Özet (TL;DR) @ 2019-02-07T02:06:00.000Z: CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yavaş, "Ankara’yı üçüncü kez kaybedersem, siyaseti de bırakırım düşünceniz var mı?" sorusuna "Neden bırak mıyım? Çünkü benim kişisel ihtirasım yok. Kişisel…



CHP Ankara Buyukşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş, CNN TÜRK'te yayımlanan 40 programında Buket Aydın'ın sorularını yanıtladı. Yavaş'ın sorulara verdiği yanıtlar şoyle:

' HEDEFİM 2 MİLYONUN ÜZERİNDE OY ALMAK'

Soru: Sa ğdan Sola geçen bir adaya Ankaralı seçmen neden oy versin?

-- Öncelikle şunu soyleyeyim. Bu soruyu sorduğunuz için de teşekkur ediyorum. Çunku zaman zaman, bazen beni iyi tanımayan, geçmişimi bilmeyen veya geçen seçimde bu konularla ilgilenmeyen birçok kişinin yanlış intibalara kapıldığını bende goruyorum. Ama şoyle bir şey var. Geçen seçimde ben Cumhuriyet Halk Partisi'nden aday olduğum zaman aslımı inkar etmeden "Ben neysem oyum." diyerek ben oradan aday oldum ve birlikte çalıştık. Ama aslında benim aday yapılmamın sebeplerinden bir tanesi, Ankaralılar beni Beypazarı Belediye Başkanlığından tanıyorlardı. Yılda 400- 500 bin kişi Beypazarı'na geliyordu. Orada yapılanları goruyorlardı. Daha sonra 2009 yılında aday olup, projelerimi açıkladım. Ankara'nın her kesiminden oy aldım. Yine 2014 yılında da aynı şekilde oy aldım. 1 milyon 400 bine yakın kişinin Ankara'da bana oy verdiğini hesap ederseniz, demek ki Ankara'da bana karşı kesin bir guven var. Bu nedenle ben guvenmeye devam etmelerini, çunku şu andaki hedefim en az 2 milyonun uzerinde oy almak.

' BEN HEM KILIÇDAROĞLU'NUN HEM AKŞENER'İN ADAYIYIM'

Soru: Siz Cumhuriyet Halk Partisi 'nin mi, yoksa Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu Ankara Adayısınız?

(C) AA /

- Önce şunu sorayım. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hangi partinin genel başkanı? Dolayısıyla ben sorunun yanlış olduğunu duşunuyorum. Çunku birbirinden şu an da ayıramazsınız. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel başkanıdır. Dolayısıyla ben hem Cumhuriyet Halk Partisi'nin hem Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ama aynı zamanda da Millet ittifakı bağlantısıyla İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener'in de adayıyım. Ama olaya oyle bakmıyorum. Ayrıca Mansur Yavaş gonulluleri var. Aslında ben Haymana'nın adayıyım, Nallıhan'ın adayıyım, Şereflikoçhisar'ın adayıyım, Çubuk'un adayıyım, Kızılcahamam, Kazan'ın adayıyım, Polatlı'nın adayıyım, yani tum Ankara'nın ilçeleri ve merkezi, hepsinin adayıyım. Bu arada Ankara'da yaşayan o kadar çok Çorumlu, Çankırılı, Kırşehirli, Kırıkkaleli, Yozgatlı hemşerilerimiz var ki, onların hepsini ve aslında 81 ilden gelmiş ve Ankara'da yaşayan 6 milyon insanın hepsinin adayıyım. Boyle bakmak lazım, şunun ya da bunun adayı diye bir şeyi kabul etmiyorum.

Soru: Ankara 'yı yonetmek, Beypazarı'nı yonetmekten nasıl daha kolay olabilir?

-- Çok daha kolay, çunku imkanları çok daha fazla. Beypazarı'nda kısıtlı imkanlar var. İnsanları bir şeye ikna etmekte çok zorlanırsınız. Yani "Ekonomiyi kalkındırmak için şoyle bir şey yapalım." dediğiniz zaman maalesef butun ulkedeki insanlarımız eliyle dokunmadan, gozuyle gormeden inanmıyor. Bakınız kısa bir şey anlatacağım. Bir hanımefendi benden iş istemeye geldi. Eşinden ayrılmış, kuçucuk çocuğu var. "Belediyede ne iş verirseniz verin" dedi. Dedim ki "Bakın belediyeden aldığınız para ile siz geçinemezsiniz. Ben size bir yol onereceğim. Benim dediğimi yaparsanız bir yıl sonra gelin. Daha çok kazanmazsanız soz sizi belediyede işe alacağım." Ve yonlendirdim. Çunku o gunlerde ihtiyacımız vardı.

' ANKARA'NIN BÜTÇESİ EN BÜYÜK BÜTÇELERDEN BİRİ'

- Gelen turistlere yoresel bir şeyler satılması gerekiyordu. O hanımefendilerin bu işe başlaması, bana inanması daha sonra diğer hanımların onları gormesi sonucu, o tarlada çalışan, başkasının himayesine ihtiyacı olan, başkasının yardımı ile geçinen insanların, ben gorevi bıraktığımda 2 bin 500 tane kadın artık iş kadını olmuştu ve her birinin yanında onar, on beşer tane kadın çalışıyordu. Eğer o bir kişi bana inanıp ikna olmasaydı. Belki biz bu başarıyı yakalayamayacaktık. Şimdi geliyorum Ankara'ya. Ankara'da imkanlar o kadar fazla ki, Ankara'da ne isterseniz yapabilecek pozisyondasınız. Yeter ki imkanları doğru kullanın, yeter ki o fırsatları kaçırmayın veya vizyonunuz olsun. O işi kendiniz inanın mutlaka yaparsınız. Biz bunu Beypazarı'nda imkansızlıklar içinde yaptık. Dar butçeyle yaptık. Ama Ankara'nın butçesi, Turkiye'nin en buyuk butçelerinden bir tanesi.

