Özet (TL;DR) @ 2019-02-08T12:53:00.000Z: CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda normlar hiyerarşisi adı verilen kuralların hukuk sisteminin omurgası olduğunu, herkesin kendi…
Seyr-i Sabah
12:53 08.02.2019(Guncellendi 14:31 08.02.2019) URL'yi kısaltın
CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda normlar hiyerarşisi adı verilen kuralların hukuk sisteminin omurgası olduğunu, herkesin kendi tarafından aldığı kararlarla bu hiyerarşinin karmaşaya kurban gittiğini dile getirdi.
Özellikle Anayasa değişikliğinden sonra birçok işleyişin Cumhurbaşkanlığı bunyesinde alınan kararlarla ilerlemesi başta muhalefet partileri olmak uzere birçok hukukçunun eleştirilerine neden oldu. CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Seyr-i Sabah programında 16 Nisan 2017 yılından sonra cumhurbaşkanlığının sahip olduğu yetkilerin kullanılmasının normlar hiyerarşisine zarar verdiğini dile getirdi. Kaboğlu, hukuk sisteminin omurgası sayılan normlar hiyerarşisinin zarar gormesinin ulkedeki tum duzeni ortadan kaldırabilecek zararlar verebileceğini dile getirdi:
' YASAMA YETKİSİ HALA MECLİSE AİT'
"6771 sayılı yasayla 16 Nisan 2017'de oylanan Anayasa değişikliği ile rejim ve sistem değiştirildi. Bu çerçevede yurutme organı tek kişilik bir sisteme geçildi. Bu kişi kararname yetkisiyle donatıldı. Doğrudan Anayasa'dan kaynaklanan bir yetkiyle sahip olundu. Bunu yorumlarken genel olarak yasama yetkisi bu anayasal duzende nasıl ortaya çıkıyor ona bakalım: Cumhurbaşkanı'na bir kararname yetkisi tanımlanmış oluyor. Buna rağmen yasama yetkisi meclisin olmaya devam ediyor. Bir takım kısıtlamalarla veriliyor. Anayasa'nın 6. maddesi egemenlikle alakalı: Hiçbir madde yetkisini anayasadan almayan devlet yetkisi kullanamaz deniyor. 7. madde yasama yetkisi TBMM'nindir devredilemez deniyor. Madde 87'de TBMM bu yetkiyi nasıl kullanacağını belirtiyor. Özetle genel ve asli yetkidir. Önemli olan Anayasa'ya aykırı olmamak, Anayasa saygı çerçevesinde kanunlar yapılabilir deniyor. Fakat 104. maddede cumhurbaşkanına tanınan kararname yetkisi sayılan alanlarda hiç olmaz, orneğin ikinci kısmının birinci ikinci ve dorduncu bolumunde çıkarılamaz. Çıkarılan alanlarda bu konu kanunla duzenlenir diyorsa bu çıkarılamaz. Bir başka ozellik de cumhurbaşkanı kararname çıkarırsa meclis bu konuyu yasayla duzenleme yetkisi ortaya koyarsa kararname etkisiz kalıyor deniyor. Bu kararname kanun hukmunde kararnamede olduğu gibi kanun hukmunde denmiyor. Tam da belirtildiği gibi tuzuğun yerini alıyor ama ondan çok daha kapsamlı bir alana işaret ediyor. Bunu belirlemekte yarar var. Normlar hiyerarşisinde belli olçude bir gedik açmış bulunuyor. Aşamalı kurallar dizinde yonetmelik, tuzuk, cumhurbaşkanlığı kararnamesi kanun ve anayasa olmak uzere devam ediyor.
