Özet (TL;DR) @ 2019-02-11T22:43:04.000Z: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik 'Güvenli Bölge' konusunda atılacak adımların gecikmesi halinde, emir verildiği anda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekete geçeceğini açıkladı. Çelik "Bıçak kemiğe dayandı"…
Son dakika haberi! AK Parti Sozcusu Ömer Çelik, parti genel merkezinde AK Parti Merkez Yurutme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kartal'da bina çokmesi sonucu hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet dileyen Çelik, "Umarız bundan sonra alınan tedbirlere dikkat edilir. Bu tedbirler doğrultusunda gerekenler buyuk bir hassasiyetle kentsel donuşum konusunda diğer konularda vatandaşlarımızın yuksek hassasiyetiyle bunlar gerçekleşir ve bir daha benzer durumlarla karşı karşıya kalmayız." diye konuştu. Çekmekoy'de bir askeri helikopterin acil iniş yaptığı sırada duştuğunu ve 4 şehit olduğunu belirten Çelik, şehitlere Allah'tan rahmet diledi. Çelik, "Çok uzucu bir kaza, ilk gelen bilgiler, helikopterin acil iniş yaparken duştuğu şeklinde. Gereken soruşturmalar hem Başsavcılık tarafından hem Savunma Bakanlığı tarafından başlatıldı. Çok yonlu olarak araştırılıyor. Gerçek, neden olduğu, nasıl bir zaruretin ortaya çıktığı bu soruşturmaların sonunda hep beraber oğrenmiş olacağız." ifadelerini kullandı.Belediye meclis uyelerinin tespit çalışmalarına, genel merkezden gorevlendirilen arkadaşlarının illere giderek katıldıklarını dile getiren Çelik, bu şekilde yaklaşık 30 komisyonun çalıştığını bildirdi. AK Parti'nin her kesimden oy alan bir parti olması sebebiyle il, ilçe ve beldelerde toplumun her kesiminin temsil edilmesine buyuk bir onem verdiklerini belirten Çelik, bu çerçevede ozellikle belediye meclis listelerinde kadın ve genç adayların olmasına, ilgili bolgenin demografik yapısının tam yansıtılmasına onem verdiklerine işaret etti. Çelik, MYK ve MKYK uyelerinden oluşan komisyon başkanlarının tum seçim bolgelerinde bu hassasiyetleri gerçekleştirmeye çalıştıklarını ifade etti. Bolgelere giden partililerin AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın performansıyla ilgili değerlendirmelerinin de MYK'da gundeme geldiğini ifade eden Çelik, "Sandığa yaklaştığımız gunlerde daha guçlu bir şekilde, daha guçlu sonuçların ortaya çıkması için yapılacak çalışmalar hakkında arkadaşlarımız, birim başkanlarımız goruşlerini belirtiyorlar." dedi.