' ANKARALILAR MUTLU DEĞİLLER'

Soru: Belediyecilik a çısından bakıldığında Ankara'nın en buyuk eksiği sizce nedir?

-- Ankara aslında Turkiye'nin en eğitimli yerlerinden birisi. Çok iyi insan yetişiyor universitelerde ama maalesef biz beyin goçu veriyoruz. Bunun yanında tum Turkiye'den akan para Ankara'ya geliyor. Ama Ankara'da fakirlik var, ekonomik darlık var. Ankara'da insanlar işsiz. Yaşadığı kentten mutlu değil. Ulaşım sorunu var, belediye hizmetleri çok çok pahalı, insanlar mutsuz. O zaman Ankara'da bir problem var. Ben bu problemin en buyuk sebebinin yonetim tarzı olduğuna inanıyorum. Çunku siz Ankara'nın çok buyuk bir butçesini yonetiyorsunuz, belediye hizmetlerini pahalı verdiğiniz gibi, bir de bunun reklamını yapacağım diye veya kendi kişisel ongorunuzle yaptığınız yatırımlarla Ankara'yı zarara uğratıyorsunuz. Ancak Ankara'nın asıl ihtiyaçlarını karşılayamıyorsunuz. Hangisinden bahsedeyim? Çarpık kentleşmeden mi başlayayım, park ve bahçelerin azlığından mı başlayayım, ulaşım zorluğundan mı başlayayım? Ankaralılar çok mutlu değiller. İnşallah biz Ankara'ya bereket ve huzur vadediyoruz.

' ANKARA'DA YÖNETİM ANLAYIŞI DEĞİŞECEK'

Soru: Peki k ısa vadede bunları çozebileceğinize inanıyor musunuz?

Elbette çozeceğiz. Çunku yonetim anlayışımız değişecek Ankara'da. Öncelikle şimdiye kadar yapılacak her şeye Ankara'da bir kişi karar verdi. Meslek odalarıyla işbirliği yapmadı, STK'larla, universitelerle işbirliği yapmadı, Kent konseyini neredeyse hiç tanımadı. Oysa belediyenin yaptığı butun hizmetleri "benim maaşım dahil" halkın odediği vergilerden karşılıyoruz. Yani bu hizmetleri bir kendi cebimizden karşılamıyoruz. Vatandaştan aldığımız vergiye gore harcamamız gerekiyor. Bunun içinde butun dunyada geçerli olan bir kural vardır. "Ödeyen karar verir." Siz eğer yapacağınız işleri halkın onceliğini one almak suretiyle yaparsanız. Birincil ihtiyaçlarını karşılarsınız. Kutuphane yok ilçelerimizde, kreş yokluğu nedeniyle maalesef kadınlarımız çalışamıyor, işi bırakmak zorunda kalıyor. Dolayısı ile hem ev butçesi zarar ediyor, hem Ankara'nın uretimine zararı oluyor. Bu nedenle Ankara'nın ekonomisini ayağa kaldıracak çalışmalar yapılması gerekiyor. Bunu da tek başınıza yapamazsınız.

- Hangi yolda yurumeli? 2050 yılında dunyadaki gelişmeler neler olacak ve Ankara bunun neresinde yer almalı ve biz hangi istikamette bunları yonlendirmeliyiz? Turizmde ne yapmak lazım, işsizlik açısından ne yapmak lazım bunların hepsini olçuyoruz. Mesela bugun asgari ucretle çalışan bir insan, İvedik Organize sanayi bolgesinde çalışıyor ve Mamak'ta oturuyorsa, aldığı ucretin yarısına yakınını ulaşıma oduyor. Dolayısıyla çalışmamayı tercih ediyor. Çok mu zordur bu kadar ekonomik sıkıntı varken, bu insanlara 2 tane otobus bileti verip ucretsiz gidip gelmesini sağlamak? Ulaşım ucretini ortadan kaldırdığınız zaman hem bu insanlara yardım yapmak zorunda kalmıyorsunuz, hem de oradaki uretime katkınız bulunuyor. Şimdiki durumda işveren işçi arıyor. İşsizlik ise son haddinde.

' ANKARA'DA ARTIK MELİH GÖKÇEK'İN AĞIRLIĞI YOK'

Soru: Ankara 'da Melih Gokçek'in ağırlığı ve seçime olası etkisi var mıdır?

-- Bence yok artık. "Neden yok?" derseniz, şu anda Sayın Gokçek neden "gorevden alındığını" izah edememiş, gorevden alanların da "Neden gorevden alındığı" kamuoyuna açıklanmamış bir kişidir. Fazla konuşmaya gerek yok. 'Neden?' derseniz, Ankara'da yaklaşık 4 milyon seçmen var ve Gokçek bunlardan sadece bir tanesi. Yani bir oy verecek O'nu da nereye verecekse saygımız sonsuz. Konuşmanın bir anlamı yok diye duşunuyorum.

' GÖKÇEK KARŞILIĞI OLMAYAN BÜYÜK YATIRIMLAR YAPTI'

Soru: Neden Ankara 'nın en buyuk sorunu Melih Gokçek demiştiniz?

