Özet (TL;DR) @ 2019-02-15T13:44:00.000Z: Gazeteci Tülin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında Soçi’de İran, Rusya ve Türkiye’den cumhurbaşkanlarının katılımıyla gerçekleşen zirveyi değerlendirdi. Daloğlu, tüm cumhurbaşkanları fikir birliği…



Seyr-i Sabah

13:44 15.02.2019(Guncellendi 15:20 15.02.2019) URL'yi kısaltın

Gazeteci Tulin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında Soçi'de İran, Rusya ve Turkiye'den cumhurbaşkanlarının katılımıyla gerçekleşen zirveyi değerlendirdi. Daloğlu, tum cumhurbaşkanları fikir birliği içinde gozukuyor olsa da arada kuçuk nuansların bulunduğunu dile getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye gundemiyle Rusya'nın Soçi kentinde bir araya geldi.

Zirve sonunda yayımlanan ortak bildiriye gore liderler, 'terorle mucadele bahanesiyle 'sahada' yeni gerçeklikleri oluşturmaya yonelik tum girişimleri reddetti, Suriye'nin egemenliği ve toprak butunluğunu, ayrıca komşu ulkelerin ulusal guvenliğini baltalamaya yonelik ayrılıkçı planlara karşı koyma konusundaki kararlılıklarını dile getirdi'. 'Halimiz.com' sitesi Genel Yayın Yonetmeni Tulin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında bu zirvede liderlerin ortak bir tavırla bildiri yayınlamasını olumlu bulurken yine de soylemlerin arasında farklılıkların bulunduğuna dikkat çekti:

' İRAN CUMHURBAŞKANI 'KÜRTLER SURİYE'DE KALICI' DEDİ'

"Bu zirvelerde yapılan basın toplantılarında zaten açıktan birbirine zıt duşen ifadeleri beklemeyiz. Suriye'deki kriz sekizinci yılına girdi. Bu sureçte Rusya'nın uyguladığı dış politika bu uçluyu de bir araya getiren ana temellerden birini oluşturdu. Her biri kendi başına çok onemli ama Rusya burada adım adım bir hedefe doğru gidiyor. Zirveden çıkan açıklamalarda bir şey yok gibi gozukuyor ama bu dorduncusu yapılan zirvede bir şeylerin değiştiğini goruyoruz.

Liderlerin hiçbiri birbirine ters ifade kullanmadı ama nuanslar vardı: Turkiye'nin Suriye'deki eli silahlı Kurt gruplar için yaptığı açıklamalarda İran cumhurbaşkanı daha farklı bir açıklamada bulundu. Kurtlerin burada kalıcı olacağını soyledi. Kurtler Suriye'nin bir parçası dedi. Turkiye'nin PKK ile 40 yılı aşkın mucadelesi içinde İran'ın PKK ile farklı bir ilişkisi vardı. Bir zamanlar PKK İran ustunden Turkiye'ye de saldırıda bulunuyordu. Turkiye İran sınırında PKK'lıların hastanelerde olduğunu biliyordu. Ruhani'yi dinlerken o nuansın orada olduğunu duydum gibi geldi.

Rusya kamuoyuna yaptığı açıklamalarda Turkiye'nin PYD/YPG kaygılarını anladığını ifade ediyor. Ama Moskova aynı zamanda biz Şam'daki hukumetin onaylamadığı hiçbir askeri mudahalenin Suriye'ye yapılmasına onay vermiyoruz diyor. Bu Turkiye'nin ola ki Suriye'ye bir askeri mudahaleye kalkışırsa Suriye'den onay alması gerekir diyor. Aslında uç lider aynı zamanda bolgedeki jeopolitik rekabetin uç ana aktoru. Çok dikkatli diplomatik ifadeler kullanıyorlar. Diplomasi açısından baktığımızda kolay değil, çok riskli bir donemi idare ediyorlar. Anladığım kadarıyla herkes o riski almamak için olabildiğince imtina ediyor.