KA ŞIKÇI CİNAYETİ
Çelik, onem verdikleri gelişmelerden birinin Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yuksek Komiserliğinin yuruttuğu bir soruşturma çerçevesinde BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportoru Agnes Callamard'ın Turkiye'yi ziyareti ve bu çerçevede bir rapor yayınlanması olduğunu soyledi.Turkiye'nin şeffaf bir şekilde sureci yuruttuğunu ve Suudi Arabistan yetkililerine iş birliği çağrılarının hala yanıt bulmadığını soyleyen Çelik, BM heyetinin Suudi Arabistan Konsolosluğuna alınmaması gibi bir tablo ile karşı karşıya kalındığını hatırlattı. Çelik, "Bu, soruşturmanın ustunun ortulmesi, olayın ustunun ortulmesindeki şupheleri ciddi bir şekilde artırmıştır. Bu raporda elde ettikleri deliler ışığında bunun Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan'ın bazı devlet yetkilileri tarafından acımasızca ve onceden tasarlanmış bir cinayet olarak planlandığı sonucuna varmışlar. BM yetkililerinin vardığı sonuç bu. Cinayet ve acımasız vahşetin birtakım delillerle ortaya konulduğunu ifade ediyorlar." değerlendirmesinde bulundu. BM soruşturmasının halen devam ettiğini, çeşitli oneriler içeren raporun haziran ayında BM İnsan Hakları Konseyine sunulacağını belirten Çelik, "Olayın ustunun ortulmesine de musaade etmeyeceğimizi net bir şekilde soyledik. Halen talep ettiğimiz iş birliğiyle yeterli bir şekilde karşı karşıya değiliz." dedi. Suç İstanbul'da işlendiği için Suudi Arabistan tarafından tutuklanan kişilerin yargılamasının İstanbul'da yapılması gerektiğini soylediklerini ancak olumlu karşılık bulamadıklarını hatırlatan Çelik, Turk yargısıyla ciddi bir iş birliği yapılması taleplerinin de karşılanmadığını ifade etti. Çelik, şunları kaydetti: "Buraya gelen Suud savcısı iş birliği yapmaktan çok daha ziyade elimizde neler olduğunu oğrenme gibi bir amacın içerisine girmiştir. Dolayısıyla biz açık çağrıyı bir kere daha yapıyoruz, bu olayın sorumlularının, emir verenlerin ortaya çıkması çerçevesinde guçlu bir soruşturma yurutulmelidir ve bu soruşturma uluslararası bir soruşturma olmalıdır. Bu bakımdan Birleşmiş Milletler tarafından yurutulen soruşturmayı onemsiyoruz ve bulgularının takipçisi olacağımızı bir kere daha ifade ediyoruz. Kuşkusuz Turkiye Cumhuriyeti boylesine vahşi, insani açıdan kabul edilemez bir eylemin takipçisi olmaya devam edecektir."
MACRON 'UN AÇIKLAMALARI
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, 24 Nisan'ı sozde Ermeni Soykırımı Anma Gunu ilan etmesine ilişkin de değerlendirmede bulunan Çelik, "Bu, tarihi ve hukuki dayanaktan yoksun yaklaşım, esasında Fransa yargı makamları tarafından da uluslararası yargı makamları tarafından da reddedilmiş bir yaklaşımdır." dedi. Macron'un aldığı kararın Fransız Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarıyla da çeliştiğine dikkati çeken Çelik, şoyle devam etti: "Biz Sayın Macron'a bu yaptığının yanlış olduğunu ve eğer gerçekten tarihle yuzleşmek gibi bir ısrar içindeyse bunu Fransa'nın Cezayir'de yaptığı eylemlerle, Benin, Burkina Faso, Gabon, Gine, Kamerun, Moritanya, Nijer, Senegal, Tunus ve Çad'da insanlığa karşı Fransız otoriteleri tarafından işlenmiş suçlarla yuzleşmesi gerektiğini ifade ediyoruz.Buralarda Fransız otoritelerinin emriyle Fransız yetkililer tarafından işlenmiş suçlar ortadayken, tutup da tarihle yuzleşmek şeklinde bir tavrın arkasına sığınıp hukuki ve tarihi dayanaktan yoksun konularda siyasi tutum alması tabi içeride politik sıkışma yaşan Macron'un kendisine birtakım lobilerin desteğini bulmak şeklindeki bir yaklaşımının neticesidir."Turkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda karşılıklı olarak arşivlerin açılması, bilim insanlarının gereken çalışmaları yapmasını ve çalışmaların sonucuna herkesin saygı gostermesi gerektiğini daha once soylediğini anımsatan Çelik, "Bu çalışmalar bile bizatihi o zamanlar Ermenistan Anayasa Mahkemesinin aldığı kararlarla engellenmiştir." dedi. Turkiye'nin konuya ilişkin açık yurekli bir tavır ortaya koyduğuna işaret eden Çelik, "Bundan kaçınan, ortaya çıkan gerçeklerden uzak durmaya çalışan tarafın Ermenistan olduğu çeşitli kereler gorulmuştur. Burada bir çıkar lobisi var. Yani bizim soykırım ekonomisi dediğimiz diasporada birtakım çevreler var." diye konuştu.