- Bir kişi yonettiği için, kendi başına karar veriyor. Mesela, karşılığı olmayan buyuk yatırımlar yapıyor. Bu yatırımların maalesef ki Ankara'ya bir geri donuşu olmadığını ve olu yatırım olduğu ortaya çıkıyor. Suyu pahalıya satıyor, ulaşımı pahalı yapıyor gibi ve kimseyi dinlemiyor. Ama geride kaldı artık. Çok fazla konuşmak istemiyorum bu konuyu. Bu olay bitti. Artık yeni bir donem başladı. Yeni gelen sayın belediye başkanı da zaten benim 2014'te ileri surduğum birçok itirazı haklı bularak hepsini gerçekleştirdi. Bir de bir şey daha soylemek istiyorum. Sayın Özhaseki de bakın soylerken diyor ki "Yonetim tarzı benim yonetim tarzıma uymuyor. Üslubu benim uslubuma uymuyor." diyerek aslında benim haklılığımı tescil etmiş oluyor.

' VATANDAŞ 'GEÇEN DÖNEM MANSUR YAVAŞ'A BİR HAKSIZLIK KALDI' DİYE DÜŞÜNÜYOR'

Soru: Anketlere g ore Ankara yarışında kim onde? Anketler her partiye farklı mı geliyor?

-- Ben anket yaptırmadım açıkçası. Ben anketi sokakta goruyorum. Doğrusunu soyleyeyim. Çunku vatandaşın karşısına gittiğim zaman, vatandaşta şoyle bir intiba var. "Geçen donemden kalma sanki emareti geri verelim. Geçen donem Mansur Yavaş'a bir haksızlık kaldı" gibi duşunuyorlar. Bunu da toplumun her kesiminde, hem ekonomik açıdan hem de semtlere yaydığınız zaman, ilçelere yaydığınız zaman buralarda açık açık goruyorum. Ben henuz anket yaptırmadım ve Mansur Yavaş'ın anketi diye bir şey hiç yayınlanmadı. Genellikle şoyle anketler yayınlandı. Hukumete yakın anketçinin yaptığı ankete gore diyerek anketler yayınlandı. Dolayısıyla ben sadece vatandaşta gorduğum ilgiye gore konuşabilirim şu anda.

Soru: Peki anket ne zaman a çıklayacaksınız? Hiç mi yaptırmayacaksınız?

- Hayır, adaylarımız yeni belli oluyor. İlçe adaylarımız belli olduktan sonra mutlaka yaptıracağız.

' TEMKİNLİ DEĞİL, TEDBİRLİYİM'

Soru: Ankara B uyukşehir Belediye Başkanlığı'na ikinci kez aday olmak nasıl bir duygu? Heyecanlı mısınız yoksa temkinli mi?

-- Guzel bir duygu, ama bir duzeltme yapmam gerekecek. Ben 3. Kez adayım. 2009 yılında Milliyetçi Hareket Partisi'nin adayı olmuştum. Aday olduğum zamanda her kesimden oy aldığım gibi, partimin bir onceki seçime gore oy oranını neredeyse 2 katına katlamıştım. Yine Cumhuriyet Halk Partisi'nden 2014 yılında aday olduğum zaman, Oyları 12-13 puan uzerine çıktık. Şimdi inşallah çok daha fazlasını alacağız. Temkinli değilim ama tedbirliyim artık. Geçen donem bir kaza yaşadık. Bu nedenle çok tedbirliyim.  Gereken tedbirleri alarak, inşallah bir kaza olmaması için çalışıyoruz.

' ANKARA'YI KAYBEDERSEM SORUN YOK, SİYASETİ BIRAKIRIM'

Soru: Ankara 'yı uçuncu kez kaybedersem, siyaseti de bırakırım duşunceniz var mı?

-- Tabii ki bırakırım. Neden bırak mıyım? Çunku benim kişisel ihtirasım yok. Kişisel ihtirasım olsaydı, gelen milletvekilliği tekliflerini kabul ederdim. Ancak şimdiye kadar 4 kez çeşitli partilerden milletvekili teklifi gelmesine rağmen ben kabul etmedim. Benim buradaki amacım geçen seçimlerde aldığımız 1.5 milyon oyun karşılığını vermek. Çunku bunun devamının gelmesi ben vatandaşlar tarafından istendiğini goruyorum. Talep edildiğini goruyorum. Kaybedersem sorun yok siyaseti bırakırım. Gençlerin onunu açarım. Tabii ki Ankara ile olan ilgim devam eder. Ankara için gerek sivil toplum kuruluşlarında veya gonullu kuruluşlarda çalışmaya devam ederim. Gençler arzu ettikleri takdirde tecrubelerimi onlara aktarırım.

Soru: Ama yok bir daha asla b oyle Belediye başkan adayı olmam diyorsunuz yani. Bunu kaybedersem bir daha beni belediye başkan adayı olarak siyasette gormeyeceksiniz.

(C) AA /

- Evet, gayet net olarak soyluyorum.

Soru: Ankara i çin ne gibi projeleriniz var? Kazanırsanız onceliğiniz ne olur?

-- Projesi olmayan bir insan ilk aday olup da Ankara'nın karşısına çıktığı zaman herhalde oylarını ikiye katlamaz. Veya 2. Defa aday olduğu zaman yine projesi yoksa mutlaka yine oy alma ihtimali yok. Kaldı ki benim 2 donemde de proje olarak sunduğum şeylerden birçoğu hem Turkiye'de uygulanıyor, hem de Ankara'da da birçoğu yapıldı. Şimdi projesi yok deniliyor. Bakın halka ucuz su içirmek bir proje değil midir?

-- Geçen 2018 yılında Ankara Buyukşehir Belediyesinin 1 katrilyon, yeni para ile 1 milyar Turk Lirası sudan gelir elde ettiğini çıkıp televizyonlarda açıkladım. Bunun fahiş bir kar olduğunu, insan hakkına aykırı olduğunu soyledim. Bir hafta geçmeden su yuzde 30 ucuzladı. Bu bir proje değil midir sizce? Madem yuzde 30 indirim yapılabiliyordu, neden yapılmadı şimdiye kadar? Dolayısıyla ben yine projelerimle ortadayım.

