Özet (TL;DR) @ 2019-02-11T14:30:00.000Z: TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, Seyr-i Sabah programında Kartal’da yıkılan bina konusunda görüşlerini dile getirdi. Muhcu, “Eğer iktidar bu yıkımlara izin vermeme konusunda samimiyse bugün…
Seyr-i Sabah
14:30 11.02.2019(Guncellendi 15:05 11.02.2019) URL'yi kısaltın
TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyup Muhcu, Seyr-i Sabah programında Kartal'da yıkılan bina konusunda goruşlerini dile getirdi. Muhcu, "Eğer iktidar bu yıkımlara izin vermeme konusunda samimiyse bugun imar barışı kanununu iptal etmeli" dedi
(C) AA /
Kartal'da çoken bina, ustunden 20 yıl geçen buyuk depremle unutulanları tekrar hatırlattı. Bolgeyi ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada buradan alınacak dersler olduğunu, kentsel donuşumun kesinlikle uygulanacağını dile getirdi. Turk Muhendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Başkanı Eyup Muhcu, Seyr-i Sabah programında, depremin ustunden geçen yıllar boyunca ilerleme olmadığını, İstanbul'da kaçak binaların çoğunluğunu surdurduğunu denetimlerin yapılmadığını soyledi. Muhcu, "eğer iktidar bu konuda samimiyse bir an once imar barışı kanunu iptal etmeli" dedi:
' İSTANBUL'DA 1 MİLYON ÜSTÜNDE RİSKLİ YAPI VAR'
"Bilim ve teknik, yapı uretim surecinde buyuk olçude dışlanıyor. Bu sureçte oluşan yapı stoku mimarlık ve muhendislik hizmeti almadan uretilen projeler, kamu denetimi almadan uretilen binalar ortaya çıkmaktadır. Mevcut yapı stokunun yuzde 70'inin kaçak uretildiği anlaşılmaktadır. İstanbul'da 1 milyon 60 civarında bina var. Buna gore yapı stokunda bir milyonun ustunde riskli ve yenilenmesi gereken bir yapı stoku soz konusu. Bu yapıların nitelikleri de tam olarak bilinmiyor. Kimisi tamamen ruhsatsız, kimisi ruhsat almış, ruhsata aykırı biçimde ilave katlarla gerçekleştirilmiş. Bu çerçeveden bakınca depremini bekleyen İstanbul'da yapı stokunun ciddi bir risk oluşturduğunu soyleyebiliriz. Mevcut yapıların denetim sistemi sağlam bina yapılmasını sağlamıyor. Bunun turlu nedenleri var: Yasanın yetersizliği, denetimin yanlışlığı, kurumlar arası koordinasyon gibi. Yasal olan binalarda bile risk var. Son yıllarda TOKİ ile uretilen binalara bakıldığında bu kurumun aracılık ettiği binaların yapı denetim sistemine dahil olmadan uretildiği ortada. Yuksek fiyatlarla pazarlanan gokdelenler de o kadar sağlam olmayabilir.
Bir yapının uretim surecinde yerel yonetim ve merkezi yonetimin yetki ve yukumlulukleri var. Bir yapı için once proje hazırlanıyor, ruhsat alınıyor, yapı uretimi gerçekleşiyor ve sonrasında yapı tamamlanınca iskan alıyor. Butun bu sureçlerin yerel yonetim tarafından izlenmesi ve sonlanması gerekiyor. Bayındırlık il mudurlukleri aracılık ediyorsa bakanlık ve yerel yonetim tarafından takip edilmesi gerekiyor. Bir binanın ruhsatı varsa bunun iskan alıp almadığını kamu yonetimi bilir. O surecin sonlanmaması halinde yapacağı işlemler de soz konusudur.
' ASIL SORUN DENETİM'
(C) AA /
Asıl sorunumuz denetim. Kartal'daki 1993 yılında ruhsat almış. Bu ruhsata gore bodrum ustu 6 kat iken sonra 2 kat ilave yapılmış. 1998 oncesi yapılması, 1998 afet yonetimi kapsamında olmadığı, genel olarak riskli yapılar içinde sayılması soz konusu. Yapı zaten o donemde ciddi bir kamu denetiminden geçmediği anlaşılıyor. Yapılan basit incelemelerde yetersiz donatı, betonun kalitesizliği gibi birçok depremde ortaya çıkan koşullar goruluyor.
Bir marangoz atolyesi veya tekstil atolyesi yapıya ekstra titreşim verir. Daha geniş hacim için zemin katlarda taşıyıcı niteliği olan kolonlar ve perde duvarlar kesilmiş. Kesilen kolonlardan once ilave katlar soz konusu. Sadece bu projeye uygun yapılmış olsaydı bu bina, yine riskli yapı olacaktı ancak bu binaya iki kat ilave yapıldı. Bunu denetleyecek kamu kurumu ve fenni mesullerinin bunu gormeme ihtimali yok. Elektrik kurumu, İSKİ koordineli çalışması gereken kurumlar. Bu katlar elektrik ve su alıyor. Kurumlarla sozleşmeleri var. Devletin bu kaçak katları bilmeme ihtimali yok. Kolon kesilmesi, taşıyıcı sisteminin kaldırılmasını kamu kurumları gormeyebilir. Ancak yapıda oturanların bunu gorup gerekli onlemleri aldırmaları soz konusu olabilir. Hem binada oturanların hem yoneticilerin hem de kamu gorevlilerinin sorumlulukları var. DASK bile bu bilgiyi elde etmeyi sağlayabilir. Gelir elde etmeyi amaçlayan bir organizasyon haline geldi. 50 milyar TL birikim oldu depreme karşı onlemlerin alınması için. Bunlar hiç edildi. Hukumet açıklayamadı. Biz bunları genel olarak butçede duşunuyoruz dediler.