' HUKUK SİSTEMİ KARTAL'DAKİ BİNA GİBİ ÇÖKEBİLİR'
(C) REUTERS / Kemal Aslan
Kartal'da çoken bina aklıma geldi: Devletin otoriteleri orada. O çoken binanın enkazından ne kadar sağ yurttaş çıkarabiliriz diye bakıyorlar. Bizde normlar hiyerarşisini hukuk sisteminin omurgası olarak niteleriz. Buna saygı duyulmazsa hukuk sistemi çoker ve devlet duzeni sarsılır. Anayasa hukukunda bir soz var devlet anayasa ile doğar ve anayasa ile yaşar. Mecliste tartışmaya çalışıyoruz ama burada çoğunluk nedeniyle cumhur ittifakı çerçevesinde AKP MHP işbirliğine anayasal aykırılıklarını dile getirdiğimizde çok az bir kısmını giderebiliyoruz. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri meclise getirilmiyor ve doğrudan yayınlanıyor. Biz bunları Resmi gazeteden gorebiliyoruz. Bunun için yapabileceğimi şey Anayasa Mahkemesi'ne goturmek. Anayasa'da kamu gorevlisinin hakları kanunla duzenlenir deniyor. Bu cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle duzenlenemez. Madde 127 kanunla duzenlenir dendiği halde cumhurbaşkanlığı kararnamesi bunu alıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağladı. Bu tamamen kanuna ait olan bir alan. Bunu da anayasa mahkemesine goturdu. Turkiye yerel seçimlere Anayasa'ya aykırı olarak gidiyor. Anayasa Mahkemesi'nin anayasal normlar hiyerarşisini uygulaması ve bu yetkinin meclise ait olduğu, cumhurbaşkanının kullanabileceği alanların bağlı ve sınırlı olduğu vurgusuyla iptal beklentimiz var.
Parlamenter sistem terkedildi ama en azından parlamento var. TBMM kapatılamadı ama eskisi gibi çalışamıyor. Çok sınırlı soz hakkımız var. Her şeye rağmen bir anayasal duzen var bağlayıcılığı var, buna normatif değer diyoruz. Anayasa Mahkemesi'nin bunu iptal etmesi gerekiyor. Bir yasanın objektif genel butun topluma hitap eden metinler olması anlamında meclis çok gerekli. Bugun değil yarın olabilir bu. Önemli olan sağlıklı olması ve toplumsal sorunlara eşitsizliklere neden olması. O nedenle ben inşaata benzettim. Çabuk ve kaçak inşaat yapabilirsiniz, bir takım kişilerin bir an once başını sokabileceği bir yer yapabilirsiniz ama sonuçları felaket olabilir. Butun toplumun uyması gereken kuralların konulmasının ne kadar onemli olduğunu vurguluyoruz. Meclis işletilince daha çok yasama yapma olanağı olacak. Meclisin iki uç gun işletilmesi yapılmazsa şoyle sorunlar ortaya çıkıyor: Cumhurbaşkanlığı kararname sayısı 30'u aştı, 1800'un ustunde madde soz konusu. Bırakın bunların yazılmasını, okuyacak bir zamanı bile olmayabilir cumhurbaşkanının. Çunku aynı zamanda parti başkanı, devlet başkanı. Bunu burokratlar yazıyor demektir.
Sistem gerekli kanun değişikliklerini yapmalıydı. Bunu tamamlayamadığı gibi bunun tersi bir sistem ortaya çıktı, daha karmaşık hale geldi. Bizim yaptığımız kanun teklifleri esasen bizim hazırlamamız gereken teklifler olduğu halde bakanlık burokratları tarafından hazırlanıyor. Bunlar dağınık boluk porçuk bir biçimde torba kanunla usule geliyor. Torba kanunlar bir yasanın taşıması gereken ozellikleri ikinci plana atan dağınık olan şeyler. Mevzuatın daha çok toparlanıp saydam hale getirilmesinin tam tersine onların karışmasını içinden çıkılmaz hale gelmesi tehlikelerini barındırıyor. Mecliste bu tur sakıncalı sureç devam ediyor olmasına rağmen bir tarafta yururluğe giren kararnamelerle aynı yontem izleniyor. Torba içinde farklı kanun ve kararnamelerle mevzuat alt ust ediliyor. Bir yandan cumhurbaşkanlığı bozuyor bir yandan mecliste bozuluyor. Normlar hiyerarşisini işletmek yerine daha karmaşıklaştırıyoruz. Şunu belirtmekte yarar var: Bu konular teknik yonu olan hususlar fakat butun toplumu bugun yaşayanları değil geleceği biçimlendirecek sorunlar olduğu için esasen medyanın da bunu paylaşması gerekiyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.