' TÜRKİYE ÇILGIN PROJELERDEN BIKTI'

-- Sayın Özhaseki Kazan'a gittiği zaman, Çubuk'a gittiği zaman, Kalecik, Bala'ya, Haymana'ya gittiği zaman, Polatlı'ya gittiği zaman gitsin oralarda sorsun "Mansur Yavaş size ne vadediyor" diye veya Ankara'ya herhangi bir yere çıktığı zaman, gidip de "Mansur Yavaş'ın hangi projesini biliyorsunuz" diye sorsun. Halk mutlaka bunun cevabını verecektir. Artık Ankara bırakın Ankara'yı Turkiye boyle çılgın projelerden falan bıktı. Benim en buyuk projem nedir biliyor musunuz? Ankara'ya bereket ve huzur getirmektir. Ankaralıyı yaşadığı kentte mutlu etmektir. Yani başka bir şey duşunmuyorum. Ankara'da insanların zengin yaşaması, aç açık yaşamaması benim en buyuk projemdir.

' MASRAF GEREKTİREN YATIRIMLARI BİR YIL ERTELEYEREK, ANKARA'DA BİR TANE AÇ AÇIK BIRAKMAYACAĞIM'

-- Mesela birçok ulaşım projem var, başka daha buyuk devasa projelerimiz var. Ama şoyle de bir de projem var. Bugunku bu kadar ekonomik sıkıntı içerisinde, eğer baktım ekonomik durumu ulkenin duzelmiyor. O halde yapacağım şey şu, masraf gerektirecek tum yatırımları bir yıl ertelemek suretiyle, kentte bir tane aç açık bırakmayacağım. Bunun sozunu veriyorum. Bu bir proje değil midir? Çunku ulkedeki ekonomik sıkıntının nedeni diyelim ki hukumetse, ama belediyeler olmasa eğer bugun Turkiye'de şimdiye kadar 2002 krizinde ve tum krizlerde belediyeler kendilerini one çıkararak Turkiye'de kaos olmasını engelledi. İşte ben belediye başkanı olduğum zaman, ışıklarda durup mendil satan kimseyi goremeyeceksiniz. Bileceksiniz ki bunların insani butun ihtiyaçlarını zaten belediye karşılıyordur. Dolayısıyla biz Ankara'nın tumunu kucaklayan, mutlu eden butun projelerde varız. Bu projeler somut projelerdir. Kimi insana direk dokunan projelerdir, kimi 2050 yılına doğru yapılması gereken projelerdir, kimi de acil yapılması gereken kreş, kutuphane, sağlık ocağı gibi projelerdir.

' TOPLUM SİYASETİN ÖTEKİLEŞTİRİCİ DİLİNDEN BIKTI'

Soru: Size oy vermeyenleri Marjinallikle mi su çluyorsunuz?

- Ilımlı demek ne demek? Bu kadar kutuplaşma olmasına rağmen aynı otobuste seyahat ediyoruz. Aynı işyerinde çalışıyoruz, aynı apartmanda oturuyoruz. Ama bugune kadar hiç kimsenin siyasi nedenlerle kavga ettiğini gormuyoruz. Çunku toplum siyasetin otekileştirici dilinden, keskin dilinden artık bıktı. Kirli siyaset istemiyor. Ben 2 seçimdir adaydım, 3. defa adayım. Ne adayların geçmişi hakkında, ne kimliği hakkında hiçbir şekilde konuşmadım. Ben sade ve sadece Ankara için yapacaklarımı anlatarak ortaya çıkıyorum. Bu dil Ankara'nın ve Turkiye'nin ozlediği bir dil. Oy vermeyen, diyelim ki partilerine çok bağlı insanlar olabilir ona da saygı duyarım. Ama benim gozumde ılımlılıktan kastettiğim oy versin vermesin herkesi insan olarak gormek var. Partili olarak kimseyi gormuyorum. Değil mi ki 6 milyon insan bana vergi verecek, bizde 6 milyon insana hiçbirini ayırmadan hizmet edeceğiz. Ilımlılıktan kastım budur. Tarafsız, adil bir şekilde herkesi kucaklamak ılımlı bir dildir. Siyasi gozle bakmamak lazım diye duşunuyorum.

Soru: "HDP Millet İttifakı'na katkıda bulunmak için bazı buyukşehirlerde aday gostermiyor" eleştirileri geliyor. Bu konu hakkında ne duşunuyorsunuz?

-- Onlar bizim tamamen dışımızda Bakın tekrar ediyorum. Ben Ankara'da yaşayan 6 milyon insandan para alıyorum, vergi alıyorum. Onların parasıyla da ben herkese hizmet edeceğim. Olay bu kadar basit. Onların aday çıkarıp çıkarmaması, bir başka partinin başka turlu davranması, onlar benim dışımda olan şeyler. Ben Ankaralılara diyorum ki, sizden aldığım paralarla hepinize hizmet edeceğim. Otobuse binen insanın, parkta gezen insanın partisi yoktur. Benim akıttığım suyu herkes içiyor. Benim ureteceğim yollarda kaldırımlarda herkes yuruyecek. Ben oyle bir ayrım yerine veya Kurt seçmen vb. yerine Ankaralı butun seçmenin oyuna talibim ve hepsine hizmet edeceğim. Bunun haricinde bir kategoriyi ben kabul etmiyorum.