' BİNA BEN YIKILIYORUM DİYE ÇIĞLIKLAR ATMIŞ'
Bu binanın deprem etkisi olmadan dahi yıkılmaması bir mucize olurdu. Bina ben yıkılıyorum diye çığlıklar atmış. Banyolarda seramiklerde çatlamalar olmuş, kolonlar çatlamış, yıkılmadan bir sure once camlar kırılmaya başlamış. Yıkılmadan birkaç saat once sesler gelmiş. Butun bu sorunlara rağmen insanların tahliyesi için bina alarm vermiş ama insanlar bunu duymamış. Bu çevrede yaşayan insanların depremle ilgili bilgisiz olduğunu iddia edemeyiz. Turkiye'de genel sorun şu: Bilginin bilince, bilincin eyleme donuşmesi mumkun olmuyor. Herkes her şeyi biliyor ama bununla ilgili tedbirleri almıyor. Depremle ilgili 1999 sonrasında toplumda bir konsensus oluşmuştu. Bundan sonra imar afları kaldırılacak denmişti. Yapı denetimi sağlanacaktı. Afetle ilgili hazırlıklar koordine edilecekti. Deprem konseyi oluşturulmuştu. Ama geçen sure içinde hukumet kurulunca yapılan ilk iş deprem konseyinin dağıtılması oldu. Kentsel donuşum uygulamaları başlatıldı. Bu projelere baktığımızda beton kalitesi arttı. Demirin standardı daha nitelikli. Ancak bu sureçte hedefe ve afetlere karşı guvenli sokaklar oluşturulmadı. Meydanlara yeşil alanlara deprem riski buyuk olan kıyılara ve akarsu vadilerine çok sayıda yapı yapıldığını goruyoruz. Depremde en onemli sorun insanların binaları boşaltıp bir alana erişimini sağlamak ve o alanların uygun hale getirilmesi gerekiyor. Deprem surecinde insanların çevredeki yapıların ustune duşmeyeceği yerlerin sağlanması lazım. İstanbul'da derem toplanma alanlarının ustune AVM'ler ve gokdelenler yapıldı. Amaç insanların can ve mal guvenliğini sağlamaktan uzaklaştı. Afet bu rant projelerinin yapılmasına gerekçe oluşturdu. Habitat odulu alan Ataşehir gibi yerleşim alanlarının kreş ve yeşil alanlarının ustune TOKİ marifetiyle gokdelenler kuruldu. Depreme ilişkin hazırlık sureçleri ortadan kaldırıldı. AFAD, başbakana bağlandı. Depreme hazırlık sureci politikleşti.
Ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Tum yanlışlar yapılıyor sonra bunlar ihanet olarak niteleniyor. Ama aynı yanlışlara devam ediliyor. İstanbul'a ihanet dendikten sonra 100'den fazla gokdelen yapıldı. Açık bir samimiyet sorunu var, kamu yonetimi ciddiliği sorunu var. Baştan beri imar affı uygulamalarının parlamentodan geçirilmemesi gerektiğini soyledik ama partilerin populist yaklaşımlarıyla meclisten geçip yururluğe girdi. Butun bu kaçak niteliksiz riskli binalar yasallaştırıldı. Hazineye gelir elde etmek ve seçimde avantaj sağlamak için yururluğe sokuldu. O zaman bir an once bu imar barışı iptal ediyoruz demeleri lazım. Samimilerse durustlerse bu bir fırsattı. Kartal'daki ornek bize şunu gosterdi: Riskli yapılar yasallaştırılıyor. O halde yasal duzenlemeyi kaldırıyoruz demeleri lazım. Bunu demiyorlarsa ortada halkın açık bir aldatılması anlamına gelen bir soylem vardır. Bunun dışında soylenenleri dikkate almamız mumkun değildir. İmar afları kaçak yapıları ozendirmektedir. Temmuz ayında imar affı yururluğe girince Turkiye'nin her tarafında kaçak katlar yapılmaya başlandı. Bugun Beykoz ormanlarında Şile ormanlarında kaçak binalar yapılıyor. Ruhsatı alan belli bir projeye gore bina yapmaya başlayanlar dahi yeniden kaçak binalar yapmaya başladı.
Aslında kaçak yok. Goz yumulan ve bu binaları koruyan bir duzen var. Hava fotoğrafları ve uydularla sureçler izlenebiliyor. Herhangi bir binadaki inşaat gorulebiliyor. Ama ozellikle seçim doneminde hiçbir faaliyet yapılmıyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.