Özet (TL;DR) @ 2019-02-13T00:19:00.000Z: Yıldırım, "11 yaşındaki ortaokul öğrencisi Binali, Binali Yıldırım oldu. Buraya gelmişsem İstanbul'a borçluyum. İstanbul 2003 Kasım'da beni milletvekili seçti. Bakan oldum, TBMM Başkanı oldum.…



Haberturk'te Veyis Ateş'in sunduğu 'Akılda Kalan' programına konuk olan TBMM Başkanı Binali Yıldırım soruları yanıtladı. Yıldırım'ın çocukluğundan gunumuze değin yaşam kesitlerin fotoğraflarla sunulduğu programda soyleşinin ağırlıklı bolumunu İstanbul tuttu.

11 yaşından bu yana İstanbul'da bulunduğunu anlatan Binali Yıldırım, İstanbullular'ın kendilerini seçmeleri halinde İstanbul'a olan borcunu odeyeceğini anlattı.  İstanbul trafiğini kendisinin çozebileceğini ifade eden Yıldırım, "Biz bu sorunları Turkiye olçeğinde hallettik. İstanbul'da da çozeriz" dedi.  İstanbul'u 'Turkiye'nin kalbi' olarak niteleyen Yıldırım "İstanbul hapşırırsa Turkiye nezle olur" diye konuştu.

Yıldırım'ın konuşmasından one çıkan başlıklar şunlar:

' BİR DAHA DÜNYAYA GELSEYDİM YİNE BU MESLEĞİ YAPARDIM'

(C) AA / Ahmet Bolat

- Bu mesleği tekrar isterdim. Muhendis olmayı isterdim. Herhangi bir pişmanlığım olmadı. Hayalimdeki her şeyi doya doya daha fazlasını gerçekleştirdim. Bir pişmanlık duygusu içinde değilim. Yol yapmayı, kopru yapmayı, hava yolunu geliştirmeyi hep hayal etmişimdir. Bunları Rabbim nasip etti. milletimiz fırsat verdi, sayın Cumhurbaşkanımız da bize yol gosterdi, liderlik yaptı ve başardık.

' MEŞGALEDEN ÇOCUKLARI SEVEMEDİK ACISINI TORUNLARDAN ÇIKARIYORUM'

-- Bir terbiye kuralıdır o. Eğer dedemin olduğu odada, mecliste ben çocukken hatırlıyorum babama doğru emekliyerek giderdim. O gunleri hatırlardım. Babam da ayağıyla geriye iterdi. Buyuduğum zaman beni dedeme yonlendirirdi. Bu bir gelenek, terbiye, doğrudur, yanlıştır o ayrı şey. Hayatın çetin meşgalesinde, yoğunluğunda çocuklarımıza tam anlamıyla çocuk muamelesi yapamadık. Telaşemiz içerisinde onlar buyuduler. Şimdi acısını torunlardan çıkarıyorum. Onları sevme fırsatımız olmadı.

-- Torunları sevmek bedava. Ağlıyorsa bizi ilgilendirmiyor. Altını ıslatıyorsa bizi ilgilendirmiyor.

' BİZ ÇOK GENİŞ AİLEYDİK DEDEM İSTANBUL'DAYDI'

- İlkokulda iken amcalarım İstanbul'daydı, dedem de İstanbul'daydı. Biz geniş bir aileyiz. Amcalar, halalar herkes birlikte yaşıyor. Gorev bolumu yapılmış. Bir kısmı İstanbul'a gidiyor, bir kısmı koyde kalıyor. Koyde kalan babam. Dede yazın gelir, kışın giderdi. Ben İstanbul'da Tarlabaşı'nda oturuyorlardı. İlkokul son sınıfa gelince babamın niyeti bir an once okulu bitirsin, işin bir yerinden tutsun. Biz koyun çok geniş aileyiz. Çok fazla yerimiz var, tarlamız var, işleri yetiştiremiyoruz. Bir an once gelsin.