" TÜRKİYE-FRANSA İLİŞKİLERİNE MALİYETİ OLACAK"
Turkiye ile Ermenistan arasındaki herhangi bir diyaloğun ve normalleşmenin onune geçmek için bu çevrelerin buyuk çaba sarfettiğini belirten Çelik, "Fransa gibi ulkeler de işte buradan kendilerine bir politik çıkar sağlamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bu konuyu tabii ki sadece kınamakla yetinmiyoruz, bunun Turkiye-Fransa ilişkilerine bir maliyeti olacaktır. Genelde Fransızlar boyle bir şey yaptıkları zaman 'sadece kınarlar ve kınadıkları gibi kalır' diyorlar." ifadelerini kullandı. Macron'un yaptığının Turkiye ile Ermenistan arasındaki herhangi bir normalleşme surecini sabote etmek olduğunu gorduklerini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:"Bunu diasporanın bu sureçler uzerinde kurduğu hakimiyeti devam ettirmeye donuk bir pas verme olduğunu goruyoruz. İkincisi de içeride iç politikada bu sarı yelekliler ve benzeri konularda biraz kan kaybetmiş bir politikacının maalesef kendisine bir çıkış yolu bulmak için dirayetli bir politika uretmek yerine tarihi ve hukuki dayanaktan yoksun boylesi bir iftiranın arkasına sığınmak gibi bir tablo içerisine girdiğini goruyoruz. Bir kere daha soylemek isteriz, tarihle yuzleşmek Fransa için gereklidir ama bu kendisini ilgilendiren kısım Osmanlı tarihi veya Turk tarihi değildir. Bu konuda oz guvene sahibiz biz, kendisinin yuzleşmesi gereken şey ozellikle de hukuki olarak gereken şey Benin'den Burkina Faso'ya, Kamerun'dan Cezayir'e kadar Fransız otoritelerinin karıştığı cinayetler ve benzeri insan haklarını ihlal eden eylemlerdir. Kendisine tarihle yuzleşme konusunda bunu tavsiye diyoruz, bunu oneriyoruz."
AK Parti Sozcusu Ömer Çelik, CHP'nin İş Bankası hisselerine ilişkin, "Aslında CHP'de bu hisselerin olmaması gerekiyor. Bu hem Ataturk'un vasiyetinin itibarını korumak açısından hem de bu mirasa sahip çıkmak açısından, siyasetin itibarını korumak açısından gerekli bir durum." dedi.
Çelik, parti genel merkezinde AK Parti Merkez Yurutme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu ve gundeme ilişkin soruları yanıtladı.Turkiye'yi Venezuela krizi konusunda yanlış bir çerçeveye oturtmaya çalışan açıklamalarla karşı karşıya kaldıklarını aktaran AK Parti Sozcusu Çelik, "Herhangi bir yerin iç politikasında taraf değiliz. Biz, Venezuela halkının yanındayız. Venezuela anayasasına, seçilmiş iradeye saygı gosteriyoruz. Burada sanki mesele politik aktorler arasında bir taraf tutma şeklinde birtakım yabancı medya tarafından aktarılmaya çalışılıyor." diye konuştu. Turkiye'nin, Venezuela halkının ve devletinin geleceğini duşunduğu için bu tavrı ortaya koyduğunun altını çizen Çelik, "Bir ulkeye geçici devlet başkanı sıfatıyla birisini atamak, başlı başına bir hakarettir. Üstelik de atanan bu kişi, kendi ulkesinde yabancı askeri mudahaleye goz kırpan bir yaklaşım sergiliyorsa, buna destek verenlerin Venezuela'da iç çatışmayı