Özet (TL;DR) @ 2019-02-12 08:04:48.492927: Aras Bulut İynemli, bu aralar kelime manasıyla ödülden ödüle koşuyor. Gayet mutlu bir yuvanın mensubu, iyi aile terbiyesi almış biriyken, kan bağı meselelerinden psikopata bağlamış evlatları böylesine…
11.02.2019 - 17:50 12.02.2019 - 07:12 Son Guncelleme : 12.02.2019 - 07:12
Aras Bulut İynemli, çekim setinden içeri girer girmez, "Ödulden odule koşmak tabirine literal anlam yuklediniz maşallah" şeklinde pespaye bir esprimsi kaçıyor ağzımdan. İnsan insana, hele sabah kahvesinden once, boyle kotu espri yapmaz; yazık gunahtır yani biliyorum ama tutamıyorum kendimi…
Şaka kotu motu ama gerçeklik payı var çunku. GQ Turkiye MOTY 2018 odullerinde Yılın Oyuncusu seçilen İynemli, odulun çekimi için buluştuğumuz sabahın bir onceki gecesinde duzenlenen Altın Kelebek odullerinde, yine En İyi Erkek Oyuncu Ödulu'nu almış durumda.
Duşunsenize, akşam odul alıp yatağa yatıyorsunuz, sabah gozunuzu açıp alacağınız bir başka odulun çekimine gidiyorsunuz.
"O değil de bu sayede sosyalleşebiliyoruz, çok şukur" deyip guluyor: "Boyle şeyler de olmasa yanmışız valla…"
Haftanın altı gunu, Çukur dizisinin geceli gunduzlu seti var. Tek repo gunune de hayata dair başka ne varsa, sığdırmaya çalışıyor. Dun akşam, Altın Kelebek gecesinden once bir de liseden bir kankasının dişçi muayenehanesinin açılışına gitmiş. Dişçi koltuklarına nazır, bugun de hala en sık goruştuğu insanlar olan eski dostlarıyla muhabbet koymuş. Oradan çıkıp odul toreni, sabah da burası filan derken, şu iki gun, sosyal bocek performansı sergilediği bir zaman zarfı olmuş onun için…
Kahve alır mısınız, sorularını; "Siz zahmet etmeyin ben alırım" şeklinde cevaplayıp masadaki kahve makinesine yollanıyor. Rica etseniz, hazır ayaktayken ışık kurulmasına da yardım edermiş gibi bir hali var. Hatta belki ricacı olmanıza bile gerek kalmadan tutar işin ucundan. Ver bir vazife, sonra don arkanı git gonul rahatlığıyla; o tiplerden... Yapacak bir şey yok; adam Başak burcu. "Disiplini severim; iticilik derecesinde" diyor.
Yok artık, tevazu da bir yere kadar, şeklinde itiraz etmeye yeltenirseniz, "Yok yok, iticiyim resmen" diye ısrar ediyor. "Evde boyle, tek goz odada ÖSS'ye hazırlandığım zamanı da biliyorum."
"Tamam ben disiplinli bir herifimdir, elimden geleni yapıyorum, çalışıyorum filan ama ancak makyajından set ekibine kadar, proje iyi olunca iyi iş çıkıyor. Bir kere çok huzurlu bir setizdir biz. Hikayeye hizmet ediyoruz hepimiz. Yonetmen de oyuncular da… Benim genelde bulunduğum projeler hep oyleydi, şanslıyım. Öyle Bir Geçer Zaman Ki de oyleydi, Muhteşem Yuzyıl da oyleydi… Maral ekibi de guzeldi, İçerde de guzeldi… Tevazu ile alakası yok dediğimin; Çukur'da gerçekten bir ensemble durumu var. Yoksa sen tek başına kendini de parçalasan, hikaye ve ekip iyi olmayınca olmuyor."
Çukur'un setini tarif ederken, once bir 'geyik muhabbeti makinesi' gibi dile gelip hemen akabinde yuzune buzdan bir ciddiyet yerleştiriyor: "Sette hem çok eğleniyoruz hem de herkes işine son derece hakim. Goy goy goy goy goy goy goy goy derken, 'Üç, iki, bir, kamera!' dendiğinde herkes yuzunu toplayıp işini yapıyor. Bu çok guzel ya… Ne gerginlik var ne bir şey… Çok onemli, ağır sahnelerde, dışarıyla keserim bağlantıyı. Ekip de artık beni tanıdığı için bulaşmazlar bana. Takar muziğimi, salak salak hareketlerle psikopat gibi dolaşırım boyle… Sahnenin duygusuna gore ne olsa dinlerim. Turkçe rap de olur rock da olur. Yoga muziği bile olur…"
Hep roportajında yaptığı uzere, ustalarla çalışmanın verdiği hazdan dem vuruyor. Çetin Tekindor'la, Ercan Kesal'la, Perihan Savaş'la çalışıyor olmanın verdiği manevi tatmini, hiçbir reytingin, hiçbir odulun karşılayamayacağına inanıyor: "Buradan bakıyorum işlere… Öyle Bir Geçen Zaman Ki'de 19 yaşındaydım, şimdi 28 oldum. Bu mesleği 70 yaşımda da yapmak istiyorum, seviyorum çunku."
