Özet (TL;DR) @ 2019-02-13 08:04:35.712425: Organize İşler fanlarının gözü aydın; Organize İşler 2, Baba 2 tadında, ilkini aratmayan, hatta üzerine koyan bir film. Gözümüzün değdiği yerde kolpa gördüğümüz şu dönemde, güleriz ağlanacak hâlimize,…



13.02.2019 - 06:58 13.02.2019 - 10:15 Son Guncelleme : 13.02.2019 - 10:15

Organize İşler 2'nin kolpacı takımı, zamanda ışınlanıp geçmişe gitmiş, hatta geçmişte Vahşi Batı'ya gitmiş, kasabanın bankasını soyacakmış gibi bir durum soz konusu. Styling yıkılıyor, bir altlarında atlarıyla mahmuzları eksik.

Y ılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ, Ezgi Mola, Rıza Kocaoğlu, Okan Çabalar ve Bensu Soral 'dan murekkep ekip, kombin ve tek çekimlerle, video ve fotoğraf setleri arasında mekik dokuyor.

Tatlıtuğ'nun tekli çekimi yapılırken, Okan Çabalar, mahallenin afili delikanlısını kıskanan bitirim pozlarında. Elindeki hayali silahla uzaktan vurur gibi yapıyor Tatlıtuğ'u. "Ya" diyor donup; "Duşunuyorum da sevgilin senden ayrılıp Kıvanç'la çıkmaya başlasa ne olur diye?.. Erkekliğin de biter, hayatın da biter, her şeyin biter valla. Bir daha insan içine çıkamazsın." Dort dortluk bir komedyenin ozguveni var Çabalar'da; bakmayın yani boyle konuştuğuna…

Setin ortasına bir UFO inse, "Buyurun, bunlar bizim turun kusursuz ornekleri, alıp insanlığı temsilen goturebilirsiniz" diyerek, gezegenin selameti adına Kıvanç Tatlıtuğ ile Bensu Soral'ın feda edilebileceğinden yana laflanıyor ekip arasında fısıltıyla. Ki mevzubahis ekibin işinin zaten topmodellerden celebrity'lere guzellik goruntulemek olduğunu, vaka-ı adiyeden sayıldığı için her gorduklerinden oyle kolay etkilenmediklerini ayrıca belirtme gereği duymuyorum. Fakat bu ikisine "Sizin işiniz de zor" diyesi geliyor insanın; oyle guzeller hakikaten…

Ezgi Mola ile Rıza Kocaoğlu, ilk Organize İşler'in de kastında yer almış oyuncular. Mola'nın kariyerinin ilk, Kocağolu'nun kariyerinin ikinci filmi 13 yıl onceki yapım. Şimdiki devam filmi de Bensu Soral'ın sinemada rol aldığı ilk yapım olacak. Kıvanç Tatlıtuğ deseniz, pırlanta gibi bir kariyeri olmakla birlikte, onun da ilk komedisi.

Rıza Kocaoğlu; aradaki 13 yılı değerlendirirken; "Turkiye'de oyunculuk uzerine en fazla kafa patlatan insanlardan biri Yılmaz Abi" diyor: "O konuda çok sohbet etmişliğimiz var. Hep soylenen şey şuydu: Zamanla sadece oyunculuk değil, insanın karakteri de gelişir. Yaşla birlikte karakterin gelişiminin oyunculuğu da etkilemesinden konuşurduk hep. Şiar gibi, unutamadığım bir şeydir o. Yıllar sonra onu test etme imkanı da doğmuş oldu. Hepimiz farklı zamanlarda, farklı alanlarda, farklı işler yaptık. Sonra tekrar buraya gelmek, muhteşem bir tecrube oldu."

Yanındayken Yılmaz Abi şeklinde hitap ettikleri Yılmaz Erdoğan'ı gıyabında Yılmaz Hoca olarak anıyor hepsi.