ve onu alınamayacak bir takım kaosları tetiklemek gibi bir tavrın ortaya çıkmasına yol açtıkları aşikardır. Dolayısıyla bu Venezuela'ya yapılan bir iyilik değildir. Askeri mudahaleden bahsetmek, zaten yeterince sorun olan bolgede yeni bir kaos çıkarmak demektir. Nitekim goruyorsunuz işte... Bir yerde darbeyle iş başına gelen birisini kırmızı halı sererek karşılıyorlar. Onunla iş birliği yapmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Öbur tarafta halkını kimyasal silahlarla katleden bir başkasıyla diyalog kurmak için sabırsız olduğunu soyleyenler var. Ama gelip Venezuela'da geçici devlet başkanı atamaktan ya da askeri mudahaleden bahsediyorlar. " değerlendirmesinde bulundu. Bunun ne hukuki bir dayanağı ne de uluslararası bir meşruiyeti olduğunu dile getiren Çelik, "Kendileriyle, kendilerinin bir takım yanlış politikalarıyla uyumlu olmayan liderlere (diktator) diyorlar. Ama kendileriyle, kendilerinin yanlış ve gayri meşru politikalarıyla uyumlu olan diktatorlere de 'lider' demek şeklinde bir yaklaşımları var. Bunu kendi çıkarları açısından doğru bulabilirler. Ama bu değerler, hukuk, meşruiyet açısından asla kabul edilecek bir yaklaşım değildir." ifadelerini kullandı. Bu durumun butun değerlere bir saldırı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, bu konuda, sonraki sureçte daha sağduyulu bir davranışın ortaya çıkacağını ummak istediklerini soyledi.
" GELİNEN NOKTA, KAYGI VERİCİ"
Çelik, Orta Menzilli Nukleer Kuvvetler Anlaşması'ndan ABD ve Rusya'nın çekildiğini açıklamasına ilişkin de bu gelişmeyi kaygı verici bulduklarını belirtti.Birtakım NATO muttefiklerinin, ABD'nin bu konudaki tavrını doğru bulduğunu ancak Rusya ile 6 ay içinde muzakere yapılması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan Çelik, "Soğuk Savaş'tan beri nukleer silahların denetiminin temelini oluşturan bir anlaşmaydı. Boylece Avrupa'ya bu fuzelerin girmesi engellenmiş oluyordu. Şimdi bu anlaşmanın iptaliyle birlikte Soğuk Savaş'tan beri elde edilen bir kazanımdan geriye duşulmuş oluyor. Bu gelinen noktanın kaygı verici olduğunu duşunuyoruz. Rusya'nın da çekilmesiyle birlikte bu karşılıklı restleşmelerin daha krizi artıran bir tabloyu ortaya çıkardığını değerlendiriyoruz." yorumunu yaptı. Çelik, ortaya çıkan yumuşamanın berhava edilmesine yol açacak bir yaklaşımın doğru olmadığını, daha çok diyalog, muzakere ile kaygı verici durumun ortadan kalkması gerektiğini soyledi. Atlantik ittifakı içindeki çatlakların dunyanın pek çok bolgesinde, pek çok sıkıntıya yol açtığına işaret eden Çelik, Turkiye'nin ortaya koyduğu, muttefiklik ilişkisinin doğasına donuk eleştirilerin ne kadar haklı olduğunu ifade etti. Çelik, "İstediğiniz yerde muttefiklik ilişkisini one çıkarıp, istemediğiniz yerde bunu geri planda bıraktığınızda çifte standart ortaya çıktığında, işte bu butun değerlerin nasıl erozyon içerisine girdiği gorulmektedir." dedi.
