Özet (TL;DR) @ 2019-02-11T23:59:00.000Z: Gökhun Göçmen’e göre, Türk kamuoyunda Uygur Özerk Bölgesi'ne dair iddiaların ‘ifrat ile tefrit’ arasında. Bölgenin ‘Kuşak ve Yol Girişimi’ için önemine dikkat çeken ve Çin’in toprak bütünlüğünü…
Gokhun Goçmen'e gore, Turk kamuoyunda Uygur Özerk Bolgesi'ne dair iddiaların 'ifrat ile tefrit' arasında. Bolgenin 'Kuşak ve Yol Girişimi' için onemine dikkat çeken ve Çin'in toprak butunluğunu değiştirmenin artık yolu olmadığını belirten Goçmen, Uygur meselesinin de 'Turkluk' davasından çıkarak cihatçılar tarafından gasp edildiği goruşunu aktardı.
Çin'e bağlı Uygur Özerk Yonetimi'nde Uygur Turklerinin unlu halk ozanı Abdurrehim Heyit'in oldurulduğu iddiaları Ankara ile Pekin ilişkilerini gerdi. Turk Dışişleri Bakanlığı, ABD'deki surgun toplumundan ortaya atılan Heyit'in tutulduğu hapishane koşullarında oldurulduğu iddiasını gundeme taşıyarak Pekin'i kınarken, Uygur Özerk Bolgesi'nde 'toplama kampları' kurularak zulum yapıldığı ithamlarında bulundu. Çin yonetimi ise bu iddialara once Uygur Özerk Bolgesi'ndeki etnik ve dinsel kokenli terorizme karşı uygulamalara başvurulduğu yanıtını verirken, hemen ardından Heyit'in oldurulduğu iddialarının yalan olduğunu kendisinin bizzat videolu açıklamasıyla ortaya koydu.
Turkiye kamuoyuna yansıyan iddiaları, daha once iki kez Uygur Özerk Bolgesi'nde bulunmuş gazeteci yazar Gokhun Goçmen ile konuştuk.
' TÜRKİYE'DEKİ UYGUR BÖLGESİNE DAİR İDDİALAR 'İFRAT İLE TEFRİT' ARASINDA'
Gokhun Goçmen'e gore, Turk kamuoyuna Uygur Özerk Bolgesi'yle ilgili yansıyan bilgiler çoğunlukla iddialardan ibaret. Daha once de ramazan ayında oruç tutmanın yasaklandığı ve camilerin kapatıldığı yolunda iddiaların gundeme taşındığını anlatan Goçmen bolgeye yaptığı ziyaretlerine atıfla bunların doğru olmadığını dile getirdi. Turkiye'den durumun 'soydaşların çektiği zulum' uzerinden değerlendirildiğini aktaran Goçmen, Pekin'in ise Uygur meselesinin radikal selefi İslamcılık tarafından esir alınmış olunmasına odaklandığını aktardı.
