Özet (TL;DR) @ 2019-02-08T23:48:00.000Z: CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer, katıldığı radyo programında projelerinden AK Partili rakibi Nihat Zeybekci'nin '10 Numara İzmir' lansmanı ve yemek davetine verdiği cevaba kadar…
Ege Postası'ndan Halide Demir Polatlı'nın haberine gore, CHP İzmir Buyukşehir adayı Soyer, İzmir'in bir dunya kenti olması için çalışacağı sozunu verdi.
Soyer, "İzmir bu coğrafyanın yureğidir" benzetmesini yapıp şu ifadeleri kullandı:
' YÜREK BÖYLE BİR ŞEYDİR, YÜREK İZMİR'E BÖYLE BİR GÖREV YÜKLEMİŞ'
"İzmir'in bir dunya kenti olması gerekiyor. İzmir bu coğrafyanın yureğidir. Yurek fonksiyonel olarak kanı alır ve pompalar. Doğu'nun damarlarını toplar, onları Batı'ya pompalar. Batı'nın urunlerini de Doğu'ya pompalar. Yurek boyle bir şeydir. Yurek İzmir'e boyle bir gorev yuklemiş. O nedenle İzmir dunyanın yureğidir. Biz o tıkanan yerleri açacağız. Kalp sıkışıklığını açacağız. O damarlar gurul gurul akacak. Sağlıklı bir vucut, bolge yaratacağız oradan".
' BEN YEMEK DAVETİ YAPTIM AMA…'
CHP İzmir adayı, yaptığı yemek daveti uzerine AK Partili rakibi Nihat Zeybekci'nin, "Soyer'e karşı şahsi meselem yok. Ama bu milletin kafasında soru işaretleri var. Soru işaretleri orada dururken, bizim onunla hiç bir şey olmamış gibi gidelim de yemek yiyeyim diye bir şey yapmamız şu an için mumkun değil" açıklamasını da şu sozlerle değerlendirdi:
-- "Ben yemek daveti yaptım ama o, 'Önce kamuoyu algısını halletsin, ondan sonra çıkarız' dedi. Üzuldum doğrusu. 'Kemeraltı'nda esnaf lokantasında yemek yiyelim' dedim. Beklemiyordum, kırıldım daha doğrusu.'
' ULAŞIM PROJELERİ ZATEN BAKANLIK İŞLERİ, VAAT OLARAK GÖRMEK ŞAŞIRTICI'
Soyer, Zeybekci'nin '10 Numara İzmir' başlığıyla tanıttığı projelerine dair ise şu yorumu yaptı:
-- "Ben de Nihat Bey'in lansmanında gordum ama 17 yıldır iktidardalar, kim ellerini tuttu bilmiyorum. Bunlar Ulaştırma Bakanlığı'nın yapması gereken işler zaten. Vaat olarak soylemesi doğrusu şaşırtıcı, '17 yıldır niye yapmıyorsun?' demek lazım.
Soyer, İzmir'in CHP'nin değil demokrasinin kalesi olduğunu, bunun nedeninin tarihi sureç içinde oluşan farklı kimlik ve kulturlerle birarada barış içinde yaşama kulturu olduğunu belirtip şoyle devam etti:
' İZMİR'DE İNSANLAR DEMOKRASİYE YOLDAKİ ÇUKURDAN, TRAFİKTEKİ SIKIŞIKLIKTAN DAHA FAZLA ÖNEM VERİYOR'
"İzmir'de insanlar demokrasiye yoldaki çukurdan daha fazla onem veriyor. Birarada yaşama kulturunun ona bahşettiği ozgurluğe, orada eksik kalan çukurdan, trafikteki sıkışıklıktan daha fazla onem veriyor. Evet CHP'nin kalesi değil İzmir ama demokrasinin kalesidir. Demokrasi birarada yaşamak demektir. Bir arada yaşamanın kulturu, normudur demokrasi."
' İZMİRLİ AKP'Yİ BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜNE TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR'
CHP İzmir adayı Soyer, AK Parti'nin İzmir'i alamama nedeninin de birarada yaşama kulturunun zedeleneceği kaygısı olduğunu savundu:
"Bu demokrasi şoyle bir şey, niye CHP'ye oy veriyor, niye demokrasinin kalesi diyoruz. Çunku AKP'yi bu kimliğe tehdit olarak goruyor İzmirli. Bir arada yaşama kulturunu zedeleyecek diye duşunuyor. Merkez siyaset, otekileştirme ve kutuplaştırma algısını İzmir'de bir turlu yapamıyor. Ama elinden gelse bunu yapacağını biliyor İzmirli. O tuzağa duşmek istemiyor."
