Özet (TL;DR) @ 2019-02-05T13:27:00.000Z: Eski CHP’li Fikri Sağlar, Seyr-i Sabah programında CHP’nin içinde bulunduğu aday belirleme maratonunu değerlendirdi. Sağlar, aday belirleme süreçlerinin ön seçimle yapılmamasını eleştirirken,…
Seyr-i Sabah
13:27 05.02.2019(Guncellendi 14:21 05.02.2019) URL'yi kısaltın
Eski CHP'li Fikri Sağlar, Seyr-i Sabah programında CHP'nin içinde bulunduğu aday belirleme maratonunu değerlendirdi. Sağlar, aday belirleme sureçlerinin on seçimle yapılmamasını eleştirirken, partililerin sadece oy verme değil adayı denetleme gorevinin olduğunu da vurguladı.
(C) AA /
CHP'nin aday belirleme sureçleri, diğer partilere gore oldukça sancılı ve zorlu geçti. Partililerin bir kısmı memnuniyetsizliklerini dile getirirken bir kesim partiden istifa etti.
Parti yonetimi bunları demokratik surecin bir parçası olarak tanımlasa da eski CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Seyr-i Sabah programında on seçim yapılmadan, parti içindeki birkaç kişinin aday belirlemesini eleştirdi. Sağlar, CHP zamanlarında en onemli başarıların partililerin buyuk kesiminin aday belirlemede etkin rol oynamasından sonra geldiğini dile getirdi:
' 42 BİN ÜYE 5 KİŞİDEN DAHA İYİ KARAR ALIR'
"Ben sol bir gelenekten gelen birisiyim. Benim için çok onemli parti yaşantısı. Bu nedenle 24 Haziran'da benim gibi sol gelenekte yer tutmuş arkadaşlar da milletvekili yapılmamıştı. O zaman da aday olmuştuk "aday olmadınız ki sizi seçebilelim" denmesini engellemek için. Bu seçim doneminde Mersin'den aday adayı oldum. Bu sefer de aynı duşunceyle aday oldum. 13 ilçeden 10 tanesinin on seçim yapılması veya eğilim yoklaması yapılması şartıyla yapılmış bir başvuruydu. Boyle bir eğilim yoklaması on seçim yapılmadığı için beni aday yapmayacaklarını biliyordum. Ama partinin en ucra koşelerine kadar bayrağını taşıma çalışmalarını yaptım.
Mersin'de 42 bin parti uyesi vardır. 42 bin uyenin aldığı kararın 5 kişinin aldığı karardan daha iyi olduğunu duşunuyorum. Parti uyesi olmak sadece tıpış tıpış gidip oy vermek veya afiş asmak değildir. Partili olmak seçtiği insanı denetlemek de demektir. Benim bu soylediklerimden AKP'li ve MHP'li seçmenler çok etkilenip teşekkur ettiler. Benim sloganım Mersinliler kararlarını kendileri versinler idi. Mersin'in tum koşelerine gidiyorum ama herkesin benim kadar sorumluluk alması gerekiyor. Mesela Mersin belediye başkanını ilan eden başkan da benimle en ucra koşelere kadar gitmeli. Ankara'dan otururken olmayacak.
Benim bildiğim kadarıyla parti Deniz Baykal'ın genel başkan olduğu 2009 seçimlerinde on seçim yapmıştı. Daha sonra da 2015'te bir eğilim yoklaması ve on seçim yapıldı. Biz ozellikle SHP CHP donemlerinde hep on seçim yapıyorduk. Üyeye saygı, uyeye sorumluluk verme, gibi solda var olan ilkeleri one koyuyorduk. Ama bu gelenek son 9 yıl içinde bir kez denendi. Oysa yerel seçimler farklıdır. Bunun farkı adaylar yerel seçimleri gotururler heyecanlandırırlar. Siz yukarıdan aday belirlediğiniz zaman bunun suruklemesi zorlaşır. 1989 yılında yıkılmayan Bedrettin Dalan on seçimle belirlenen aday sayesinde yenildi. Üyeyi devreye soktuğunuzda sorumluluk verdiğinizde başarılı olması doğal hale geliyor. Bugun İstanbul ve İzmir gibi yerlerde problemler yaşadık. Bunları demokrasi kulturu gelişmiş bir anlayışta halledebiliriz. Sonunda alacağımız başarı bir ozeleştiri gundem maddesi gibi kalacaktır. Ama bir kırgınlık var. Seçmende CHP'yi cezalandırmak gibi bir anlayış var. Gittiğim her yerde bu anlayış var.
' ÖZGÜR MEDYA YOKSA DEMOKRASİ OLMAZ'
Eğer bir ulkede yargı bağımsız ve tarafsız değilse, orada hak hukuk adalet olmaz. Orada birey ciddi tehlikeyle karşı karşıyadır. Aşiret toplumlarında bile kendine gore adalet vardır. Eğer yargı Turkiye'deki gibi bağımsız değilse kimsenin guvencesi yoktur. Basını ozgur olmayan, havuz veya besleme medyası olarak adlandırılan bir yerde demokrasi oluşmaz. Bir yerden bir manşet veriliyor herkes kullanılıyor. Herkes bundan etkileniyor mu? Bence hayır. CHP'nin teroristlerle birlikte olması mumkun değil. 15 Temmuz'da darbe yapan kimdi? Altına uçak verilen general yapılanlar kimin tarafından yapıldı? AKP tarafından… Niye kendilerinin FETÖ ile birlikte olduğunu soyleme cesaretini gostermeyip siz teroristlerle birliktesiniz demiyorlar da diğerlerini terorist ilan ediyorlar? Turkiye'nin birlik ve beraberliğini yok etme adına. Turkiye'nin demokrasiden uzaklaşması adına oynanan oyunun piyonları gibiler.
Zillet ittifakı diyorlar. Zillet ne demek? Horlanmış aşağılanmış demek. Yani
horlanmışların birlikteliği diyorlar. Aslında doğru soyluyorlar. Öbur tarafta
şer ve zam ittifakı var. Cumhur ittifakı yaparak eziyorlar. Bizi dinleyenlerin
buyuk çoğunluğu karınlarını simitle doyuruyorlar. Diğer tarafta İstanbul
belediyesinin 130 milyon değerlerini bazı vakıflara verenler de var.
TC'nin en onemli kurumu TBMM idi. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı sırasında
TBMM Başkanı idi ve onun için en onemli sıfat buydu. Bugune kadar meclis
başkanı olmuş olanlar buyuk gurur duyarlar. Bugun Binali Yıldırım belediye
başkanlığını TBMM başkanlığına tercih ediyor. Artık kanun da çıkarmıyorlar.
Peki ulkede demokrasi var mı? Meclis Başkanı bile İstanbul rantını paylaşmayı
başkanlığa tercih ediyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.