"2015 ve 2016 yıllarında Uygur Özerk bolgesinde bulundum. 1 ay bolgeyi gozlemleme şansım oldu. Bu bolgede Urumçi ve Kaşgar merkezi olarak incelemelerde bulundum. Yine ondan onceki sene yaygın biçimde iddialar vardı ramazan aylarında gundeme gelen. Oruç tutmanın yasak olduğu, camilerin kapatıldığı şeklinde ifadeler vardı. Biz de yerinde incelemek için aslında gittik. Çok da hoş olmayan Turkiye içerisinde Uzakdoğululara karşı şiddete varan eylemlere donuşemeye başlamıştı. Dolayısıyla yine bugunkunden belki de daha fazla gerilimli bir donemde bolgeyi ziyaret ettik. Şunu soylemek mumkun. Turkiye'de Uygur bolgesine dair iddialar ifrat ile tefrit arasında yer alıyor. O donemde camilerin kapatıldığı, hiçbir caminin olmadığı soyleniyordu. Oruç tutmanın yasak olduğu soyleniyordu. Ancak gittiğimiz zaman bolgede çok sayıda caminin olduğunu gozlemledik. Oradaki yetkililerden aldığımız bilgiye gore, Uygur Özerk Bolgesinde 24 bin cami bulunuyor, 29 bin de din gorevlisi var. Burada camilerin açık olduğunu soylemek mumkun. Biz kendi deneyimlerimizle de bunu gorduk. Bizden sonra Anadolu Ajansı da bolgeye gitti ve bolgede camilerin açık olduğu, insanların dini ibadetlerini yerine getirebildiğine dair çeşitli yayınlar yaptılar. Peki, bu soylem nereden geldi Turkiye'ye? Aslında iki farklı bağlamda değerlendiriliyor. Pekin'in Uygur meselesini değerlendirme bağlamıyla Turk kamuoyunun değerlendirme bağlamı birbirinden çok farklı. Pekin bu meseleyi 2011 yılından itibaren daha çok cihatçı, selefi, dini boyutuyla değerlendiriyor. Turk kamuoyu ise soydaşlarının çektiği acı ya da soydaşlarının çektiği 'zulum' uzerinden değerlendirme taraftarı. Dolayısıyla bir bağlam farklılığının olduğunu oraya gittiğinizde de gozlemlemek mumkun. Çinli yoneticiler bir tanımlama yapıyor kendilerinin deyimiyle. 'Biz uç şeytan ile savaşıyoruz, bunlar aşırıcılık, boluculuk ve dini etnik ayrılıkçılık'. Dediğim gibi 2011 yılından itibaren bu meselenin selefi orgutlerle mucadeleye donuştuğunu de kendileri soyluyor."
' ÇİN'DE ULUSAL HALK KONGRESİ'NDE UYGUR DİLİNDE SİMULTANE TERCÜME YAPILIYOR, OKULLARDA UYGUR DİLİ ÖĞRENİLİYOR'
Gokhun Goçmen'e gore Çin hukumetinin Uygurlara yonelik 'kor politikalar' izlediği soylenemez. Uygurların okullarında kendi dillerinde eğitim gorebildiklerini, Ulusal Halk Kongresi ve Siyasi Danışma Toplantılarında Uygur dilinde simultane tercume yapıldığını aktaran Goçmen, 20'inci yuzyılın ortalarında kısa sureli girişilen Doğu Turkistan devletinin başarısızlıkla sonuçlanmasından bu yana çok şeyin değiştiğini ve etnik meseleye aslında çozum bulunduğu goruşunu dile getirdi. Uygur mucadelesinde ise mavi-beyaz hilalli bayrağın yerini cihatçıların siyah uzerine Arapça yazılı bayraklarının aldığının gorulmesine dikkat çeken Goçmen, bu sureçte pek çok teror saldırısının duzenlendiğini kaydetti:
"Çin etnik meseleye çok daha oncede çozum getirmiş. Ne kadarı hayata geçiriliyor orası tartışılır. Ama uygulama, politikaya baktığınız zaman şunu soyleyebilirim. Çin'in en yuksek siyasi merci Ulusal Halk Kongresi ve Siyasi Danışma Toplantısında Uygurca simultane çeviri yapılıyor. Üniversiteye giriş sınavında Uygurca ve Kazakça'tan seçmeniz mumkun. Okullarınızda Uygurca da gorebiliyorsunuz, Mandarince'yi de oğrenmek kaydıyla. Etnik meselelere karşı duzenlemeler yapılmadığını ya da Çin devletinin bu noktalarda kor politikalar izlediğini soylemek tam anlamıyla gerçeği yansıtmayacak. 1949-50 yıllarındaki perspektife baktığımızda koprunun altından çok su aktığını soylemekte fayda var. 2009 yılında 200 kişi toplandı, oldu. Çok buyuk badireler atlatıldı. Ne yazık ki bunların çoğu dini motivasyon taşıyordu. Ama çok enteresan biçimde 2011 yılında bir saldırı oldu, Kaşgar bombalanması. O zamana değin butun saldırılarda Turkistan bayrağını gormek mumkunken, mavi uzerine beyaz hilal şeklinde. 2011 yılındaki 30 kişinin olduğu saldırıda siyah uzerine Arapça yazılar yazılmış bir bayrak gorduk. Turkistan İslam Partisi ustlendi bu saldırıyı. Suriye krizi ile çok bağlantılı. 2014 yılında yine 33 kişinin olduğu bir tren saldırısı gerçekleştirildi. 2016'da Kırgızistan'a taşındı. Çin elçiliği bombalandı. Çin buralarda bedeller odedi ve bu çok onemli bir tarihsel ana da denk geldi."