Yılmaz Erdoğan'ın yazarlık, yonetmenlik, yapımcılık, oyunculuk gibi melekelerinin yanında bir de eğitmenlik yonu var, malum. Bugunku çekimde yer almasalar da filmin onemli rollerinden ikisi, BKM Atolye'de yetişmiş ikinci kuşak oyunculardan Safa Sarı ile Atakan Çelik tarafından sırtlanıyor. Bugune dek birçok tanınmış oyuncu yetiştirmiş Atolye'den bahsederken, gururlu bir ifade yerleşiyor Erdoğan'ın yuzune: "Orası benim sosyal çevrem aslında. Çocuklarla birlikte takılmaktan, onlarla coşmaktan, çalışmaktan, bazı bazı onlara kızmaktan, onları eğitmekten muthiş bir zevk alıyorum. Öğretene de çok oğreten bir şey ayrıca. Hayatımın en zevkli parçalarından biri. Yeni ekip iki senede bence muhteşem bir kıvama geldi. Bir insan evladına bunu yapmanın sevabi de bir tadı var ki o eşsiz bir şey. İyi-kotu obur tarafa gittiğimizde, gunahlar mevzubahis olduğunda soyleyeceğim şey o olacak muhtemelen: hani çocuklar mocuklar falan… Biliyoruz biliyoruz, geç sen geç, derler herhalde."

İzlemek nasip oldu, mujdeyi buradan verelim: Organize İşler 2, ilk filme birçok gondermede bulunan, kult statusune ulaşmış filmin sevenlerini son kertede mutlandıracak bir iş. Asım Noyan'ın, şiddet konusunda 'mış gibi' yapan, bu yuzden de ekseri dayağı yiyen taraf olan 'sevimli' çetesi, bu sefer de 'mariz'den yana nasipsiz kalmıyor.

"Çocukların da onerme, onerme, diye başının etini yediğim şeydir: sen bunu niye yazdın?" sozleriyle anlatıyor devam filmini Erdoğan: "Komedide aslında bunun cevabı basittir, guldurmek için der, işin içinden çıkarsın yani; kimse de bir şey diyemez. Komedinin temel meselesi budur çunku. Ama ben 'E başka?' derim. Mesela filmdeki Sazan Sarmalı denen şey benim bulduğum bir isim değil. Uygulanan numaraya, polis kayıtlarında Sazan Sarmalı deniyor. Ben de onerme bunun içinde diye duşundum. Bizim burada anlattığımız alo'cuların gerçek hayatta dolandırmadığı profesor, orgeneral, bilim adamı kalmadı… Şunu diyorum: En zeki, donanımlı insanların bile kandırıldığı bir yontem bu… İlk senaryo draft'ında Asım'ın şoyle bir lafı vardı, filmin bir yerine koyamadım ama sana soyleyeyim: 'Bu şehir balık doludur; zaten insanı biraz korkut, hemen balık olur.' Bunun belki de zirveye çıktığı bir donem bu. Çunku korkulacak bir suru dosya açıldı hayatta… En ozguvenli insanların dolandırıcılar olduğu bir saha var Sazan Sarmalı'nda yani…"

ilmin genel teması Sazan Sarmalı'ysa, kişisel teması de baba-kız meselesi:

"E ben tecrubeli bir kız babasıyım. İlk filmde Asım'ın kızını, oz kızım Berfin oynamıştı. 'Her yazar, bildiğini guzel yazar' diye bir tabir vardır ya, benimki de o hesap: bildiğim bir konu… Asım bir yerde de şunu soyluyor: 'Kızlar niye buyuyor arkadaş? Babalar kuçulsun!' Bizim denklemimizde kız buyuk de Asım çocuk gibi… Bizim surecimizde de oyledir; Berfin ailenin hep en olgun, çok damarına basmazsan en soğukkanlı kişisidir. Asım'ı bir turlu doğru yola sokmayan şey de hep o içindeki fırlama çocuksuluk. İkili sahnelerinde yazarken de oynarken de onu sevdim: Burada çocuk Asım, ebeveyn Nazlı gibi… 'Baban mı var derdin var' diyen kızımın sinema versiyonu gibi… Bizim Berfin'le baba-kız aşkımız hiçbir zaman boyle travmatik yerlerden geçmediyse de anlaşılır bir ilişki biçimi oldu, gerçek hayattan biraz daha evirerek… O iskeletten yararlandım yani…"

Bensu Soral'ı Nazlı'nın buyumuş hali olarak kasta katarken, Berfin'le ikisini yan yana oturtup uzun uzun bakmış Yılmaz Erdoğan, "E tamamdır bu" demiş.