' COĞRAFYA ÖĞRETMENİMİZ SINAV GİRİŞ KAĞIDIMI YIRTTI ATTI'

-- İstanbul'a geldim. Dedemin satın aldığı Tarlabaşı'ndaki apartmanda oturuyoruz. Annem, babam koyde, biz amcamlarla oturuyoruz. Kimseye yuk olmayayım, kısa yoldan yatılı oğretmen okuluna gideyim diye bir karar verdim. Benim gibi iki tane arkadaşım daha var. Bir tanesi bizim koyden  diğeri yine bizim ilden başka bir yerden. Muracaatımızı yaptık, sınavlara girmek için az bir sure var. Sınava giriş kartı veriliyor. Onu alacağım, dediler ki, 'Mudur bey seni çağırıyor, o kartı vermiyor' dedi. Rahmetli Hasan Çelik, coğrafya hocamızdı. Gittim, karşısına geçtim. 'Ne oldu' dedi. 'Ben oğretmen okulu imtihanına gireceğim, kağıdımı verin'  dedi. Baktı yuzume 'sen oğretmen mi olacaksın' dedi. Kağıdı çıkardı yırttı, çope attı. Başımdan aşağı kaynar sular dokuldu. 'Hadi git' dedi. O kadar uzuldum ki, anlatamam.

' MÜHENDİS OLMAMDA MEHMET ALİ HOCAMIZIN ETKİSİ OLDU'

- Mehmet Ali Bey hayranlıkla takip ettiğim hocamdı. Bana hep 'sen muhendis ol' derdi. Kafama bunu yerleştiren insan Mehmet Ali Bey hocamız oldu. 9 ay falan universitede asistanlık yaptım. Oradan tersaneye gidip çalışmaya başladık. Gemi Makina Muhendisiyim ben. Daha sonra askere gittim, askerliğimi yaptım. Askere gitmeden once yuksek muhendislik lisans ustu eğitimimi tamamladım. Askere gittim Ağustos 1980'de 12 Eylul darbesi oldu. Askere gitmemden 1 ay sonra darbe oldu.

' İSVEÇ'İN DÜZENLİ VE MUNTAZAM OLMASI BENİ RAHATSIZ ETTİ'

-- İsveç'te işim bittiğinden bir gun once hazırlıklarımı tamamladım yurda dondum. Oralar cennet gibi.Sessiz, trafik sorunu yok,insanlar birbirine daha saygılı. Her yonuyle muntazam. Aşırı muntazam olması beni rahatsız etti. Hiç anormal bir şey yok. Ona alışmanız zaman alıyor. Gelince tam tersi oldu. Burada hiç yaşamamış gibi sinirimi bozmuştu. 1-2 ay kafamı evin duvarlarına vuruyordum, Turkiye'ye donunce.

' O SUS PUS OLAN ADAM GOLDEN SONRA 'FEYYYAZ' DİYE FIRLADI'

(C) Fotoğraf : İHA

- Beşiktaş'ın maçını seyretmek için Malmo Stadı'na gittik. Onların tarafına gittik. Bize ayrı bir tribun yok. bir gol oldu. Fırladık 'Feyyaz' diye. Yanımızda da bir tane saçı sakalı birbirine karışmış adam oturuyor. İkinci gol oldu tekrar fırladık 'Feyyaz' diye. Bir gol daha oldu bizim kaleye. Bu sefer hiç konuşmayan adam ayağa fırladı 'Feyyaz' diye bağırdı. Adam bize golu attı. Adam demek ki Feyyaz ismini 'gol' olarak anlamış.

' MÜDÜR BEY EŞİME SÖYLEMİŞ: DERSLER BOŞ GEÇSİN AMA O GELMESİN…'