' ÇİN İÇİN UYGUR BÖLGESİ KUŞAK VE YOK GİRİŞİMİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ'
Goçmen'e gore. Çin Halk Cumhuriyeti için Uygur Özerk Bolgesi'ndeki durum salt duygusal ve ulusal boyutlar taşımıyor. Çin'in 'Kuşak ve Yol Girişimi'ne atıf yapan Goçmen, Uygur bolgesinin de onemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Çin'i ziyaretinde Turkistan İslam Partisi gundeme geldiğinde "Biz Çin'i bolecek herhangi bir ayrılıkçı faaliyete tumuyle karşıyız" dediğini anımsatan Goçmen, "Burada şunu gormekte fayda var. Çin toprak butunluğu olan egemen bir devlet ve dolayısıyla bolgenin kendine has ozel bir tarihi olabilir. Oraya ayrı uygulamalar geliştirilecek olabilir ya da bunlar tartışılabilir" ifadelerini kullandı:
"Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi. Çin bu meseleyi sadece Turkiye ile olduğu gibi duygusal ya da ulusal boyutlarda bakmıyor. Dunya ticaret yolunu ve dunya piyasasını değiştirebilecek Bir Kuşak Bir Yol Projesi içinde. Sincan Uygur Özerk Bolgesi orada çok onemli. Bu Bir Kuşak Bir Yol Projesi'nin batıya açılan yuzu anlamına geliyor ve bu bolge olmazsa olmazı. Yani Bir Kuşak Bir Yol Projesi, Uygur Özerk Bolgesi ile anlam kazanıyor. Ama bu bolge 6 ulkeye daha komşu. Bunların için de Afganistan da var, Pakistan da var. Dunyada burayı tanımayan ya da boyle tanımlamayan hiçbir ulke yok, buna Turkiye de dahil. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin'i ziyaret ettiği zaman, 'Biz Çin'i bolecek herhangi bir ayrılıkçı faaliyete tumuyle karşıyız' dedi. Turkistan İslam Partisi gundeme geldiğinde de 'Biz zaten uzun zamandır teror orgutu olarak kabul ediyoruz' dedi. Burada şunu gormekte fayda var. Çin toprak butunluğu olan egemen bir devlet ve dolayısıyla bolgenin kendine has ozel bir tarihi olabilir. Oraya ayrı uygulamalar geliştirilecek olabilir ya da bunlar tartışılabilir. Ancak gunun sonunda Çin'in toprak butunluğu içerisinde yer alan bolgeden bahsediyoruz. Dolayısıyla Çin'in orada politikasını sorgulamak ya da bağımsızlığı içeren bir duzenleme getirin demek gerçekçi değil. Bu baskıyı dunyada oluşturabilecek herhangi bir kurumun meşruluğu olduğunu da duşunmuyorum. Ulusal perspektif, ulusal haktan ziyade Çin bu meseleyi cihatçıların gasp ettiği bir dava olarak goruyor. Bir Kuşak Bir Yol Projesi, Suriye savaşı ile birlikte bolgedeki dinamikler giderek selefi ve cihatçı dinamik haline donuştu. Buralardan tehdit geldiğini duşunuyor."