"Bir gun UNIQ'deki BKM Mutfak'a gitmiştim kahvaltıya" diye hatırlıyor o gunu Soral: "Orada Yılmaz Hoca'yla karşılaştım. Yıllardır karşılaşmamıştık. Beni gorunce Organize İşler'den bahsetti. 'Senin adın da geçiyordu, şu an karşımda seni gorunce bir daha anladım, bir goruşmemiz lazım' dedi. Bayağı Berfin'le bizi yan yana oturttu, gozuyle olçup tarttı falan… Oynar mısın denmesine gerek yoktu, Organize İşler'in herhangi bir yerinde olmak bana zaten gurur verir."

İlk filmin çomezlerinden Ezgi Mola, bu filmde Asım'ın hakikatli ve işveli manitasını, tadından yenmez bir performansla canlandırıyor: "Organize İşler benim sinema setini gorduğum ilk yer" diye anlatıyor, rolu nasıl soke soke aldığını anlatırken: "İkincisinin çekileceğinin haberini duydum ve 'Yılmaz kendine manita arıyor' şeklinde duydum o haberi. Hemen kendisine sesli mesaj yolladım; 'Merhaba, Ezgi Mola ben; kendine manita arıyorsun da beni neden duşunmuyorsun? Kilo alma, kilo verme, tip değiştirme, ne gerekiyorsa yaparız' diye… Yılmaz Abi boyle şeylere bayılan bir adam, zaten bunu herkes sever: yapılan işe, bunu ben de istiyorum diye talepte bulunmak, o işi zaten herkesten once takdir etmek, alkışlamak, o işi çok beğeniyorum demektir. O da buna çok tatlı bir şekilde karşılık verdi. Ben bu talep etme mevzuunda hiç gocunmuyorum, çok mutlu oluyorum, bir oyuncu bir rolu istediğinde onu soyleyebilmeli."

Rıza Kocaoğlu ekibe dahil olurken tehdit yontemini, Okan Çabalar ise zaten filme dahil olduğuna dair soylenti yayma metodunu seçmiş! Kıvanç Tatlıtuğ'nun projeye katılma sureci daha 'şiirsel' bir hikaye:

"Bizim seruvenimiz Kelebeğin Ruyası ile başladı Yılmaz Abi'yle" diye anlatıyor Tatlıtuğ: "O film için çalıştığımız bir yılda, abilik-kardeşlik-dostluk, paralel doğrultuda, acayip bir şekilde yol aldı. Aradan geçen senelerde de hep konuşuyorduk; 'Yılmaz Abi, bir şey yazsan da oynasak' diye… Her akşam oturup sohbet ederiz, yazdığı senaryolardan bahseder, anlatır, okur… Çok senaryosunu dinledik ama bunu yapacağım dememişti hiçbirine. Bir gun bir telefon geldi Yılmaz Abi'den; bana dedi ki 'Sana bir senaryo gonderiyorum, ona bir bak, bir karar ver, sonra konuşuruz.' Organize İşler benim için kult bir film. O sorumluluğu al, onu oynamaya çalış?.. Komedi, hiç yapmadığım bir şey, kafamda soru işaretleri donup dolaşıyor. Okudum, tabii ki çok guzel bir senaryo, soylemeye gerek yok. Sonunda dedi ki nasıl buldun senaryoyu? Dedim, beğendim çok. Dedi, eee? Dedim, guzel: Guzel de rol az / Biraz daha yaz!"

"Ben de dedim ki: O zaman bekle biraz…" diye ekliyor Yılmaz Erdoğan. Kelebeğin Ruyası sağ olsun, boyle de kafiyeli bir diyalogları var yani… Bu aşık atışması neticesinde, Saruhan karakteri, konuk oyuncudan esas rollerden birine evrilmiş. Yılmaz Erdoğan, kastın projeye dahil olma hevesinden, elbette ağzını kulaklarına vardıracak raddede memnun.

Kıvanç Tatlıtuğ, Sarı Saruhan karakterinde muthiş bir tipleme çiziyor. İlk komedi milk komedi; bildiğiniz dokturmuş: "Başta bayağı bir çekindim. Komedi benim normal şartlarda kolay kolay tercih edebileceğim bir şey değil. Daha doğrusu tabii ki tercih etmek istediğim ama iyi bir yazım açısından şu zamana kadar tercih edemediğim bir konuydu."