-- Biz Semiha hanımla akrabayız. Semiha Hanım'ın dedesinin babası ile ile benim dedemin babaları kardeş. Önceden tanışıyoruz. O oğretmen okuluna gitti, ben İstanbul'a geldim. Okullar bittikten sonra bir şeye karar verdik, aile olmaya karar verdik. Ben İTÜ'de oğrenciyim. O da Bakırkoy Kirazlı Velikapı diye bir yer var. Orada oğretmen, ilkokul oğretmeni. Hasta oldu, çocuklarına çok duşkun. Dersler boş geçecek. 'Ben gideyim' dedim. Gittim, içeri bir girdim. Bir kargaşa, gurultu, birbirlerinin saçını başını yolanlar vs. Benim geldiğimi hiç farketmediler. Tahtaya vuruyorum, bağırıyorum, hiç oralı olmuyorlar. Birden onume ilk gelen çocuğu tuttum havaya kaldırdım. Herkes suspus oldu. Bana bakıyorlar. Sonra bıraktım. Bir şeyler anlattım ama çocuklarda çıt yok, hiç tepki yok. Ders bitti, geldim. 'Nasıl geçti' diye sordu hanım, 'Guzel geçti, hallettik' dedim. Okula donunce mudur bey demiş ki hanıma 'O senin dersine gelen kimdi'. Semiha Hanım 'eşim' deyince, mudur bey 'sen ona soyle, dersler boş geçsin ama gelmesin'…

' TORUNUMLA AVM'YE GİTTİK AMA DÜKKANLARA GİDEMEDİK'

(C) AA / Utku Uçrak

- Geniş bir aile, birbirine duşkun bir aile olacağını hiç hayal edemezdim. Torunum Bahar Sena bana dedi ki, 'Dede şurada bir AVM var, bizim eve yakın bir yerde. Oraya gidelim kitap alalım, eğlenelim, gelelim' diye. Kabul ettim. 3-4 yıl once oluyor. Gittik, park ettik. Bakanlığım doneminde. İnsanlar bizi gorunce 'Ooo bakanım hoşgeldin' diyorlar, sarılıyorlar. 100 metrede birçok insan geldi, kucaklaştık. Bir turlu dukkanlara gidemiyoruz. Bizim torun pek hoşnut değil. Bir şey diyemiyor bana. Gidip kendi aldı geldi. Gayet sakin dondu. Eve gelince annesi sormuş, o da demiş ki 'Anne o bakanım diye sarılıyor, bu sarılıyor, ne kitapçıya gidebildik, ne filme gidebildik. Bir daha gitmem' demiş.

' BANA GÖRE İDO'NUN EN BÜYÜK HİZMETİ 1999 DEPREMİNDE OLDU'

-- İstanbul Deniz Otobuslerinin kuruluşu Dalan donemindeydi. Sozen doneminde pek bir şey yapılmamıştı. Geldiğimizde 9 tane deniz otobusu var ama iyi durumda değiller. 7-8 tane iskelesi vardı. Esasında kapanmaya yuz tutmuş bir şirketti. Bir karar vermeniz gerekiyordu. Ya kapatacaktık ya da İstanbulluların rahatça kullanabileceği hale getirecektik. İkincisine karar verdik. Sağolsun Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da boyle bir karar verdi. 4,5 yıl gorev yaptım. İDO kendi sınıfında dunyanın en buyuğu oldu. 29 gemiye ulaştı. 30'dan fazla iskele yapıldı. Butun Marmara'nın kuzeyine, Avşa, Bandırma, Mudanya, Armutlu, Çınarcık hatta Golcuk'e, Avcılar'a, Şarkoy'e seferler yaptık.

(C) AA /

- Bana gore İDO'nun en buyuk hizmetlerden biri 1999 depremidir. 99 depreminde ben Acıbadem'de oturuyorum. Depremden hemen sonra iletişim koptu. Ben hemen Bostancı'ya gittim. Şirket merkezinde baraka vardı. Açtım butun gemilerle SSP telsizle irtibata geçtim. Bandırma, Mudanya, Esenkoy, Çınarcık, Yalova, hatta Golcuk'u. Arkadaşlara dedim ki, 'Çıkın etrafı dolaşın 10 dakika içinde bana rapor edin. 10  dakika sonra beni aradılar. 'Çınarcık, Yalova, Golcuk çok kotu' dediler. Bir anons yaptım 'Butun gemiler doğru Golcuk, Yalova, Çınarcık'a gidecek. Buradan gun boyunca yaralıları taşıyacak' dedim. Yenikapı'ya yuzlerce ambulans dizdim. Gemiler getiriyor oradan alınıyor, hastanelere getiriyorlar. Bir gunde 2 bin 500 kişi taşıdık, hayata dondurduk.

