Özet (TL;DR) @ 2019-02-15T23:42:00.000Z: Aydın Sezer’e göre Soçi zirvesinde Erdoğan, yerel seçimler öncesi ortaklarıyla sorun yaşamak istemeyen bir tutum takındı. Erdoğan’ın Adana mutabakatına yaptığı atfı önemli bulan Sezer, bunun artık…
Aydın Sezer'e gore Soçi zirvesinde Erdoğan, yerel seçimler oncesi ortaklarıyla sorun yaşamak istemeyen bir tutum takındı. Erdoğan'ın Adana mutabakatına yaptığı atfı onemli bulan Sezer, bunun artık 'beka sorunu' diye anılan Turkiye'nin Suriye politikasının şekilleneceği temel başlangıca işaret ettiği goruşunde.
Suriye'deki savaşı bitirmeye soyunan Astana surecinin ortakları Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Turkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dorduncu zirvelerini Soçi'de gerçekleştirdi. İdlib'deki radikal unsurlara, ABD'nin nisan itibarıyla çekileceğini soylediği Suriye'nin kuzeydoğusuna yonelik olası gelişmelere ve ozellikle Ankara-Şam yakınlaşmasını sağlama unsurlarının one çıktığı zirve sonrasında uç liderin olumlu açıklamaları dikkat çekti.
Zirveyi ve liderlerin verdikleri mesajları Medya Gunluğu sitesinin yazarı ve analist Aydın Sezer ile konuştuk.
' ERDOĞAN 1.5 AYLIK DÖNEMDE ORTAKLARIYLA SORUN YAŞAMAK İSTEMİYOR'
Aydan Sezer'e gore, zirvede uç lider de 'buyuk olçude aynı temelde duruyor' goruntusu sergiledi. Ancak Turkiye'de 31 Mart'ta duzenlenecek yerel seçimlere dikkat çeken Sezer, Erdoğan'ın İdlib başta olmak uzere Suriye'deki beklentilere hızla yanıt veremeyeceği bir ortamda, 'ortaklarıyla' sorun yaşamak istemeyen bir tutum takındığı goruşunu dile getirdi. Ancak Sezer, seçimler olmasa ve iç siyasetteki ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'hassasiyet' bulunmasa, Erdoğan'ın zirvede daha farklı konuları gundeme taşıyabileceği izlenimi edindiğini vurguladı:
"(Üç ulke de) Buyuk olçude aynı zeminde aynı temelde duruyor gozukuyor. Ancak şoyle bir husus var. Turkiye'deki yerel seçimlerin zamanlaması ve ozellikle Cumhur İttifakı, Bahçeli-Erdoğan ittifakı ile ilgili hassasiyetler çerçevesinde Turkiye'den İran ve Rusya'nın başta İdlib olmak uzere Suriye'deki beklentilerine hızla yanıt verebileceği bir ortam zaten mevcut değil. Dolayısıyla Turkiye bu noktada gerek tansiyonun artırılmaması için gerekse iç kamuoyuna olumsuz yansımaları olmaması için bu bir buçuk aylık donemde Suriye konusunda hiç olmazsa Soçi'de Astana ortaklarıyla bir sorun yaşamak istemiyor. Fakat zirve ile ilgili yapılan açıklamalar, zirve sonunda yapılan açıklamalardan da şunu fark etmek mumkun. Putin ve Ruhani, Astana surecine verdikleri onemi defalarca belirttiler, ozel vurgular yaptılar. Astana şoyle onemlidir, boyle onemlidir dediler. Hatta Putin, 'Katılmak isteyen başka ulkeler de var' dedi. Ancak Turkiye, Erdoğan iki ayrı cumle ile çok enteresan gondermede bulundu. Birincisi 'Astana, Cenevre'nin alternatifi değildir' dedi. Bu Amerika'nın ve Avrupa Birliği ulkelerinin de zaten uzerinde durdukları bir konu. İkincisi de bir sorun çıkarsa Suriye'de Astana ortakları arasında, bir soz vardır 'denizi geçip derede boğulmak, dereyi geçip çayda boğulmak' gibi, onu anımsatan bir gondermede de bulundu. Sanki seçimler olmasa, Bahçeli hassasiyeti olmasa, Sayın Erdoğan çok daha farklı şeyler gundeme getirecekmiş gibi bir hissiyat oluştu bende."