' BAŞKA BİR PARTİYE GEÇMEK YA DA PARTİDEN İSTİFA ETMEK BANA YAKIŞAN ŞEYLER DEĞİL'

Soru: Se çilirseniz, seçmen başka bir partiye geçmeyeceğinize nasıl ya da neden inansın?

- Öncelikle neden geçeyim? Ben 2014 yılında da soz vermiştim. Eğer bir parti teveccuh gosterip sizi aday yapıyorsa elbette ki sadık olacaksınız ve seçilmiş olsaydım kesinlikle ben ayrılmayı duşunmezdim açıkçası. Yine aynı şekilde seçmene soz veriyorum. Teveccuh gosterip beni belediye başkanlığına layık goren insanlara karşı boyle bir hareket yapmak, oradan bir başka bir partiye geçmek ya da partiden istifa etmek bana yakışan bir şeyler değil. Dolayısıyla vatandaşımız bu konuda butun hemşerilerimizin rahat olması lazım.

Soru: Neden hem YSK 'yı suçlayıp, hem de yeniden Ankara yarışına girdiniz?

-- Birbiriyle hiç alakası olmayan bir soru oldu bu. Çunku YSK'yı tabi ki suçlarım ben, YSK hata yaptı. Yani bana bu şekilde kişisel olarak cevap vermesi de yanlıştır. Daha sonra ben de kendilerine cevap verdim. Bir takım ispat ettiğime inandığım şekilde, kendilerine bunun izahatını topluma da yaptım açıkçası. Şimdi bakınız 2014 yılındaki seçimlerde zarfların içerisinden çok miktarda muhtar kağıdı çıktı. Bu bazı seçim bolgelerinde geçerli sayıldı, bazılarında sayılmadı.

' ERDOĞAN DA YSK'YI ARAYARAK İKAZ ETTİ'

-- Ankara'da da aynı şekilde yapıldı. Geçersiz oyların çokluğuna ve arada ilan edilen farka baktığınız zaman seçim sonucunun değişme ihtimali yuzde 100'e yakın. Bunu o donemki sayın başbakan olan Tayyip Erdoğan'da YSK'yı arayarak ikaz etti. Daha sonra herkese mesaj çektiler, "Aman muhtar kağıtları yanlışlıkla giriyor, dikkat edin" diye. Oysa bunun tedbirini almak YSK'nın goreviydi. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Bu hata yuzunden kanun değişti. Şu anda muhtar kağıdı çıkarsa geçerli sayılacak. Bu bile benim haklı olduğumu gosterir. Ben anayasaya inanan birisiyim. İnşallah YSK'nın da anayasaya uygun şekilde hareket etmesini beklemek benim vatandaş olarak gorevimdir, temennimdir. Bu nedenle aday olmakla YSK'ya guvenmemek arasındaki bağı ben açıkçası kuramıyorum.

' SÜREKLİ GÜNDEMDE OLMAYI SEVMEYEN BİR İNSANIM'

Soru: Neden sadece se çim donemlerinde siyasettesiniz?

(C) AA /

- Ben surekli gundemde olmayı sevmeyen bir insanım. Bir de ayrıca açıkçası surekli siyasetin içerisinde bulunamam da, "Neden" derseniz. Benim bir avukatlık burom var. Aynı zamanda da çalışmak durumundayım. Ama bu asla siyasetten uzak duruyorum anlamına gelmez. Eğer bu eleştiri getiren kişiler benim sosyal medya hesaplarımı incelerlerse, gerek Ankara, gerek referandum, gerek Turkiye gundemine ilişkin goruşlerimi orada mutlaka gormuşlerdir. Çizgimizde hiçbir sapma olmadan kendi çapımızda muhalefetse muhalefet, ovme ise de ovme, yani doğruya doğru, yanlışa yanlış diye mutlaka açıklamalarımız olmuştur. Bunu hem ulke siyaseti adına yaptım, hem de Ankara'da yapılan işler uzerinde mutlaka goruşlerimi zaman zaman belirttim. Onun haricinde aktif siyaset yapacak pozisyonda zaten değilim. 24 saatini partide geçirecek veya siyasetin içerisinde geçirecek bir yapıda değilim açıkçası.

Soru: Ankara 'nın turistlere cazip gelmesi için ne gibi projeleriniz var?

-- Ben 2009 yılında bir proje yaptım ve yayınladım. Bunu geçenlerde hatırlatmak için, Ankara'nın kayıp 10 yılı diye tekrar yayınladım. Ankara'ya bir de benim gozumle bakın diye. Çunku geçenlerde Sayın Özhaseki'nin de bir demecini gordum. "Ankara'da ne var Hacıbayram var, Kale var, Anıtkabir başka bir şey yok." gibi. Yanlış da olabilir ama ben boyle hatırlıyorum. Aslında Ankara'da çok şey var ama sizin bakışınıza bağlı. 50 yıl geriye gidip Ulus'u hayal etmeniz lazım, Kızılay'ı hayal etmeniz lazım. Bir de Ankara'nın kendi değerlerini ortaya çıkaracak çalışmalar yapmanız lazım.

-- Mesela 2006 - 2007 yıllarında başlayan bir İpekyolu projesi var. İstanbul uzerinden turistleri Adapazarı, Goynuk, Taraklı, Mudurnu, Nallıhan, Beypazarı, Ayaş uzerinden Ankara'ya getiren, uçuncu yaş grubu turizmi var aynı zamanda. Buraya gelecekler, Ankara ve Ankara'nın civarını gezecekler. Polatlı'da Gordion var, Kurtuluş harbi muzelerimiz var. Çubuk'ta Ankara Savaşı'nı canlandırabilirsiniz. Çok yapılacak iş var Ankara'da, Ankara'yı gezdirirsiniz İpekyolu turizmiyle.