-- Rahmetli Ecevit, bir açıklama yaptı, İDO'nun yaptığı buyuk hizmeti biraz da methederek anlattı. Şoyle dedi, biz bu şirketi destekleyeceğiz dedi. O zaman en buyuk sorunumuz yakıttı. Gittik fakat sonuç alamadık. Sonra ben geldim o iş kendinden çozuldu.

' TAYYİP BEY'E DURUMU ANLATTIM 'TAM YETKİLİSİN' DEDİ'

- Ben gemi inşaat muhendisiyim. Gelince fotoğraf çektim ve hızlı plan yaptık. Sayın Başkanımıza anlattım meseleyi. O da 'tamam, tam yetkilisin' dedi.  Hemen harekete geçtik. O gemilerin mevcutlarını yeniledik, yeni iskeleler açtık. Dunyada ilk 100-200 kişilik Adnan Menderes, Turgut Reis, Turgut Özal gibi feribotları getiren bendim. 40 mil hızla gidiyorlar, saatte 75 kilometre ile gidiyorlar. Önceden Bandırma'ya 6 saatte gidiliyordu feribotlarla 2 saatte gidilmeye başlandı. Muthiş bir taşımada farkı ortaya koydu. O eski şirketi hayriye vapurlarıyla saatler suren yolculuk, hızlı bir şekilde yapılır hale geldi. Bize devletin o gunlerde, hatırlayın 5 Nisan kararları var, kur almış başını gitmiş, enflasyon var. Bizim risk primimiz devletin risk priminden daha duşuktu. Libor + 1.125'le borçlandık. Devlet libor + 2,5'la borçlandı. Buyukşehir belediye başkanının şahsi imzasıyla aldık. Kısa surede odedik ve muazzam bir konuma geldik.

' İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANI OLURSAM BORCUMU ÖDEYEBİLİRİM'

-- 11 yıldan fazla bakanlık yaptım. Turkiye'de Ulaştırma bakanlarının omru 8,5 aydır. Ömrumuz çalışmakla geçmiş. İnsanımıza hizmet etmekle geçmiş. İstanbul gibi bir şehir beni ben yapan şehir. 11 yaşındaki ortaokul oğrencisi Binali, Binali Yıldırım oldu. Buraya gelmişsem İstanbul'a borçluyum. İstanbul 2003 Kasım'da beni milletvekili seçti. Bakan oldum, TBMM Başkanı oldum. İstanbul beni seçti. Bir yola çıktım, İstanbullular destek verirse belediye başkanı olduğumda borcumu odeme gibi yukumluluğum var.

' İSTANBUL TÜRKİYE'NİN KALBİ! HAPŞIRSA TÜRKİYE NEZLE OLUR'

-- Ben İstanbul'a borçlu olduğumu duşunuyorum. İstanbul'un meselelerini biliyorum. İstanbul deyince aklınıza ne geliyor? İstanbul'u nereye koyuyoruz? İstanbul bir devlet olsaydı AB'nin 13. buyuk, dunyanın 41. buyuk ulkesi olurdu.l İstanbul'un yıllık geliri 232 milyar dolar. Romanya, Macaristan, Bulgaristan'ın dahil olduğu 140 ulkeyi geride bırakıyor. Turkiye'nin milli gelirinin yuzde 33'unu İstanbul tek başına sağlıyor. 72 milyar dolarlık ihracatla Turkiye ihracatının yuzde 44'unu tek başına sağlıyor. Guney Afrika, Portekiz, Şili'nin ihracatından daha yuksek. 100 buyuk sanayi kuruluşunun 42 tanesi İstanbul'da. 6 milyon 578 bin kişi,iş gucunun yuzde 20'sine tekabul ediyor. 40 milyon turistin 13,5 milyonu İstanbul'a geliyor. İstanbul hapşırsa Turkiye nezle olur.