' ABD'NİN ÇEKİLMESİNİN SARKMASI, TÜRKİYE'YE YEREL SEÇİMLER ÖNCESİ TAMPON BÖLGE İÇİN BEKLENTİYE GİRMEMESİ İÇİN MESAJ'
Zirve sonunda Erdoğan'ın daha once Rusya liderinin de ortaya attığı Adana mutabakatına yaptığı atfın onemine dikkat çeken Sezer, bu durumun, Turkiye'nin Suriye politikasının şekilleneceği temel bir başlangıç noktasına işaret ettiğini dile getirdi. Sezer'e gore bu çerçevede Şam ile iştigal artık bir 'mecburiyete' doğru gidiyor. Turkiye'nin Suriye'deki savaş oncesinde bu ulkeden PKK/YPG kaynaklı bir meselesinin bulunmadığını anımsatan Sezer, "(Sozu edilen) Bu 'beka sorunu' eğer varsa, bu bizim Suriye politikamızın sonucu olarak kendi kendimizin yarattığı bir sonuç olarak ortaya çıktı" anımsatması yaptı. Sezer, ABD'nin de çekilme meselesi için nisan ayını zikretmesinin ise Ankara'ya yerel seçimlere kadar Suriye ile ilgili beklentiye girmemesine yonelik bir mesaj olduğu goruşunde:
"Zaten basın toplantısında Erdoğan, Adana mutabakatına da gondermede bulundu. Önumuzdeki donemde Suriye politikamızın şekilleneceği temel bir başlangıç noktası, yani buna açıkça atıfta bulunması. Zaten Putin, Adana mutabakatını gundeme getirdikten sonra 23 Ocak'ta hem Çavuşoğlu hem Sayın Erdoğan'ın alt duzeyde goruşmelerin yapıldığını belirtmesi de bu yonde bir hazırlık olduğu anlamına geliyor. Kanımca bu yeni bir seçenek değil Suriye ozelinde karşımıza çıkan. Bu mecburiyetle ile alakalı bir konu dolayısıyla Turkiye'de Sayın Erdoğan da pragmatist bir lider olarak bunu goren, anlayan biri. Daha doğrusu teşhisi koyma noktasında birkaç Sayın Davutoğlu'nun yaptığı açıklamaya gonderme yaparak soyluyorum. Sorunun tanımlanmasında belli bir noktaya doğru gittiğimizi gosteriyor bu. Bizim Suriye'de iç savaş başladığı zaman PKK ya da YPG ile ilgili Suriye kaynaklı bir sorunumuz yoktu. Bu 'beka sorunu' eğer varsa, bu bizim Suriye politikamızın sonucu olarak kendi kendimizin yarattığı bir sonuç olarak ortaya çıktı. Seçimler burada şu açıdan çok onemli. Amerika çekileceğini açıkladığı zaman Aralık'ın son haftasıydı. İlk once 60 gun dendi, sonra tampon bolge gundeme geldi. Bunların hepsi seçime kadarki sureçte bir şekilde adeta gundeme getirilebilecek ya da hayata geçirilebilecek başlıklar olarak duşunuldu. Ama iş uzadıkça ozellikle de Nisan'a sarkması orada Turkiye'ye de şu mesajı içeriyor. Seçim oncesi Suriye'de herhangi bir mudahale ile ilgili ozellikle 20 km'lik o tampon bolge ile ilgili bir beklenti içerisinde olunmamasını, seçimlerden sonra bu konunun daha sakin şekilde konuşulacağı mesajı veriliyor."
