Özet (TL;DR) @ 2019-02-15T07:19:00.000Z: Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Ergenekon davasına dair açıklamalarda bulundu. Başbuğ, "O gün cemaat bugün FETÖ, tek başına değildi. George W. Bush yönetiminin bu konuya destek verdiği ortada"…



Turkiye

07:19 15.02.2019(Guncellendi 07:20 15.02.2019) URL'yi kısaltın

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Ergenekon davasına dair açıklamalarda bulundu. Başbuğ, "O gun cemaat bugun FETÖ, tek başına değildi. George W. Bush yonetiminin bu konuya destek verdiği ortada" dedi.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Sozcu'den Aytunç Erkin'e konuştu.

'Ergenekon'dan Çıkış' adlı kitabının yalnızca 2007'de başlayan sureci anlatmadığını vurgulayan Başbuğ, "Turk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) kurulan butun komploları inceliyoruz. Kitabın ismi Ergenekon ama… 2007 ile 2014 arasındaki komploları inceleyen, nedenleri ve sonuçlarını anlatan referans bir kitap. Bugun değil ama yarın için daha da onemli olacak. 2000'li yılların başında başlayan sureç neden ortaya çıktı, nasıl gelişti ve ne sonuçlar doğurdu? İleride bu kitabı okuyanlar her şeyi anlayacak. Bu sureçte hataların olduğunu kabul ediyoruz. TSK dahil butun kurumların hatası var" diye konuştu.

"2001 yılına donelim. Milat kabul etmemiz gerekirse bu 2001'dir. 20 Ocak 2001'de George W. Bush başkan oldu. Bush ve ekibinin iktidar olmasıyla (Yeni muhafazakar-Neo Con ekibi) yeni bir donem başladı. Ortadoğu'nun yeniden yapılandırılması, şekillendirilmesi projesi Bush ve ekibi için en oncelikli konuydu. Bir noktada haritanın değiştirilmesi" diyen Başbuğ, şoyle devam etti:

-- Bundan yaklaşık bir yıl sonra 3 Kasım 2002'de AKP iktidar oldu. 15 Kasım 2002'de ABD'nin Ankara Buyukelçiliği'nden Washington'a giden bir telgraf var. Telgrafta şoyle deniyor: (Turkiye'de ordu, burokrasi ve yargıdan oluşan bir 'derin devlet' vardır. Siyasetin gerçek belirleyicisi derin devlettir. Derin devletin kalbinde Turk Ordusu vardır. Derin devlet, ABD'nin de desteklediği 'reform'ların onundeki en buyuk engeldir.) Açık. TSK hedefe konmuş!

-- O donem global baktığınızda Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi ve yapılandırılmasını istiyorlar. Onların tabiriyle siyasetin TSK uzerinde etkisinin artması gerekiyor. Bu aslında demokratik bir bakış açısı. Peki… Turkiye'nin onların planladığı projede yanında yer alması gerekiyor. Ama Turkiye'nin bir sorunu var. Ne zamandan beri? 1984'ten bu yana PKK teror orgutu sorunuyla yaşıyoruz. PKK teroruyle mucadele eden Turkiye'nin bu sorunu çozulmeden sizin yanınızda yer alması kolay değil. Bu soruna çozum bulunmalıydı. ABD'nin, teror sorunun sonlandırılması için ongorduğu çozum şekli 'siyasi çozum'du.

- Onlar siyasi çozum istiyor. TSK'nın bunu kabul etmesi mumkun değil. TSK, PKK terorune siyasi bir konu olarak bakmaktan her zaman kaçınmıştır, 'Kurt sorunu vardır' soylemine karşı çıkmıştır. Onlara gore de bunun karşısında en buyuk engel asker. TSK'nın ozellikle guvenlik konularına ilişkin konularda etkisinin kırılması gerekiyordu. Olay bu! Bunu da terorist başı Abdullah Öcalan 3 Mart 1993'te Cengiz Çandar'a verdiği roportajda şoyle ifade ediyor: (Hiçbir demokratik yoldan işbaşına gelmiş iktidar benimle masaya oturamaz. Askerlerden hain damgası yer. Bunu baştan asker engeller. Ben Turk Ordusu'nu yenemem. Turk Ordusu'nu yenemesem de oyle yuksek bir fatura çıkartırım ki, belirli bir konjonktur gelir, masaya oturmaya mecbur bırakırım…) Olaya derinliğinden bakmak gerekiyor.

' ASKERİ VESAYET' DEDİLER

-- AKP, 2002'de, siyasi meşruiyetini oluşturmak için Avrupa Birliği (AB) surecini çok iyi kullandı. AB'nin de Turkiye hakkında tırnak içinde 'askeri vesayet' saptaması var. Amaç şu: TSK'nın, Turkiye'yi ilgilendiren guvenlik konularındaki etkinliğinin azaltılması. Ancak… Anayasa ve yasalar çerçevesinde ABD, İngiltere silahlı kuvvetlerini inceleyin. Guvenlik konusunda etkinliği yok mu? Var! Guvenlik politikalarının oluşturulmasına ve uygulanmasında TSK'nın soz hakkının sıfırlanması isteniyordu.

' DAĞLICA KARAKOLU'NA YAPILAN SALDIRI ÇOK ÖNEMLİ'

İlker Başbuğ, "1 Mart 2003 tezkeresi geçmedi ve ABD bunun faturasını TSK'ya kesti" tespitini yaptı ve şoyle devam etti:

-- 2003'te ikinci Irak savaşı ve sonrasında Irak'ın yeniden siyasal yapılanmaya gittiğini goruyoruz. TSK'nın PKK teror orgutuyle mucadelesi suruyor. Derken 2007 yılına geliyoruz. ABD, 2001'de siyasi çozum dayatıyor ve 2007'de bunun sahneye konulduğunu goruyoruz.

(C) Flickr /

- 21 Ekim 2007'de, Hakkari'de Dağlıca Karakolu'na yapılan saldırı çok onemli. O saldırı, teror orgutunun yapısına baktığınız zaman çok koordineli bir saldırıdır. Dağlıca'nın, sadece PKK tarafından planlanıp, organize edildiğini duşunmuyorum. Mutlaka dış destek var. ABD'nin desteği olduğunu duşunuyorum. Özellikle saldırıdan sonra yaşananlar basit olmadığını gosteriyor. Ancak Dağlıca'dan sonra yaşananlar bunun taktiksel değil stratejik olduğunu ortaya koydu. Bu yuzden PKK tek başına yapmadı. 21 Ekim saldırısından sonra medyada TSK'ya karşı korkunç bir propaganda başladı. 'TSK silahlı mucadelede başarısızdır' demek istediler.

-- 15 Kasım 2007'de de Taraf adlı kağıt parçası yayın hayatına girdi. Tesaduf mu? 15 Ekim 2007'de de Dağlıca saldırısından altı gun evvel ABD Dışişleri Bakanlığı'nda danışmanlık yapan David L. Phillips, 'PKK'nın silahsızlandırılması' için rapor hazırladı. Raporda da derin devlet var ve TSK yine hedefte. 12 Haziran 2007'de de Ergenekon'un duğmesine basılıyor. Buyuk komplo Ergenekon ve diğer komplolar. O gun cemaat bugun FETÖ, tek başına değildi. George W. Bush yonetiminin bu konuya destek verdiği ortada.

Etiketler:

komplo, destek, dava, Ergenekon, saldırı, Turk Silahlı Kuvvetleri (TSK), FETÖ, Genelkurmay Başkanlığı, İlker Başbuğ, Turkiye, ABD