' TRAFİĞİ YÜZDE YÜZ ÇÖZERİM DERSEM BANA KİMSE İNANMASIN'

- İstanbul'daki trafik sorununu ben çozerim. 15 yılın geçmişime bakın. Yol yapmışız, hızlı internet getirmişiz, hava yolunu halkın yolu yapmışız, kazaları azaltmışız, yolları bolmuşuz insanları birleştirmişsiniz. İstanbul'a baktığınızda İstanbul Anadolu şehirleri ve dunya ile bağlantısında sorun yok. Sorun İstanbul'un içinde. Dunyanın en buyuk havalimanından dunyanın 216 noktasına uçuş var. Ataturk'ten bir muddet sonra buraya geleceğiz. İstanbul'dan 56 havalimanına uçuş var. 3. Kopru, Avrasya Tuneli. İstanbul içinin trafiğinin çozulmesi mesele. Bunu ben çozerim. Trafik sorununu yuzde yuz ben çozerim dersem bana inanmasılar. Dunyanın 20 milyon nufusu olan şehirde trafik sorunu yok demek, insanları yanıltmak demektir.

' İSTANBULLU EVDEN ÇIKTIĞINDA 750 METRE YÜRÜYEREK METROYA ULAŞCAK'

-- İstanbul'da en onemli sıkıntı toplu ulaşım altyapısının yetersizliği. Şu anda raylı sistemin payı artı otobus, metrobus yuzde 18. Bunlar yapıldığında hedefimiz yuzde 48,5. İstanbullu evinden çıktıktan 750 metre sonra vaadediyorum. İstanbullu metro istasyonuna ulaşacak. Ben bunu vaadediyorum.

' ANLADIM Kİ İSTANBUL'DAN ÇIKAN YOLCULUK TÜRKİYE'Yİ KAPSAYACAK'

-- Hiç tereddut etmedim. Ben Cumhurbaşkanımız 94'de belediye başkanı olunca beni  davet etti İDO'nun başına geçtim. Şunu gordum ki, onu açık. İstanbul'dan çıkan bu yolculuk Turkiye'yi de kapsayacak. O gun iktidar sahipleri 'bu bizim için ileride tehdit olacak değil eften puften sebeplerle başkanlığını tamamlamayarak mahkum oldu'. 94'te onunla başladım 99'un Kasım'ın da bıraktım. O cezaevine gitti, biz kendi işlerimize donduk. Temaslarımız devam etti. Parti kurulurken de tereddut etmedim.

' İDEOLOJİNİZİ İŞİNİZİN ÖNÜNE GEÇİRMEDİĞİNİZ SÜRECE BENDEN BİR SIKINTI YAŞAMAZSINIZ'

Ali Balıkçı

- CHP'den belediye Refah Partisi'ne geçmiş. Refah muhafazakar parti olarak biliniyor. İDO'ya geldim, herkes tedirgin. Kimi eşyalarını topluyor. Hepsini topladım dedim ki, 'Sizin hepiniz şu anda bana eşit mesafedesiniz. Zaman içerisinde kimin mesafesi bana daha çok yaklaşacak veya uzaklaşacak size bağlı. Bana daha da yaklaşabilirsiniz, daha da uzaklaşabilirsiniz. Baştan şunu soyleyin, ideolojik olarak sizinle tanışmak istemiyorum' desin dedim. Bir tanesi 'efendim bana musaade' dedi. İdeolojinizi işinizin onune geçirmediğiniz muddetçe benden bir sıkıntı yaşamazsınız dedim.

' O ZAMANLAR OLGU İLE ALGI ARASINDA O KADAR FARK VARDI Kİ'

-- Bir kadın geldi, biz buraya atandığınızı duyduk, çok korktuk dedi. Neden, dedim. Biz buraya cubbeli,sarıklı, sakallı bir adam gelecek diye duşunduk. Sizi gorduk, siz İngilizce konuşuyorsunuz, anlayamadık sizi dedi. Ben bu kadar onyargı, saplantı olur mu diye sordum. O zamanlar onyargılar ve algı ile olgu arasında o kadar buyuk bir fark vardı ki.