" İBRETLİK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ"
Çelik, CHP'deki ust duzey istifalara yonelik, "CHP'nin içişleri bizi ilgilendirmez. Ama CHP'nin en çok propogandasını yaptığı konulardan bir tanesinin CHP içindeki aktorler tarafından CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na yoneltilmesinin doğrusu ibretlik olduğunu duşunuyoruz." değerlendirmesinde bulundu. CHP'de parti yoneticileri tarafından aday belirleme sureçlerine donuk olarak "demokratik teamullerden yoksun bir parti yoneticiliği" sergilendiğinin ifade edildiğini aktaran Çelik, şoyle devam etti:"(Kapalı kapılar ardında, hangi değerlere ve ilkelere yaslandığı belli olmayan aday belirleme sureçleri ortaya çıkıyor) deniyor. İlginçtir, bizatihi CHP içinde siyaset yapanların ya da CHP'ye yakın olarak değerlendirmede bulunanların ortak noktası şu; Kılıçdaroğlu'nun CHP'de bir tek adam kurduğu şeklinde. Sayın Kılıçdaroğlu, tek adam yonetimi tabirini siyasette kullanmayı çok seviyor. Fakat bugun geldiği noktada bizatihi kendisinin yol arkadaşları tarafından, çok yakın zamana kadar kendisinin genel başkanlığını oven siyasi şahsiyetler tarafından bugun kendisinin CHP'de bir tek adam yonetimi kurmakla eleştirilmesi ibretlik bir durumdur. Yoksa kim nereden istifa etmiş, nereye gitmiş, hangi makama gelmiş, bu bizi çok ilgilendiren bir durum değil. Bir parti olarak ortaya çıkan bu tabloda, CHP Genel Başkanı'nın gerek Turkiye'nin iç siyasetine donuk eleştirilerinde gerekse bir takım yabancılar tarafından kara propoganda olarak kullanılan bu tek adam yonetimi eleştirisini Turk siyasetine tercume etme konusundaki iştahı goz onune alındığında, bugun karşı karşıya kaldığı bu tablonun kendisine parti yonetiminde tek adamlığın kendi partisinin yoneticileri tarafından ifade edilmesi altı çizilmesi gereken bir mesele olduğunu ifade etmek isteriz."
" BU KONUDAKİ DÜZENLEME DE EN KISA ZAMANDA YAPILACAKTIR"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İş Bankası hisselerinin devriyle ilgili konuyu partisinin grup toplantısında gundeme getirdiğini anımsatan Çelik, CHP'nin eleştirilerine dikkati çekti. CHP'de bu hisselerin olmaması gerektiğinin altını çizen Çelik, "Bu hem Ataturk'un vasiyetinin itibarını korumak açısından hem de bu mirasa sahip çıkmak, siyasetin itibarını korumak açısından da gerekli bir durum." dedi. Geçmişte devlet ile CHP arasında bir ozdeşliğin soz konusu olduğunu belirten Çelik, "Vasiyet tarihi olan 5 Eylul 1938 tarihinde Turk Dil ve Tarih Kurumu'nun gelirlerini garanti altına almak için o ozdeşlik içerisinde bu hisseler, bu şekilde miras bırakılmış. Fakat buradaki esas mantığın esasında Turk Dil Kurumunun ve Turk Tarih Kurumunun gelirlerini garanti altına almak olduğu, Ataturk'un Turk Dil Kurumu ve Turk Tarih Kurumu konusundaki, onların yaşaması konusundaki hassasiyetinin bir neticesi olarak bu mirasın bu şekilde duzenlendiği açıktır. Dolayısıyla burada devlet soz konusu iken Turkiye Cumhuriyeti soz konusu iken bugunku tablo içerisinde herhangi bir partinin bu odevi ustlenmesi duşunulemez, bu doğru bir şey de değil. Esasında en başta Ataturk'e saygı gereği CHP'nin bu tutumdan uzak durması gerekirdi. Ve esas olan burada devlet garantisi altında, devletin garantisi altında Turk Tarih Kurumu'na Turk Dil Kurumu'na sağlanan bu gelirlerin garanti altına alınmasıdır." ifadelerini kullandı. Çelik konuşmasında, "Peki CHP'de bu hisseler varken CHP Ataturk'un vasiyetine tam olarak uymuş mudur? Bu mirası doğru bir