(C) AFP 2018 / Sergei CHIRIKOV

Orada sekiz sene içinde Suriye'de oyle kanlı çatışmalar oldu ki mahalle mahalle duşunduğunuzde bir mahallede kendi çapında bir grup oluşuyor. Bu islami radikal teror orgutu oluyor. Boylesi kaygan zeminli farklı teror orgutleri var. Bolgede iki çatışmanın olabileceği alan kaldı: Rejim şu anda Rusya'nın desteğiyle toprakların yuzde 85'inin kontrolunu ele geçirmiş durumda. Rusya Astana'da yaptıkları İdlib anlaşmasında Turkiye burayı o orgutlerden temizlemeyi taahhut etti ama bunun gerçekleşmediğini goruyoruz Turkiye su sorumluluğunu yerine getirsin diyor. Bunların hepsi riskli kararlar… Bir taraftan Rusya diyor ki Şam rejiminin onayı olmadan hiçbir gucun onayını kabul etmiyoruz diyor. Turk askeri zaten orada. İdlib'de Turk askeri var. Bıçak sırtı dediğimiz politika o zaten. Bu operasyonu yaptığınızda TSK bolgedeki en guçlu ordulardan biri. Bunu yapması Turkiye için sorunlu değil. Ama bunu yapınca arkasından gelecek siyasi diplomatik şeyleri de goğuslemeniz lazım. O yuzden Erdoğan gerek iç kamuoyunu dengede tutmak gerek diğer ulkelerden gelen nuansları dengelemek için herkesle hemfikir olduğunu soyluyor. Ama hemfikir olunan bir şey yok. Arkada ne konuştuklarını bilmiyoruz. Dun Erdoğan Turkiye'ye dondu ama orada Savunma Bakanı Hulusi Akar'ı bıraktı. Herhalde orada konuşulacak.

' ABD ÇEKTİĞİ ASKERLERİ HEMEN ERTESİ GÜNÜ GERİ GETİREBİLİR'

Amerika'nın Suriye'den çekilmesi orantısız olarak buyutuldu. Amerika'nın şu anda Suriye'de 2 bin askeri var. Şam rejimi ABD askerlerini zaten topraklarına davet etmedi. Suriye rejiminin topraklarına çağırdığı guçler İran ve Rusya. ABD bu 2 bin askerini çekeceğini soyluyor. Velev ki çektiler. Bu neden bu kadar buyutuluyor anlayamıyorum. Gunumuzde teknoloji çok ilerledi. ABD ordusu yerkuredeki en uçlu ordu. Bugun çekse de Suriye topraklarında mudahaleye karar verince akşamdan sabaha 50 bin askeri yığabilir oraya. Onları oradan çekmiş olmasının hiçbir anlamı yok. Hiçbir toprak parçasına ihtiyaçları yok. Arizona'dan kaldırdıkları uçaklarla bile gelirler. Afganistan'da vurdukları hedefleri ABD topraklarından kaldırdıkları uçaklarla yaptılar. Dinleyenler bunu kendi kafalarında tahayyul etsinler. Asker çekmek gerçeği yansıtmıyor.

2003 Mart, ABD'nin Irak'a mudahalesinden itibaren bolgede hiç davet edilerek mudahalede bulunmadı. Hep kendisi geldi. Bolgede hep kaynama oldu. Rusya 1980'lerde sevilmeyen adamdı. Onun sevilmeyen adam olduğu zamanlarda ABD gelip etkin olmuştu. Şimdi ABD sevilmeyen adam ve Rusya bu nufuzunu sağlıyor. Dun Varşova'da Ortadoğu guvenlik konferansı vardı, İsrail'e destek konferansı diyebiliriz. Oradaki kritik konu İran'dı. ABD Dışişleri Bakanı, 'İran bolgedeki en habis ulkedir' dedi. 'İran tek başına bolgedeki en buyuk tehdittir' dedi, Netenyahu bir mesaj atarak."