"Ya, komedi işinde bence butun oyuncular korkar; benim için de geçerli" diyor Rıza Kocaoğlu: "Durum ve metin komikse senin işin kolaylaşıyor. Turkiye'de işlerin yuzde 70'inde filan duşulen şey o; durum ve metinde komedi sağlam kurulamadığı için oyuncu ekstra bir animasyona giriyor. Burada ona gerek kalmıyor."

Kıvanç Tatlıtuğ, iki farklı janrda tecrube etmiş bir oyuncunun zaviyesinden değerlendiriyor Erdoğan'ın yonetmenliğini: "Komedinin çok farklı bir dinamizmi var. Biz iki işte çalıştık. İkisi doğu batı kadar farklı işler. Bu filmde bir sahne çekiyoruz, replik geldi, ben biraz esli bir şekilde karşılığını verdim. Yılmaz Abi, 'Es verme, hemen yapıştır' dedi. Tekrar sahneye girdik, daha lafı alır almaz es vermeden cevabı verdim. Arkasından da biz sahneyi çekemeden ben gulmeye başladım. Reaksiyonu otomatik olarak kendim vermiş oldum. Kendime yabancılaştım ve dedim ki yani, ben bile bu reaksiyonu veriyorum. Acayip bir matematik. Çok farklı bir şey yapıyorum, duşunsenize benim heyecanımı, yeni bir şey oğreniyorum."

Organize İşler serisiyle ilgili sahtekarları sevimli gosterdiğine dair gelen eleştirilere prim veresi yok Erdoğan'ın. O hesaplara girmenin işin ozunu baltaladığını duşunuyor.

"Ne yaparsan yap, anti kahramanların da sevilecek bir yonleri olmalı. Ben kotu adam oynarken de adamın sevilecek yeri neresidir diye bakarım; işim bu. Ki kotu biri olduğunu da duşunmuyorum zaten Asım'ın. Kader utansın; Asım niye utanıyor?" diyor filme gonderme yapan mustehzi bir guluşle: "Geçmişini anlattığı bir yer yazmıştım ilk taslaktaki uzun senaryoda, sen niye boyle oldun sorusuna, uzun bir cevabı vardı. Ama tabii bu gibi karakterlerde, çocukken çok acı çektim, o yuzden hırsız oldum durumu da gerçeklik payı taşımaz her zaman… Tabiatım buna musait, zaten herkes yalancı, yalancıların arasında en iyisi benim, ne olmuş ki, diyor Asım… Etrafa bakalım, yalan soyleyerek para kazanan tek ben miyim, diyor. Ana mesleklerin hemen hepsinde bu var yani; çok zorlarsan, yazarlık da belki bunların başında gelir. İyi bir şey için yalan soyleme var, menfaat için yalan soyleme var."

Okan Çabalar; "E bir de sevimliler yani" diye ekliyor: "İzmir'de Kahramanlar diye bir yer vardır, oradakiler tatlı heriflerdir yani…"

Rıza Kocaoğlu başını sallıyor: "Meslek icabı zaten sevimli olmak zorundalar. Senaryo dersi almaya başladığımızdan beri temel cumlemiz, 'Hayatı ıskalama, hayat sana bir şey soyluyor, k*çından uydurma'dır... Organize İşler de hayatı ıskalamayan bir hikaye. Tum bunlara verilecek cevap belki şu: Hayat boyle bir şey. Ben bu semte biraz benzer bir semtte buyudum. İlk filmde bir donem sahnesi olacaktı; hani tabut hikayesi... Benim doğduğum mahallenin yanındaki mahallede çekmiştik onu. O mahallede de oyle hikayeler oluyordu çunku. Bir surusu oluyordu ve 70'lerde de oluyordu; babamlar anlatırdı."

Lafı toparlamamıza yakın, "Finali fazla bağlamamıza gerek yok, yakınlarda 3'u de yapacağız nasılsa" diyor Yılmaz Erdoğan.

Arayı çok açmadan Organize İşler 3'un çekimine başlanacağını soylemiş miydik?

Hırsızlığa dair tovbesi tutmayan Asım edasıyla bir goz kırpıyor: "Ama bırakacağım, soz. Kafamda bir rakam var, onu bulayım bırakacağım…"

Dolandırıcılık mevzuu uzerine bunu soyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama "Bırakmayın ya, dizisini yapın izleyelim hatta" diyorum… Hayatımızdaki hırsızlardan getirdiğimiz ikraha ilaç niyetine, perdedeki sevimli kolpacılara gulmeye ihtiyacımız var.