' DERYA İÇİNDE OLUP DERYAYI BİLMEYEN BALIK NASIL YAŞARSA SEFERİHİSAR'DA ÖYLE YAŞIYORDUK, İZMİR'DE DE ÖYLE YAŞIYORUZ'
Soyer, Seferihisar'ın Turkiye'nin ilk Citta-slow'u yani 'Yavaş Şehri' olmasına ilişkin ise şunları soyledi:
-- Farkına vardık şehrimizin potansiyellerinin.Buyuk envanter çalışması yaptık birçok başlıkta. Florasıyla ilgili envanter çalışması yaptık. Sozlu tarih envanter çalışması yaptık. Seferihisar'ın avantajları, dezavantajları nelerdir diye baktık. Citta Slow buradan çıktık. Derya içinde olup deryayı bilmeyen balık nasıl yaşarsa Seferihisar'da oyle yaşıyorduk, İzmir'de de oyle yaşıyoruz. Biz olağanustu iklimin, guneşin, toprağın farkında değiliz. Biz bunun farkına vardık Citta Slow olmakla.
Soyer'in radyo programındaki açıklamalarından one çıkanlar şoyle:
' ZATEN MERKEZDE SİYASET YAPAMAZMIŞIM, SON YAŞADIKLARIMIZLA İYİCE ORTAYA ÇIKTI'
(C) Fotoğraf : DHA
-- Asla nefret duygusu taşımıyorum. Ben zaten merkezde siyaset yapamazmışım. Son yaşadıklarımızla iyice ortaya çıktı. Merkezde siyaset yapmak kutuplaşmaktan, otekileştirmekten geçiyor.
' OYSA YEREL HİÇ ÖYLE DEĞİL BİZİ AYIRAN SEBEPLERDEN DAHA FAZLA BİZİ BİRLEŞTİREN SEBEPLER VAR'
-- Her siyasi yapı tabanını konsolide etmek için ayrıştırmak zorunda. Oysa yerel hiç oyle değil. Bizi ayıran sebeplerden daha fazla bizi birleştiren sebepler var. Biz bu sebeplerden yola çıkarak kenti yonetmeye talibiz. Merkezde yurutulen siyaset ile yerel siyaset taban tabana zıt. Bu nedenle yerel siyaseti seviyorum. Çunku bizi birleştiren kuvvetli kokler var. Ben bunları seviyorum.
' İZMİR'DE DE SAFLAŞMA, AYRIŞMA YARATMAK İSTİYORLAR ANCAK İZMİRLİ BUNU YEMEZ'
-- Turkiye'de merkezde yurutulen siyasetin paradigmalarından biri ulkucu -- solcu, dindar -- dindar olmayan, laik şeklinde. Aynı tuzağa İzmirli seçmeni mahkum etmek istiyorlar. Bunlar uzerinden bir ayrışmayı, saflaşmayı teşvik etmek istiyorlar. İzmirli bunları yemez. İzmirli performansları, başarı hikayelerini, vizyonu, yapılanları ve yapılacakları gormek istiyor. Zaten seçmene bunlar uzerinden gitmemek haksızlık.
' İZMİRLİLER İZMİR'İ KİMİN DAHA İLERİYE TAŞIYACAĞINA BAKAR'
-- 31 Mart'ta 'Kim 12 Eylul'de neredeydi, o ona işkence yapıldı mı?' oylanmayacaktı. 31 Mart'ta 'Kim İzmir'i daha ileriye taşıyacak, gurur duyacakları bir adam bulacaklar mı bulmayacaklar mı? İzmirliler buna bakacak.
' BEN ANNEMİ-BABAMI SEVİYORUM, GERİSİ BENİM İŞİM DEĞİL; HUKUKÇULARIN, TARİHÇİLERİN İŞİ'
-- Ben annemi -- babamı seviyorum. Onlar beni yetiştirdiler. Soyer isem, onların eseriyim. Ama gerisi benim işim değil. Hukukçuların, tarihçilerin işi. Kim neyi masaya yatıracaksa yatırsın.