' ASTANA SÜRECİNE SADECE ÇİN'İN KATILMASI GERÇEKÇİ OLUR'
Zirvede Putin, Astana surecine gozlemcilik yapabilecek ulkeler bulunduğunu dile getirmişken, Sezer, olası katılım için Çin'i zikretti. Daha once BAE, Irak ve Lubnan ile Suudi Arabistan ve Mısır'ın da isimlerinin geçtiğini anımsatan Sezer'e gore Rusya bu ulkelerin katılımlarını arzu etse bile Turkiye ve İran açısından ortaya 'sorunlu' bir tablo çıkar. Dolayısıyla bu ulkelerin katılımını 'gerçekçi bulmayan' Sezer, Suriye'nin yeniden imarı için olası katkıları ve Rusya ile paralel goruşleri itibarıyla Çin'in akla geldiğinin altını çizdi.
"Hangi ulkelerin Astana surecine gozlemci statude ya da farklı statulerde katılacağı konusu tartışılır. Özellikle 2019 Şubat ayında çok rahat tartışılır. Bundan yaklaşık 2 yıl once Rusya'nın Suriye Özel Temsilcisi, Astana surecine katılmak isteyen ulkeler var demişti 2017'de. Bu ulkelerin isimlerini de saymıştı Lavrentyev. Bunların başında Çin geliyordu, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Lubnan'dan bahsetmişti. Ama bugune kadar gelinen sureçte boyle bir katılım olmadı. Bugun itibariyle bakacak olursak, gerek Avrupa Birliği ulkelerinin başta Fransa ve Almanya'nın Astana sureciyle ilgili soru işaretlerinin olduğu bir donemde gerekse Arap Birliği kapsamında Suudi Arabistan'ın Mısır'ın başını çektiği blokun Esad ile yeniden barışma sureci dikkate alındığında Astana surecine her iki grubun dışında katılmak isteyecek ulke kim olabilir sorusu akla geliyor. Burada bir tane Çin var, şu açıdan onemli o da. Sadece Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi uyesi olarak değil Suriye'nin yeniden imarında çok onemli ekonomik katkı yapacak bir ulke olması nedeniyle. Zaten Suriye'deki terorizme karşı mucadelede Rusya ile paralel goruşleri olan Çin akla geliyor. Onun dışındaki ulkelerin ben gerçekçi olacağını duşunmuyorum. Sadece Turkiye açısından değil İran açısından daha buyuk stres yaratır. Yani İran yayılmacılığını engellemeye çalışan o cephenin Astana formatında olması. Bunu Rusya isteyebilir. Zaten Rusya, Arap Birliği, Esad yakınlaşmasının arka planında kesinlikle kanımca Suudi Arabistan, Mısır, İsrail, Amerika ile birlikte çalışıyor. Ben bundan herhangi bir tereddut duymuyorum."
' İRAN İLE DIŞ POLİTİKADA ORTAK ANLAYIŞ SAHALARI ARTIYOR'
Zirve sonunda Ruhani bir yandan "Suriye'de tek bir millet vak, iki millet değil" ifadelerini kullanıp diğer yandan 'Suriye Kurtlerinin Şam ile uzlaşmasına" atıf yapmışken, Sezer'e gore İran 'koklu dış politika geleneği' ile pozisyonunu dile getirerek ağırlığını hissettirmeye ozen gosterdi. İran'ın ABD destekli Kurt olgusuna dair endişeleri bulunduğunu anımsatan Sezer, Ruhani'nin bir yandan da 'Turkiye'yi burada Suriye ozelinde Esad uzerinden aynı noktada tutmaya çalışarak, beraber hareket etme arzusunu' dile getirdiğini kaydetti. Sezer, son donemde Turkiye ile İran dış politikalarında hakim olan 'ortak anlayışa' da atıf yaptı:
"Öncelikle İran'ın çok koklu bir dış politika geleneği var. Bir anlamda her turlu engele ya da karşı koymaya rağmen ozgun birtakım politikalar geliştirme kapasitesine sahip olduğunun altını çizeyim. PKK'nın İran'daki kolu da terorist olarak goruluyor ve belli olçulerde İran da bu konuda sıkıntı yaşıyor. Zaman zaman Turk guvenlik kuvvetleri ile işbirlikleri de var. Ruhani'nin Turkiye'nin sınır guvenliğine onem atfediyoruz ya da Suriye'nin komşularının sınır guvenliğine onem atfediyoruz ifadesi aslında yeni bir ifade de değil, İran bunu oteden beri soyluyor. Ama Turkiye'nin haklarına vurgu yapması Suriye Kurtlerinin haklarına vurgu yapıp hemen arkasından da Suriyeliler ifadesini kullanıyor olması enteresan. Burada birkaç noktada endişesi olduğunu soyleyebiliriz. Eğer ABD çekilecekse, Kurtlerin bir anlamda ABD etkisinden kurtulduğu anda İran yayılmacılığı da ABD adına engelleyecek gucun, kolunun kanadının kırılacağını duşunuyor. Dolayısıyla Suriye Kurtlerine sempati gosterdiğini ifade ediyor, Suriye Kurtlerinin hakkı olduğunu ifade ediyor. ABD'nin zaten Suriye'deki terore destek verdiğini ifade ederek ustu kapalı olarak bir taraftan Turkiye'ye evet, PKK/PYD'ye verilen destek, ABD teroru destekliyor anlamına getiriyor. Diğer tarafta da terorden kasıt Putin ile aynı frekansta IŞİD, El Nusra uzantıları ya da boyle bir tabir de var son bildirgede Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi'nin terorist gorduğu orgutler şeklinde bir ifade. Bunu yapıyor. Diğer taraftan da Turkiye'ye Adana mutabakatını hatırlatarak, 'Burada siz Esad ile bir an once barışıp devreye girmezseniz, Esad, Arap liginde çok farklı guçlerin kontrolune girebilir. Zaten Rusya ile ozel olarak çok yakın bir ilişkisi var, bundan siz de rahatsızlık duyabilirsiniz. Siz de sonuçta bu kampın, Suudi Arabistan'ın, Birleşik Arap Emirlikleri'nin, Mısır'ın başını çektiği kampın karşısında yer alıyorsunuz diyor. Bunlar zaten benim tescilli duşmanlarım anlamına getiriyor. Yani Turkiye'yi burada Suriye ozelinde Esad uzerinden aynı noktada tutmaya çalışıyor, beraber hareket etme arzusunda olduklarını belirtiyor. Burada zaten Turkiye ile İran arasında ozellikle Venezuella veya ABD yaptırımları konusunda zaten bir goruş farklılığı yok. Bizim dış politikamızla, İran'ın dış politikası arasında son donemlerde bir ortak anlayışın hakim olduğu sahalar genişliyor. Ruhani burada biraz daha inisiyatifi ele alarak yani Astana surecinde ben başından beri varım ifadesiyle ağırlığını hissettirmeye çalıştı diye duşunuyorum.
' ZİRVEDE SURİYE DIŞINDA ORTAK ANLAYIŞ BENİMSENMESİ BİR İLK'
Ayrıca Soçi zirvesinde bir ilkin yaşandığını belirten Sezer, Rusya, İran ve Turkiye'nin Astana mekanizması doğrudan Suriye ile ilgiliyken, ilk kez ortak anlayış benimsemeye yonelik farklı konuları gundeme getirmiş olmalarına da dikkat çekti:
"İlk kez bu zirvenin sonuç bildirgesinde yanılmıyorsam 14. Maddede taraflar dunyadaki diğer gelişmeleri de ele alıp değerlendiriyorlar ve aralarındaki iktisadi anlamda iş birliğinin geliştirilmesine atıfta bulunuyorlar. Bu Astana sureci spesifik olarak Suriye ile alakalı bir sure. Bunu hep vurguladık. Cenevre'ye yonelik bir hazırlık. Burada ilk defa bu uç ulkenin boyle bir zirvede ortak anlayış benimsemeye yonelik farklı sahaları gundeme getiriyor olmaları ilginç ve enteresan bir nokta. Bu da Rusya ve İran'ın Astana surecine verdikleri onemle ilgili. Turkiye'ye de dolaylı olsa da bir gonderme var. Özellikle son donemlerde Turkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan gelişmeler anlamında."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.