' ANKARA'DA İLK YAPACAĞIM İŞLERDEN BİRİ, TERMAL SAĞLIK TURİZMİ'

- Ama daha onemli bir şey var Ankara'da, ilk yapacağım işlerden birisidir. Termal sağlık turizmi için çok uygun. Haymana'dan başlayarak Çubuk'a kadar, Kızılcahamam, Gudul, Beypazarı, Ayaş Kazan hepsinde bunların termal su kaynakları var. Bakın Turkiye'de şu anda Balçova'ya termal tedavi için geliyorlar. Kuzey Avrupa ulkelerinde nemli hava olduğu için romatizmal hastalıklar fazla ve 50 yaşı geçen tum sigortalıların termal sağlık gezisi faturalarını sigorta firmaları oduyor. Sigorta şirketlerinin 15 gunluk kur için odediği para 15 bin Euro. O kadar çok tesis var ki Ankara'da, bunu biz Ankara'ya getirdiğimiz zaman 7 bin 500 Euro'ya bile getirdiğimiz zaman odanın gunluğunu 500 Euro'ya satıyorsunuz.

' ANITKABİR'E GELEN TURİSTİ NEDEN ANKARA'DA KONAKLATMANIN YOLUNU ARAMIYORUZ?'

-- Antalya'da yazın 50 Euro'ya oda satıldığını duşunurseniz, bunun 10 misli Ankara'da para kazanmak mumkun. Bu tedavi gunde yarım saat suruyor. Yarım saatlik tedaviden sonra bir kısmı emekli olan bu insanlar boş. Yani Avrupa'daki emekliler bizdeki emeklilerimiz gibi değil, bunlar para harcayabilir. Bu insanları Ankara'nın ilçelerine goturebilirsiniz, Ankara'nın içinde gezdirebilirsiniz. Ankara civarına turlar yapmak suretiyle, oralarda gezdirip para harcamasını sağlayabilirsiniz. Bu rakamın çok çok fazla olduğuna inanıyorum. Ayrıca zaten sağlık turizmi için de gelen var Ankara'ya, Özellikle Kultur turizmi için gelebilir diye duşunuyorum. Mesela bir gonullumuzun projesi, bana ait değil ama çok tuttuğum bir proje. Anıtkabir'e gelen milyonlarca insan var yurtiçinden, biz neden bunları Ankara'da konaklatmanın yolunu aramıyoruz. Neden bu turistleri Ankara içerisinde tur yapıp gezdirecek ortamları ortaya çıkartmıyoruz. Gelip Ankara'da çok para harcayabilirler. Taksici kazanır, ureten kadınlar kazanır, ureten insanlar kazanır, esnaf kazanır. Mutlaka bunun yolunu bulacağız.

' ANKARALILAR KENDİ ARAÇLARINI DEĞİL, TOPLU TAŞIMAYI KULLANMALI'

Soru: Ankara 'nın ulaşım sorunu için çozum onerileriniz neler?

(C) Fotoğraf : DHA

- Toplu taşımadır. Bunun dışında bir çozum yok.  Raylı sistemlerle, metrolarla, belediye otobusleriyle, halk otobusleriyle taksisiyle, dolmuşuyla toplu taşıma kullansınlar. Kendi araçlarıyla gelmesinler. Bu kadar basit. Ben bununla alakalı birkaç ornek vereceğim. Evinizden iniyorsunuz asansorle otoparka, kapalı otoparkta aracınıza biniyorsunuz, işyerine gidiyorsunuz. Aynı saatlerde binlerce araba aynı yone gidiyor. Yolda bekliyorsunuz. Daha çok akaryakıt tuketiyorsunuz ve daha çok egzoz gazına maruz kalıyorsunuz. Bu arada yaşadığınız stres de cabası. İş yerinize varıyorsunuz. Akşam eve donerken aynı guzergahtan aynı şeyleri yapıp gidiyorsunuz. Sonra bakıyorsunuz bir gunde 500 adım bile atmamışsınız. Hafta sonu da koşuyoruz. "Acaba 10 bin adımı nasıl tamamlayacağız" diye.

' TOPLU TAŞIMANIN İNSANA HER TÜRLÜ FAYDASI VAR'

-- Halbuki kent hayatı boyle bir şey değil. Siz toplu taşıma kullandığınız takdirde toplu taşıma kadar yuruyeceksiniz. Aynı şekilde ulaştığınız yerden de işyerine yuruyeceksiniz. Bu sadece sizin sağlığınız açısından değil. Obezite ve kanser açısından da onemli bir şey. Hukumet bu açıdan çok onemli bir adım attı ve sigarayı yasakladı. Ancak bizim araçlardan aldığımız egzozdan çıkan gazın zehri sigaradan çok daha fazla zararlı. Yuruduğunuz zaman size ne faydası oluyor? Sağlığınıza faydası olduğu gibi, yuruyen çocuklar yuzde 30 daha fazla anlama kapasitesine sahip oluyor. Evinizden çıktınız ve işe gidiyorsunuz. Sağdaki ve soldaki dukkanların hiçbirini gormuyorsunuz. Ama siz aracınızla gitmek yerine durağa kadar yururken yolunuzun ustundeki dukkanların cirosu yuzde 30 artıyor.