şekilde değerlendirmiş midir? Yani mirasın amacı, vasiyetin amacı olan Turk Dil Kurumuna ve Turk Tarih Kurumuna vermesi gereken gelirleri tam olarak aktarmış mıdır?" diye sordu. Bunun boyle olmadığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:"Tam tersine mirası çiğnemiştir, vasiyete karşı gelmiştir, Turk Dil ve Tarih kurumlarına bu geliri aktarmama tutumu CHP'nin ilk olarak 1966 yılında ortaya çıkmıştır. Bizatihi 1966 yılında bu odemeyi yapmayarak Ataturk'un mirasına direnmiştir CHP. Arkasından mahkemeye gidilmiştir ve mahkeme netice olarak CHP'ye (miras hukumlerine uy, vasiyete uy ve odemeni Turk Tarih Kurumuna ve Turk Dil Kurumuna yap) demiştir. Arkasından 1973'te sonra 1977'de sonra 1978'de ve 1993 yıllarında aynı şekilde odemeleri geciktirmişlerdir. Bu meblağları odememek için şoyle bir gerekçe sunuyor CHP; (Turk Dil Kurumu ve Turk Tarih Kurumu Ataturk'un kurduğu kurumlar olmaktan çıkmıştır) diyor. Birileri de çıkıp (CHP, Ataturk'un kurduğu parti olmaktan çıkmıştır) diyebilir bu mantık yurutmeye dayanarak... CHP ile Turk Tarih ve Dil Kurumları arasındaki tum davalar CHP aleyhine sonuçlanmıştır. Bu kurumlar mahkemeye gitmiştir, (Ataturk'un vasiyeti gereği miras çerçevesinde bize bırakılan gelirler CHP tarafından odenmiyor, CHP, Ataturk'un vasiyet hukumlerini yerine getirmiyor) diyerek bu tarihlerdeki odeme gecikmeleri karşısında bu kurumlar mahkemeye gittikten sonra mahkeme Turk Dil Kurumunu ve Turk Tarih Kurumunu haklı bulmuştur. CHP'yi bu konuda mahkum etmiştir. Dolayısıyla vatandaşlarımızın şunu bilmesi gerekiyor; CHP'ye ait olan bir hak CHP'den alınmıyor. İkincisi o donemin şartlarında verilmiş bu odeneği CHP'nin Ataturk'un vasiyetine direnerek, ona karşı gelerek Turk Tarih Kurumu ve Turk Dil Kurumuna aktarmadı. Butun bunlar, CHP'ye mahkemelerin emriyle zorla yaptırılmıştır."Burada esas amacın Turk Tarih Kurumu ve Turk Dil Kurumunun gelirsiz kalmaması olduğunu vurgulayan Çelik, "Ataturk, milletimizin ortak değeridir. Bu vasiyetin hukumlerinin, Turk Tarih Kurumu ve Turk Dil Kurumuna bu gelirlerin aktarılması şeklindeki hukmunun devlet tarafından, Turkiye Cumhuriyeti, Turkiye Cumhuriyeti Hazinesi tarafından temsil edilmesi gerektiği açıktır. Bu konudaki duzenleme de en kısa zamanda yapılacaktır." ifadelerini kullandı.
Çelik, CHP'nin vasiyet hukumlerini yerine getirmediğinin altını çizdi. ****
SUR İYEABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'de guvenli bolge onerisinin gundeme getirilmesinden itibaren tartışmaların surduğunu belirten Çelik, şunları soyledi:"Sayın Cumhurbaşkanı bahsettiler bundan. Sayın Trump ile yurutulen diplomatik verimli goruşmeler maalesef alt duzeyde aynı sonucu yeterli ve istenilen duzeyde doğurmuyor. Burada Sayın Trump ile yurutulen verimli goruşmelerin alt duzeye yansıdığını soylemek mumkun değil. Cumhurbaşkanımız, Mumbiç'teki teroristler en kısa zamanda buradan çıkarılmazsa Turkiye'nin daha fazla beklemeyeceğini ifade etmiştir. Bu ifadenin altını bir kere daha çiziyoruz. Turkiye'nin guvenlik kaygıları geciktirilecek, zamana yayılacak ya da herhangi bir pazarlık konusu yapılacak kaygılar değildir."Çelik, Turk Silahlı Kuvvetlerinin Turkiye'nin guvenliği için her turlu harekatı icra edecek kapasiteye sahip olduğunu vurgulayarak, "Burada doğru olan bu bolgelerin teroristler için bir guvenli bolge olmaktan çıkarılması, buranın NATO muttefiki olan Turkiye ve NATO muttefikleri için guvenli bir bolge haline getirilmesidir." ifadesini kullandı.