' BATI BASINI HABER YAPIYOR AMA O BÖLGEDE ÇALIŞMA YÜRÜTMEDEN'
Goçmen, Çin yonetiminin Suriye krizinde Turkistan İslam Partisi'nin oynadığı rolle geçen yılların ardından 2014'te cihatçı tehdidine karşı 'eğitim kamplarını' devreye soktuğunu anlattı. Ülkede 2015'te de bir 'teror yasasının' geçirildiğini belirten Goçmen, Pekin'in burada amaçlananın 'İslamcı terore eğilimli bireylerin yeniden sunduğunu soyledi. Ancak Goçmen'e gore Batı basını Çin'in bakış açısına hiç yer vermezken, kendi kaynakları da sorunlu. "Son orneği kendimiz gorduk" diyen Goçmen, halk ozanı Abdurrehim'in olduğu iddialarının Batı medyasının sıkça kullandığı diasporadan çıktığını anlattı:
(C) REUTERS / Thomas Peter
"Halkın nasıl algıladığı boyutuna gelecek olursak çok fazla şey soylemeyebilirim. Hanlar ve Uygurlar arasında farklılık ve gorunmeyen bir duvar olduğunu soylemek mumkun. Kulturel anlamda da boyle bir kafeye gittiğinizde bunu sezebiliyorsunuz. Örneğin 10 şarkı çalıyorsa, bunun 8'i Uygurca'dır, 2'si Serdar Ortaç'tır. Arada bir duvar olduğunu gorebiliyorsunuz. Bu Uygur tarafından boyle, ozellikle Han Çinlilerin işlettiği yerlerde boyle bir sorun olduğunu gozlemlemedik. Uygurların işlettiği restoranlara gidiyorlar, yemeklerini yiyorlar. Ama konuştuğum Uygurların birçoğunda Han Çinlilerine karşı kulturel anlamda bir mesafe olduğunu soylemek mumkun ama bunun dışında devletin politikası ya da hangi uygulamalar eleştiriliyor bunu tecrube edecek deneyimim olmadı. Çin, toplama kamplarına bu bir yeniden eğitim kampı diyor. Bu daha yeni gundeme gelmesine rağmen 2014'un sonlarında aslında uygulamaya konulmuştu. Çin 2015 yılında bir teror yasasını geçirdi. Bu yeni teror yasası ile birlikte de yeni bir mucadele takvimi belirledi. Turkiye'de gundeme gelen kamplar da bu biçimde yer alıyor. Batı basını dışında oğrenebileceğimiz bir kaynak yok. Aslına bakarsanız Batı basını da o bolgede çalışma yurutmuyor. İsmi ve kimliği olmayan kişiler uzerinden birtakım tevaturler uretiliyor. Son orneğini biz kendimizde de gorduk. Abdurrehim'in ilk başta olduğunu bildiren hesap Amerika'da yaşayan bir Uygur'du. Burada çok buyuk bir problem de ortaya çıkıyor aslında. İşin Dışişleri Bakanlığı açıklamasına varacak derecede uzucu bir noktaya getirilmesi durumu var. Çinli yetkililer bu meseleyle ilgili ne diyor? Biraz da Pekin yonetimini dinlemek lazım. Çunku ne yazık ki dunyada Pekin yonetiminin soyledikleri çok fazla haber değeri taşımıyor Batı basınında."