-- Dolayısıyla insana her turlu faydası var. Kent yaşamı boyle bir şeydir. Fakat Ankara boyle planlanmadı. Halbuki Ankara ne durumda? İnsanlar toplu taşıma yeterli olmadığı için imkanı olmadığı halde araç satın alıyor. Her aracın aileye aylık maliyeti en az 600 TL. Bu maliyetin içinde bakımları, sigortası ve akaryakıt maliyeti var. Turkiye akaryakıtı yurtdışından alıyor. Yani ulke ekonomisine zarar. Bugun Mamak'tan, Çayyolu'ndan, Keçioren'den ve Sincan'dan 5 yıl içerisinde her gun merkeze aracıyla gelen bir ailenin masrafı 60 bin lira. 5 yıl içerisinde toplu taşıma ile gelseydi 10 bin lira odeyecekti. Peki, bu 50 bin lira ile bu aileler neler alabilirdi? Borçlanarak ev bile alabilirsiniz. Toplu taşımanın yeterince yaygınlaşmadığı durumda bunun hem aile butçesine zararı var hem de aileler 24 saat ulaşım olmaması nedeniyle araç almak zorunda kalıyor.

' ÇOK BAŞKENT VAR AMA HEPSİ MARKA DEĞİL'

Soru: Ba şkent Ankara'yı nasıl marka şehir yapmayı duşunuyorsunuz?

(C) AA /

- Bakın çok başkent var hepsi marka değil. Washington marka değil orneğin, New York marka, Los Angeles marka, ama Paris marka, Prag marka. Nereden anlarsın marka olduğunu. Marka kentler belli ozellikleri ile mutlaka one çıkmışlardır ve oraya turist gelir. Ankara'dan direkt uçuşlar sadece 11 bin, İstanbul'dan yurtdışına uçuşlar 280 bin, yurtdışında ben Turkiye'den geldim dediğim zaman insanlar maalesef ki Ankara'yı bilmiyor. Her şeyden once marka olan bir şehirde Uluslararası maçlar olur. Marka olan bir kentte uluslararası festivaller, yarışmalar olur.  Ankara'da bunların hiçbiri yok. Dolayısıyla Ankara asla marka değil. Ankara'da bence sadece Anıtkabir bilinmektedir, bunu da bilen bilmektedir. Kalesi biliniyor. Bunun haricinde Ankara dediğiniz zaman one çıkaracak hiçbir yonu yok. Bu nedenle Ankara'yı daha çok bilinen, tercih edilen, belli alanlarda ilk akla gelen kentlerden biri yapmak bizim başlıca gorevimiz olacaktır.

Soru: Ankara 'daki İmar ve yeşil alan sorununu nasıl çozmeyi planlıyorsunuz?

-- Ankara'nın şu andaki arazisini hesap ettiğimiz zaman, şu andaki o gokdelenler dahil butun yapılaşma yuzolçumunun sadece yuzde 3'une sıkışmış bir Ankara var. Yani yuzde 97'si boş, bu inanılır bir rakam değil. Kocaman Ankara'nın siz butun sınırlarını aldığınız zaman sadece yuzde 3'unde yapılaşma var. Bu yapılaşma beraberinde dikey mimari ve kaosu getirir ve Ankara'yı yaşanmaz bir kent haline getirir. Oysa yatay mimariden kastımız, Siz daha çok beton diyorsunuz ama Turkiye'deki butun ailelere birer arsa verseniz, projesini de belediye olarak kendiniz verseniz veya devlet olarak "Tek katlı veya 2 katlı buraya ev yapın. Arkasında çok geniş bahçesi olan yanında kapalı garajı olan, onunde açık park alanı olan ev yapın" denilerek birer parsel verilse toplamı sadece Van Golu kadar tutuyor. Ama yanlış uygulamalar nedeniyle tarım arazileri imara açılıyor. Devletin kullanılamayan arazileri boş duruyor. Halbuki bu arazilerin altyapısı yapılarak, çok daha yaşanabilir kentler yapılabilir. O kadar çok beton ortaya çıkaracak bir şey değil. Ben 8 katlı bir evin 5. Katında oturuyorum. Yan tarafımda ise boş bir arazi vardı. Bir anda imar değişti ve 20-30 katlı bir bina yapıldı. Benim evimin camı şu anda kapalı. Artık açamıyoruz.

(C) AA /

- Bunun için onereceğim yerler de var. 40'lı yıllarda bitirilmiş hale gelen Eski Ankara Banliyosu'nu raylı sistem haline getirelim Yenikent'ten Ayaş istikametine uzattığınız zaman boş araziler var. Burada yatay mimari yapılabilir. Hem Ankara'ya daha suratli ulaşılır, hem de daha ferah bir ortamda yaşarlar. Bu kadar sıkışık yerleşim Ankara'nın iklimini bozuyor. Bir sokakta yağmurun izi yokken diğer tarafta sel oluyor bu yanlış bir uygulama.

Soru: Siyasete ilk nas ıl ve ne zaman başladınız?

-- 1975-76 yıllarında başladım. O zaman Beypazarı'nda okuyordum, siyasete o şekilde başladım. Ondan sonra universite yıllarım bittikten sonra Beypazarı'nda serbest avukatlık yaptım. Belediye meclis uyesi oldum. 1994 yılında belediye başkanlığına aday oldum. 300 oyla kaybettim. Daha sonra 1999 yılında belediye başkanı seçildim. 2004'te tekrar belediye başkanı seçildim. 2004'te belediye başkanı seçildiğimde beni tebrik etmeye gelen gençleri toplayarak "Ben bir daha aday olmayacağım. Benim inancıma gore 2 donem yeter. Bir dahaki seçime projelerinizi hazırlayın" dedim. Avukatlık buromu hazırladım. Ancak Milliyetçi Hareket Partisi beni Buyukşehir Belediye Başkanlığına aday olarak uygun gordu bu nedenle tekrar siyasete devam etmek durumunda kaldım.

Soru: Bir onceki seçimde yaptığınız ve Kamuoyuna açıklayamadığınız hatalar neler?