' ÇİNLİLERLE ARAMIZDA İLETİŞİM VE MENTALİTE FARKI VAR'

-- Çin ve Turk ortaklıklar tarafından yapılıyordu. uzattıkça uzatıyorlar. Baktım olacak gibi değil duzenli olarak her ay en az bir sefer işin gidişatına gore sizi guzergah uzerinde toplayacağım, hepiniz bana rapor vereceksiniz. Mazeret istemiyorum. Şantiye sorumlusu gibi takip ederek bitirtmek zorunda kaldım. Turklerle Çinlilerin iş yapma şekilleri farklı. Biri için onemli olan diğeri için onemsiz gozukuyor. Aralarında zaman kaybının en buyuk sebebi uyumsuzluk, iletişimsizlik ve mantalite.Aynı şeyi Marmaray'da Japonlarla yaşadık.

' JAPONLARA 'TÜRKLER'İN SON DAKİKA MUCİZESİ VARDIR' DEDİM'

(C) AA /

- Cumhurbaşkanımız bana Marmaray'ın bitiş tarihini sordu. 29 Ekim dedim. Geldim Üskudar'da toplantı yaptım. 29 Ekim'de 2017'de açacağız değil mi efendim dedim. Cumhurbaşkanımız "Ne diyorsun. Bu senenin 29 Ekim'inde açacağız" dedi. 'Mumkun değil' dedim. 'Mumkun değil diye bir şey yok, açılacak. İtiraz ediyorsan al ceketini git, ben yaparım' dedi. 2013 29 Ekim tarihi vardı. Sonunda Japon'a dedim ki 'Ya bitirirsin ya da Sarayburnu'ndan kendini atarsın' dedim. Genel Mudurumuz vardı Metin Bey. Ve dediğimiz tarihte bitirdik. Japonlara dedim ki, 'Turkler'in son dakika mucizesi diye bir şey var' dedim. Sonra hakikaten varmış dediler.

' İSTANBUL BİLİM VE TEKNOLOJİNİN MERKEZİ OLABİLİR'

-- İstanbul'un temel meseleleri, trafik, ulaşım, otopark, yeşil alan uretmeyle ilgili bir sorunum yok. Bunu Turkiye olçeğinde yaptık. İstanbul daha kuçuk bir olçek, burada haydi haydi yaparız. İstanbul'a yapacaklarımız sadece altyapı değil. Sosyal, kulturel içerikli projeler, ekonomik projeler. İstanbul'un bu yonlerini daha on plana çıkarmak, marka  değerini daha da arttırmak. İstanbul bilim teknolojinin merkezi olabilir.  Gençlerin kabiliyetlerini gostereceği merkeze donuşebilir. Yapay zeka var mesela. Bugun bildiğiniz mesleklerin yarısı yok olacak. Biz bilgi toplumunun goçmeniyiz gençler de yerlisi. Ben onlara dijital yerliler diyorum.

' İSTANBUL'U CAZİP HALE GELİP İSTİHDAM OLUŞTURACAK'

- Belediye başkanlığında biraz ust yapıya çalışacağız. Şimdi herkese iş bulacağız diye bir şey yok tabii.Boyle ne bir kaynağımız var ne de yetkimiz var.İstanbul'u yaşanan bir merkez haline getireceğiz ki,buraya daha çok yatırım yapılacak ve istihdam alanları oluşacak. Üreten İstanbul'da 1 milyon oğrenci, 50 tane universitesi var. Sağlık tesisleri, gastronomi gibi.Bunu gençlerle yapacağımız kısmı, diğer kesimlerle yapacağımız kısmı var. Yeşilliği arttıracağız. Bir yandan mahalle ve ilçelerde millet bahçeleri yapılıyor.

' BİZ DİKEY KORİDORLARLA YEŞİL İLE MAVİYİ BİRLEŞTİRECEĞİZ'

-- İstanbul kuzeyindeki yeşil alan ile maviyi buluşturacağız. Buralarda yuruyuş yolları, bisiklet yolları olacak. Yeşille maviyi buluşturacak dikey damarlar olacak. A5 bin 462 bin kilometre karelik sadece 1050 kilometre karesinde yerleşim var. Biz bu koridorlarla yeşil ile maviyi inşallah birleştirmiş olacağız.