Özet (TL;DR) @ 2019-02-04T22:25:00.000Z: Nature Communications dergisinde yayınlanan makaleye göre, Kafkasya’nın eski halklarıyla ilgili ilk geniş kapsamlı 'nüfus sayımını' yapan paleogenetik uzmanları, bu halkların göç geçmişini ortaya…
Nature Communications dergisinde yayınlanan makaleye gore, Kafkasya'nın eski halklarıyla ilgili ilk geniş kapsamlı 'nufus sayımını' yapan paleogenetik uzmanları, bu halkların goç geçmişini ortaya çıkardı ve beklenmedik bir şekilde gunumuz Amerika, Sibirya ve Guney Avrupa topraklarındaki akrabalarını buldu.
Berlin Arkeoloji Enstitusu'nden Sabina Reinhold, bulgularını şoyle ozetledi:
"Gunumuzden 2-3 bin yıl once Kuzey Kafkasya'daki butun halkların kulturleri farklı olsa da genetik olarak birbirlerine çok benzediklerini açığa çıkardık. Anlaşılan bu sırada kulturel ortaklıkları onlar için kan bağlarından daha onemliydi".
KAFKASYA 'DA YAŞAYAN HALKLAR 8 BİN YIL ÖNCE BÖLGEYE GELDİLER'
Arkeologlar, gunumuzde Kafkasya'da yaşayan halkların atalarının bu bolgeye yaklaşık 8 ila 5 bin yıl once geldiklerini duşunuyor. Bu bolge oldukça uzun bir sure kavimler goçunun ana yollarından biri olmanın yanı sıra Rusya ve diğer Avrupa ulkelerinin gunumuzdeki sakinlerinin ataları için de 'Avrupa'ya açılan pencere' idi.
Bu nedenle genetikçiler uzun zamandan beri Kafkas halklarının genetik haritalarında bu goçlerin izini bulmanın mumkun olacağını duşunuyordu. Bu goruşe gore, bazı durumlarda kulturel gelenekler zamanla çok buyuk farklılıklar gostermesine rağmen, halkların genlerinde bu tarih yansımış olmalıydı. Bu çerçevede Danimarkalı bilim insanları Guney Kafkasya'nın diğer halklarıyla Ermenilerin atalarının aslında hemen hiç değişmemiş olduklarını da kanıtlamışlardı.
(C) AA /
Reinhold ve Rusya'nın onde gelen palegenetik uzmanlarının da aralarında bulunduğu meslektaşları, gunumuzden yaklaşık olarak 6 ila 3 bin yıl once bu bolgede yaşayan dort duzine çiftçi ve avcı-toplayıcının genlerini analiz ederek, Kuzey Kafkasya halklarını Avrupa ve Asya'nın eski insanlarından muhtelif gruplarla ilişkilendiren son derece ilginç ve beklenmedik gizemleri açığa çıkardı.
Farklı tarihi donemlerde dağlarda yaşayan insanların aralarındaki akrabalık bağlarının izini suren Reinhold ve meslektaşları, Kafkasya'nın eski sakinlerini goçe neyin sevk ettiğini ve Rusya ve komşu cumhuriyetlerin gunumuzdeki sakinlerinin DNA'larında ne tur izlerin kalmış olabileceğini anlamayı umut ediyorlardı.
Bu karşılaştırmalar bir takım beklenmedik sonuçlar ortaya koydu. Örneğin, Rusyalı ve başka ulkelerden bilim insanları, taş devrinde Kafkasya halkları arasındaki genetik 'sınırın' bugun olduğu gibi yuksek dağ sırtlarında değil, Rusya stepleriyle Kafkasya ekosistemini ayıran bir hat boyunca yattığını ortaya çıkardı.
Bunun sonucu olarak Kuzey Kafkasya'da yaşayan ve arkeologların birbirlerine yabancı saydığı birçok halk, aslında yakın akrabaydı. Ayrıca bu hat boyunca yaşayan halklar birbirleriyle neredeyse hiç temas kurmuyordu, ancak dağların diğer tarafında yaşayan çok uzak insan gruplarıyla ilişki içindeydi.
MAYKOP K ÜLTÜRÜ
Örneğin, Bronz Çağı'nın başında kuzeybatı Kafkasya'ya yayıldığı duşunulen unlu Maykop kulturu, buraya, arkeologların bu gune kadar sandığı gibi Mezopotamya'dan gelmemişti. Onlar aslında Avrasya'nın guney halklarıyla ilişkisi olmayan yerel, ozgun bir gruptu. Daha ilginci, bunların DNA'larında, Kızılderililerin ve Sibirya'nın gunumuzdeki halklarının atalarıyla bağlarını gosteren izler vardı.
Benzer bir şekilde, Kafkasya'nın doğu kıyılarında yaşayan Yamnaya kulturu de, Avrupa'nın eski guney ve guneydoğu halkları ve onların gunumuzdeki temsilcileriyle genetik olarak akrabaydı.
Araştırmacılara gore, Bronz Çağı'nın başında guney Rusya ile Avrupa arasındaki benzer temaslar, Avrasya'nın eski sakinleri arasındaki ticari vb. zincirin sanıldığından çok daha uzun olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, arkeologların goruşunun tersine, Kafkasya'nın bu sırada halkların goçu onunde aşılmaz bir engel olmadığı da ortaya çıkıyor.
' 'ANADOLU' DİLİ GRUPTAN AYRILAN İLK DİL'
Reinhold ve meslektaşlarına gore Yamnaya kulturunun temsilcileri, gunumuz Avrupa halklarının 'ataları' ve Kafkas halkları arasındaki temasları keşfetmiş olmaları, tarihsel açıdan en ilgi çekici buluş niteliğinde.
Bu ilişkiler, Hint-Avrupa dillerinin doğuşuna dair 'Hazar' teorisini guçlendiriyor ve bu ilk dilin anavatanının Kafkasya'nın daha guneyinde olabileceğini gosteriyor. Bu da, bu dillerin ortak atalarının gunumuzdeki Turkiye topraklarında ortaya çıktığını ileri suren 'Anadolu' hipotezini kabul etmeye olanak sağlıyor.
Bilim insanlarının vardığı sonuca gore, 'Anadolu' dili, daha Yamnaya kulturunun ataları kuzeye hareket etmeye başlamadan bu gruptan ilk ayrılan dil oldu.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.