-- Belki bazı konularda daha ısrarcı olabilirim diye duşunuyorum. Çunku 2014 yılında projelerimi anlatırken, yapacağım projeleri hangi kaynaktan yapacağım sorulduğunda billboard gelirleri, otopark gelirleri hafriyat gelirleri vardı. Bunlar çok tartışma konusu oldu. Ben keşke hafriyat gelirleri ile ilgili daha iddialı olsaymışım. Çunku Gokçek'ten sonra gelen belediye başkanı ile birlikte hafriyat gelirlerini belediye almaya başladı ve Ankaralılar aradaki farkı gordu. Muthiş bir gelir belediyeye gelmiyormuş. Yine otoparkla ilgili, İstanbul'da İsPark uygulamayı yapıyor, yılda 300 milyon lira kazanılıyor. Ankara'da en az 100 milyon lira kazanılabilir iddiama da karşı çıkıldı. Keşke daha ısrarcı olsaymışım. Bu konuda ne kadar çok muhalefet ederseniz, mevcut yonetim o muhalefetin etkisiyle otopark gelirini belediyeye almak durumunda kalırdı. Keşke ısrar etseydim, Ruzgarlı sokakta bir gencin canına mal olmazdı. Otoparkçıların işlediği bir cinayetle bu uygulama ortadan kaldırıldı. Keşke bu olayda olmasaydı. Bir diğeri imar rantları. İmar rantlarında 20 tane imar değişikliği ile 17 milyar liranın birilerinin cebine gittiğini iddia etmiştim. Bu o zaman inkar edilmemişti. Sadece yasal olarak bu paranın belediyeye aktarılamayacağı soylendi. Oysa 2014 sonrası 1-2 uygulamada aktarıldı. 20 kişinin yaptığı imar değişikliklerinde ortaya çıkan para 8 milyar dolardı. Bu 8 milyar dolar bu gunku belediye butçesinin iki, uç mislidir. Dolayısıyla keşke bunları daha çok eleştirseydim.

(C) AA /

- Belki yeni seçilen yonetim, bunların hepsini yapıp Ankara'yı zarar ettirmezdi. Para Ankara'ya kalırdı. Biz imar rantına izin vermeyeceğiz. Bunu kent rantı olarak goruyoruz. İmar yasa ve yonetmeliklerine aykırı olmayan bir imar artışı yapıldığı takdirde belediye meclisi kararıyla, bunun belli miktarını belediyeye aktarılmasını sağlayacağız ve bu aktarılan parayı da yoksul ailelerin ev sahibi olmaları için kullanacağız. Dolayısıyla kent rantını Ankaralıya paylaştırmış olacağız. Geri kalan kısmıyla da yolları, asfaltları, parkları, bahçeleri ve diğer işleri yapacağız. ASKİ'ye zam yapmak suretiyle halkın içme suyuna yuklenmeyeceğiz.

Soru: "Dindarların çocukları hayvanlara eziyet ediyor" derken ne kastettiniz?

-- Sokak hayvanlarıyla ilgili tabii ki projelerimiz var. Barınaklar olacak yine semt semt, ama bunların buyuk olçude hayvanların serbestçe yaşayabileceği buyuk alanlar yapıp, onların orada ozgurce dolaşmalarını ve hayvan severlerle buluşmalarını sağlayacağız. Hayvan otelleri yapacağız. Buralarda veterinerlik ve otel hizmeti verilecek. Vatandaşların tatile giderken kopeğini, kuşunu kedisini cuzi bir fiyatla belediyenin tesisine bırakmasını ve buradan elde edilen gelirin diğer barınaklar ve alanlar için harcanmasını sağlayacağız. Ucuz veteriner hizmeti vereceğiz. Çunku bu konuda çok buyuk talep var. Sokak hayvanları ile ilgili de duzenleme yapılması gerekiyor. Sokaklarda çete gibi gezen sokak hayvanlarına çozum bulunması gerekiyor. Hem sokaktaki vatandaşın şikayetlerinin çozume kavuşturulması, hem de hayvan severlerin arzusu ve olması gerektiği gibi duzenleme yapılması lazım.

-- İkinci konuya gelince, hakaret etmek gibi bir niyetim asla olamaz. Burada kastettiğim husus çok daha farklıydı. Peygamber efendimiz bir gun namaz kılarken, hırkasının uzerinde bir kedinin yattığını goruyor. Kıyamıyor onu uyurken gorunce, hırkasını kesiyor ve onu uyurken bırakıyor. Ama bakıyoruz ki ulkemizde hiç bize yakışmayan goruntuler var. Benim anlatmak istediğim şuydu. Keşke din adamları daha çok açıklamalar yapsalar da, 'Allah'ın yarattığı varlığa zulum yapmayalım, işkence yapmayalım' denilse anlamında soylemiştim. Asla dindarlara bir soylemim yoktur. Siz de arada sırada irticalen konuşurken, canlı yayında diliniz surçuyordur. Ben açıkçası inanamadım. Bana soylendiği zaman dedim ki herhalde montaj, bir baktım ki gerçekten soylemişim. Bir saat kırk dakikalık uzun bir yayındı. Hakikaten dil surçmesi olduğunu gorur gormez, hemen ozur diledim. Çunku gocunulacak bir şeyimiz yok. Affedilecek bir soz değildi. Hatamı da kabul ediyorum. Çunku biz bir gelenekten geliyoruz. Bunu bu kadar kopurten şahısların Cennet'ten tapu verir gibi, "Verdiğiniz oy sizin Cennette beratınız olacak." diyen siyasetçiye de aynı tepkiyi gostermelerini beklerdim.