' İZMİR'İN TEMEL SORUNLARI VAR, KİMSEYE ŞİRİN GÖRÜNME DERDİM YOK'
Çok temel sorunları var; ulaşımla ilgili, katı atık bertarafla ilgili, hafif raylı sistemi, ucretlendirme politikasıyla ilgili, altyapı ile ilgili buyuk sorunlar var. Hala arıtması olmayan ilçelerimiz var. Ben onların da bu işlerin eksikliğiyle ilgili aynı kaygıyı yaşadıklarını duşunuyorum. Burada bir tereddut yok. Kimseye şirin gorunme sıkıntım yok. Durum tespiti yapmaya çalışıyorum. Bunu yaparken hak yememek lazım. Kimseyi incitecek, kıracak bir duruma ihtiyaç duymuyorum. Bu temel sorunların mutlaka çozulmesi gerekiyor.
' İZMİRLİ, KORNAYA BASAN İSTANBUL PLAKALIYA, ''ACELEN VARSA BU MEMLEKETTE NE İŞİN VAR? DEDİ'
-- İzmir goç alıyor, beyaz yakalı. Ama bir o kadar da goç veriyor. Beyin goçu veriyor. Beyin goçunu kesinlikle durdurmamız gerekiyor. Birkaç sene once, Seferihisar'da ana caddede araba yavaş yavaş gidiyor, arkadaki de kornaya basıyor İstanbul plakalı. Öndeki 'Ne basıyorsun kornaya?' dedi. 'Acelem var' dedi. 'Acelen varsa bu memlekette ne işin var? dedi. İzmir'in kendine has bir ritmi, tarzı var. İzmir kendini koruyan bir şehir. Gelecek kim olursa olsun başımızın ustunde yeri var. Ama bu kimliğe saygı duyarak gelsin. Bizim tek derdimiz bu. Yuzlerce yıl boyunca İzmirli Fransızı, Levanten'i bir arada yaşamış. Dilini bilmediği insanlarla iş ve komşuluk yapmış, bu da bir arada yaşama kulturu oluşmuş. Bu nedenle demokrasinin beşiği İzmir diyoruz. İzmir onun için İzmir. Bu hikaye, bir arada yaşama kulturundeki çeşitlik, zenginlik kim gelirse gelsin sarıp sarmalıyor ve İzmirli yapıyor. Bir arkadaşım var Mardinli. Mardin'e gittiğinde 'Ben İzmirliyim' diyor. Çunku İzmir alıp sarıp sarmalıyor, İzmirli yapıyor.
' KENTLER KİMLİĞİNİ KAYBETMEYE BAŞLADI AMA İZMİR, BOYOZDA, ÇİĞDEMDE, TULUMDA, KOKOREÇTE DİRENİYOR'
-- Kentler kimliklerini kaybetmeye başladı. Bu çağın en buyuk travması bu. Her biri aslında eşsiz, kendine ozgu silueti, kimliği olan kentler vardı. Sıradanlaştırdı herkesi. Hepimiz aynı markalı urunleri tuketen bireyler haline geldik. Boyozda, çiğdemde, tulumda, kokoreçte direniyor İzmir. Bunlar kıymetli.
' SANDIK AÇILINCAYA KADAR YÜREK SELANİK, YÜREK PIR PIR'
-- Sandık açılana kadar bu işin sonu yok. Sandık açılıp o hikayenin netleşmesine kadar yurek Selanik, yurek pır pır. Daha çok oy almaya ve daha çok insana dokunmaya çalışacağız.
'4.5 MİLYONLUK KENTİ NASIL YÖNETECEĞİMİ SORUYORLAR, 40 BİN NÜFUSLU KENTİ YÖNETMEK DAHA ZORDUR ASLINDA'
-- 4.5 milyonluk kenti nasıl yoneteceğimi soruyorlar. 40 bin nufuslu kenti yonetmek daha zordur aslında. Öbur tarafta ise kullanacağın insan malzemesinin kalitesi vardır onunde. Ölçeğe tersten bakılmalı.
' İLK OLARAK NE YAPACAĞIMI İNANIN BİLMİYORUM, SAKSIYA BİR ÇİÇEK KOYABİLİRİM'
-- İlk olarak ne yapılabilir ki? Saksıya bir çiçek koyabilirim. İnanın bilmiyorum.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.