' ÇİN PERSPEKTİFİNDEN KAYNAK BULMAK ZOR, SHOHRAT ZAKİR'İN RÖPORTAJI DİKKAT ÇEKİCİYDİ'
Goçmen'e gore bolgedeki duruma dair 'tarafsız' kaynak bulmak da zor olurken, Çin de Batılıların kendileri hakkında soyledikleriyle fazla ilgilenmiyor. Hukumetin açıklamalarında meselelerin geçiştirildiğini belirten Goçmen, bu konuda Eylul 2018'de yayınlanan Uygur Özerk Bolgesi Başkanı olan yine Uygur Turku Shohrat Zakir'in soyleşisinin İngilizce versiyonunda farklı bir perspektif bulunduğunu aktardı:
(C) REUTERS /
''Ancak Eylul 2018'de Uygurların birçoğunda Han Çinlilerine karşı kulturel anlamda bir mesafe Uygur Özerk Bolgesi'nin Başkanı Shohrat Zakir'in bir roportajı var. İnternette de İngilizce versiyonuna ulaşmak mumkun. Aslında bu zamana kadar en kapsamlı ve doyurucu açıklama onun diyebiliriz. Çunku Çin Dışişleri'nin açıklamaları sadece iki uç cumle ile ve derinlemesine inmeden anlatılıyor. Eylul 2018 roportajı gayet onemli. Bu bir yeniden eğitim kampıdır, topluma kazandırma kampıdır. Ama hangi sureçten sonra bu kampa insanlar alınıyor? Turk kamuoyunda bir muamma var. İnsanlar nasıl buraya gidiyor, buraya niye alınıyor? Zaten bir gazeteci olarak ben ilk bu soruları sordum. Neye dayanarak, neye binaen bu insanlar alınır diye. Shohrat Zakir'in soylediği şey şu: 'Terore tam anlamıyla bulaşmayan ancak sempati duyan ya da bir şekilde oraya yardım eden ya da aşırılıkçı duşuncelere sahip olan insanlara cezalandırabilecekleri halde biz topluma yeniden kazandırmaya çalışıyoruz ve bir şans daha veriyoruz' diyor. Bu şu anlama geliyor. Bizdeki ertelemeli ceza şeklinde belki soylenebilir. Bir suç iştiraki var ya da bir şekilde oraya meyil etme var. Ancak bir şekilde topluma yeniden kazandırılabileceğini duşunduğu için bu kişiler buraya çağrılıyor. Burada temel basit kimi eğitimlerden geçiyorlar. En onemlisi Çin Anayasası'nın oğretilmesi, Mandarin oğretilmesi. Uygur Bolgesinde Mandarin Çincesi'nin bilinme oranı diğer etnik azınlıkların yaşadığı bolgelere gore oldukça az. Dolayısıyla Çin'in burada kapsamlı bir kampanya orgutlediğini duşunuyorum. Ama içeride bulunanlar haftada bir gun olmak kaydıyla dışarı çıkabiliyorlar. Aileleri istedikleri zaman ziyaret ediyor. Televizyon, radyo ve iletişim olanaklarına da sahip olduklarını Çin makamları tarafından soyleniyor. Bir yeniden topluma kazandırma ve anayasayı oğretme kampları şeklinde tanımlandığını soylemek mumkun."
' BİR KUŞAK BİR YOL'UN İSTİKRARSIZLAŞTIRILMASI DEMEK DOĞRUDAN ÇİN'İN İSTİKRARSIZLAŞTIRILMASI DEMEK'
Goçmen, Batılı ulkeler ve ozellikle ABD'nin Çin'in içerisindeki kimlik farklılıkları ile alakadar olduğunu da belirtirken, cihatçıların kullanılmasına vurgu yaptı. ABD'nin sadece Uygur Özerk Bolgesi değil son donemde Afganistan'a da IŞİD militanlarını taşıdığı yolundaki iddiaları anımsatan Goçmen, ozellikle Suriye'ye taşınan Turkistan İslam Partisi'nin Çin için onemli bir teror sorunu teşkil ettiğini vurguladı. Ancak Pekin'in Batı'nın eleştirileriyle fazla ilgilenmese de Turkiye gibi ulkelerin tutumunu onemsediğini belirten Goçmen'e gore 'ayrılıkçı teroru' bilen Turkiye, Uygur Turkleri'nin hakları konusunda onculuk ustlenebilir:
