroda da…
Ç ok az roportaj veriyorsunuz. Neden bu kadar az konuşuyorsunuz?
- Öyle biriyim demek ki... Roportaj vermeyi pek sevmiyorum. Çocukluğumdan beri kalabalık karşısında konuşmakla ilgili bir zaafiyetim var.
- Yapt ığınız işin kalabalıkların onunde icra edildiğini duşununce yanlış bir iş seçtiğinizi duşunduğunuz oluyor mu?
- Sahnede olmayı, başkalarının hikayelerini anlatmayı seviyorum. Kendimi anlatmayı sevmiyorum.
- Haydi bug un biraz kendinizi açın. Sizi hiç tanımayan birine kendinizi nasıl anlatırsınız?
- İşte bunu diyorum... (Guluyor).
- Eyvah... Yava ş yavaş gidelim. Kırmızı çizgileriniz neler?
- Hoşgorusuzluk.
- Bir r oportajınızda hayata bakışınızı 'Ölçulu olmak' olarak tanımlamışsınız...
- Bu aslında Yıldız Hoca'nın (Kenter) oğudu. Sadece mesleki değil, hayatın tumunde uygulayabileceğimiz bir şey.
- Her şeyin abartıyla sunulduğu bir dunyada bunu başarmak zor değil mi?
- Gun geçtikçe zorlaşıyor.
- Neden?
- 'İletişim çağında' sosyal medyayla vesaire her an bir şeylere, bir yerlere yonlendiriliyoruz. Kendi seçimlerimizi bile kendimiz yapamaz olduk.
- Hayat b oyleyken nelere sığınıyorsunuz?
- Fotoğraf çekiyorum. Bir muzik studyosu yaptım, orada vakit geçiriyorum. Parka gider gibi!
- 20 y ılı aşkın suredir bu meslekte insana ve topluma dokunan işler yapıyorsunuz. Dunden bugune toplumda nasıl bir değişim goruyorsunuz?
- Sanki hoşgorumuz azaldı. Tahammul edemez olduk. İnsan hoşgorusunu kaybedince sağına soluna duyarsızlaşıyor, kendine duşuyor.
- Neden bu duygular ı yitirdik?
- Birçok sebebi olsa gerek. Ama bence en ironiği iletişim çağının oyuncakları. Bunlar bizi biraz sağırlaştırdı.
- Ortaya sanata dair bir şeyler koyarken, tuketimin bu kadar hızlanması sizi korkutuyor mu?
- Hızlı tuketim her şeyin içini boşaltıyor. Biz aksini tercih etmediğimiz surece daha da hızlanacak.
- Sonu ç ne olur?
- Sonrasında giderek hiçbir şey hissetmeyen 'şeyler' olacağız.
Her gun bu şiddete maruz kalan biri, bir sure sonra bu şiddete dahil olmaz mı?
* T urkiye'de dijitalle yeni tanışıyoruz. Ama sizin şimdiden bu yeni alanda iki işiniz oldu; 'Masum' ve 'Hakan: Muhafız'. Dijitalle ilgili duşunceleriniz ne?
- Dijital medya guzel ve ozgur bir mecra. Başı sonu belli hikayeler, 40'AR dakikalık bolumler, her şey olması gerektiği gibi yani... Ve Turkiye'de dijitale yapılmış ilk projede bulunmak gurur verici. 'Masum' dizisi gerek senaryosu, gerek kadrosuyla gerçekten çok iyi bir başlangıç oldu. Sonrasında gelecek olanlar için de iyi bir yol açtı. Genelde şoyle olur ya, zaman sonra donup yaptığınız ilk işe baktığınızda eskimiş bulursunuz. 'Masum' bu kuralı bozan bir ilk.
- Peki neler de ğiştirir dijital diziler?
- Hikayeler açısından, bir suredir gomulduğumuz yerden bizi çıkartacak gibi gozukuyor. Daha ozgun, daha nitelikli işler yapılacak sanki. Daha makul şartlarda çalışabileceğiz.
- Dijitalde dizi s ureleri yaklaşık 40 dakika bunu televizyonun uzun sureleriyle kıyaslarsak ne dersiniz?
- Biz maalesef eğip bukmeyi seviyoruz. Televizyon dramalarımız 120-150 dakika. Bunu çok az yerde gorebilirsiniz. Yabancı oyunculara anlattığım zaman anlamıyorlar. Anlayamıyorlar. Halbuki drama bu, televizyonun draması.