" İSRAİL'İ DAHA HASSAS OLMAYA DAVET EDİYORUZ"
İsrail tarafından El Halil'deki barış gucunun gorevine son verildiğini hatırlatan Çelik, bu kararın El Halil'deki tansiyonu artıracağına dikkati çekti.Çelik, bu kararın, hukuksuzluklarını ortbas etmek isteyen İsrail'in yeni bir adımı olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:"Resmen Batı Şeria'da ve Kudus'te somurge politikası izleyen İsrail hukumeti, yeni saldırganlıklar planladığını bu açıklamasıyla da ortaya koymuştur. İsrail'in bu tek taraflı adımını kınamıştık, kınamaya devam ediyoruz. Butun uluslararası toplumu El Halil başta olmak uzere, buralardaki İsrail faaliyetleri konusunda daha hassas olmaya bir kere daha davet ediyoruz."
" KAYIP KİŞİLERİN AİLELERİNE HABER VERİLEMİYOR"
Çin'in "Doğu Turkistan" politikalarına da değinen Çelik, Çin tarafından ekim 2017'de "tum dinlerin ve inançların Çinlileştirilmesi" şeklinde bir siyaset yururluğe konulduğunu soyledi. Çelik, bu siyasetin asimilasyona açık pek çok yonunun bulunduğunun çeşitli vesilelerle ifade edildiğini dile getirerek, Doğu Turkistan'ın onemli kanaat onderleri, sanatçı ve birçok aydınının kayıp olduğunu vurguladı.Kayıp kişilerin ailelerine haber verilemediğine dikkati çeken Çelik, şoyle devam etti:"Tabii tum bunlar aydınlığa kavuşturulması gereken konulardır. Bu konuda şeffaf bir yaklaşım sergilenirse bu herkes açısından tansiyon duşuren, hadisenin ne olduğunun net anlaşılmasına olanak veren bir imkan yaratacaktır. Çin'in toprak butunluğune ve guvenliğine saygı duyan bir ulkeyiz. Çin'in toprak butunluğunu ve guvenliğini onemsiyoruz. Bu meseleye bu şekilde yaklaşırken, tabii ki Uygur Turklerine donuk keyfi tutuklamalar, bir milyondan fazla Uygur Turkunun toplama kamplarında ve hapishanelerde alıkonulması gibi eylemler hiçbir şekilde meşru bulunmayacağını soyluyoruz."
" SPEKÜLASYONLARDAN UZAK DURMALIYIZ"
İstanbul Çekmekoy ve Sancaktepe'deki helikopter kazalarında aynı tip helikopterlerin olaya karıştığının hatırlatılıp, bu tip helikopterlerin kullanımının askıya alınıp alınmamasıyla ilgili soru uzerine Çelik, bu tip helikopterlerin uçmasının askıya alınmasının gundemde olmadığını bildirdi.Çelik, Çekmekoy'deki helikopter kazasına ilişkin ilgili birimlerce soruşturma açıldığını hatırlatarak, şoyle konuştu:"Daha once benzer kazalar olduğunda son derece kapsamlı raporlar yayınladılar. Şu aşamada acımız da buyuk. Spekulasyondan uzak durmalıyız. Tabii ki de sorulan sorular var. Eminim bu sorulan sorular da kaydediliyordur. Bunlara da cevap alınacaktır fakat şu anda hadise çok sıcak, soruşturma neticesini bekleyelim. Bize ulaşan bilgiler çerçevesinde size açıklamaya yapmış oluruz."