"Hal boyle olunca Turk kamuoyunda Çin ne soylese 'Ya evet, zaten boyle olduğu için soyluyorsunuz. Delil karartıyorsunuz ya da manipule diyorsunuz' tarzında bakılıyor. Bir hafta once İran açıklama yaptı. Hamaney, 'IŞİD, Suriye'den Afganistan'a taşınıyor' dedi. Bu çok onemli bir vurguydu. Çunku Bir Kuşak Bir Yol'un geçtiği ve yine Uygur Özerk Bolgesi'nde Hotan ile komşu olan yer Afganistan. Buraya IŞİD'li militanların taşındığını İran ilan etti. 29 Ocak tarihinde Rusya İçişleri Bakanlığı yine soyledi, 'Helikopterlerle IŞİD militanları, Afganistan'a taşınıyor' diye. Orayı sadece Afganistan olarak anlamamak lazım. Afganistan eski İpek Yolu'nun geçtiği bolgedir. Buranın istikrarsızlaştırılması demek doğrudan Çin'in istikrarsızlaştırılması demek. Ki Çin de bunu bildiği için Taliban ile goruşmeler ve muzakerelerde bulundu. Dolayısıyla İran ve Rusya'dan gelen açıklamalar aslında Suriye'den çekilme iddiasındaki ABD'nin savaşı kışkırtmayı nereye taşıyacağını da çok rahat gosteriyor. Suriye ve İdlib meselesi var, uzun zamandır sorunlar donduruldu, çozume ulaşmadı. 2017 verilerine gore en az 5 bin Uygur militanı var Turkistan İslam Partisi bunyesinde. Heyet Tahrir Şam'ın saldırılarıyla birlikte Turkistan İslam Partisi, Heyet Tahrir Şam ile birleşti Cisr el Şuğur bolgesinde. Dolayısıyla çok buyuk bir guce eriştiler. Burada bulunan militanların ve ailelerin geleceği muamma. Buradaki insanların Turkluk davası içinde olduklarını soylemek çok zor. Yani cihatçı ve selefi eğitimden geçiriliyorlar, videolarını bulmak mumkun. Dolayısıyla Çin şunu biliyor. Amerika ile doğrudan hesaplaşmaya bu noktada girmek istemiyor. Devlet politikası hiçbir zaman doğrudan ulkeleri karşısına almaz. Turkiye meselesinde dahi oyle. Bugun Dışişleri Bakanlığı açıklama yaptı. İşbirliği yapabiliriz, siz de terore karşı mucadele ediyorsunuz şeklinde bir açıklama vardı. Ama sahada gerçekleşen olaylara bakacak olursak bu meselenin etnik sorundan ziyade guvenlik meselesi olduğuna kanaat getirmek mumkun diye duşunuyorum. Daha once Almanya başta olmak uzere ABD, Çin'i bu meselede kınadı. Çin cevap dahi vermedi. Ama Turkiye bu konuya dahil olduğu andan itibaren Abdurrehim Heyit'in videosunu paylaştı. Dışişleri Bakanlığı hemen bugun açıklama yaptı. Çok etnikli yapıya sahip olan Turkiye'nin de terorle mucadele ettiğini biliyoruz ve burada işbirliğimizi derinleştirebiliriz dedi. Bu Uygur meselesini dunyada çozecek guç Turkiye. Ancak bunu Çin'in ulusal egemenliğine, toprak butunluğune saygı duyularak yapılabilir. Oradaki sorunlara ancak Uygurların Çin ve Turkiye arasında bir kopru olmasıyla çozebilir diye duşunuyorum. Bizim tarihsel olarak bir bağımız var, aynı dili konuşuyoruz, aynı dine mensubuz. Fakat Çin içerisinde yaşayan ve Çin anayasalarına bağlı insanlar. Dolayısıyla bu meselenin çozumu karşılıklı meydan okumalardan ziyade Uygurları iki ulke arasında bir kopru olarak nasıl kurgulayabiliriz ve haklarını nasıl tesis ederiz diye duşunmekten geçiyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.