- Televizyon, toplumu ne kadar etkiliyor?
- Her gun televizyonda yemek yapan insanları goruyoruz. Her gun bu insanlar yemek yaparken birbirleriyle tartışıp, kavga ediyorlar. Her gun bu şiddete maruz kalan biri, bir sure sonra bu şiddete dahil olmaz mı? Evde, sokakta, trafikte... Bu kadar yoğun ve uzun maruz kalınca acaba kavga normalimiz mi oluyor?
Evde izleyecek şey bulamayanlar, tiyatrolara, sinemalara geri dondu
- Bu sezon iki tiyatro oyununuz var; 'Dunyada Karşılaşmış Gibi' ve '39 Basamak'. İkisi de kapalı gişe. Nedir sizce tiyatroya olan bu ilginin sebebi?
- Eskiden, televizyon hayatımızda yokken, insanlar tiyatrolara, sinemalara gidiyorlardı. Evlerimize televizyon girince insanlar evde olmayı tercih etti. Şimdi evde izleyecek şey bulamayanlar, tiyatrolara, sinemalara geri dondu.
- Sizin tiyatro sevdan ız nasıl başladı?
- Ortaokuldayken, abim Ferhan Şensoy'un 'Ferhangi Şeyler' isimli tiyatro oyununun ses kasetini almıştı. Çok ilginç geldi. Tiyatroyu izleyerek değil onu dinleyerek sevdim.
- Oyunlar ınızdan biraz bahseder misiniz?
- Aynı okulda okuyup, aynı tiyatroda profesyonel olup, 20 sene sonra Demet Evgar, Bulent Şakrak, Engin Hepileri ile birlikte muşterek yaptığımız bir oyun '39 Basamak'. Alfred Hitchcock'un kult filmi '39 Basamak'ın, sahne ustunde sadece dort kişi tarafından oynanmaya çalışılmasının komedisi. Yaklaşık dort sezondur oynuyoruz, bu gidişle de oynamaya devam edeceğiz.
- Peki bilet bulman ın çok zor olduğu 'Dunyada Karşılaşmış Gibi' ne anlatıyor?
- Berkun Oya'nın yazdığı son oyun. Yedi kişinin dertlerinin konuk olduğu bir karakolu, orada geçen bir saati izliyoruz. Alican Yucesoy, Defne Kayalar, Fatih Artman, Öner Erkan, Serkan Keskin, Settar Tanrıoğen ile aynı sahneyi paylaştığımız, ozel bir oyun. Krek Tiyatro'nun, oyuncuların bir kutu içinde oynadığı, seyirciyle oyuncu arasında bir camın olduğu, seyircinin de oyunu kulaklıkla izleyip dinlediği bir yapısı vardı. Berkun, bu fikri biraz daha ileriye goturerek, bu kutuyu iki taraflı yaptı. Ve her iki tarafta eş zamanlı oynanan bu oyunu yazdı. İzleyen ve oynayanlar için değişik bir tecrube oluyor.
- Berkun Oya 'nın birçok projesinde sizi goruyoruz. Onunla çalışmak nasıl?
- Berkun çok iyi ve onemli bir yazar. Onunla çalışmak her zaman farklı bir deneyim oluyor.
Ö lumsuz olsaydım, arada bir olmek isterdim
* ' Muhafız' dizisinde canlandırdığınız Faysal karakteri bir 'Ölumsuz'. Siz olumsuz olmak ister miydiniz?
- İnsan en başından beri olmek istemiyor tabii... Mesela bunun için; yazıyı, resmi, muziği buluyor. Fakat olumsuz olsaydım, arada bir olmek isterdim sanıyorum. İnsan neyi yapamıyorsa, onu elde etmek için oluyor.
- Peki olumsuz olsanız hangi donemi yaşamak isterdiniz?
- 50'ler veya '70'ler.
- Neden?
- O zamanlar hayat hep bana daha incelikli ve daha heyecan vericiymiş gibi gelir.
- Canland ırdığınız 'kotu' bir karakter. Kısa surede fenomen oldu. Neden biz bu kotu karakterleri daha çok seviyoruz?
- İnsan, kendi yapamadığı şeyleri yapabilen birilerini gorduğu zaman imreniyor.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.