" TÜRKİYE KİMSEDEN TALİMAT ALMAZ"
Çelik, ABD Başkanı Trump'ın, Rahip Brunson hakkındaki mahkeme kararına ilişkin sozlerinin hatırlatılması uzerine ise şu ifadeleri kullandı:"Trump'ın ifadesinin doğru olmadığını net bir şekilde soylemek isterim. Turkiye Cumhuriyeti kimseden talimat almaz. Turkiye'den yukselen ses her zaman şu oldu; 'Turk yargısına saygı duyun, bu şekilde bir uslubu kabul etmiyoruz.' diye. Zaten onlar bunu soyledikten sonra hemen serbest bırakılmış olsaydı, kendileri de zaten o hiçbir şekilde kabul etmediğimiz, meşru bulmadığımız yaptırım kararlarına başvurmak ya da Turkiye Cumhuriyeti'ne asla yapılamayacak birtakım tehdit dili kullanmak gibi yollara sapmazlardı."Cumhur İttifakı'nın genişletilmesine ilişkin AK Parti ile MHP'den açıklamaların yapıldığının hatırlatılması uzerine Çelik, bu çalışmaların statik bir karaktere değil dinamik bir karaktere sahip olduğunu ifade belirtti.Çelik, bu çerçevede de sureç içerisinde çalışmalar başlatıldıktan sonra belli illerin ve belli ilçelerin yine gozlemleneceğine, buradaki tabloya gore bir takım illerde, ilçelerde gozden geçirmeler olabileceğine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:"Belli ilçelerde Cumhur İttifakı'nın başarılı olması için iyi bir adım atmak, yenilemeye gitmek, duzenleme ortaya koymak gerekiyorsa bu çalışmalar devam ediyor. Ya da iki partinin de aynı anda aday gosterdiği yerde eğer Cumhur İttifakı dışında bir yere gitme şeklinde bir kumelenme varsa yaptırılan anketlerde, bu durumda ittifak içerisindeki iki adaydan birinin çekilmesi ve dolayısıyla ittifakın kazanması şeklindeki bu tip stratejiler her zaman gundemdedir. Dediğimiz gibi bunlar iki parti arasında yapılacak goruşmelerle ortaya çıkan sureçlerdir. Butun bu yol haritası boyunca ilçeler, iller tamamen gozlenmektedir. Cumhur İttifakı'nın başarısı çerçevesinde yeni stratejiler geliştirilmekte, guncellenmektedir."
M İTİNG PROGRAMI ERDOĞAN'IN ONAYINA SUNULACAK
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın miting programının sorulması uzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımız zaten sahada. Kendisi çok geniş kapsamlı bir miting programı ortaya koyar. Arkadaşlarımız tarafından bunun planlaması yapıldı, kendilerinin onaylarına sunulacak. İstanbul'da, Ankara'da ilçelere de gittiği oluyor. Bu geniş kapsamlı, detaylı bir programdır. Cumhurbaşkanımızın takvimine gore bir taslak hazırlandı ama takvime gore o hayata geçirilecektir." bilgisini verdi.MHP'nin kuruluşunun 50. yıl donumu kapsamında Adana'da duzenlenen programa katıldığını anımsatan Çelik, "Sayın Devlet Bahçeli'nin şahsında butun MHP camiasını 50. yıl donumu vesilesiyle tebrik ediyoruz." dedi.Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, İstanbul Teknik Üniversitesi Kutup Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi teknik koordinatorluğunde gerçekleştirilen Antarktika Bilim Seferi'ne katılan ekibin kıtaya ulaşmayı başardığını vurgulayan Çelik, sozlerini şoyle surdurdu:
"Orada gurur duyduğumuz diğer bir netice de serbest dalışta Dunya Rekortmeni Milli Sporcumuz Şahika Ercumen, beyaz kıtada ilk dalışını yaparak tarihe geçti. Sayın Ercumen'in dalış sporunda pek çok ilke imza attığını biliyoruz, orada Turk bayrağını dalgalandırarak, Antarktika'da tupsuz dalan ilk Turk kadın sporcu oldu. Bu vesileyle hem bilim ekibini hem de milli sporcumuzu bir kez daha tebrik ediyoruz."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.