Yıllardır okul kaydı dondurduğu yerde duruyor ama belli ki nihayet kesin kararını vermiş artık: Oyuncu olacak, muhendis değil… Abisi Orçun, aktor; ablası Yeşim, TV sunucusu ve şarkıcı olduğu halde onun ilk gençliğinde kendine dair kurduğu hayal, uçak muhendisi olmak halbuki. Beşiktaş Anadolu Lisesi'nde okurken, annesinin ağabeyine, "Evladım giderken kardeşini de al yanına" tadındaki onerisiyle bulaşmış biri oyunculuğa. Hani vardır ya, buyuk çocuk sokağa çıkarken, kuçuk kardeşi de takarlar peşine, ajansa yazılışı neredeyse o hesap: "Abimin bulunduğu ajansa yazılıp reklam goruşmelerine gitmeye başladım. Seviyorum, taklit yapmayı, izlemeyi… Kameranın karşısında kendi kendime hareketler yapıyorum filan... 16-17 yaşındayım bu arada… Lise ikide, tiyatro kulubundeyken oyuncu koçumuz abimdi. Beraber Tore diye bir oyun vardır, onu çıkardık. Sonra ilk seçeneğimdi, İTÜ Uçak Muhendisliğini kazandım. Birkaç reklam goruşmeleri oldu, okuldan fırsat bulduğumda… Bayağı da reklam çektim aslında, altı-yedi tane… Onlardan birinde Zeynep Abla goruyor, 'Bu çocuk bir audition'a gelsin' diyor. Audition verdiğim gun de ev taşıyoruz ustelik. Taşındık, ezberimi yaptım, girdim. Zeynep Abla, 'Tamam bir hafta içinde haber vereceğiz' dedi. Klasik iş goruşmesidir ya, aramazlar diye duşunuyorsun. Üç- dort gun sonra aradılar; başladım..."
Zeynep Abla dediği, yonetmen Zeynep Gunay Tan; başladım dediği de Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisi, malum…
Evvelinde, lisedeki balo davetiyesinin parasını çıkardığı Arka Sokaklar'daki konuk oyunculuk işini saymazsak, malumunuz, Öyle Bir Geçen Zaman Ki ile oyunculuğa "başlayışı" muhteşem oldu. Bıraksanız babasını -haklı olarak- bir kaşık suda boğacak Mete karakteriyle oyle bir ruzgar yakaladı ki, o gunden beri gittikçe buyuyen rolleri sırtladığı kariyerinde tek boşu yok.
Çukur'da da babasıyla derdi olan Yamaç karakterini canlandırıyor olmasına atıfta bulunarak, "Nedir sizin şu babalardan çektiğiniz?" diyorum. Baba meselesi olan erkek evlatları çok iyi canlandırdığı muhakkak ya, gerçek hayatta ebeveyni tarafından çok sevilmiş bir iyi aile çocuğu olduğu da bir o kadar belli: "Benim için bu herif gerçekten manyak mı, diyenler de oluyor; iltifat olarak alıyorum, teşekkurler" deyip guluyor: "Mete onemli bir karakterdir benim için. Zeynep Abla guvendi, sağ olsun. Bir de no name'dim yani; oyle bir karakteri teslim etmek buyuk cesaret. Özellikle Öyle Bir Geçer Zaman Ki'de, 'Abi aynı beni oynuyorsun, ben de boyleyim' diyen çok oluyordu; onemli bir problem yani Turkiye'de baba meselesi hakikaten… Kendi babamla da o kadar iyidir ki aram ustelik… Okul konularına bile takılan annemdir, babam 'Ne istiyorsan onu yap oğlum' falan diyen bir adamdır. Kendi de çok çalışkandır ama… Çivi çaktırmaz bize. Çok iyi bir ustadır. Onun yuzunden duvara çivi çakmayı bile bilmiyorum ben. 'Bırak çocuk yapsın' derdi annem, 'Ben hallederim' diye babam geçiştirirdi; bu modeldir yani…"
Oyunculuğun yanında, ufaktan ufaktan bir şeyler yazmaya da başlamış. Başarı hikayeleri anlatıp, yokluktan umit yontma derdinde: "Umut olmak istiyorum yani, insanlara. Sırf çoluğumuza çocuğumuza, gençlere değil, 50 yaşında insan da o yaşından sonra kafayı bir şeye takıp sıfırdan yeni bir şey yapabilir. İnsanoğlu her şeyi yapabiliyor; istesin, kafaya koysun, yeter… Hayat herkese darbeler vuruyor. Hepimiz problemler yaşıyoruz; en imkanı olan, hayatı uzaktan tatlı gorunenlerimiz bile… Tek aşk acısını ben çekmiyorum. Herkes başka şekilde yaşıyor belki ama herkes bir şekilde yaşıyor mutlaka… Bir tık empati, birazcık dinlemek, yeter… Bizim niye bir Rocky'miz yok mesela; ben buna biraz takığım. Boks bizde oyle bir yerde değil belki ama duygusundan bahsediyorum ben. Bold Pilot'ın (Bizim İçin Şampiyon) galasına gittik geçen gun. Gerçekten çok tatlı film olmuş; umut vaat ediyor, çok etkilendim. Tutunmak için umut lazım. Onu nasıl anlatacağını bilmek senaryonun sihri, nasıl çekeceğin yonetmen algısı, biz de oynuyoruz işte… Neresinden olursa olsun, oyle işlerin ucundan tutmak istiyorum."
Bunları anlatırkenki heyecanı bile karşısındakine umut vermeye yeter. An itibarıyla dileğim, Aras Bulut İynemli'nin, Rocky'nin duygusunda kalıp, fizikalitesine bulaşmayan turden bir başarı hikayesine aklını yatırması. Daha onceleri o malum disiplin kafasıyla, dublor kullanmayıp, çekimlerde elini kırmışlığı filan var. Mickey Rourke'un suratına bağlamasın bu işin sonu, amin…









Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.